Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2019 Salı

.Enfes Kokulu Clematisler Açmış Ama..

Doğa yürüyüşlerini çok seviyorum. Hava koşuları aşırı zorlayıcı olmazsa, her mevsimde mutlaka uzun ya da kısa yürüyüşler yaparım.  Epeyce uzun süredir bunu yaptığım için buraların florasını, faunasını iyi bilirim. Yollardan, patikalardan sadece yürüyüp geçmekle kalmam;  bitkileri, hayvanları inceler, fotoğraflarını çekerim. Onlarca yabani bitkiyi, endemikleri, çok ya da az bulunanları artık kolaylıkla tanıyıp adlarını, bazılarının da Latince adlarını sayabilirim. Çünkü rastladığım bitkileri mutlaka araştırır, notlar alırım. İşte doğa yürüyüşlerini çok sevmemin asıl nedeni, bu yürüyüşler  sayesinde  köpek kızlarımla günlük sporumuzu yaparken çevremdeki bitkileri, hayvanları tanıma olanağı bulmam.

Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe  ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim.  Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak  tam da  clematislerin  olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar ,  hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....

''Ama''  sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..






























9 Mayıs 2019 Perşembe

Begonvilli Ev Halleri


Köpek kızlarla harika bir doğa yürüyüşü ile güne başlamak,




kır çiçeklerinin  sunduğu görsel şöleni izlemek,


bazen tepeciklere tırmanmak,


eve dönünce balkonda açan çiçeklerin renkleri ile büyülenmek,











 bahçede açan güllere iltifatlar etmek,





bitmeyen işler arasında  kendimizi şımartmak için mutfakta fazladan zaman geçirmek,











bahçeden derlenmiş güllerle ''evim, güzel evim'' havalarına girmek

gibi haller işte. Sırada okunacak  pek çok kitap, izlenecek güzel filmler, dinlenecek harika müzikler olsa da elbette onlara da sıra gelecektir.  Yeter ki sağlık olsun.



Sağlıcakla kalın dostlar..







16 Ağustos 2018 Perşembe

Terk Edilmiş Evler

Terk edilmiş evler vardır her şehirde,  her kasabada, hatta köylerde.
Yapayalnız, ürkütücü, bir o kadar da hüzün verici  görüntüleri olan  harap evler…
Kirli,  kırık dökük camları, kapıları, pencereleri, aşınmış sıvaları, eğer varsa acınası bahçeleri ile sızım sızım sızlayan bir halleri vardır.
Tıpkı yarı aç yarı tok sokaklarda ömür tüketen, kimsesiz,  hasta, yarı deli, muhtemelen alkolik ya da şizofren evsiz insanlar kadar hüzün vericidir o evlerin hali de..  Pek de farklı değillerdir hani; evsiz insanlarla  insansız evler…. Kaderleri  aynıdır,  sahip çıkanları yoktur.  Pek çok güzelliği, yaşanmışlığı, anıyı taşıyor olmaları  hiç bir şey ifade etmez şimdiki durumda.  İşleri bitmiş, devirleri tamamlanmıştır. Enkaz olarak gözler önünde olmaları da sadece yürekleri  sızlatır ama hemen hiç birinin kurtuluşu, eski güzel günlerine dönüşü olası değildir.
 Onlardan birini gördüğüm zaman  çok hüzünlenir, ”kim bilir kimler yaşadı  bu evde?” diye düşünürüm. Film kareleri canlanır gözümde.  Özellikle Kaleiçi’nde özgün mimarileri ile dikkatimi çeken eski harap konakları görünce .  Şu kapıdan kim bilir kimler  girdi  bir zamanlar? Şu pencereden hangi kadın, akşam eve dönecek olan eşini görmek için baktı?  Yaz akşamlarında, taş duvarların arkasındaki portakal ağaçlı, yaseminli bahçede kurulan sofrada kimler akşam yemeği yediler ve taş plaktan yayılan  hangi şarkıları dinlediler? Kim  bilir, ne sevinçler ve ne acılar yaşandı?  Ne aşklar, ne terk edilişler, ne kavuşmalar geldi geçti..
Henüz  ben doğmadan çok önce yaşanmış pek çok mizansen canlanır gözümde.
Dantel perdeleri yıkayıp kolalamaktan, merdivenleri Arap sabunu ile ovmaktan yorgun düşmüş  hanım, muhtemelen  beyi  eve gelmeden  giyinip süslenip ondüleli saçlarına hafif  limon suyu ile şekil verip allığını  sürmüştür.
İşte şu yüksek merdivenli, sırtını eski kale duvarına dayamış konakta, bahçesindeki turunç ağaçlarından toplanan turunçlardan kaynatılan reçelin kokusu nasıl da  sokağı sarmıştır..  Diğer  bir evde  taze asma yaprakları toplanıp çoktan,  minicik serçe parmağı inceliğinde  sarmalar olarak ocağa konulmuştur. Başka bir evde, evin biricik kızına  görücü  gelecek hanımlar için  hazırlık vardır.  Hazırlanan  kurabiyeler,  köşedeki  fırına  gönderilmek üzere, üzerleri güzelce örtülmüş, vişne şurupları, kalıp halinde alınıp talaşta saklanan ve  kırılıp bakır bir kovaya doldurulan buzda soğutulmuştur..
Fransızca öğretmeni Dilber Teyze  piyanosunu  tıngırdatmaktadır, hurma ağaçlarına grup halinde konan kumruların eşliğinde…
Çocuklar mutludur, televizyon , internet kafeler, alışveriş merkezleri olmasa da.  Rahatça oynayabildikleri  bahçeleri, boş arsalar, tırmanabilecekleri ağaçları vardır.
Sokak kedileri bile  mutludur o yıllarda.  Bahçelerin kuytu ve gölge köşelerinde karınları doyuyor, yorulana kadar oynayıp uyuyorlardır muhtemelen. Yollarda ezilme tehlikesi olmadan, yaşayıp gidiyorlardır.
Görüyorsunuz ;  beni nerelere alıp götürdü bu eski evler ve emin olun bu anlattıklarım birebir yaşanmıştır. Anneannemin anıları,  annemin ve teyzemin de aktarımları ile  capcanlı geliyor gözümün önüne..  Neredeyse bir roman yazdıracak  kadar  hissediyorum yaşanmışlıkları.
Ve şimdi  yılların  yorgunu konak, çoktan  rahmetli olmuş  eski sahiplerinin çocuklarının  küçüklük  halini bilse de yetişkinliklerini bilmiyordur.  Hele onların çocuklarını  hiç tanımamıştır..
 

Bu eski  konak yavrusu evlerden biri de rahmetli dedemin ailesine aitmiş.  Kaleiçi’nde , Kırkmerdivenler’in  altında harap durumda yok olmakta  şu an.. Bir çok varisi olan ancak yasalar gereği restore edilmesi için  akıl almaz bir  servet harcanması gereken  bu evin durumu, ailedeki pek çok hukukçunun  bile içinden çıkamadığı,  kimin ne yapacağı bilinmeyen bir muamma.  Gördüğüm zaman  göz yaşlarımı tutamıyorum…

26 Mart 2018 Pazartesi

Vadimin Çiçekleri ve Kelebekleri

Köpek kızlarımla yürüyüşler yaptığım vadi şu günlerde çok renkli konuklar ağırlıyor. Enfes kır çiçekleri ile dolup taşması boşuna değil. Çünkü kelebekler ve arılar o  çiçekler için çalışıyorlar. Öte yandan onların da beslenmeleri ve çoğalmaları için o çiçeklere ihtiyacı var. Doğa işini  biliyor..

Dün ve bu sabah işi gücü bırakıp vadideki çiçekleri kelebekleri görüntülemek için  çabaladım. Çok zordu ama değdi.




















6 Mart 2018 Salı

Geyik Elması

Dün sabah orman yürüyüşümüzde rastladığım en muhteşem görüntü, çiçek açmış geyik elması ağaçlarıydı. Şu an bir kaç geyik elması ağacı çiçeklere bürünmüş. Geçen yıl  meyve vermiş hali ile fotoğraflarını çekmiş arşivime  koymuştum. Görsel şölene buyurun:





















17 Aralık 2017 Pazar

Yağmur Sonrası Orman Yürüyüşümüz

Gece boyunca yağmur yağdı. Hava açınca Köpek kızlarımla güzel bir yağmur sonrası yürüyüşü yaptım. Tertemiz hava  ve görüntüler enfesti.  Ben anlatmayayım, buyurun birlikte  gezelim:


Bu yollarda yürüdük!



Bu vadiyi önce  yukarıdan izledik.







Sonra aşağıya indik


















Kara'cık çok mutlu oldu!
Tabii ki ben de...

18 Kasım 2017 Cumartesi

Kazlarla Harika Bir Gün

Bugün öğleden sonra ırmak kenarında ailece piknik yaptık. Muhteşem bir doğa ve enfes bir hava vardı.

Bir de orada mutlu mutlu takılan kazlar.  Öyle pozlar verdiler ki,


























Onları görüntülemeye doyamadım...