Beslenme alışkanlıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beslenme alışkanlıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2019 Pazar

Yeni Hobim, Mantar Avcılığı

Köye  yerleşeli beş yıl olmuş. Güzellikleri ile, zorlukları ile koca bir beş yıl.

''Kentin göbeğinden buralara gelince neler oldu bir bilseniz sevgili dostlar.. Olabildiğince doğayla iç içe olmak, kuşunu, çiçeğini, börtüsünü böceğini yaşamımızın bir parçası yapmak aklıma gelirdi de, küçük bir ormanın benim için bir doğa okulu olacağı aklıma gelmezdi.'' demişim  yıllar önce yine bu sayfalarda.. 2014'de böyle başlayıp ormanı, çiçeği, böceği anlatmışım, fotoğraflarla. Merak eden  belki göz atmak ister diye:https://begonvilliev.blogspot.com/search?q=sevgili+orman%C4%B1m

Hala düşüncelerim, duygularım aynı. Deneyimlerime tavuk besleme, mutfakta iyiden iyiye doğal ürünlere yönelme gibi görünürde ufak tefek, aslında oldukça önemli süreçler ekledim.

 Son günlerde ise hiç aklımda olmayan bir hobi edindim. Mantar avcısı olma yolunda  emin adımlarla ilerliyorum. İşte objektifimden  çevremdeki bir kaç tür:

Bunların bazıları zehirli türler.

Bu mantarımız, çok sevilen, çok toplanan Kanlıca, Çintar, Melki gibi adlarla bilinen zehirsiz  bir mantar. Lactarius SalmonicolorLactarius Deliciosus ve Lactarius Deterrimus olan üç türü bulunuyormuş. Her üçü de yenilebilen lezzetli ve güvenli mantarlar olduğu için buralarda yetişen hangisi? diye merak etmeye gerek yok.  Burada adeta talan ediliyor.  Bence  yakın zamanlarda  aşırı toplanmakdan kaybolabilir.


Önemli not: Mantar tanısı asla fotoğraftan yapılmaz. Çok iyi bilen birilerine onaylatmadan kesinlikle yenmemeli.





Bu da Kanlıca'nın benzeri Sarı Damla Mantarı. Kimilerine göre çok zehirli, kimilerine göre  de öldürmese de çektirir.  Uzak durulması gerekiyor.




Bugün görüntülediğim Puf Mantarı. (Lycoperdon Perlatum) Tanıyanlar ''zararsız ama lezzeti iyi değil'' diyorlar.




İste bu çok tehlikeli!! Amanita Pantherina Mantarı Çamlıkta tek birey olarak gördüm. Fotoğrafı bugün çektim. Üyesi olduğum grubun yöneticisi ve moderatörleri de zehirli olduğunu onayladılar. ''Öldürmese de süründürür'' ifadesini kullandılar.  Kesinlikle uzak durulmalı.




Söbelen  ya da Pösteki Mantarı(Coprinus Comatus) Yol kenarlarında rastladım. Genç bireyler tüylü bir yumurtaya benziyor. Temiz yerlerde bulunursa çok tazeleri yenilebilirmiş. Ben yemedim.. Siz de emin olmadan toplamayın.



Yıllardır köpek kızlarımın yürüyüş ve egzersiz gereksinmeleri için kırlarda, ormanda, dere boylarında yürürüm. Bol bol  fotoğraf çeker, bitkileri tanımaya çalışırım. Çevremdeki  pek çok bitki hakkında  epeyce araştırma yapmışlığım vardır.  Mantar konusu apayrı bir dal. Çünkü mantarlar bitki değil. Klorofilleri yok, Bitkiler gibi kendi besinlerini hazırlayamıyorlar.  Burada  yılın belli zamanlarında  bozuk çam ormanında  mantar toplayıcılarını görürüm. Ben de doğa yürüyüşlerimde  gördüğüm çeşit çeşit mantarların önce görsellikleri ile ilgilendim. Bol bol fotoğraflarını çektim. Bunları sosyal ağlarda ve fotoğrafçılık sayfalarında paylaşınca ''sakın yeme, o zehirli!!'' feryatları ile karşılaştım. Oysa o günlerde besin olarak tüketmek aklımın ucundan geçmiyordu. Derken  toplayıcıların  ellerindeki mantarları inceledim, makro fotoğraflarını çektim. Sözü uzatmayayım, yaşadığım yerde yüzde yüz güvenli olan  bir kaç tür olduğunu öğrendim. Tabii ki  yine de yemedik. Uzunca bir süre bunların benzerleri var mı? Kesin ayırt etme kriterleri nedir? sorularının yanıtlarını bulmak için araştırdım.  Sonuç; şu an çevremde ulaşabileceğim  dört tane güvenli  mantar türü olduğunu öğrendim.. Bunların  kesin tanı kriterlerini çok iyi  biliyorum. Dün ve bugün iki türün tadına baktık. Gerçekten lezzetliler. Ne  yazık ki türlerden ikisi aşırı toplama nedeni ile tehdit altında. Emin olun çevre köylerden ve mahallelerden gelen insanlarca tüm orman ve fundalık alanlar talan ediliyor. İhtiyaçları dışında  satmak amaçlı toplayanlarda hiç yarını düşünme, türleri koruma kaygısı yok.  Zaten ormancığımız beş yıldır epeyce küçüldü.  İnşaatlaşma ormanın içlerine dek yayılmakta.. Şimdiye dek görmedim ama umarım doğanın bize verdiği armağanların değeri  bilinir.  Sağlıcakla kalın dostlar.

13 Ocak 2018 Cumartesi

Mandalinalı Kek

Bu kek, mis kokulu mevsim keklerine güzel bir örnek. Çünkü mandalinalı, harika kabaran, pratik bir kek.






 Uzun uzun tarif vermeyeceğim. Malzemeler ve kısaca tekniğini açıklayıp  denemek isteyenlere ''kolay gelsin''  diyeceğim.
4 yumurta
2,5 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
yarım çay bardağı sıvı yağ+yarım çay bardağı eritilmiş tereyağı
1 su bardağı  şeker
1 su bardağından  1 parmak eksik mandalina suyu+rendelenmiş kabuğu (ben Kıbrıs mandalinası kullandım)

Yapılışı: Sıvıları şekerle kuvvetlice bir kaç dakika çırpıyoruz.

Kabartma tozu ve vanilya ile birlikte  elenmiş unu kaşıkla  çırpılmış sıvılara  ekleyip pürüzsüz oluncaya dek karıştırıyoruz.

Önceden  180 derece  olarak  ısıtılmış  fırında 40 dakika pişiriyoruz.

Deneyenlere afiyetler olsun.

5 Aralık 2017 Salı

Fırında Karnıbaharlı Havuçlu Somon

Çoktandır şöyle keyifli bir Begonvilli Ev  yemeği tarifi paylaşmadığımı fark ettim. Keyifli  diyorum; yapması kolay, içeriği zengin ve lezzeti de oldukça  güzel. Bugün pişirdim; haydi buyurun...


Minik parçalara  ayırdığım orta boy karnıbaharı ve küp küp doğradığım havuçları  buharda yarım saat pişirdim. Derince bir sos kabında üç yumurta, bir kahve fincanı  sıvı yağ, bir kaşık yoğurt, bir tepeleme çorba kaşığı dolusu un, tuz, karabiberden oluşan sos hazırlayıp rendelenmiş kaşar  ekledim. Buharda pişirdiğim sebzeleri  sosla  harmanladım. Lezzet versin diye bir  tutam biberiye de ekledim.  Bu tamamen  size kalmış.


Somonların  sadece bir  tarafını tavada çok az sıvı yağda bir kaç dakika  pişirdim.


Kızaran taraf üste gelecek şekilde  fırın kabına aldım.


Sosla karıştırdığım sebzeleri  balıkların üzerine yayıp, üzerine bir dilim bayat ekmeği kırıntı haline getirerek serptim. Bu  hoş bir kıtırlık veriyor. En üste biraz daha rendelenmiş kaşar ekleyip çok az zeytinyağı serpiştirdim.



200 derecede üstü kızarıncaya dek pişirdim.



Bu arada salatamız  hazırlandı.









 Denerseniz Afiyetler Olsun!


29 Ocak 2017 Pazar

Bizim Buralardan Döndürme Tatlısı

İlk kez denediğim bu yöresel tatlı beğenilince sizlere de tanıtmak istedim. Tatlımız  Elmalı'da ve  çevresinde biliniyor, seviliyor. Daha önce teyzemin zarif komşusu Firdevs Teyze ikram etmişti. Bir de Elmalılı olmadığı halde  bu tatlıyı sevip sık sık yapan öğretmen arkadaşım Nurten'de yediğimi anımsıyorum. Birbirimizin mutfağına teklifsizce  girecek kadar yakın arkadaş olduğumuz için o tatlı mutfak sohbetleri eşliğinde bu tatlıyı pişirmişti ve afiyetle yemiştik. ''Ben de deneyeyim'' diyeli yıllar oldu. 




Aradım, taradım tarifi not aldığım defteri bulamadım ama aklımda kaldığı kadarı ile denedim.




Kısmet bu güneymiş. Sözü fazla uzatmadan tarifi vereyim:

Malzemeler
1 yumurtaya karşılık 1 silme yemek kaşığı un hesabı ile 8 yumurta, sekiz silme yemek kaşığı un, bir tutam tuz.

Şerbeti için: Sekiz kahve fincanı un, sekiz kahve fincanı su, bir yemek kaşığı dolusu limon suyu.

Yapılışı: Öncelikli işimiz, şerbeti hazırlamak. Bir kaç taşım kaynatılan şeker ve su karışımına limon suyu ekleyip, altını kapatıyoruz. Şerbet soğurken asıl işleme geçiyoruz.

Tatlının püf noktalarından biri ve en önemlisi yumurta sarılarının  beyazlardan dikkatlice ayrılması. Yumurta beyazlarını elektrikli karıştırıcı ile bembeyaz köpük oluncaya dek çırpıyoruz. Akışkanlığı tamamen yok olmalı! Sonra birer birer yumurta sarılarını ekleyip, son olarak bir tutamcık tuzu ve  azar azar unu yediriyoruz. Pürüzsüz bir karışım olur olmaz karıştırmayı  bırakmalıyız, yoksa  söner. Yağlanmış tepsiye yayarak önceden ısıtılmış fırında 180 derecede  pişiriyoruz.  Üzeri pembeleşince fırından alıp  dilediğimiz şekilde kesiyoruz. Ilık hale gelmiş  şerbeti dökerek  şerbetli hali ile  beş dakika daha pişirmeye devam ediyoruz.  Soğuyunca servis yapmanızı, hatta bir gün bekletmenizi tavsiye ediyorum. Yoğun yumurtalı olan bu tatlı bekleyince yumurta kokusu hissedilmiyor.  Afiyetler olsun.

14 Ekim 2016 Cuma

Şimdi Kırma Zeytin Yapma Zamanı


Bu yıl köydeki zeytinlikler ürünle dolup taşıyor. Bizim henüz üç yaşındaki iki zeytin ağacımız bile cömertçe meyve verdiler.

Heyecanla ve minnetle hasadımızı yaptık. Bir kısmını çizme, birazını da kırma denilen yöntemle kahvaltılık zeytinimizi hazırladık.  Benim için toplaması da, hazırlaması da keyifliydi çünkü kilolarca zeytinimiz yoktu. Komşu bahçelerdeki gibi onlarca ağaçtan toplamak zorunda olsaydık zor olabilirdi ama ''her nimetin bir külfet vardır''  derler. Yeter ki ürün  bol olsun ve insanların yüzü gülsün.

Şimdi size, bana göre çizme yöntemine göre çok daha lezzetli olan kırma zeytin hazırlamayı anlatmak istiyorum. Eğer yaparsanız siz de her ikisini tadarak kıyaslayın, bakalım nasıl bulacaksınız..

Kırma zeytin hazırlamanın püf noktaları var. Öncelikle zeytin seçimi önemli. Yağ oranı yüksek, çekirdeği kolay ayrılan  yeşil zeytinleri seçmelisiniz. Kararan zeytinlerden kırma zeytin olmaz.  En fazla aşağıdaki resimdeki gibi çok az kararmaya yüz tutmuş zeytinler olabilir ama ideali yemyeşil olanlar. Bu zeytinleri yıkayıp çekiç ya da taş yardımı ile iyice parçalamadan ezmelisiniz. Kararmamaları için  klorsuz  suya atıyoruz. Cam kavanoz tavsiye ederim. Her gün suyunu süzerek kavanozları yeniden taze su ile doldurmamız gerekiyor. Tatlandırma işlemini çabuklaştırmak için  bu işlemi daha sık yapabilirsiniz. Zeytinlerin acılığı gidince tuzlu su salamurası hazırlamalıyız. Geleneksel yöntemlerle  yumurta testi ile tuz oranını ayarlayanlar var ama bence buna gerek yok. Yumurtanın tazelik derecesi bu testi etkileyebiliyor. Bence ölçü kullanmak en iyi yöntem. 1 litre temiz suya 25 gr kaya tuzu, 10 15 gr da limon tuzu ideal. Zeytin miktarınıza göre bu ölçüleri katlayarak kullanabilirsiniz. Kavanozlarınızı ve kapaklarını steril hale getirin.Ben bu işlem için kaynar su kullanıyorum.  iyice süzülmüş zeytinlerle doldurun. Sonra da tuzlu, limon tuzlu su ile zeytinlerin üzerini tamamen kapatacak şekilde doldurup kapakları sıkıca kapayın.  Bir kaç gün sonra kahvaltı sofranızda yerini alacaktır. Afiyetler olsun!






































23 Ağustos 2016 Salı

Vanilyalı Çiçek Büsküvi

Son zamanlarda ne çok bunaldık hatta daraldık, içimiz şişti gelecek kaygısı duymaktan.. Yaşadıklarımız bir ülkenin tarihine kazınacak nitelikte ders alınası durumlar. Öyle bir hale geldik ki küçük mutluluklardan utanır, gülümsemekten çekinir olduk. ''İyi günler, mutlu hafta sonları vb'' gibi sıradan güzel  dilekler boğazımıza düğümleniyor. Çünkü ulusça üzgünüz. Dahası yıllardır yapılan haksızlıklardan, yanlışlıklardan kırgınız. Daha kötü günler yaşar mıyız diye kaygılıyız. Bu ruh hali  bizleri nerelere  götürür diye düşünmeden edemiyorum. Bildiğim bir şey var ki kaygısız, günlük telaşlarla dolu günleri özlediğimiz. Masum, küçük mutluluklarımızı özleten, geleceğimizi karartan insanların asla hak ettikleri cezaları almadığı, tam tersi yıllardır suçu günahı olmayan gerçek vatan severlerin cezalandırdığı bir düzenin yaratıcıları nasıl rahat uyuyorlar, bilemiyorum. Kendi aralarında çıkar  çatışmaları olmasaydı aynı yolun yolcusu olarak devam edecek olanlar şimdi nasıl da aldatılan masumu oynuyorlar. ''Yıllar boyu ülkenin tüm kurumlarına kök salan korkunç zihniyetli insanlara bu fırsatları kim verdi?'' diyor ve susuyorum...

Yazı başlığına bakıp yukarıdaki paragrafı okuyanlar şaşırmışlardır. ''Bu ne başlık, nasıl bir yazı?'' diye. İşte içinde bulunduğumuz karmaşık ruh hali böyle olunca güncemin konseptine uygun her hangi bir paylaşım  yersiz ve anlamsız geliyor. Zorlanarak yazıyorum, içimden geçen duyguları aktarma gereği duyuyorum  ve bir türlü güncemde okumaya alıştığınız konulara giremiyorum.

Yine de bugün sıradanlığın güzelliğini anımsamak için sizinle  dün denediğim bir tarifi paylaşmak istedim.  Lafı bunca uzattıktan sonra çiçek bisküvilerin tadına bakmanız için  bir göz atın isterseniz. Sonuçta zorlukları aşmak adına içimizden gelmese de küçük mutluluklarımızı korumak zorundayız, öyle değil mi..


1yumurta
3 çay bardağı un
1 paket vanilya
1 çay bardağı pudra şekeri
Yarım çay kaşığı karbonat
200 gr oda sıcaklığında tereyağı
Üzeri için bir kaç kaşık daha pudra şekeri

Tereyağı ve pudra şekeri parmak uçları ile yoğrulur, un vanilya ve  karbonatla elenir, yumurta ile birlikte yağlı karışıma eklenir. Elde edilen hamur bir saat kadar buz dolabında bekletilir. Merdane ile açılarak yaklaşık 1 cm kalınlıkta açılıp çiçek şeklinde ya da dilediğiniz şekilde bir bisküvi kalıbı ile kesilerek pişirme kağıdı yayılmış tepsiye dizilir. Fırını önce 100 derecede  ısıtıp bisküvileri koyunca 170 dereceye çıkarmak gerekiyor. Bu tür tariflerde başlangıçta  fırının ılık olması önemli. Böylece şekli bozulmadan, istenilen kıtır bisküvi lezzeti elde ediliyor. Benim fırınımda 15- 20 dakika kadar pişirme yeterli oldu. Altını ve üstünü kızartmadan  beyaz olarak ama yeteri kadar pişirmek işin püf noktası. Fırından çıkarınca biraz soğutup bir tel süzgeç ya da elek yardımı ile üzerine pudra şekeri serpmeyi unutmayın. Deneyenler sonucu paylaşırsa sevinirim. Afiyetler olsun!














9 Temmuz 2016 Cumartesi

Ev Yapımı Meyveli Dondurma

Gerçek meyveden yapılmış, katkısız, gıda boyasız, mısır şurupsuz  dondurma yemek isterseniz, kendi dondurmanızı yapmalısınız.  Bu aşırı sıcak günlerde keyifle yemeniz için...

Ben şeftalili dondurma yaptım. Dilerseniz şeftali yerine, kayısı, kavun, böğürtlen, vişne gibi dondurma yapımına uygun aromatik ve lifli mevsim meyveleri kullanabilirsiniz.


Malzemelerimiz: Beş olgun şeftali, bir bardak şeker, 1 paket krem şanti, bir çay bardağı süt, yarım çay bardağı kaymak.

Yapılışı: Kabuğu soyulmuş meyveler şekerle birlikte rondoda püre haline getiriliyor. Püreniz pürüzsüz olmalı. Bunun için üşenmeyip süzgeçten geçirmenizi tavsiye ederim. Sonra kaymağı, soğuk sütü ve krem şantiyi ekleyip iyice karıştırın. Derin dondurucuda dört beş saat bekletince dondurmanız hazır. Deneyecek olanlara afiyetler olsun

 Şeftali pembesi gülümüz de açmış.



















Not: Süt ve kaymak kullanmadan yaparsanız  güzel bir  meyveli sorbeniz oluyor.

29 Nisan 2016 Cuma

Balkonumdaki Renkler

Balkon sezonunu açtık. Biraz renk lazım diyerek kır çiçekleri ile tamamladım balkon dekorumuzu...


































Diğer renklerimiz de zaten yanı başımızda olanlar..




















Ve en güzel renklerimizden biri, Biber Hanımefendi