10 Mart 2013 Pazar

Antalya'da Bahar

 




Sabah yağmurlu bir hava ile uyandık. Öğleden sonra güneş yüzünü gösterince hemen kendimizi evimizin yakınındaki çayırlığa attık Minik'le. Minik otların arasında kaybolmuş:)








Çayırların asıl sahipleri

Az ilerideki ebegümeci kümeleri inanılmaz irilikte yaprakları ile çok dikkat çekiyor.










Sazlıklar  henüz taze oldukları için yeşilin  en güzel tonlarındalar

8 Mart 2013 Cuma

Kuşlu Nazar Boncuklu Sarkaç

 
 





Bu kez  tasarım, kalıplar  ve makine dikişleri  bana ait. El işçiliği yardımcım Naciye Hanım'ın.

5 Mart 2013 Salı

Balkon İçin Rüzgar Çanları



Balkonlarda keyif yapmanın zamanı geliyor. Begonvilli Ev'in balkonları bu yıl biraz daha  süslü olacak.

Bu rüzgar çanlarını  yapmayı  ne zamandır istiyordum. Tığ işi kalpler örüp boncuklarla ve minik çanlarla süslemeyi düşünüyordum ama  bileklerimdeki sinir sıkışmalarından dolayı  tığ işi yasaklanınca, kumaşlarla çalıştım. Gerçi yine biraz boynum ve sağ elim zorlandı ama başlayınca  bırakamadım, üç tane rüzgar çanlı sarkaç yaptım. Bakalım beğenecek misiniz?



 
 
 
 
 

4 Mart 2013 Pazartesi

Sen Ne Tatlısın Baha!



Kendimle çeliştiğim anlar yaşadım sayende:)

Ben çocukların ve hayvanların yarışmalarda boy göstermelerini hoş karşılamıyorum. Çünkü  kendi tercihleri olmadığını biliyorum. Öyle bile olsa o yaştaki bir çocuk doğrunun yanlışın, kendisine zarar ya da yarar sağlayacak ortamların durumların ayrımına varamaz.
Ama bu Baha var ya...
izledikçe daha da izleyesim geldi; o tombik yanakları mıncıklamak,  bagetleri tutan ellerini ısırmak geldi içimden:))) Dört yaşında bu nasıl bir  ritm duygusu, o bilmişlik, o tatlılık ve zeka... Maşallah sana Baha! Anne baba hangi duygu ve beklentilerde bilemem. İşin psikolojik ve sosyolojik boyutlarını irdelemek beni aşar. Sadece tehlikeleri hissedebilen biri olarak çok güzel yerlere gelmeni diliyorum.
Umarım o pırıltılı dünya seni içine alıp harcamaz Baha'cık..

Karanfil Cenneti ve Bu Cennetin Ağır İşçileri

Dün  evimizin yakınındaki karanfil seralarına  gittik. Gözlerimiz şenlendi..  Göz alabildiğince, dönümlerce serada yetiştirilen nadide karanfiller büyük bir emekle henüz tomurcuk olarak derleniyor ve bir kısmı ihraç ediliyor, bir bölümü de iç pazarlara, yani buradaki çiçekçilere, otel, motel, tatil köylerine gönderiliyor.  Karanfillerin dikim aşamasından toplanmasına dek nasıl bir özenle bakılıp emek verildiğini anlatamam. Sabah güneş doğmadan çalışmaya başlayan insanlar akşama dek uğraşıp didiniyorlar.
Buyrun  seralarımızı  gezmeye:
Seraların bir bölümünün üzeri açık, bir bölümünün ise tüle benzeyen örtülerle kapatılmış.

Bazıları tomurcuk, bazıları da yarı açmış durumda.

Açmış olanların renklerinin güzelliğini anlatamam. Uçuk pembeden  bordoya, sarıdan turuncuya ve mora dek her rengi  var.





Serada çalışanlar  genellikle ailece bu işi yapıyorlar.  Asıl işletmeciler yani büyük patronlar seraların yanına lojmana benzer evler yaptırmışlar ve bu aileleri yerleştirmişler. Kira, elektrik ve su parası ödemiyorlarmış ancak ciddi boyutta emek sarfederek çoluk çocuk  çalışıyorlar ve  fide başına az bir ücret alıyorlarmış. Bir fidede kaç dal karanfil yetiştiğini sormayı unutmuşum.


Eşi serada çalışırken, Sündüz Hanım da kesilmiş karanfilleri buket yapıyor.


Oğul Şerafettin tezgahın başında.










3 Mart 2013 Pazar

Yeni Dostlarım ve Arkadaşlarım

Bir yıl önce  böyle bir ortamda yaşayacağımı söyleseler inanmazdım. Geçen yıl bu günlerde cesur bir kararla yepyeni bir yaşama adım attım. Şehrin kalabalığından ve gürültüsünden sonra burada kendimi cennette gibi hissediyorum. İnanın hiç ama hiç özlemiyorum kent hayatını.
İşte buradaki yeni dostlarım ve arkadaşlarım:)


Arkadaşım Mehmet, ineği, keçileri





Mehmet'in ninesi, kuzeni, Mehmet, ben  ve Minik
 
 

2 Mart 2013 Cumartesi

Begonvilli Ev'de Sabah Keyfi

Begonvilli Ev'de kuş sesleri ile uyanılıp erkenden yürüyüşe çıkılıyor. Sonra da balkon keyfi yapılıyor.

Bugün yürüyüşte bitişikteki seralarda çalışanlarla sohbet ettim, bana bu güzel karanfilleri hediye ettiler.
 
Balkonumuz 
 
 
 
 

Bakın kim balkon sefası yapıyormuş?

Çileklerimiz

Baba kızın sabah keyfi


1 Mart 2013 Cuma

Ebegümeci

Şifalı bitkilerimizden biri. Üstelik yemeği çok lezzetli. Bir başka gün tarifini vereceğim.
Şimdilik faydalarına bir göz atıp, sabah yürüyüşünde topladığımız çiçekleri ile gözlerimizi şenlendirelim.
Ebegümeci Bitkisi ve Ebegümecinin Faydaları

28 Şubat 2013 Perşembe

İlle de Doğa!


Hayalinizdeki yaşam alanı böyle bir yer mi?

Ya da böyle bir evceğiz mi doğanın kucağında? 

Ama yukarıdaki köy evi için  ''Pek de  eski püskü, dökükmüş'' derseniz;

''İkisinin ortası bir şeyler olsun  ama illa ki doğa ile iç  içe olsun'' derim ben..

Samuel Becket ''Kararlı bir şekilde doğaya dönmeliyiz'' demiş. Bence çok doğru söylemiş. Gün geçtikçe doğadan kopuyoruz. Sözümona uygarlaştıkça, doğadan uzaklaştığımız gerçeğini inkar edemeyiz.

Bugün, o çok özenilen ultra modern yerleşim yerleri ile ilgili yazmak geldi içimden. Mega kentler, doğal ortamları azaltırken beraberinde kimyasal kirlenmelerle birlikte görüntü, ses kirliliğini ve ne yazık ki psikolojik çöküntüyü de getiriyor yaşamımıza. Doğal güzelliklerin eksikliğinin farkına varıldı varılmasına ama gerçeği olmadığı için yapayı sunuluyor. Hem de astronomik rakamlarla. Gösterişli reklamlarla tanıtılan ultra modern yerleşim birimleri, sahte gölleri, yapay korulukları ile doğal güzelliklerin imitasyonu olarak ne derece orijinallerinin yerini tutabilir? Hadi tuttu diyelim, buralara ulaşabilenler toplumun yüzde kaçıdır? Yok, yok ben sahte dünyalar yaratılacağına, var olan doğal güzelliklerin hassasiyetle korunmasından yanayım. Emin olun, aidatını bile karşılayamayacağım o çok pahalı sitelerde hiç gözüm yok. Benim tek arzum olabildiğince doğal yaşamla iç içe olabilmek. Örneğin oksijen terapi merkezlerinde ağzımıza burnumuza takacağımız maskelerle beş on dakika temiz hava solumak uğruna esaslı paralar harcanıyor artık kentlerde. Her sabah çam ormanlarının yanından geçip sahile dek yürürken tertemiz havayı soluyup ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum ama bir yandan da içim yanıyor; etraftaki çöp yığınlarını gördükçe...
Ve  gün geçtikçe azalan ağaç dokusunu düşünerek kahroluyorum.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Yeter Artık, Kirletme!

Acımasız insanoğlu, kirleterek, yok ederek kendi sonunu da hazırlıyor!!!

Devamı aşağıdaki linklerde

http://shelf3d.com/Search/Uploaded%20by%20journeytomidway


http://youtu.be/HF_sdJA2aIo

24 Şubat 2013 Pazar

Yavaş yavaş ölürler (Muere lentamente)


Yavaş yavaş ölürler (Muere lentamente)

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
Gururlarını yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları
yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan
kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet
değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk
almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.


Pablo Neruda

Şakayık Çiçeği ve Çağrıştırdıkları

 En  çok sevdiklerimden biri.






Renkleri, zarif formları ile saksıda ya da yerde ilkbaharın en güzel çiçeklerinden biri  de şakayık bana göre..


Şakayık - Vikipedi
Her yıl bir kaç saksı satın alırım ama üretmeyi ya da  bir dahaki yıla yaşatmayı  başaramam.






Bu yıl yine deneyeceğim. Eğer bu konuda deneyimli olanınız varsa tavsiyelerinizi bekliyorum.

Şakayık demişken:
http://www.youtube.com/watch?v=vnehNtzlOx0


Bir de yıllar önce okuduğum 'ın ünlü romanı Şakayık geldi aklıma. Çin'de yaşayan Yahudi bir ailenin Çinli hizmetçisi narin ve  tatlı kızın  platonik aşkını konu alan roman Çin'in büyülü atmosferinde yaşanan imkansız aşkı anlatan  şiir tadında bir baş yapıt.

23 Şubat 2013 Cumartesi

Bahar Gelmiş Bahar!

 Yağmurdu, rüzgardı derken nihayet bahar geldi buralara..

İşte bizden bahar görüntüleri:







 


Ve en güzellerini sona sakladım; karşımızdaki çayırlıktan topladığımız kır çiçekleri