Doğa ve İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğa ve İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2020 Pazartesi

Güzeller Güzeli Beyaz Laden (Cistus salvifolius)

Evimin yakınındaki ormanın eteklerinde beyaz ladenler açmış.




















Arılar çok meşgul, çok da  mutluydular. Badem ve ben de mutlu olduk.

24 Şubat 2020 Pazartesi

Güzeller Güzeli Akseki Navruzu Yok Olmasın!



Komşu ilçe Akseki'nin endemiklerinden güzeller güzeli soğanlı bir bitki olan Akseki Navruzu'nu tanımıyordum. Geçen yıl tam da bu mevsimde,  evimin yakınındaki  bozuk çam ormanında  anemonların, ezenterelerin fotoğraflarını çekerken onları da gördüm. Her bir ayrıntısına hayran kaldım. Görüntüleyip, flora konusunda pek çok uzmanın  yönetici ve üye olduğu Facebook grubu Flora'ya gönderdim. Burada olması biraz şaşırtıcı geldi hocalarımıza ama ''evet, ta kendisi''' dediler. Çiçek, yaprak kesiti  konularında  bilgiler verdiler. Onu tanıdığım ve yanı başımda bulduğum için  çok mutlu oldum..Ama...

Eminim ''ama'' diye başlayan cümleden   bir olumsuzluk olduğunu tahmin edersiniz..  Üzülerek devam edeyim;  Akseki Navruzu'nun  başı burada dertte. Çünkü  geçen yıldan beri  alanları  oldukça daraltıldı. Zaten, sadece belli bir yerde rastlamıştım. Şimdi oralarda  iş makineleri çalışıyor. Hem  inşaatlaşma, hem de  tarla açma  çalışmaları var. Küçüldükçe küçülen  bozuk çam ormanının eteklerinde  dört beş tane  buldum ama geçen yıldan beri olanları görünce, daha önce  boyalı salviaların başına gelenler onların da başına gelecek diyorum. Aynı yerde bir kaç tür salep orkidesi ve ters laleler de var. Ne yazık ki   hepsi de risk altında.


12 Şubat 2020 Çarşamba

Anemonlar


Muhteşem anemonlarımız açtılar.. 













12 Ocak 2020 Pazar

Doğa Yürüyüşümüz

Bugünkü uzun yürüyüş arkadaşlarım Kuyruk, Kara  ve Badem'di.  
                                                                       







 




 Dünü aratmayacak kadar sıcak ve güzel bir gündü. Bir de hemen her yerde rastladığım çöpler olmasaydı. Onların fotoğrafını çekmedim. Anemonlar ve diğer kır çiçeklerini, bir de orman meyvelerini çektim ama emin olun bu gördüğünüz bitkilerin yanı başlarında bile çöpler vardı. 











Günün benim açımdan en iç karartan eleştirisi de yürüyüşümüzde rastladığım bazı kadınların köpeklerime nefretle bakarak ''bu köpeklerle kendini neye yorarsın?'' tarzı bir şeyler söylemeleriydi. Ne diyebilirdim ki, onların dünyaya bakış açıları ayrı, benimki ayrı.. Kısacası ne onlar beni anlar, ne de ben onları.. Çöp yığınlarından rahatsız olmazlar ama benim eğitimli, kontrolüm altındaki köpeklerimin varlığından rahatsız olurlar. . İşte böyle bir yerde yaşıyorum.
Sağlıcakla kalın dostlar.

3 Ocak 2020 Cuma

Kendi Küçük, Hırsları Büyük İnsanlar

 Bu ağaç şu an yok .

Bunlar da yakın zamanda aynı kaderi paylaşacak olan  aynı yerdeki diğer ağaçlar.


Kendi arazilerinde olmadığı halde, iki gün önce yürüdüğümüz bu patika da yok edilmiş. Kocaman iş makineleri çalışıyordu az önce..


Ülke olarak en büyük sosyal sorunları yaratanlar kendi küçük, hırsları büyük insanlar. Bu sözü her hangi bir  düşünürden, yazardan  ya da ünlü kişiden aşırmadım. 61 yıllık yaşamımda görüp yaşadıklarımın bana öğrettiği bir saptama. Kendi çıkarlarına hizmet ederken toplumun yararına da bir şeyler yapsalar  belki bu kadar   yıkıcı olmaz sonuçlar. Ne var ki, tamamen öze dönük çıkarcılık amaçlı bir hırstır sahip oldukları. O nedenle başkalarının  hatta ülkenin düştüğü durumlar zerre kadar  etkilemez onları.  Bakın çevrenize, onları hemen tanıyacaksınız. Küçüktürler; bütünü algılayamazlar. Bırakın ileriyi yakın geleceği bile göremezler. Aldıkları eğitim küçüktür . Bu onların suçu olmasa da kendilerini geliştirme gibi bir çabaları olmamıştır. Hem kendilerine, hem çevrelerine  zarar verirler. Hırsları uğruna yok etmeyi, kirletmeyi, başkalarının haklarını görmezden gelmeyi asla sorun etmezler. Rahatlıkla  başka  insanlara, başka canlılara  zarar verirler ama en ufak bir vicdani rahatsızlık duymazlar.Yeter ki öz çıkarları beslensin. Ağaçları kesenler de, çevreyi kirletenler de toplum kurallarını hiçe sayanlar da bu kendi küçük, hırsları büyük insanlardır. Hatta  kötü yönetilme de bu tür insanlarla yakından ilgili. Hasbelkader bir yerlere gelmişlerse o  büyük hırsların beslenme alanı genişler. Bu kendi küçük hırsları büyükler var ya;  fırsat bulurlarsa her türlü yazılı  ya da geleneksel yaptırımı  kendileri için   kullanmayı  iyi bilirler. Çünkü akılları bu yönde iyi çalışır. Bir de çıkar ortaklığı devreye girerse, birbirlerini kollayıp gözetirler. Kaba kuvvete, göz dağı vermeye eğilimlidirler. Etraflarındaki bazı insanlar  korkudan, bazıları da  aynı fabrikanın ürünü olduklarından ne eleştirirler, ne de eleştirene destek olurlar. İşin kötüsü, hırslarının esiri olan bu küçük insanlar tüm enerjilerini  doymak bilmez hırslarını beslemek için kullandıkları için iyi ve güzel işler yapmaya vakit bulamazlar.  Bunca sözü  neden mi ettim? Dün, bugün çok üzgünüm.. Zaman zaman canımı acıtan  durumlar bazen dayanamayacağım boyutlara geliyor. Artık bu durum beni ciddi olarak rahatsız ediyor. Biliyorum ki rahatsız olan yalnız ben değilim. Haydi bizler de sesimizi çıkaralım. Ağaçlar kesilmesin. Kişisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçmesin. Temiz çevrede, temiz vicdanlı insanlarla yaşamak en doğal hakkımız. Öyle değil mi?

26 Aralık 2019 Perşembe

Nasıl Kıydınız!


Bu ağacı kesmişler. Bu bir meşe ağacıydı; belki de 100 yaşında. Bugün gördüm, göz yaşlarımı tutamadım.Yüzlerce kuş barındırıyordu. Kocaman kırmızı kuyruklu sincaplar oynaşırdı dallarında. Koca gövdesini devirmişler. Dalcağızları yerlere serilmiş. Ayrıca aynı yerde yedi sekiz tane kocaman zeytin ağacını da kesmişler. Bakımsız olsalar da meyve doluydu üstleri. Dedelerinizin kemiklerini sızlattınız. Aferin size!

3 Aralık 2019 Salı

Güle Güle Sonbahar


Ah, sonbahar! Nasıl da çabucak gelip geçiverdin...

      Uzun ve sıcak yaz günleri boyunca özlenmiştin.. Duygulu ama zaman zaman hırçınlaşan bir kadına benzetirim seni. Gün batımı saçlarında hüzün vardır çoğu kez. Belki de ondandır şairlere pastoral, romantik şiirler yazdırman. Belki de ondandır içli aşk şarkılarına konu olman.Yüzyıllardır ressamların tuvallerinde yer alman. Gün doğumu ve gün batımı en çok sana yakışır. Her yeni günün, sürprizlerle doludur. Bazen gülen bir yüz olursun, bazen de asık suratınla ve yaprakların rengi ile bütünleşen büyüleyici güzelliğinle ince bir hüzün olursun. Her geçiş gibi biraz uyarıcı, biraz korkutucu anların vardır. Solgun yüzün ironik öyküler anlatır dinleyene. Kırılgan zamanlarınla, imgelerle bezeli bir şiir gibi güzelliğinle yaşanılası bir mevsimsin sonbahar. 


Yeşilden sarıya, sarıdan, kahverengiye ve kızıla , enfes dönüşümler sendedir sonbahar.














Bahçemdeki renklerinden de gözlerimi alamam..































Hoşça kal sonbahar. Yine bekleriz...

30 Kasım 2019 Cumartesi

Sevgili Ormanımda Harika Bir Yürüyüş

 Bugün ormanda, köpek kızlarımla harika bir yürüyüş yaptık.  Tablo gibi sonbahar görüntülerini, tertemiz havayı, yağmur sonrası, ilkbaharı beklemeden uyanan doğayı görmek, yaşamak büyük şans..





























29 Ekim 2019 Salı

Menengiç Ağacı

           Buralarda, özellikle her yıl ekim ayında, hayran hayran  seyrettiğim iki ağaçtan biridir menengiç ağacı. Diğeri de eski okurlarımın  tahmin edebileceği gibi zeytin ağacı elbette.
https://begonvilliev.blogspot.com/2018/12/zeytin-agac-asktr-yasam-felsefesidir.html

           Yine belirtmeliyim ki tüm ağaçlar çok değerlidir benim için. Ağaçların yaprağına, çiçeğine, meyvesine, dalına, endamına bakmalara doyamam. Sizlere tuhaf gelebilir ama ağaçların ruhu olduğuna inanırım; hem de istisnasız iyi ruhlar. Onlara yakın olunca kendimi  daha iyi hissederim.

            Menengiç ağacını tanıyordum tanımasına da, kokusunu duyabilecek, tohumlarının o büyülü aromasını tadacak kadar yakından görmemiştim. Doğa yürüyüşlerimde, tam da bu mevsimde salkım salkım kırmızımsı yer yer koyu yeşile dönüşen meyvelerini görünce  '' bu menengiç olmalı''  dedim. Sordum, araştırdım, özelliklerini öğrendikçe hayranlığım arttı. Bu gün  köpek kızlarımla yaptığım uzun doğa yürüyüşünde çamların arasında gördüğüm menengiç kümeleri mıknatıs gibi  çekti beni. Bol bol fotoğraf çektim. Dokundum, yeşile dönüşen meyvelerinin tadına baktım. Kırmızıların çok ekşi ve buruk bir tadı var. Koyu yeşile dönenler hoş kokulu ve çerez tadında.



           Menengiç (Çitlenbik) (Pistacia terebinthus), sakız ağacıgiller  ailesinden bir ağaç. Güneydoğu Anadolu'da, Akdeniz Bölgesi'nin dağlık, kırlık alanlarında kendiliğinden  yetişiyor. Çalı ya da ağaç formunda olabiliyor. Yörelere göre çitlenbik, çedene, çıtlık, bıttım gibi adları var.Çocukluğumda çitemik olarak  söylendiğini anımsıyorum.  Antalya'nın Akseki ve Manavgat ilçelerinde “Çöğre” olarak isimlendiriliyor. Burdur'daki Bucak ilçesinde çıtlık şeklinde adlandırılıyor. Belki de bilmediğimiz başka adları da vardır.

         Aşılanarak Antep fıstığı ağacına dönüştüğünü biliyor muydunuz? Ayrıca tohumlarının hafifçe kavrulup öğütülmesi ile  elde edilen ürün menengiç kahvesi adı ile tanınıyor.  Son zamanlarda doğal ürünlere ilginin artması menengiç kahvesinin de yaygınlaşmasına neden oldu. Biz ailece severek içiyoruz.  Bir de menengiç sabunu var. Oldukça yağlı olan tohumlarından yapılan bu sabunun cildi onarma  özelliği olduğu söyleniyor.


















Menengiç ağacının böyle keçi boynuzuna benzeyen bir meyvesi daha var.


          Bu güzel ağacın yakınlarımda olması beni mutlandırıyor. Yöremizde, yakınımızda değeri bilinesi daha ne  güzellikler var kim bilir.  Yeter ki görmesini bilelim, tanımak için  çaba gösterelim. Koruyup gözetmek  boynumuzun borcu, öyle değil mi? Sağlıcakla kalın dostlar.

     

25 Haziran 2019 Salı

.Enfes Kokulu Clematisler Açmış Ama..

Doğa yürüyüşlerini çok seviyorum. Hava koşuları aşırı zorlayıcı olmazsa, her mevsimde mutlaka uzun ya da kısa yürüyüşler yaparım.  Epeyce uzun süredir bunu yaptığım için buraların florasını, faunasını iyi bilirim. Yollardan, patikalardan sadece yürüyüp geçmekle kalmam;  bitkileri, hayvanları inceler, fotoğraflarını çekerim. Onlarca yabani bitkiyi, endemikleri, çok ya da az bulunanları artık kolaylıkla tanıyıp adlarını, bazılarının da Latince adlarını sayabilirim. Çünkü rastladığım bitkileri mutlaka araştırır, notlar alırım. İşte doğa yürüyüşlerini çok sevmemin asıl nedeni, bu yürüyüşler  sayesinde  köpek kızlarımla günlük sporumuzu yaparken çevremdeki bitkileri, hayvanları tanıma olanağı bulmam.

Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe  ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim.  Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak  tam da  clematislerin  olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar ,  hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....

''Ama''  sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..