Hobilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hobilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2020 Cuma

Hatay Kömbesi Pişirdim

 Yöresel lezzetleri denemeyi seviyorum. Hatay'ın meşhur kurabiyesi bol baharatlı kömbe düştü aklıma bu kez.


                Öyle hop diye kalkıp yapmama olanak yoktu. Özel baharatını ve el işçiliği ile yapılan ağaç oyma kalıplarını edinmem zaman aldı. Orijinal tarifi bulmam da öyle. Neyse, hepsi tamam olunca denedim ve sanırım güzel oldu. 


İşte malzeme listesi ve tarif:

1 su bardağı irmik unu. Ben bunu makarnalık irmiği  baharat öğütücüsü ile incecik çekerek yaptım. Hazırı da satılıyor.

2 su bardağı un.

1,5 çay bardağı oda sıcaklığında tereyağı.

1 çay bardağı sıvı yağ.

1 çay bardağı yoğurt(Süt ile yapanlar da varmış)

1 çay bardağı su.

1 su bardağı şeker

1 paket kabartma tozu.

Yeteri kadar susam. Ben birazını susam yerine hindistan cevizine batırarak yaptım.

Yapılışı: Yağları, yoğurdu, suyu ve şekeri iyice karıştırıyoruz. Çırpma teli ya da elektrikli karıştırıcı olabilir. Diğer taraftan unları, kabartma tozunu ve iki tatlı kaşığı tepeleme  kömbe baharatını bir kaşıkla kuru olarak karıştırıp  kontrollü olarak diğer sıvı, şeker ve yağ karışımına ilave ediyoruz. Yoğurarak un ilavesine devam edip yumuşak ama ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz. Unun  tümünü kullanmayabilirsiniz. Belki de biraz daha un eklemeniz  de gerekebilir. Bu tamamen ununuzun cinsine, tazeliğine bağlı. Bu sırada fırını 180 dereceye ayarlıyoruz. Cevizden biraz büyük parçalar yuvarlayıp bir tarafını susama batırıyoruz. Susamlı kısım alta gelecek şekilde kalıba bastırıp şeklin çıkmasını sağlıyoruz. Kalıbı sapından tutup avucumuza doğru sallayıp kalıptan çıkarıyoruz.  Bu kez susamlı ve desenli kısım üste gelecek şekilde tepsiye diziyoruz. Fırın kağıdı kullanmanızı tavsiye ederim. Kurabiyeler pembeleşince pişmiş demektir. Bu kurabiyeler uzun süre bayatlamıyormuş. Bu süreyi tam olarak bilmiyorum. Deneyecek olanlara afiyet olsun. 








12 Temmuz 2020 Pazar

Kediciklere Dinlenme Evi Yaptık

Çoktandır aklımdaydı. 
        Bahçemizi çok seven patili canlara keyifle uyuyacakları bir köşe hazırlamak istiyordum. Ormanda, kalın kuru dal parçaları görünce  yapmaya karar verdik. Bu sabah torunumla  işi gücü bırakıp kolları sıvadık. Ahşap bir tepsi, kuru  ağaç dalları ve eski tahtalar,  testere, çivi ve çekiçle kedi evimizi hazırladık. En çok dalların kesilmesinde zorlandık. Çok daha düzgününü bir marangoza da yaptırabilirdik ama o zaman çok sevdiğim  salaş görüntü olmayacaktı. Tam da istediğim  görüntü oldu. Paticanlarımız güle güle otursunlar..

























24 Nisan 2020 Cuma

Begonvilli Ev Halleri


Yürekten sevdiklerimiz,


Bahçemizdeki renkler,



Enfes kokular,



Kanatlı dostlarımızın armağanları,





Emek verdiklerimiz,



 Bahçemizin konukları.


Hobilerimiz,


Renklerimiz,











Ve sevgili patililerimiz.
                                 Biz onlarla mutlu olmaya çalışıyoruz.



Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar tüm dostlara. Şu sıkıntılı günlerden bir an önce kurtulmak dileği ile.. Sağlıcakla kalın.




22 Aralık 2019 Pazar

Yeni Hobim, Mantar Avcılığı

Köye  yerleşeli beş yıl olmuş. Güzellikleri ile, zorlukları ile koca bir beş yıl.

''Kentin göbeğinden buralara gelince neler oldu bir bilseniz sevgili dostlar.. Olabildiğince doğayla iç içe olmak, kuşunu, çiçeğini, börtüsünü böceğini yaşamımızın bir parçası yapmak aklıma gelirdi de, küçük bir ormanın benim için bir doğa okulu olacağı aklıma gelmezdi.'' demişim  yıllar önce yine bu sayfalarda.. 2014'de böyle başlayıp ormanı, çiçeği, böceği anlatmışım, fotoğraflarla. Merak eden  belki göz atmak ister diye:https://begonvilliev.blogspot.com/search?q=sevgili+orman%C4%B1m

Hala düşüncelerim, duygularım aynı. Deneyimlerime tavuk besleme, mutfakta iyiden iyiye doğal ürünlere yönelme gibi görünürde ufak tefek, aslında oldukça önemli süreçler ekledim.

 Son günlerde ise hiç aklımda olmayan bir hobi edindim. Mantar avcısı olma yolunda  emin adımlarla ilerliyorum. İşte objektifimden  çevremdeki bir kaç tür:

Bunların bazıları zehirli türler.

Bu mantarımız, çok sevilen, çok toplanan Kanlıca, Çintar, Melki gibi adlarla bilinen zehirsiz  bir mantar. Lactarius SalmonicolorLactarius Deliciosus ve Lactarius Deterrimus olan üç türü bulunuyormuş. Her üçü de yenilebilen lezzetli ve güvenli mantarlar olduğu için buralarda yetişen hangisi? diye merak etmeye gerek yok.  Burada adeta talan ediliyor.  Bence  yakın zamanlarda  aşırı toplanmakdan kaybolabilir.


Önemli not: Mantar tanısı asla fotoğraftan yapılmaz. Çok iyi bilen birilerine onaylatmadan kesinlikle yenmemeli.





Bu da Kanlıca'nın benzeri Sarı Damla Mantarı. Kimilerine göre çok zehirli, kimilerine göre  de öldürmese de çektirir.  Uzak durulması gerekiyor.




Bugün görüntülediğim Puf Mantarı. (Lycoperdon Perlatum) Tanıyanlar ''zararsız ama lezzeti iyi değil'' diyorlar.




İste bu çok tehlikeli!! Amanita Pantherina Mantarı Çamlıkta tek birey olarak gördüm. Fotoğrafı bugün çektim. Üyesi olduğum grubun yöneticisi ve moderatörleri de zehirli olduğunu onayladılar. ''Öldürmese de süründürür'' ifadesini kullandılar.  Kesinlikle uzak durulmalı.




Söbelen  ya da Pösteki Mantarı(Coprinus Comatus) Yol kenarlarında rastladım. Genç bireyler tüylü bir yumurtaya benziyor. Temiz yerlerde bulunursa çok tazeleri yenilebilirmiş. Ben yemedim.. Siz de emin olmadan toplamayın.



Yıllardır köpek kızlarımın yürüyüş ve egzersiz gereksinmeleri için kırlarda, ormanda, dere boylarında yürürüm. Bol bol  fotoğraf çeker, bitkileri tanımaya çalışırım. Çevremdeki  pek çok bitki hakkında  epeyce araştırma yapmışlığım vardır.  Mantar konusu apayrı bir dal. Çünkü mantarlar bitki değil. Klorofilleri yok, Bitkiler gibi kendi besinlerini hazırlayamıyorlar.  Burada  yılın belli zamanlarında  bozuk çam ormanında  mantar toplayıcılarını görürüm. Ben de doğa yürüyüşlerimde  gördüğüm çeşit çeşit mantarların önce görsellikleri ile ilgilendim. Bol bol fotoğraflarını çektim. Bunları sosyal ağlarda ve fotoğrafçılık sayfalarında paylaşınca ''sakın yeme, o zehirli!!'' feryatları ile karşılaştım. Oysa o günlerde besin olarak tüketmek aklımın ucundan geçmiyordu. Derken  toplayıcıların  ellerindeki mantarları inceledim, makro fotoğraflarını çektim. Sözü uzatmayayım, yaşadığım yerde yüzde yüz güvenli olan  bir kaç tür olduğunu öğrendim. Tabii ki  yine de yemedik. Uzunca bir süre bunların benzerleri var mı? Kesin ayırt etme kriterleri nedir? sorularının yanıtlarını bulmak için araştırdım.  Sonuç; şu an çevremde ulaşabileceğim  dört tane güvenli  mantar türü olduğunu öğrendim.. Bunların  kesin tanı kriterlerini çok iyi  biliyorum. Dün ve bugün iki türün tadına baktık. Gerçekten lezzetliler. Ne  yazık ki türlerden ikisi aşırı toplama nedeni ile tehdit altında. Emin olun çevre köylerden ve mahallelerden gelen insanlarca tüm orman ve fundalık alanlar talan ediliyor. İhtiyaçları dışında  satmak amaçlı toplayanlarda hiç yarını düşünme, türleri koruma kaygısı yok.  Zaten ormancığımız beş yıldır epeyce küçüldü.  İnşaatlaşma ormanın içlerine dek yayılmakta.. Şimdiye dek görmedim ama umarım doğanın bize verdiği armağanların değeri  bilinir.  Sağlıcakla kalın dostlar.

14 Aralık 2019 Cumartesi

Kış Gelse de Bahçe Güzeldir

Biraz hüzün, biraz umut, çokça emek ve sevgi...

Her şey bir yana nefes aldığımız süre boyunca çabalamaya devam.. Dünyanın yaşanılası olması için önce kendi yaşam alanlarımızın bizi huzurlu kılması, yanımızdaki yakınımızdaki  canların bizden hoşnut olması  gerekli, öyle değil mi..

Bahçem benim terapi alanım. Görselliği ve  sundukları ile...  Ama bu işin ustası olmak diye bir şey yok.

 Henüz  istediğimiz hale getiremedik. Galiba bu hiç bir zaman gerçekleşmeyecek. Adım adım  ilerlemeye çalışıyoruz. Bir de bakıyorum ki, yanlış yere yanlış bitkiler dikilmiş. Bazıları  tahmin edemeyeceğim kadar  büyümüş, kontrolden çıkmış.  Kimileri de zaten bu iklimin bitkisi  değilmiş. İşte böyle.. Deneye yanıla bize en çok  huzur verecek hale getireceğiz. 

Bu fotoğrafları  az önce, yağmur sonrası çektim. Bu  gülümüzden başka bir de turuncu açan  bodur gülümüz var; kümeler halinde her mevsim açıyor.


Güller, dikkatli seçilirse her zaman  sizleri mutlu edebilen  bitkiler. Donlara dayanıklı olmaları, yedi veren olurlarsa  uzun süre açmaları artıları. Mantara yatkın olmaları, kara leke pas hastalığı gibi dikkat edilmesi gereken hastalıkları ise  eksileri. Yine de  emek vermeye değer bence.







Yaşamınızda size huzur veren bir şeyler hep olsun. Sağlıcakla kalın.


7 Aralık 2019 Cumartesi

Enfes Bir Tatlı Griwech (çıtırtı)

Fransızların, vaktiyle sömürgeleri olan Kuzey Afrika ülkelerinden aşırdıkları  Griwech (çıtırtı),  diğer çok rastlanan adı ile Arap tatlısını denedim.  Sonuç sizlerle paylaşmaya değecek kadar muhteşem oldu. Göründüğü gibi çıtır, lezzetli ve  şık bir tatlı ama kesinlikle yapımı göründüğü kadar zor değil. Bir de  yağda kızartılarak pişirildiği için ''fazla yağ çeker mi?'' diye tereddüt etmiştim. Merak etmeyin, yağ çekmiyor. İlk denememde başardığım tarifler benim özel tarif defterime girer.  Tabii ki sevgili okurlarımla paylaşmam da gerekir:)



Uygulamada olmazsa olmazım, hiç bir tarifi iyice araştırmadan, sonra da kendimce ufak tefek değişiklikler yapmadan pişirmiyor olmam. Bunu  özellikle yapmıyorum. Çünkü aynı adı taşıyan bir çok farklı reçete çıkıyor karşımıza. Yılların verdiği deneyimlerime göre en iyiyi bulmak için en mantıklı  gelenleri birleştiriyor ya da bir şeyler ekleyip çıkartıyorum. Zaten  sonuçtan kesin eminsem,  çok güvenilir denenmiş bir tarif  ise,  örneğin annemin, teyzemin ya da bir arkadaşımın tarifi ise tabii ki aynen yapmaya çalışıyorum. İşte bu tarif de ufak tefek uyarlamalarımla daha dün  yapıldı; sıcağı sıcağına paylaşıyorum. Fotoğraf  sayısı fazla oldu ama şekil vermede sorun yaşanmaması için adım adım görüntüledim.


Malzemeler:
3 su bardağı un.
Yarım su bardağı buğday nişastası
1 yumurta
3 çorba kaşığı sıvı yağ
Bir çay kaşığı (silme)  kabartma tozu
Vanilya (ben bir kaç damla vanilya özütü kullandım)
1 çorba kaşığı toz şeker
1 su bardağı kadar su. (Kontrollü kullanın, yoğurma sırasında hamuru toparlayacak kadar su yeterli)
2 tatlı kaşığı instant maya

Şerbeti İçin: 2 su bardağı  toz şeker, 2 su bardağı su ve bir kaç damla limon suyu.
Not: Şerbet yerine üzerine bal gezdirilmiş sunumlar da var. İki tanesini o şekilde hazırladım. O da  güzeldi.

Yapılışı:
Önce şerbetinizi hazırlayın. Bir kaç taşım kaynatıp, limon suyu ekleyin ve ocaktan alın, soğusun.

Hamuru için, tüm malzemeyi iyice yoğurarak elimize yapışmayacak  sıkı bir hamur elde etmeliyiz. Üzerini streç filmle kaplayıp sıcak bir yerde 1 saat dinlendiriyoruz. Tekrar iyice yoğurup merdane ile mantı hamuru kalınlığında açıyoruz. 10 cm x 8 cm boyutlarında dikdörtgenler kesiyoruz.  Bundan sonrası için aşağıdaki  fotoğrafları izlemeniz yeterli. Orta kızgınlıktaki, yani yanacak kadar sıcak olmayan sıvı yağda  kızartıyoruz. Kızartma işlemi çok çabuk olduğu için dikkatli olmalı. Bir iki kez çevirmeyi ihmal etmeyin. Kızaran hamurları kağıt havlu üzerine dizerek fazla yağını almakta fayda var. Yağ çekmediğini görmek şaşırtıcı!  Fazla soğutmadan şerbete atıp çekmesine yetecek süre tanıyın. Susamla  süsleyip sunum yapanlar olmuş ama ben sade halini çok beğendim. Afiyetler olsun!












































1 Kasım 2019 Cuma

Enfes Kakaolu Kek

    Şu günlerde burada sık sık Begonvilli  Ev tarifleri görüyorsunuz. Blog konseptimde mutfağımıa özgü tarifler vardı zaten. Ara sıra sonucundan emin olduğum  sevilen, beğenilen tariflerimi paylaşıyordum. Tesadüfen bir kaç gün ara ile yapınca ve  blog  yazılarıma zaman ayırma gayreti de olunca  tariflerimin sayısı artıverdi. Bir de amaç bu tariflerin kaybolmaması. Nasıl  pişirdiğimi unutma durumları olmuyor değil.  Daha çok hafta sonları konuklarım gelince çay ve kahve ile ikram etmek için denediğim tuzlu ve tatlı atıştırmalıkları gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. İşte bunlardan birisi:












Granül  ya da süzme kahvenin yanına çok yakışan  kekimizin tarifine buyurun:

3 Çay fincanı un
1 çay ficanı şeker
3 yumurta
1 su bardağı tereyağ (eritilmiş)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
2 çorba kaşığı kefir
Yarım çay bardağı su.
1 paket kabartma tozu
iki çorba kaşığı (tepeleme) dark kakao
Bir kaç damla vanilya özütü.
Bir tutam tarçın

       Yumurtaları ve şekeri çırpma makinesinde önce yavaş, sonra hızlı devirde  3- 4 dakika çırpıyoruz. Eritilmiş tereyağı ve sıvı yağı mayonez yapar gibi azar azar ekliyoruz. Diğer sıvıları ekleyip  biraz daha çırpıyoruz.Unu, ve diğer kuru malzemeyi katıp tahta kaşıkla  hızlıca pürüzsüz  bir hamur elde ediyoruz. Eritilmiş tereyağı ile yağlanmış kalıba döküp kalıbı şöyle bir  sallıyoruz ki, hava  boşluğu kalmasın. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişiriyoruz. Pişirme süresini kendi fırınınızın özelliğine göre ayarlamanız gerekecektir. Deneyecek olanlara  afiyet olsun.
Not: Ben benmari edilmiş beyaz çikolata ve nar ile süsledim.