13 Ocak 2020 Pazartesi

Horozumuz Yakışıklı ve Sevimli Ailesi

Tanıştırayım: Horozumuz Yakışıklı



Yaklaşık altı aydır, arka bahçemizdeki kümeslerinde ve kendilerine ayırılmış  bölümde  altı tavuk, bir  piliçle mutlu  mutlu yaşıyorlar.


Tavuklarımız, Yakışıklı gibi poz vermeyi sevmiyorlar.


Buğday, arpa, kırılmış mısır, biraz da palet yemden oluşan karışıma bayılıyorlar. Ayrıca her türlü sebze artığı da menülerinde  yer alıyor. Bol bol temiz su ve kümeslerinin temiz tutulması olmazsa olmaz.



Bizim taze yumurta  gereksinmemizi rahatlıkla karşılıyorlar.


Sağlıcakla kalın dostlar.

12 Ocak 2020 Pazar

Doğa Yürüyüşümüz

Bugünkü uzun yürüyüş arkadaşlarım Kuyruk, Kara  ve Badem'di.  
                                                                       







 




 Dünü aratmayacak kadar sıcak ve güzel bir gündü. Bir de hemen her yerde rastladığım çöpler olmasaydı. Onların fotoğrafını çekmedim. Anemonlar ve diğer kır çiçeklerini, bir de orman meyvelerini çektim ama emin olun bu gördüğünüz bitkilerin yanı başlarında bile çöpler vardı. 











Günün benim açımdan en iç karartan eleştirisi de yürüyüşümüzde rastladığım bazı kadınların köpeklerime nefretle bakarak ''bu köpeklerle kendini neye yorarsın?'' tarzı bir şeyler söylemeleriydi. Ne diyebilirdim ki, onların dünyaya bakış açıları ayrı, benimki ayrı.. Kısacası ne onlar beni anlar, ne de ben onları.. Çöp yığınlarından rahatsız olmazlar ama benim eğitimli, kontrolüm altındaki köpeklerimin varlığından rahatsız olurlar. . İşte böyle bir yerde yaşıyorum.
Sağlıcakla kalın dostlar.

3 Ocak 2020 Cuma

Kendi Küçük, Hırsları Büyük İnsanlar

 Bu ağaç şu an yok .

Bunlar da yakın zamanda aynı kaderi paylaşacak olan  aynı yerdeki diğer ağaçlar.


Kendi arazilerinde olmadığı halde, iki gün önce yürüdüğümüz bu patika da yok edilmiş. Kocaman iş makineleri çalışıyordu az önce..


Ülke olarak en büyük sosyal sorunları yaratanlar kendi küçük, hırsları büyük insanlar. Bu sözü her hangi bir  düşünürden, yazardan  ya da ünlü kişiden aşırmadım. 61 yıllık yaşamımda görüp yaşadıklarımın bana öğrettiği bir saptama. Kendi çıkarlarına hizmet ederken toplumun yararına da bir şeyler yapsalar  belki bu kadar   yıkıcı olmaz sonuçlar. Ne var ki, tamamen öze dönük çıkarcılık amaçlı bir hırstır sahip oldukları. O nedenle başkalarının  hatta ülkenin düştüğü durumlar zerre kadar  etkilemez onları.  Bakın çevrenize, onları hemen tanıyacaksınız. Küçüktürler; bütünü algılayamazlar. Bırakın ileriyi yakın geleceği bile göremezler. Aldıkları eğitim küçüktür . Bu onların suçu olmasa da kendilerini geliştirme gibi bir çabaları olmamıştır. Hem kendilerine, hem çevrelerine  zarar verirler. Hırsları uğruna yok etmeyi, kirletmeyi, başkalarının haklarını görmezden gelmeyi asla sorun etmezler. Rahatlıkla  başka  insanlara, başka canlılara  zarar verirler ama en ufak bir vicdani rahatsızlık duymazlar.Yeter ki öz çıkarları beslensin. Ağaçları kesenler de, çevreyi kirletenler de toplum kurallarını hiçe sayanlar da bu kendi küçük, hırsları büyük insanlardır. Hatta  kötü yönetilme de bu tür insanlarla yakından ilgili. Hasbelkader bir yerlere gelmişlerse o  büyük hırsların beslenme alanı genişler. Bu kendi küçük hırsları büyükler var ya;  fırsat bulurlarsa her türlü yazılı  ya da geleneksel yaptırımı  kendileri için   kullanmayı  iyi bilirler. Çünkü akılları bu yönde iyi çalışır. Bir de çıkar ortaklığı devreye girerse, birbirlerini kollayıp gözetirler. Kaba kuvvete, göz dağı vermeye eğilimlidirler. Etraflarındaki bazı insanlar  korkudan, bazıları da  aynı fabrikanın ürünü olduklarından ne eleştirirler, ne de eleştirene destek olurlar. İşin kötüsü, hırslarının esiri olan bu küçük insanlar tüm enerjilerini  doymak bilmez hırslarını beslemek için kullandıkları için iyi ve güzel işler yapmaya vakit bulamazlar.  Bunca sözü  neden mi ettim? Dün, bugün çok üzgünüm.. Zaman zaman canımı acıtan  durumlar bazen dayanamayacağım boyutlara geliyor. Artık bu durum beni ciddi olarak rahatsız ediyor. Biliyorum ki rahatsız olan yalnız ben değilim. Haydi bizler de sesimizi çıkaralım. Ağaçlar kesilmesin. Kişisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçmesin. Temiz çevrede, temiz vicdanlı insanlarla yaşamak en doğal hakkımız. Öyle değil mi?

2 Ocak 2020 Perşembe

Lagom Yaşam


Lagom yaşam tam bana göre! Moda kavramlardan biri gibi görünse de hayatımıza adapte ettiğimizde sadeliğin ve huzurun ta kendisi olan çok sevebileceğiniz bir yaşam tarzı. Peki nedir lagom? Türkçe'deki karşılığı ''azı karar, çoğu zarar.'' Bir şey bize yetiyorsa fazlasını neden isteyelim? Kullanmadığımız halde aldığımız onca eşya, ağzına kadar dolu buzdolapları, bitmek bilmeyen işleri bitirmeye çabalarken kaçırdığımız sosyal hayat, didinmek derken yaşamdan tat almayı unutuyoruz. İşte lagom yaşamak tam da burada duruyor. Mola vermek, düsturlarından biri. Şimdi burada en yalın hali ile bile anlatacak olsam çok uzun bir yazı olacak.. En iyisi birazcık merak uyandırıp sizleri araştırmaya davet etmek. Emin olun pişman olmayacaksınız.

26 Aralık 2019 Perşembe

Nasıl Kıydınız!


Bu ağacı kesmişler. Bu bir meşe ağacıydı; belki de 100 yaşında. Bugün gördüm, göz yaşlarımı tutamadım.Yüzlerce kuş barındırıyordu. Kocaman kırmızı kuyruklu sincaplar oynaşırdı dallarında. Koca gövdesini devirmişler. Dalcağızları yerlere serilmiş. Ayrıca aynı yerde yedi sekiz tane kocaman zeytin ağacını da kesmişler. Bakımsız olsalar da meyve doluydu üstleri. Dedelerinizin kemiklerini sızlattınız. Aferin size!

22 Aralık 2019 Pazar

Yeni Hobim, Mantar Avcılığı

Köye  yerleşeli beş yıl olmuş. Güzellikleri ile, zorlukları ile koca bir beş yıl.

''Kentin göbeğinden buralara gelince neler oldu bir bilseniz sevgili dostlar.. Olabildiğince doğayla iç içe olmak, kuşunu, çiçeğini, börtüsünü böceğini yaşamımızın bir parçası yapmak aklıma gelirdi de, küçük bir ormanın benim için bir doğa okulu olacağı aklıma gelmezdi.'' demişim  yıllar önce yine bu sayfalarda.. 2014'de böyle başlayıp ormanı, çiçeği, böceği anlatmışım, fotoğraflarla. Merak eden  belki göz atmak ister diye:https://begonvilliev.blogspot.com/search?q=sevgili+orman%C4%B1m

Hala düşüncelerim, duygularım aynı. Deneyimlerime tavuk besleme, mutfakta iyiden iyiye doğal ürünlere yönelme gibi görünürde ufak tefek, aslında oldukça önemli süreçler ekledim.

 Son günlerde ise hiç aklımda olmayan bir hobi edindim. Mantar avcısı olma yolunda  emin adımlarla ilerliyorum. İşte objektifimden  çevremdeki bir kaç tür:

Bunların bazıları zehirli türler.

Bu mantarımız, çok sevilen, çok toplanan Kanlıca, Çintar, Melki gibi adlarla bilinen zehirsiz  bir mantar. Lactarius SalmonicolorLactarius Deliciosus ve Lactarius Deterrimus olan üç türü bulunuyormuş. Her üçü de yenilebilen lezzetli ve güvenli mantarlar olduğu için buralarda yetişen hangisi? diye merak etmeye gerek yok.  Burada adeta talan ediliyor.  Bence  yakın zamanlarda  aşırı toplamadan kaybolabilir.


Önemli not: Mantar tanısı asla fotoğraftan yapılmaz. Çok iyi bilen birilerine onaylatmadan kesinlikle yenmemeli.





Bu da Kanlıca'nın benzeri Sarı Damla Mantarı. Kimilerine göre çok zehirli, kimilerine göre  de öldürmese de çektirir.  Uzak durulması gerekiyor.




Bugün görüntülediğim Puf Mantarı. (Lycoperdon Perlatum) Tanıyanlar ''zararsız ama lezzeti iyi değil'' diyorlar.




İste bu çok tehlikeli!! Amanita Pantherina Mantarı Çamlıkta tek birey olarak gördüm. Fotoğrafı bugün çektim. Üyesi olduğum grubun yöneticisi ve moderatörleri de zehirli olduğunu onayladılar. ''Öldürmese de süründürür'' ifadesini kullandılar.  Kesinlikle uzak durulmalı.




Söbelen  ya da Pösteki Mantarı(Coprinus Comatus) Yol kenarlarında rastladım. Genç bireyler tüylü bir yumurtaya benziyor. Temiz yerlerde bulunursa çok tazeleri yenilebilirmiş. Ben yemedim.. Siz de emin olmadan toplamayın.


Yıllardır köpek kızlarımın yürüyüş ve egzersiz gereksinmeleri için kırlarda, ormanda, dere boylarında yürürüm. Bol bol  fotoğraf çeker, bitkileri tanımaya çalışırım. Çevremdeki  pek çok bitki hakkında  epeyce araştırma yapmışlığım vardır.  Mantar konusu apayrı bir dal. Çünkü mantarlar bitki değil. Klorofilleri yok, Bitkiler gibi kendi besinlerini hazırlayamıyorlar.  Burada  yılın belli zamanlarında  bozuk çam ormanında  mantar toplayıcılarını görürüm. Ben de doğa yürüyüşlerimde  gördüğüm çeşit çeşit mantarların önce görsellikleri ile ilgilendim. Bol bol fotoğraflarını çektim. Bunları sosyal ağlarda ve fotoğrafçılık sayfalarında paylaşınca ''sakın yeme, o zehirli!!'' feryatları ile karşılaştım. Oysa o günlerde besin olarak tüketmek aklımın ucundan geçmiyordu. Derken  toplayıcıların  ellerindeki mantarları inceledim, makro fotoğraflarını çektim. Sözü uzatmayayım, yaşadığım yerde yüzde yüz güvenli olan  bir kaç tür olduğunu öğrendim. Tabii ki  yine de yemedik. Uzunca bir süre bunların benzerleri var mı? Kesin ayırt etme kriterleri nedir? sorularının yanıtlarını bulmak için araştırdım.  Sonuç; şu an çevremde ulaşabileceğim  dört tane güvenli  mantar türü olduğunu öğrendim.. Bunların  kesin tanı kriterlerini çok iyi  biliyorum. Dün ve bugün iki türün tadına baktık. Gerçekten lezzetliler. Ne  yazık ki türlerden ikisi aşırı toplama nedeni ile tehdit altında. Emin olun çevre köylerden ve mahallelerden gelen insanlarca tüm orman ve fundalık alanlar talan ediliyor. İhtiyaçları dışında  satmak amaçlı toplayanlarda hiç yarını düşünme, türleri koruma kaygısı yok.  Zaten ormancığımız beş yıldır epeyce küçüldü.  İnşaatlaşma ormanın içlerine dek yayılmakta.. Şimdiye dek görmedim ama umarım doğanın bize verdiği armağanların değeri  bilinir.  Sağlıcakla kalın dostlar.

14 Aralık 2019 Cumartesi

Kış Gelse de Bahçe Güzeldir

Biraz hüzün, biraz umut, çokça emek ve sevgi...

Her şey bir yana nefes aldığımız süre boyunca çabalamaya devam.. Dünyanın yaşanılası olması için önce kendi yaşam alanlarımızın bizi huzurlu kılması, yanımızdaki yakınımızdaki  canların bizden hoşnut olması  gerekli, öyle değil mi..

Bahçem benim terapi alanım. Görselliği ve  sundukları ile...  Ama bu işin ustası olmak diye bir şey yok.

 Henüz  istediğimiz hale getiremedik. Galiba bu hiç bir zaman gerçekleşmeyecek. Adım adım  ilerlemeye çalışıyoruz. Bir de bakıyorum ki, yanlış yere yanlış bitkiler dikilmiş. Bazıları  tahmin edemeyeceğim kadar  büyümüş, kontrolden çıkmış.  Kimileri de zaten bu iklimin bitkisi  değilmiş. İşte böyle.. Deneye yanıla bize en çok  huzur verecek hale getireceğiz. 

Bu fotoğrafları  az önce, yağmur sonrası çektim. Bu  gülümüzden başka bir de turuncu açan  bodur gülümüz var; kümeler halinde her mevsim açıyor.


Güller, dikkatli seçilirse her zaman  sizleri mutlu edebilen  bitkiler. Donlara dayanıklı olmaları, yedi veren olurlarsa  uzun süre açmaları artıları. Mantara yatkın olmaları, kara leke pas hastalığı gibi dikkat edilmesi gereken hastalıkları ise  eksileri. Yine de  emek vermeye değer bence.







Yaşamınızda size huzur veren bir şeyler hep olsun. Sağlıcakla kalın.


7 Aralık 2019 Cumartesi

Enfes Bir Tatlı Griwech (çıtırtı)

Fransızların, vaktiyle sömürgeleri olan Kuzey Afrika ülkelerinden aşırdıkları  Griwech (çıtırtı),  diğer çok rastlanan adı ile Arap tatlısını denedim.  Sonuç sizlerle paylaşmaya değecek kadar muhteşem oldu. Göründüğü gibi çıtır, lezzetli ve  şık bir tatlı ama kesinlikle yapımı göründüğü kadar zor değil. Bir de  yağda kızartılarak pişirildiği için ''fazla yağ çeker mi?'' diye tereddüt etmiştim. Merak etmeyin, yağ çekmiyor. İlk denememde başardığım tarifler benim özel tarif defterime girer.  Tabii ki sevgili okurlarımla paylaşmam da gerekir:)



Uygulamada olmazsa olmazım, hiç bir tarifi iyice araştırmadan, sonra da kendimce ufak tefek değişiklikler yapmadan pişirmiyor olmam. Bunu  özellikle yapmıyorum. Çünkü aynı adı taşıyan bir çok farklı reçete çıkıyor karşımıza. Yılların verdiği deneyimlerime göre en iyiyi bulmak için en mantıklı  gelenleri birleştiriyor ya da bir şeyler ekleyip çıkartıyorum. Zaten  sonuçtan kesin eminsem,  çok güvenilir denenmiş bir tarif  ise,  örneğin annemin, teyzemin ya da bir arkadaşımın tarifi ise tabii ki aynen yapmaya çalışıyorum. İşte bu tarif de ufak tefek uyarlamalarımla daha dün  yapıldı; sıcağı sıcağına paylaşıyorum. Fotoğraf  sayısı fazla oldu ama şekil vermede sorun yaşanmaması için adım adım görüntüledim.


Malzemeler:
3 su bardağı un.
Yarım su bardağı buğday nişastası
1 yumurta
3 çorba kaşığı sıvı yağ
Bir çay kaşığı (silme)  kabartma tozu
Vanilya (ben bir kaç damla vanilya özütü kullandım)
1 çorba kaşığı toz şeker
1 su bardağı kadar su. (Kontrollü kullanın, yoğurma sırasında hamuru toparlayacak kadar su yeterli)
2 tatlı kaşığı instant maya

Şerbeti İçin: 2 su bardağı  toz şeker, 2 su bardağı su ve bir kaç damla limon suyu.
Not: Şerbet yerine üzerine bal gezdirilmiş sunumlar da var. İki tanesini o şekilde hazırladım. O da  güzeldi.

Yapılışı:
Önce şerbetinizi hazırlayın. Bir kaç taşım kaynatıp, limon suyu ekleyin ve ocaktan alın, soğusun.

Hamuru için, tüm malzemeyi iyice yoğurarak elimize yapışmayacak  sıkı bir hamur elde etmeliyiz. Üzerini streç filmle kaplayıp sıcak bir yerde 1 saat dinlendiriyoruz. Tekrar iyice yoğurup merdane ile mantı hamuru kalınlığında açıyoruz. 10 cm x 8 cm boyutlarında dikdörtgenler kesiyoruz.  Bundan sonrası için aşağıdaki  fotoğrafları izlemeniz yeterli. Orta kızgınlıktaki, yani yanacak kadar sıcak olmayan sıvı yağda  kızartıyoruz. Kızartma işlemi çok çabuk olduğu için dikkatli olmalı. Bir iki kez çevirmeyi ihmal etmeyin. Kızaran hamurları kağıt havlu üzerine dizerek fazla yağını almakta fayda var. Yağ çekmediğini görmek şaşırtıcı!  Fazla soğutmadan şerbete atıp çekmesine yetecek süre tanıyın. Susamla  süsleyip sunum yapanlar olmuş ama ben sade halini çok beğendim. Afiyetler olsun!












































3 Aralık 2019 Salı

Güle Güle Sonbahar


Ah, sonbahar! Nasıl da çabucak gelip geçiverdin...

      Uzun ve sıcak yaz günleri boyunca özlenmiştin.. Duygulu ama zaman zaman hırçınlaşan bir kadına benzetirim seni. Gün batımı saçlarında hüzün vardır çoğu kez. Belki de ondandır şairlere pastoral, romantik şiirler yazdırman. Belki de ondandır içli aşk şarkılarına konu olman.Yüzyıllardır ressamların tuvallerinde yer alman. Gün doğumu ve gün batımı en çok sana yakışır. Her yeni günün, sürprizlerle doludur. Bazen gülen bir yüz olursun, bazen de asık suratınla ve yaprakların rengi ile bütünleşen büyüleyici güzelliğinle ince bir hüzün olursun. Her geçiş gibi biraz uyarıcı, biraz korkutucu anların vardır. Solgun yüzün ironik öyküler anlatır dinleyene. Kırılgan zamanlarınla, imgelerle bezeli bir şiir gibi güzelliğinle yaşanılası bir mevsimsin sonbahar. 


Yeşilden sarıya, sarıdan, kahverengiye ve kızıla , enfes dönüşümler sendedir sonbahar.














Bahçemdeki renklerinden de gözlerimi alamam..































Hoşça kal sonbahar. Yine bekleriz...

30 Kasım 2019 Cumartesi

Sevgili Ormanımda Harika Bir Yürüyüş

 Bugün ormanda, köpek kızlarımla harika bir yürüyüş yaptık.  Tablo gibi sonbahar görüntülerini, tertemiz havayı, yağmur sonrası, ilkbaharı beklemeden uyanan doğayı görmek, yaşamak büyük şans..