Yaşamdan. Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşamdan. Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2020 Pazar

Kediciklere Dinlenme Evi Yaptık

Çoktandır aklımdaydı. 
        Bahçemizi çok seven patili canlara keyifle uyuyacakları bir köşe hazırlamak istiyordum. Ormanda, kalın kuru dal parçaları görünce  yapmaya karar verdik. Bu sabah torunumla  işi gücü bırakıp kolları sıvadık. Ahşap bir tepsi, kuru  ağaç dalları ve eski tahtalar,  testere, çivi ve çekiçle kedi evimizi hazırladık. En çok dalların kesilmesinde zorlandık. Çok daha düzgününü bir marangoza da yaptırabilirdik ama o zaman çok sevdiğim  salaş görüntü olmayacaktı. Tam da istediğim  görüntü oldu. Paticanlarımız güle güle otursunlar..

























19 Nisan 2020 Pazar

Abbas Yolcu











Sevgili horozumuz Abbas, sonradan geldiği için bir türlü  uyum sağlayamamıştı. Küçücük bir ferik olarak gelse de tavuklar onu dışladılar. Çünkü bizim kümesin horozuYakışıklı vardı. İkinci horoz istenmedi. Dahası garibimi tavuklar gagalayıp dövdüler. Başını kanattılar. Her gün bahçede diğerlerinden ayrı dolaşıp akşam olunca da çitleri aşıp komşu bahçedeki bir ağacı tünek olarak kullanıyordu. Her akşam gittiği için ''Abbas yolcu'' demeye başladık. Adı da Abbas oldu. Kümesin önündeki avlunun bir bölümünü telle böldürüp ona özel yer yaptırdım, yine kaçtı. Komşu bahçede Tilkilere  yem olma tehlikesi olduğu için çok üzülüyordum. ''Ne yapsam acaba?'' diye  düşünürken komşularımızdan biri kümeslerinde horoza ihtiyaçları olduğunu söyledi. Asla  kesmeyeceklerine söz verirlerse Abbas'ı onlara verebileceğimi söyledim. Çok üzülsem de onun güvenliği için  komşulara verdim. Sık sık gidip uzaktan  bakıyorum. Çok mutlu, oradaki tavuklarla hiç sorun yaşamıyor.

Bu da bizim Yakışıklı!








9 Nisan 2018 Pazartesi

3 Şubat 2017 Cuma

Zeytin Ağacı Aşktır, Yaşam Felsefesidir

Ağaçlara hiç kıyamam. Hangi tür olurlarsa olsunlar  hepsi de başımın tacı,  gözümün gönlümün şenlendiricisidir.

Ama biri var ki..  Yüzlerce yıldır Akdeniz, Ege kıyılarında var olma savaşı veren, medeniyetlere katkıda bulunmuş, insanlara bolluk bereket getirmiş, bir o kadar da nankörce, hoyratça zarar  verilmiş çilekeş zeytin ağacı. Benim için ağaçların kraliçesidir. Öyle mağrur, ulaşılmaz, hükmeden bir kraliçe değil ama.. Sarıp sarmalayan, fedakarlık yapan, savaşan, aşa, işe katkıda bulunan ana kraliçe.  Bolluğun, barışın, adaletin  simgesi olmuş ta yüzyıllar öncesinde.  Taşlı, susuz yerlerde bile bereketini esirgememiş.

Buralara gelince onu daha yakından tanıdım, tanıdıkça da  hayranlığım arttı. Ötede beride ihmal edilmiş, kaderine terk edilmiş, bakımsız,  yaşlı zeytin ağaçları  gördükçe onlara duygusal bağlarla bağlandım. Her birerinin farklı silüetlere sahip olduğunu fark edip onları sanat eseri gibi algıladım. Doğanın yıllar boyunca  şekillendirdiği sanat eserleri..





















































Kızlarımla  gidip mutlu olduğum zeytinlikler, gövdesine dayanıp dinlendiğim o güzelim zeytin ağaçları işte beni böyle derinden etkiliyor dostlar..






En çok da ihmal edilmiş hatta her fırsatta zarar verilmiş olmaları içimi acıtıyor. Burada durum şu; bakım gören bir kaç bahçe dışında çoğunun ancak sahiplerinin dedelerinin sağlığında dibi çapalanıp, çalıdan, taştan  temizlenmiş. Zaten bunlar ormanın kıyısına, hatta içlerine dikilmiş. Yasal sahipleri kim? o bile belli değil. Bu ağaçlardan, hasat zamanı nasıl acımasızca, diğer mirasçılardan kaçırma duygusu ile yolunup dalları kırılarak  zeytin toplandığını hayretle ve üzüntü ile seyrediyorum.. Bir de son yıllardaki en büyük sorun hemen her yere denetimsizce yapılan evler. Plan yok, program yok. İnşaatların yol açtığı çevre kirliliği korkunç boyutlarda. Atıklar zeytin ağaçlarının olduğu alanlara dek yayılmış durumda. Yani durum hiç iç açıcı değil. Hasat zamanı büyük bir aç gözlülükle saldırılan ağaçlar hiç korunup gözetilmiyor. Bakımsızlıktan  bir yıl  zeytin vermeyince hemen kesilip odun olarak yakılıyorlar. İnsanların bu kadir kıymet bilmezliği nedense buralarda yadsınmıyor. Kimsenin rahatsızlık duyduğu yok. Bir kaç yıl sonra sayılarının çok daha azalacağını düşünüp kederleniyorum. Burayı satın alınca bahçemize diktiğimiz iki zeytin ağacına nasıl sevgi ile baktığımı tahmin edersiniz. Umarım sahillerimizdeki zeytin ağaçları değerini bilen insanlarca korunur. Yoksa çocuklarımız bu muhteşem güzelliği hiç tanıyamayacaklar. Sağlık kaynağı zeytin yağını ithal ürünler raflarında, çok pahalı olacağı için uzaktan seyredecekler.


19 Haziran 2015 Cuma

Yok Böyle Bir Güzellik!


Çok  güzel değil mi?


Ama bir de öyküleri var ki...  En altta anlattım.













Görüntü olarak bizim eve benzeyen, çünkü  tıpkı bizimki gibi bir Alman aile tarafından yaptırılmış yan taraftaki ev uzun süredir satılıktı. Bu konu beni çok ama çok ilgilendiriyor. Çünkü komşuluk kavramı benim için cidden çok önemli.

 Eve bakmak için pek çok insan geldi gitti. Yüreğimi tutarak, hatta dualar ederek ne tür insanlar olduğunu anlamaya çalıştım. Bazıları beni dehşet içinde bıraktı. Örneğin eşine küfreden adam, etraftaki kedilere tiksinerek bakan  kadın,  içtiği sigaranın izmaritlerini yerlere fırlatan bir başka adam,  bahçedeki ağaçları kestirmekten söz eden aile vs. vs. Neyse ki evin sahibi bizim onaylamadığımız insanlara  satmayacağını söyleyince rahatladık. Yine de konu para olunca  güvenilmez. Bakarsınız birileri para olarak iyi bir teklifte bulunur, alır evi.. Özellikle  hayvan düşmanı bir aile ile komşu olmaktan korkuyoruz.  Kabus gibi bir şey  bu... Derken efendim, ev sahibi  eve bakım yaptırdı, boyattı, bahçe katını tamamlattı ve  İstanbul yakınlarında bir yerde yaşayan ailesini  getirdi. Aile, eşler, iki  şirin kız çocuğu ve üç yavru kediden oluşuyor.  Orman havasından ve kolaylıkla ulaşılan denizden yararlanmak için yaz boyunca kalacaklarmış. İşte bu şirin kedicik de yavru kedilerden biri.

İki evin arasındaki parmaklıklara tırmanması beni korkuttu ilk zamanlar ama maaşallah beceri ile  başarıyor. Zaten engel olmama olanak yok.
Aile kedi bakımı konusunda  titiz ve duyarlı değil. Örneğin denize giderken bahçeye su bırakmıyorlar. Akşama kadar kaldıkları oluyor. Uyarınca da çok önemsemiyorlar. Anlayacağınız yine bana iş düşüyor. Sanırım aşıları ve parazit  damlaları da yapılmamış. Kısırlaştırma konusunu açınca, ona da  sıcak bakmıyorlar. Ayrıca  geri  götürmeyeceklerini,  dönüş zamanı otellerin olduğu yere bırakacaklarını söylüyorlar. Kışın oralarda açlıktan ölmeleri muhtemel:(  Buna izin veremeyeceğime göre..

1 Nisan 2015 Çarşamba

Minder Kurtarma Operasyonu

Öncelikle bir ön sözüm var:
Ülkemizin gündemi o kadar iç acıtıcı ki.. Bir yandan  kendi dünyamı yansıtırken diğer yandan  içimdeki huzursuzluğun umutsuzluğa dönüşmesine izin vermemeye çalışıyorum. Kısacası dostlar, madem ki böyle bir güncem var, üzülsem de, kendimce doğa sevgimi, hayvan sevgimi, yaşama olan tutkumu ve saygımı  aktarmaya devam edeceğim.
❤❤❤❤

Bir kaç yıl önce patchwork kursunda  bu minderleri yapmıştım.  Bir karton kutuda duruyorlardı. Buraya taşınınca  bahçe katında diğer kullanılmayan eşyalarla  bir süre beklediler. Bu arada kedi kızlarım da girip çıktılar oraya. Geçen gün bahçedeki balkon altı  oturma yerimiz yapılınca minderler aklıma geldi.

Açınca ne göreyim;
en üste koyduğum iki minderi benim kedi kızlar tırmalayıp mahvetmişler.

Neyse ki artan parçalar vardı. Biraz uğraştım ama  onarmayı başardım. 








Hazır bahçeye inmişken  biraz çiçeklerimizi  görelim:))