. Perşembe günü eşimin ve kendimin zorunlu ilaçlarımızı almak için köy minibüsüne binip Manavgat'a gittim. Dolmuşta her gidişimde gördüğüm dedeler gayet rahat, bağıra çağıra konuşarak, yakın temastan zerre kadar rahatsız olmadan Manavgat'a gidiyorlardı. Bu dedeler orada ne yaparlar? Benden başka kimsede maske, eldiven yoktu. Maalesef yolda tüküren, duraklarda yan yana bekleyen insanlar gördüm. Dönüşte taksi ile döndüm. Taksi dezenfektan kokuyordu ama şoför maskesizdi.. Köyde komşularda gözlediğim ise sürüler halinde bir evden diğerine gidip gelmeler. Sanırım kimse akrabalarında virüs olma olasılığını düşünmüyor. Oysa çoğunun iş yerleri Manavgat'ta. Bu insanlar berber, kahveci ya da otel çalışanı. Unutmayalım ki ölenler ya da taşıyıcılar da birilerinin akrabası, eşi. Buralarda durum bu.
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mart 2020 Cumartesi
30 Kasım 2019 Cumartesi
Sevgili Ormanımda Harika Bir Yürüyüş
19 Nisan 2016 Salı
Kafkaslardan Gelen Sağlık İksiri: Kefir
Bilmeyen yoktur.. Yine de kısaca anlatayım:
18. Yüzyıla dayanan bir tarihçesi var. Kafkasya'dan tüm dünyaya yayılmış. Kafkas bir aile bir sır gibi uzun yıllar saklamış ama Rus Sağlıkçılar Derneği bu harika ürünün peşine düşüp sonunda kefir mayasına ulaşmışlar. Filmlere konu olabilecek bir öyküsü var; merak edene burada (Tık)
Düzenli olarak tüketmek gerekiyor. İşte o zaman mucize başlıyor. Bağışıklık sistemini onarıp güçlendiriyor.Kemikler, saçlar, cilt vs. harika oluyor. Bir zindelik, bir aktif olma isteği, sormayın.. Özellikle yaşlılara ve çocuklara çok yararlı. Yıllar, yıllar önce yapmıştım. Eşim çok ağır bir kortizon tedavisi görüyordu. Bu ilacın yan etkilerinden korunması için tavsiye edilmişti. Gerçekten çok yararını görmüştük.
Marketlerde görüyoruz son yıllarda. Ancak her bi şeyin ev yapımına pek meraklı olan ben, evde kefir yapmaya karar verdim. Evet, başardım. Ev yapımı yoğurt kıvamında, hafif ekşi, azıcık köpüklü bir içecek. İçecek diyorum, tüketim şekli bu.
Evde kefir yapabilmek için öncelikle kaliteli bir kefir mayasına ihtiyacınız var. Ben mayamı güvenilir bir sanal marketten getirttim. Maya haşlanmış karnabahar görünümünde. Bir de taze ve doğal süte ihtiyacımız var. Kaynatıp soğutularak oda sıcaklığına getirilmiş sütü, tercihen kaymağını alarak, metal olmayan bir kapta maya ile buluşturuyorsunuz. Ben toprak güveç kabında yapıyorum. Cam, porselen, pyrex olabilir. Mayalama işleminin püf noktası mayayı asla kaşıkla temas ettirmemek.Tahta kaşıkla kaba bırakıp süt ekleyin. Sonra bir tülbentle ya da kağıt havlu ile üstünü örtüyoruz. Yoğurt mayalar gibi sarmak sarmalamak yok! Oda sıcaklığında bırakıp mayalanmasını bekleyin. İklim farklılıklarından dolayı bu süre değişebilir. Benim ilk kefirim iki günde mayalandı. Ertesi gün ve sonrasında bir günde mayalanma gerçekleşti.
Bir dahaki sefere işlem yapmak için mayayı kefirden plastik bir süzgeç yardımı ile, hafifçe sallayarak ayırıyoruz. Sonra maya taneciklerini temiz, kireçsiz sudan geçirip iyice süzüyoruz. Artık tekrar mayalama işlemine geçebiliriz. Zamanla maya taneleri çoğalıyor. İşte o zaman eşe dosta verebilirsiniz.
Deneyecek olanlara şifa olsun, afiyet olsun...
Sayfamıza biraz renk!
Gelincikler bahçemden. Aklınızda olsun; tomurcuk olarak toplayıp suya koyunca böyle kıvır kıvır ve çok baskın renkli açıyorlar. Vazoda daha çok dayanıyorlar.
Etiketler:
Mutfağımdan,
Ruh ve Beden Sağlığı,
Sağlık,
Sağlıklı Beslenme
27 Aralık 2014 Cumartesi
Kolum Kırıldı!
Sevgili dostlar,
bu kez Begonvilli Ev'den kötü haber var. Dün akşam üzeri kurt kızımı gezdirirken, başıboş bırakılmış tavuklara atlaması yüzünden düştüm ve yerde sürüklendim. Sol kolum, bileğimin üzerinden iki yerden kırıldı. Çok sıkıntılı geçen geceden sonra içim rahat etmedi, sizlere haber vermek istedim.
Sevgi ve selamlarımla..
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Sağlık
2 Temmuz 2014 Çarşamba
Ufak ama önemli bir bilgi! Saklama Kaplarının Kullanım Sayısı
''Hani şu marketlerden ya da pazar yerlerinden satın aldığımız plastik saklama kapları var ya; onların pek çoğunun (neredeyse tamamının) sadece 5 kullanımlık olduğunu biliyor muydunuz?
Ben de yeni öğrendim. Sanıyordum ki, eskiyene kadar, ne bileyim, çizilene ya da görünümü bulanıklaşıncaya dek kullanılabilirler. İşte öyle değilmiş. Tabii ki yiyecek saklamakla ilgili bu kural. Bu kutuların altına dikkatlice bakarsanız en fazla kullanabileceğiniz sayının yazılı olduğunu göreceksiniz.
Ayrıca, peynir kabı, yoğurt kabı vs olarak kullanılan kapların altında da 1 sayısı var. Yani bunlar da tek kullanımlık ambalajlar. Asla birden fazla sayıda kullanılmayacak. Her plastik kabın altında 1,2,5 gibi rakamlarla azami kullanım sayıları belirtilmiş. En iyisi camdan şaşmamalı. Evet biraz ağır oluyorlar ama çok daha sağlıklılar. Söz konusu sağlığımız olduğu için önemli bir konu bence..''
Yukarıdaki yazıyı, bir hemşire arkadaşımın beni uyarması ile yazmıştım. Ancak, daha sonraki araştırmalarımda, bu rakamların o kabın yapıldığı maddenin zararlı içeriğini derecelendirme amaçlı yazıldığını öğrendim. Düzeltmek üzere sayfamı açınca tam da bununla ilgili bir yorumla karşılaştım.Yorum yazan Cemile Hanım'ın da uyarısı bu yönde. ''Bu rakamlar, kullanım sayısını değil de madde içeriğini anlatıyor'' diyor. Ortada olan bir şey var ki sonuçta plastik olan ham maddeler bir takım zararlı içeriklere sahip. Artık doğruya ulaşmak için araştırmak sizlere kalıyor.
Ben de yeni öğrendim. Sanıyordum ki, eskiyene kadar, ne bileyim, çizilene ya da görünümü bulanıklaşıncaya dek kullanılabilirler. İşte öyle değilmiş. Tabii ki yiyecek saklamakla ilgili bu kural. Bu kutuların altına dikkatlice bakarsanız en fazla kullanabileceğiniz sayının yazılı olduğunu göreceksiniz.
Ayrıca, peynir kabı, yoğurt kabı vs olarak kullanılan kapların altında da 1 sayısı var. Yani bunlar da tek kullanımlık ambalajlar. Asla birden fazla sayıda kullanılmayacak. Her plastik kabın altında 1,2,5 gibi rakamlarla azami kullanım sayıları belirtilmiş. En iyisi camdan şaşmamalı. Evet biraz ağır oluyorlar ama çok daha sağlıklılar. Söz konusu sağlığımız olduğu için önemli bir konu bence..''
Yukarıdaki yazıyı, bir hemşire arkadaşımın beni uyarması ile yazmıştım. Ancak, daha sonraki araştırmalarımda, bu rakamların o kabın yapıldığı maddenin zararlı içeriğini derecelendirme amaçlı yazıldığını öğrendim. Düzeltmek üzere sayfamı açınca tam da bununla ilgili bir yorumla karşılaştım.Yorum yazan Cemile Hanım'ın da uyarısı bu yönde. ''Bu rakamlar, kullanım sayısını değil de madde içeriğini anlatıyor'' diyor. Ortada olan bir şey var ki sonuçta plastik olan ham maddeler bir takım zararlı içeriklere sahip. Artık doğruya ulaşmak için araştırmak sizlere kalıyor.
Etiketler:
Sağlık
26 Haziran 2014 Perşembe
Tükürük Bezi Taşı
Daha önce ne duymuş ne de görmüştüm.
Başıma gelince öğrendim. Bakın neler oldu;
Üç gün önce boynumda, sağ tarafta, çene altında bir şişlik ve ağrı ile başladım güne. Yutkunma zorluğu ve ağzımı açamama durumu vardı. Ee biraz korktum, çünkü uzak bir akrabamızı boğazındaki şişlikle başlayan çok eziyetli bir süreçten sonra kaybetmiştik. Neyse uzatmayayım, o gün ''of!puf!'' larla geçti. Baktım ertesi gün çene altındaki kitle büyüyor ve ağrı da artıyor, korkum iyice arttı. Hemen iyi bir hekim arayışına girdim. Malum bu çevreyi iyi tanımıyorum. Antalya'da olsak sorun değil. Artık, bıktırıcı araştırmalar, gerekli gereksiz pek çok tetkik beni bekliyordu. Bir de kötü bir sonuç olasılığı.. Bu arada ben açım, su dahi içemiyorum. Beynimde 40 türlü olumsuz düşünce dolaşıp duruyor. Eşimi düşünüyorum, kızlarımı, Minik'imi düşünüyorum. Onları kimlere emanet ederim, yoksa sokaklara mı düşerler? Delireceğim. Bu arada Biber'i sevgili eski komşum Emine Hanım'a, Jane'i Sezoş'a veririm diyorum ama Haylaz Colette ortada kalıyor. Köpek kızlarım ve yaşlı Minik'im hepten zordalar. Badem yıllarca çile çektikten sonra şimdi mutluluğu buldu. Cins değil diye kimse almaz. Kuyruk hiper aktif, kimse istemez. Minik yaşlı, onu da istemezler.. İşte böyle düşüne düşüne aklımı kaçıracağım. Ertesi gün mutlaka doktora gitmeliyim diye bir uzmandan randevu aldım. Muayene saati gelene dek biraz dinlenmeye, başarabilirsem uyumaya çalışayım dedim. Ağrım belki biraz azalır diye bir aspirini suda eritip içtim. Bu arada ben ilaç içmekten nefret ederim. Ezbere ağrı kesici falan asla almam. halimi anlayın artık. Daha sonra bir 20 dakika kadar uyumuşum. Uyanınca gördüm ki, boğazımdaki ağrı ve şişlik daha bir zorlayıcı olarak devam etmekte. İşte tam o anda hafifçe öksürdüm galiba ve ağzıma tık diye sert bir parça geldi. Önce dişim kırıldı sandım ama dişlerimde sorun olmadığını görünce çok şaşırdım. Evet bu taş görünümlü sert parça boğazımdan çıkmıştı. Olayın ardından Antalya'daki tanıdık bir uzmandan bilgi aldım.
Meğerse tükrük kanallarında taş oluşabiliyormuş. Bu taşlar zamanla kanalı tıkayıp oradaki dokuların şişmesine ve ardından da iltihaplanmasına neden oluyormuş. Pek çok durumda ameliyatla çıkartılması gerekiyormuş ama tahmin edeceğiniz gibi hassas ve zor bir ameliyat. Neyse ki benim taşım kendiliğinden düştü. Üç gün boyunca neler çektiğimi anlatamam. Ertesi sabah yani şu an şişlik biraz küçülmüş. Bu taşlar yüzde yirmi olasılıkla yine oluşuyormuş. Umarım tekrar oluşmaz. Bu sabah hastalanalı beri ilk kez düzgün bir kahvaltı yaptım ama hala ağrım var. Yine de eşimle espriler yapıyoruz. Diyorum ki;
''Bunca acı çekmeme karşın şöyle minik bir pırlantam olsaydı bari. Şimdiye dek hiç kıymetli bir taşım olmadı ama ne gezer, kötü görünümlü, pütürlü bir çakıl taşım oldu. '' Şaka bir yana değerli taşlara falan pek düşkünlüğüm yok. İlla ki istesem mutlaka olurdu, cidden önemsediğim şeyler değiller.
Ben yaşadım, sizler yaşamayın, aklınızın bir köşesinde olsun, olur da karşılaşırsanız panik yapmayın diye paylaştım. Sağlıklı , harika günleriniz olsun.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Sağlık
19 Kasım 2013 Salı
Omega3'ün Doğru Kullanımı
On yıl kadar önce doktor tavsiyesi ile tanıştım omega 3 tabletleri ile. Akademisyen bir aile dostumuz, ''günde iki tane alıver, yararını göreceksin'' demişti. Ancak, o tavsiye edilen, günde iki tabletin içeriği, kaç mg olduğu vs hakkında en ufak bir bilgim olmadan almıştım o yıllarda. Tek bildiğim, Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından üretilmediği ve çok da gerekli olduğuydu. Balık yağı, keten tohumu, ceviz, semizotu gibi besinlerde bulunduğu biliyordum ancak hayat boyu bunları düzenli ve yeterli miktarda almamız mümkün olamayacağı için besin takviyesi olarak alınması gerekiyor. Omega 3 'ün kalp damar sağlığının korunmasında, alerji ve zihinsel hasarların önlenmesinde ve daha bir çok konuda önemli olduğu biliniyor.
Daha sonraları onca Omega 3'ü boşuna mı aldık? dedirtecek yazılarla karşılaşır olduk. Buradaki makalede olduğu gibi Kafalarımız karıştı tabii ki. Ne de olsa bu tür besin takviyeleri ticari ürünlerdi ve çok da büyük bir pazar oluşturulmuştu.
Üstelik Omega 3 içeren ürünlerin bazılarının kalitesiz olduğu, kirli denizlerden çıkarılan soğuk deniz balıklarından elde edilmiş olanların ağır metaller içerdiği söyleniyor. Her firma kendi ürününün en iyi en yeterli ürün olduğunu savunuyor, diğerlerine güvenmememizi telkin ediyor. Bütün bu kafa karıştırıcı durumlara rağmen benim gibi, Omega 3 takviyesine ihtiyacınız olduğunu düşünenlerdenseniz; önce doğru ürünü bulmalıyız. Ayrıca bilmemiz gereken bir konu daha var:
Alınması gereken miktar. Aldığınız ürünün içindeki DHA ve EPA oranlarına mutlaka bakın! Ben bunların ne olduğunu da araştırdım: EPA (Eikosapentaenoik asit), DHA docosahexaenoic asit, her yaştaki insan için gerekli uzun zincirli yağ asitleriymiş.
Piyasadaki ürünlerde, genellikle 3'e 2 oranı bulunuyor. Demek ki, 500 mg'lık bir takviyede 300 mg EPA için 200 mg DHA oluyor. Günlük alınması gereken DHA+EPA miktarı bana 500-1000 arasında olmalı diye önerildi.
Bir başka tavsiye de, Omega 3 tabletini aldığınız an, içeriğindeki maddelerin kandaki oksijenle reaksiyona girmesi nedeni ile gücünü kaybetmesi. Bu nedenle içeriğinde E vitamini olanları tercih etmeliymişiz.
Unutmayın, dozaj önemli! Çünkü eksik doz boşuna alınmış tabletler demek. Fazla doz ise kanı sulandırıcı etkisinden dolayı tehlikeli . Önerilen doz 1000-1500 mg. Siz yine de doktorunuza danışarak belirleyin dozunuzu.
Evet, bu konuya uzun süredir kafa yormaktayım. Anlayacağınız, epeyce araştırdım Derli toplu bilgilere ulaştığım şu siteye de göz atabilirsiniz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Omega-3_ya%C4%9F_asitleri
Hepinize sağlıklı, kaliteli bir yaşam diliyorum.
Etiketler:
Ruh ve Beden Sağlığı,
Sağlık,
Sağlıklı Beslenme
12 Ekim 2013 Cumartesi
Yarına Yönelik Kaygılar Bu Günü Karartmasın!
Hiç Böyle Bir Güzellik Gördünüz mü? (Tık)
diye yazmıştım iki yıl önce.
Komşum, mutlu yuvasında, çok sevdiği eşi, çocukları ve harika kedileri ile yaşayan hoş, zarif bir hanımdı.
İşte bu bakımlı ellerin sahibi sevgili Ayten Hanım şu an çok hasta. Antalya'nın en donanımlı hastanesinde aylardır derin uykularda...
Yaşam dolu, kendine çok iyi bakan, çok zevkli, enfes bir evde yaşayan sanatçı ruhlu güzel kadın, sağlık sorunu bile sayılmayacak, görmezden gelinebilecek ama kendince sorun saydığı bir durum için operasyon geçirirken yaşanılan bir aksilik yüzünden yoğun bakımdan çıkamıyor.
Onu sık sık düşünüyorum, iyileşmesi için dualarımı eksik etmiyorum.
Geriye kalan zarif hediyelerine bakıp hüzünleniyorum.
Onun bu hali aylardır yüreğimde sızı, gözümde yaş oldu.. Bunca ay sonra neden mi paylaşıyorum?
Bu sabah kahvaltı sofrasını hazırlarken, eşim şehir merkezine inmemi gerektiren bir iş için ısrarla beni uyardı. Onun gereğinden fazla kaygılandığını hissettiğim için rahatsız oldum. Eşimin, önümüzdeki günlerle ilgili kaygılarının makul olmayan ölçülerde olduğunu ve içinde bulunduğumuz anı huzurlu yaşamasına engel olduğunu, benim için de baskı unsuru oluşturduğunu anladım. Elbette yarını düşünerek yaşamalıyız ancak bu düşünmenin boyutları o anın güzelliklerini görmemize engel olacak kadar büyük olmamalı, öyle değil mi... Belki de o çok kaygılandığımız yarını yaşayamayacağız.
Güzelliklerle dolu yarınlarınız hep olsun dostlar ama yaşamın sürprizleri de aklınızın bir köşesinde olsun..
Güzelliklerle dolu yarınlarınız hep olsun dostlar ama yaşamın sürprizleri de aklınızın bir köşesinde olsun..
Etiketler:
Anılar,
Dostluklar,
Ruh ve Beden Sağlığı,
Sağlık
21 Ağustos 2013 Çarşamba
Ve Kapari Çayı İle Tanıştık
Dün uzunca anlatmıştım:
Burada(Tık)
Özenle topladığım kapari çiçeklerini yıkayıp gölgede kuruttum. Kuruyunca azıcık kaldığını söylemeliyim. 1/5 litrelik demleme kupasına iki çay kaşığı kadar koyup, kaynadıktan sonra iki üç dakika bekletilmiş su ile demledim. 15 dakika sonra şekersiz olarak içebiliyorsunuz.
Demlenince kurutulmuş çiçekler açılıyor.
Şekersiz olarak içilebilen berrak renkli hafif bir çay elde ediyorsunuz. İçimi kolay, çiçeklerindeki kokuyu hissedebildiğiniz bol şifalı bir çay bu.
Afiyet olsun!
Burada(Tık)
Özenle topladığım kapari çiçeklerini yıkayıp gölgede kuruttum. Kuruyunca azıcık kaldığını söylemeliyim. 1/5 litrelik demleme kupasına iki çay kaşığı kadar koyup, kaynadıktan sonra iki üç dakika bekletilmiş su ile demledim. 15 dakika sonra şekersiz olarak içebiliyorsunuz.
Demlenince kurutulmuş çiçekler açılıyor.
Şekersiz olarak içilebilen berrak renkli hafif bir çay elde ediyorsunuz. İçimi kolay, çiçeklerindeki kokuyu hissedebildiğiniz bol şifalı bir çay bu.
Afiyet olsun!
20 Ağustos 2013 Salı
Harika Bitki:Kapari
Bu egzotik görünümlü çiçeklere dikkatli bakın! Eflatun renkli erkek organları, beyaz taç yaprakları ve yeşil çanak yaprakları ile oldukça dikkat çekici. Bazılarına hoş bile gelebilecek baygın bir kokusu var. Ancak, meyveleri, tomurcukları ve sürgünleri suya bırakılınca pek de güzel kokmuyor. Bu kadar ayrıntılı anlattığım çiçekler, kapari bitkisinin çiçekleri.
Bir süre önce kapari bitkisinden söz etmiştim.
Yazı burada (Tık)
Bir bitkiden tıbbi anlamda yararlanabilmek için kulaktan dolma bilgilere pek güvenemem. Bu kez bu bitkinin gerçekten yararlı olduğuna ikna oldum doğrusu. Çünkü kaparinin pek çok rahatsızlığa çare olabileceğini söyleyen bilim adamını ailece tanıyoruz.
Talesemi Federasyonu Genel Başkanı ve Akdeniz Kan rahatsızlıkları Vakfı Başkanı Prof. dr. Duran Canatan özellikle kapari çayı ile ilgili bilimsel araştırmaların sonuçlarının son derece olumlu olduğunu söylüyor.
Konu ile ilgili gazete haberi burada
Kapari çayının nasıl hazırlandığı da burada
Hala hak ettiği ilgiyi göremeyen kapariyi ''Yanı Başımızdaki Hazine'' başlığı ile tanıtmaya çalışmıştım. Şimdi bu harika bitkiye ilgim biraz daha arttı ve haftada iki gün sabahları yakınlarımda keşfettiğim kapari çalılarını ziyaret edip, çoğalmalarına engel olmayacak şekilde çiçek, tomurcuk ve kapari karpuzu olmak üzere bir miktar ürün topluyorum. Bir kaç minik kavanoz salamuramız hazır ama yenecek hale gelmesi için beklememiz gerekiyor.
İki avuç kadar çiçeği de çayı için kurutmak üzere hazırladım.
Eğer çevrenizde varsa sizler de bu bitkiden yararlanın ve iyi koruyun, yok olmasına izin vermeyin.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Doğa ve İnsan,
Mutfağımdan,
Sağlık,
Sağlıklı Beslenme,
Yaşamdan
29 Temmuz 2013 Pazartesi
23 Nisan 2013 Salı
Begonvilli Ev Halleri
Sevgili dostlar; öncelikle merak edenler için sağlığımla ilgili bir haber vermek istiyorum. Dün yani, 22 Nisan pazartesi sabahı sağ bileğimden bir operasyon geçirecektim. Ancak eşimin ve yakınlarımın ısrarı ile iki farklı uzmanın daha görüşleri için iki hastanenin kapısını aşındırdık.
Sonuç: Biri derhal ameliyat derken diğer ikisi, durumumda düzelme olduğunu, güç kaybının oldukça az olduğunu söylediler. Şimdilik operasyonun gerekli olmadığı yönünde açıklamalarda bulundular. Bu durumda ameliyatı iptal ettirdik. Egzersizlere ve koruma odaklı tedaviye devam.
Tahmin edeceğiniz gibi az çok rahatladım ama rahatsızlığımın ne denli önemli olduğunun bilincindeyim. Eğer durumumda kötüye gidiş olursa yeniden operasyon konusuna döneceğiz..
Öte yandan burada havalar bir açık bir kapalı. Şemsiye kapıda hazır, yürüyüşlere devam..
Ellerimin durumundan dolayı bahçe işleri yapamasam da bahçevanların yardımı ile maydanoz, dereotu, rezene vs tohumlarımızı ikinci kez dikiyoruz.
Bir öncekiler mi? Aşağıda:)
Bu arada bol bol kitap okuma fırsatım olması teselli edici oluyor.
Lara sahillerinde baharla birlikte, uçurtma şenlikleri, binicilik gibi faaliyetler var. Bize de izlemek düşüyor.
Ve son olarak, kurutulmuş çiçek sevenler için bir öneri; bu bitki çok dekoratif ve dayanıklı.
Sonuç: Biri derhal ameliyat derken diğer ikisi, durumumda düzelme olduğunu, güç kaybının oldukça az olduğunu söylediler. Şimdilik operasyonun gerekli olmadığı yönünde açıklamalarda bulundular. Bu durumda ameliyatı iptal ettirdik. Egzersizlere ve koruma odaklı tedaviye devam.
Tahmin edeceğiniz gibi az çok rahatladım ama rahatsızlığımın ne denli önemli olduğunun bilincindeyim. Eğer durumumda kötüye gidiş olursa yeniden operasyon konusuna döneceğiz..
Öte yandan burada havalar bir açık bir kapalı. Şemsiye kapıda hazır, yürüyüşlere devam..
Ellerimin durumundan dolayı bahçe işleri yapamasam da bahçevanların yardımı ile maydanoz, dereotu, rezene vs tohumlarımızı ikinci kez dikiyoruz.
Bir öncekiler mi? Aşağıda:)
Bu arada bol bol kitap okuma fırsatım olması teselli edici oluyor.
Ve son olarak, kurutulmuş çiçek sevenler için bir öneri; bu bitki çok dekoratif ve dayanıklı.
Etiketler:
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Kitap,
Kitaplar,
Sağlık
15 Nisan 2013 Pazartesi
Önce Sağlık!
Sevgili dostlar, biliyorsunuz, el bileklerimdeki ve dirseklerimdeki sinir sıkışmaları yaşamımı alt üst etmişti.
Aylardır çeşitli tedavi yöntemleri denedim. Risklerinden dolayı korktuğum ameliyattan kaçındım. Çok sıkıntılı günler yaşadım, hala yaşıyorum.
Sonuç mu? Kaçış fayda etmedi. Acil olarak önce sağ bileğimden, sonra da sol bileğimden ve sıra ile dirseklerimden ameliyat olacağım. İlk operasyon önümüzdeki pazartesi sabahı.
Ve acaip tırsıyorum, çünkü ellerim ve kollarım söz konusu.. Şimdi sizlerden bu konuda deneyimi olanların yaşadıklarını paylaşmalarını rica ediyorum. Bir de dualarınızı.. Şimdiden çok teşekkürler.
Etiketler:
Ruh ve Beden Sağlığı,
Sağlık
14 Aralık 2012 Cuma
(Meğer) Seçimlerimiz(miş!!!)
Son zamanlarda yaşadığım sağlık sorunları nedeni ile oldukça zor günler geçirdim..
Bu süreçte pek çok dostun moral desteği ve deneyimlerini paylaşmaları bana gerçekten iyi geldi. Bu paylaşımlar bazen bir kaç cümle ile oldu, bazen de sayfalar dolusu idi.
Ayrı ayrı yanıt yazamadım ama tümü de benim için çok anlamlı, çok güzeldi..
Yalnız bir mektup vardı ki, yalnızca kendime saklayamazdım. Çünkü bana verilen ip uçları belki pek çok insanın da işine yarayabilecek türdendi. Eski bir arkadaşım bir zamanlar okuduğu ama ne yazık ki yazarını ve adını anımsayamadığı bir kitaptan söz ediyordu. Bu kitapta anlatılanlardan aklında kalanlara kendi düşünce ve deneyimlerini de katarak, bana uyarlayıp bir şeyler yazmıştı. Kendisinin de iznini alarak sizlerle paylaşmak istedim. Bu bir bilimsel makale değil. Sizlere mantıklı gelebilir, gelmeyebilir de.. Çünkü bazı ifadeler biraz rahatsız edici geldi bana ama dikkatli okuyunca kötü bir anlam taşımadığını anlıyorsunuz. Örneğin: ''Hasta insanlara lüzumundan fazla ilgi göstermeyin!''sözü.. Görüldüğü gibi,''ilgi göstermeyin'' denmiyor, lüzumundan fazla ilgi göstermeyin deniyor.
Okuyun ve değerlendirin. Belki de yaşamınıza olumlu bir katkısı olabilir...
Benim için zaman ayırıp bu satırları yazan kadim dostuma teşekkür ediyorum..
İşte bana gönderilen yazı:
Pek çok ipucu vardı ama ben bir kör
gibi göremedim..
İpuçları birikti ve çoğaldı ve ben
hala anlamadım gerçeği. Ancak düşünce gücü ile ilgili bir kitap okuyunca farkındalığım arttı..
Derken öyle bir dank etti ki, bizzat
kendi yaşadıklarım ve yakından tanığı olduğum olaylar gösteriyordu; biz insanlar
düşüncelerimiz yolu ile başımıza gelen pek çok şeyin ve durumun
oluşturucularıyız.
Hoşnut olmadığımız durumları bile
bir şekilde (bilinçli ya da bilinçsiz) seçen bizleriz. Elbette kötü ve sıkıntı
veren durumları isteyerek, bilerek seçmiyoruz. Zayıflıklarımızla, en çok da
çevremizdeki insanların ve koşulların yönlendirmeleri ile, gerek kabullenme gerekse biçilen
role uygun hissetme ya da davranma şeklinde oluyor seçimlerimiz. İnanması güç
ve mantıksız gibi görünse de yaşamımızdaki iyiliklerin, kötülüklerin,
mutlulukların, acıların, hatta hastalıkların pek çoğu bizim seçimimiz. Biz bu seçimleri çoğu
kez bilinçsizce yapıyoruz. Beyin denilen muhteşem organa bir şekilde hepsini
düşünceler yolu ile kaydedip, ne zaman ve nasıl kaydettiğimizi bile bilmeden duygusal
tepkimelerle, hissetme yolu ile harekete geçiriyoruz. Çok kabaca ifade ettiğim gibi,
kayıt ve tepkimeler zinciri olarak yaşamımıza dolduruyoruz tercihlerimizi ve ne
yazık ki biz hiç birini, nasıl yönlendirdiğimizi bilmeden sadece süreçlere ve sonuçlara katlanarak yaşamımızı sürdürüyoruz.
Mademki başımıza gelenler bizim
seçimimiz, seçimlerimizi doğru yapmayı öğrenmek mümkün müdür? Evet mümkündür. Hem
de bunu başarmak sanıldığı gibi karmaşık ve zor değil. Beynimiz yani o mükemmel
güç bizim emrimizde aslında. Bu Tanrı'nın en büyük lütfu insanoğluna. Onu
kullanabilme bilinci biz insanlara kalmış. Seçimlerimizi yani tercihlerimizi
doğru yapmalıyız. Bunu sadece sözlerle ifade etmek bile işe yarayabilir ama
asıl önemlisi ve doğrusu seçimlerimizi sık sık olumlamalar yolu ile kendimize, beynimize telkin etmemiz. En basit aynı zamanda en çarpıcı ve yaşamımızı en çok etkileyen bir
örneği ele alalım: Hastalıklarımız.
Okuduğum kitapta şöyle bir şeyler yazıyordu:
''Örneğin; bir rahatsızlığınız var.
Muhtemelen vaktiyle bu hastalığı birilerinden bir yerlerden duydunuz ya da
böyle bir hastalık durumunu düşündünüz. Yıllar yıllar önce ufacık bir ağrıyı,
sızıyı vs aynen şimdiki haliniz gibi kurguladınız, böyle bir hastalığa
yakalanabileceğiniz aklınıza geldi. Ama bunu hatırlamıyor bile olabilirsiniz. (Senin
kollarındaki ve ellerindeki şu an var olan rahatsızlık gibi..) İşte yıllar
önceki bu düşüncelerinizle hastalık seçimimizi yapmış oluyorsunuz. Sakın
''hastalığı kim seçer, kim hasta olmayı tercih eder?'' demeyin. İnsanoğlu çok
karmaşık bir varlık. Farkına bile varmadan, ödümüz kopsa bile bazı durumları
kendimize yakıştırabiliyoruz.. Bunun nedenleri pek çok..''
Başta kendimle ilgili olmak
üzere, bunun böyle olduğunu kanıtlayan pek çok durum ve bu durumu yaşayan kişi
tanıyorum.. O halde içinde bulunduğumuz andan başlayarak hastalık ve sıkıntıları düşünmekten, kendimize
yakıştırmaktan vazgeçeceğiz.
Şimdi asıl konuya gelelim, bu zarar
veren seçimlerimizden nasıl kurtulacağız? Beynimizi temiz tutup eğiterek. Hiç
bir temizlik eylemi kendiliğinden olmaz, bunun için enerji ve zaman
harcayacağız ama sonuç mükemmel olacak!
''Kendinize bir bakın, ufak bir
rahatsızlığınız varsa bile bunu ifade etmeniz gerekince, örneğin, bir
yakınınız, eşiniz, arkadaşınız, ''şimdi nasılsın?'' dediği zaman, ''çok
fenayım, iyi hissetmiyorum, halim yok!'' diyorsanız işiniz zor. Hastalığınız
iyileşme sürecine girdiyse bile beyninize aksini iddia ediyor, onu iyileşmeniz
için çabalatmak yerine duraksatıyorsunuz demektir. Bu söylediğim ufak
rahatsızlıklar için böyle ama ufak rahatsızlıklar büyüklere dönüşebilir. ''Dur!''
demeyi seçin!!''
Şimdi daha basitleştirelim durumu:
Hastalıkları düşünceler yolu ile
davet etme!
Sohbetlerde hastalık konularına hiç
girme, hastalığı hatırlatan uyaranlardan kaç.
Bir hastalığı asla kendine
yakıştırma.
Hasta insanlara lüzumundan fazla
ilgi gösterme.
Ortaya çıkan rahatsızlıkları
dramatize etme, gerekiyorsa, bilimsel yollara baş vur.
Hastalığını ve şikayetlerini sık sık
dile getirme, hatta hiç dile getirme, bir sıkıntın varsa git doktora anlat.
O an için olumlu hissettiğin
durumları değerlendir, olumsuzlukları olabildiğince düşünme
En iyi durumları, rahatlatıcı
pozisyonları bul ve uygula, yapmayı sevdiğin, yapabildiğin işlere yönel. '' Yapamıyorum
hastayım'' bahanesine sığınma.. Dürüstçe, ''aslında şu işi şu an yapabilecek
durumdayım ama canım istemiyor'' diye gerçekle yüzleş.
Sabah, akşam ve ne zaman içinden
gelirse olumlamalarını yap, yani kendinle, beyninle, yüreğinle konuş.
Örneğin
senin olumlamaların şöyle olabilir: Elbette sen bunları dilediğin gibi değiştirebilir ya da başka olumlamalar ekleyebilirsin.
Allah'ım,
şükürler olsun ki durumumu biliyorum..
İstemeden
de olsa davet ettiğim, istemeden de olsa kendime yakıştırıp yaşamıma soktuğum
tüm musibetleri, hastalıkları, ağrıyı, sızıyı, düşünceleri yaşamımda,
yakınımda, beynimde, bedenimde istemiyorum. Hiç birini kendime yakıştırmıyorum.
Örneğin
şu an ve sonrasında güzel güzel nefes alıp, içimin huzurla, mutlulukla dolup
taşmasını seçiyorum..
Şu
an ve sonrasında sağlıklı olmayı seçiyorum.
Ellerimdeki
ağrıların, uyuşmaların, isteğim dışında da olsa benim davetimle geldiğini kabul
edip bu sıkıntıların artık beni terketmesini seçiyorum.
Beynime
bunları hissetmesi telkinini verdiğim için kendimden ve beynimden özür diliyor,
şu an ve sonrasında kesinlikle ağrısız, sızısız, uyuşmasız olmayı seçiyorum..
Ben
bu akşam ve bu gece dünden çok daha rahat uyumayı, hiç bir ağrıyı ve o kötü
karıncalanmaları hissetmemeyi seçiyorum. Bunları istemeden de olsa yaşamıma
soktuğum için pişmanım. Artık defolup gitmelerini seçiyorum..
Vücudumun
hala çok iyi durumda olduğunu biliyorum ve tüm organlarımın gayet iyi
çalışmalarını istiyor ve seçiyorum. Zaman zaman istemeden de olsa onların
düzgün çalışmasına engel olan düşüncelerimi uzaklaştırmayı seçiyorum. Evet kararlıyım; daha sağlıklı olmayı seçiyorum..
Ben
bu akşam ve sonrasında daha enerji dolu, daha canlı, daha keyifli bir insan
olmayı seçiyorum. Bu seçimimle çok daha kaliteli bir uykuyu hak edeceğimi
biliyorum ve zaten öyle uyumayı seçiyorum..
Ben
bu akşam ve sonrasında bedenimin ruhumun beynimin daha temiz, daha ferah olmasını seçiyorum. Bunun
için gerekeni yapacağım.
Ben
bu anda ve sonrasında zihnimin daha berrak, daha dingin olmasını
seçiyorum..
Ben bu gün ve
sonrasında daha taze, daha güzel, ışık saçan bir kadın olmayı seçiyorum..
Midemi
lüzumsuz yiyeceklerle doldurmadan sağlıklı beslenmeyi seçiyorum..
Ben şu an ve
sonrasında sakin, hoş görülü bir insan olmayı seçiyorum. Daha çok gülümsemeyi
seçiyorum..
Ben şu an ve
sonrasında kültürlü, akıllı bir insan olmayı seçiyorum. Kesinlikle bunu hak
ediyorum.
Ben bu akşam ve
sonrasında çok hoş sürprizler yaşamayı seçiyorum..Hayvanların ve iyi insanların
mutlu yaşamalarını seçiyorum..
Ben şu an ve
sonrasında etrafımda, evimde, bahçemde, yanı başımda hep güzellikler olmasını
seçiyorum. Kötülükleri, hastalıkları, kötü insanları, kötü düşünceleri kovuyor,
onlardan çok uzak olmayı seçiyorum.
Ben şu an ve
sonrasında bolluğu, bereketi, sağlığı güzelliği, huzuru, iyiliği seçiyorum. Bunların
aksi durumları hayatımdan kesinlikle kovuyorum..
Ben şu an ve
sonrasında kendimi ve iyi olan her şeyi sevmeyi seçiyorum.
Ben bu seçimimi zaten hak ediyorum..
Beni bu bilinç
düzeyine ulaştıran Tanrı'ma şükürler olsun!!!
Not: Sevgili Ella'mın verdiği linkteki videoyu mutlaka izlemelisiniz. Teşekkürler Ella'cım.
http://www.youtube.com/watch?v=Ij_ZPkKmhek
Not: Sevgili Ella'mın verdiği linkteki videoyu mutlaka izlemelisiniz. Teşekkürler Ella'cım.
http://www.youtube.com/watch?v=Ij_ZPkKmhek
Etiketler:
Ruh ve Beden Sağlığı,
Sağlık,
Yaşamdan
2 Aralık 2012 Pazar
Yürekten Teşekkürler!
Zarif yorumları ile bana moral desteği veren tüm dostlara en içten teşekkürlerimi gönderiyorum.
Yavaş yavaş iyileşmekte olduğumu bilmeniz için bu satırları yazıyorum. Ne yazık ki elerimi fazla kullanamıyorum. Aslında anlatmak istediğim pek çok şey var. Sizlere ayrı ayrı yorum ve teşekkür mesajları yazamadığım için üzgünüm. Hepinize sevgiler, selamlar.
Yavaş yavaş iyileşmekte olduğumu bilmeniz için bu satırları yazıyorum. Ne yazık ki elerimi fazla kullanamıyorum. Aslında anlatmak istediğim pek çok şey var. Sizlere ayrı ayrı yorum ve teşekkür mesajları yazamadığım için üzgünüm. Hepinize sevgiler, selamlar.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Sağlık
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























