Çevrecilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çevrecilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2020 Pazartesi

Güzeller Güzeli Beyaz Laden (Cistus salvifolius)

Evimin yakınındaki ormanın eteklerinde beyaz ladenler açmış.




















Arılar çok meşgul, çok da  mutluydular. Badem ve ben de mutlu olduk.

29 Ekim 2019 Salı

Menengiç Ağacı

           Buralarda, özellikle her yıl ekim ayında, hayran hayran  seyrettiğim iki ağaçtan biridir menengiç ağacı. Diğeri de eski okurlarımın  tahmin edebileceği gibi zeytin ağacı elbette.
https://begonvilliev.blogspot.com/2018/12/zeytin-agac-asktr-yasam-felsefesidir.html

           Yine belirtmeliyim ki tüm ağaçlar çok değerlidir benim için. Ağaçların yaprağına, çiçeğine, meyvesine, dalına, endamına bakmalara doyamam. Sizlere tuhaf gelebilir ama ağaçların ruhu olduğuna inanırım; hem de istisnasız iyi ruhlar. Onlara yakın olunca kendimi  daha iyi hissederim.

            Menengiç ağacını tanıyordum tanımasına da, kokusunu duyabilecek, tohumlarının o büyülü aromasını tadacak kadar yakından görmemiştim. Doğa yürüyüşlerimde, tam da bu mevsimde salkım salkım kırmızımsı yer yer koyu yeşile dönüşen meyvelerini görünce  '' bu menengiç olmalı''  dedim. Sordum, araştırdım, özelliklerini öğrendikçe hayranlığım arttı. Bu gün  köpek kızlarımla yaptığım uzun doğa yürüyüşünde çamların arasında gördüğüm menengiç kümeleri mıknatıs gibi  çekti beni. Bol bol fotoğraf çektim. Dokundum, yeşile dönüşen meyvelerinin tadına baktım. Kırmızıların çok ekşi ve buruk bir tadı var. Koyu yeşile dönenler hoş kokulu ve çerez tadında.



           Menengiç (Çitlenbik) (Pistacia terebinthus), sakız ağacıgiller  ailesinden bir ağaç. Güneydoğu Anadolu'da, Akdeniz Bölgesi'nin dağlık, kırlık alanlarında kendiliğinden  yetişiyor. Çalı ya da ağaç formunda olabiliyor. Yörelere göre çitlenbik, çedene, çıtlık, bıttım gibi adları var.Çocukluğumda çitemik olarak  söylendiğini anımsıyorum.  Antalya'nın Akseki ve Manavgat ilçelerinde “Çöğre” olarak isimlendiriliyor. Burdur'daki Bucak ilçesinde çıtlık şeklinde adlandırılıyor. Belki de bilmediğimiz başka adları da vardır.

         Aşılanarak Antep fıstığı ağacına dönüştüğünü biliyor muydunuz? Ayrıca tohumlarının hafifçe kavrulup öğütülmesi ile  elde edilen ürün menengiç kahvesi adı ile tanınıyor.  Son zamanlarda doğal ürünlere ilginin artması menengiç kahvesinin de yaygınlaşmasına neden oldu. Biz ailece severek içiyoruz.  Bir de menengiç sabunu var. Oldukça yağlı olan tohumlarından yapılan bu sabunun cildi onarma  özelliği olduğu söyleniyor.


















Menengiç ağacının böyle keçi boynuzuna benzeyen bir meyvesi daha var.


          Bu güzel ağacın yakınlarımda olması beni mutlandırıyor. Yöremizde, yakınımızda değeri bilinesi daha ne  güzellikler var kim bilir.  Yeter ki görmesini bilelim, tanımak için  çaba gösterelim. Koruyup gözetmek  boynumuzun borcu, öyle değil mi? Sağlıcakla kalın dostlar.

     

9 Nisan 2018 Pazartesi

22 Nisan 2016 Cuma

İlkbaharı Kırlarda Yaşamalı!

Burada ilkbaharın en güzel günlerini yaşıyoruz. Sabahları tatlı bir serinlikle uyanıyor, öğleye doğru  iyice ısınsak da  henüz bunalmadan yürüyüşler yapabiliyoruz. Biliyorum ki bu günler çabucak geçecek. Bir süre sonra takvim   ilkbaharı gösterse de  nem oranı git gide artarak  kavurucu sıcaklar kendini hissettirecek. İşte bu nedenle fırsat buldukça bu güzel günleri kırlarda, sevgili ormanımın  patikalarında değerlendirmek istiyorum. Buralarda bu keyfin farkında olan bir Allah'ın kulu olmamasına hayret ediyorum. İşleri güçleri olması nedeni ile değil.. Hemen hemen her gün sabahtan akşama dek  küçük çocukları ile kapı  önlerinde  diğer komşular ile oturup bağıra çağıra sohbetler ediyorlar. Onların  da yaşam tarzı bu..




Bana gelince, günlük işlerimi planlayıp, sabah yapılması gerekenleri  halleder etmez, alıp köpek kızlarımı, ormanın kıvrımlı yollarında aşağıda göreceğiniz güzelliklerin tadını çıkarıyorum. Elbette hepsini paylaşamıyorum. Orman sarmaşıklarının, ada çaylarının, kekiklerin harika kokuları, pastoral bir şarkı gibi gelen kuş cıvıltıları, yol kenarında otlayan keçilerin  melemeleri, kelebeklerin  pür telaş etrafta uçuşmaları, sizlere ulaştıramadığım güzellikler. Yine de  renklerden bir demet sunmak istedim.

Baş rollerde  yol arkadaşım Badem





Burada  her dönemeçte ya da sapılan her patikanın sonunda fon değişiyor.  Az önce papatyalarla dolu bir yerden geçerken, birden  sarı çiçeklerin halı gibi  etrafı kapladığı bir düzlüğe gelebiliyorsunuz.




















Bu yonca familyasından  yer örtücü bir bitki.














Son günlerde çok kaplumbağa görüyorum.





Badem vadiyi seyrediyor.





Aşağıda  tek tük erguvan ağaçları var.





Bu bitki bir adaçayı türü. Gezdiğim blogların birinde  bir Fransız bayanın bahçesinde peyzaj bitkisi olarak kullanıldığını gördüm. Cezayir Adaçayı olarak tanıtmış. 





Ormanda  bulduğum  vahşi orkideler.





Yine ormanda  rastladığım  yabani süsen.






Bu ağaç  ormanın eteklerindeki vadide büyümüş yabani armut ağacı. Burada Zingit diyorlar.




Aynı vadide yabani elmalar da var.




Bu günlük bizden bu kadar.  Sizlere de gönlünüzce güzellikler yaşamanızı diliyorum.

31 Aralık 2015 Perşembe

Dağa Taşa Tohum Bombası

Not:Animasyonu Google'dan çaldım. Çok şirin ve konu ile de ilgili diye:)

Geçen yıl bu günlerde orman yürüyüşlerimde gördüğüm ve fotoğraflarını çektiğim bazı güzel orman bitkilerini bu yıl daha az görüyorum. Bazılarını öyle çok beğenmiştim ki, adlarını araştırıp bir deftere notlar almışım.  Örneğin  adaçayı ailesinden Salvia adlı bir bitki. Buraya ilk geldiğimde ormanın eteklerinde göz alabildiğince yayılmıştı.
Bu fotoğrafı bu köye taşınmamızdan hemen sonra çekmiştim. Demek ki iki yıl  olmuş..









Şimdi ise mevsimi geldiği halde oldukça az. Çok gösterişli, bahçede  bile yetiştirilebilecek kadar güzel olan bu bitkinin kültür bitkisi olarak da üretildiğini  öğrendim.  Geçen yıl tohum pazarlayan bir firmanın kataloğunda  fotoğraflarını görüp sipariş verdim, hem de farklı renkleri ile bahçemde bol bol yetiştirdim.



 Ancak  bu beni yeteri kadar mutlu etmedi. Ormanda git gide azalmış olması  beni üzüyor. Çoğu endemik olan türler sanırım böyle  azala azala yok olup gidiyor.  Salvia sadece bir örnek. Ormanla ilk tanıştığım günlerde pürenlere de hayran kalmıştım. Ne var ki şimdi tam zamanı olduğu halde hemen hemen hiç  püren yok.  Çektiğim fotoğraflara bakıp üzülüyorum.


''Yoksa sırada karağanlar, ezentereler, anemonlar mı var?'' diye kaygı duyuyorum.

Ama sadece  kaygılanıp üzülmek işe yaramıyor. Bu bitkileri korumanın yolları olmalı diye düşünürken çok sevdiğim Yeşilist'te bir yazı okudum.

Dağa taşa tohum bombası! başlığı ile harika bir yöntem anlatılıyor.

Okuyunca uygulanabilir bir yöntem olduğunu  anladım. Tohum bombası nasıl hazırlanır burada 
Not: Tarifte kil diyor ya, bulamazsanız ıslatılmış gazete kağıdı da de işe yarıyor. Gazete kağıdını ıslatın, içine biraz torf  ve tohumları koyup minik toplar halinde paketleyin ve  kurutun.
Şimdi benim ilk  yapacağım, bu bitkilerin tohumlarını alıp boş kaldıkça  tohum bombalarını hazırlamak olacak. Sonra da gezi çantamda bolca bulunduracağım. Uygun olan her yere tohum bombalarımı bırakacağım. Zaten şu an elimde geçen yıl aldığım salvia tohumları var. Ormanda, üzerinde tohum olan  kekikler de görüyorum. Bundan böyle orman florasını daha dikkatli izleyip tohum gördükçe alacağım.


Evet, burada bu işe gönüllü olan tek  kişiyim ama bakarsınız başkaları da katkıda  bulunmak  isteyebilir. Her nerede olursanız olun, belki sizler de doğa gönüllüsü olursunuz.
Tüm doğa severlere, koruma ve yaşatma bilincine sahip  herkese sevgiler, selamlar.