Doğa Bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğa Bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2020 Cuma

Kendi Küçük, Hırsları Büyük İnsanlar

 Bu ağaç şu an yok .

Bunlar da yakın zamanda aynı kaderi paylaşacak olan  aynı yerdeki diğer ağaçlar.


Kendi arazilerinde olmadığı halde, iki gün önce yürüdüğümüz bu patika da yok edilmiş. Kocaman iş makineleri çalışıyordu az önce..


Ülke olarak en büyük sosyal sorunları yaratanlar kendi küçük, hırsları büyük insanlar. Bu sözü her hangi bir  düşünürden, yazardan  ya da ünlü kişiden aşırmadım. 61 yıllık yaşamımda görüp yaşadıklarımın bana öğrettiği bir saptama. Kendi çıkarlarına hizmet ederken toplumun yararına da bir şeyler yapsalar  belki bu kadar   yıkıcı olmaz sonuçlar. Ne var ki, tamamen öze dönük çıkarcılık amaçlı bir hırstır sahip oldukları. O nedenle başkalarının  hatta ülkenin düştüğü durumlar zerre kadar  etkilemez onları.  Bakın çevrenize, onları hemen tanıyacaksınız. Küçüktürler; bütünü algılayamazlar. Bırakın ileriyi yakın geleceği bile göremezler. Aldıkları eğitim küçüktür . Bu onların suçu olmasa da kendilerini geliştirme gibi bir çabaları olmamıştır. Hem kendilerine, hem çevrelerine  zarar verirler. Hırsları uğruna yok etmeyi, kirletmeyi, başkalarının haklarını görmezden gelmeyi asla sorun etmezler. Rahatlıkla  başka  insanlara, başka canlılara  zarar verirler ama en ufak bir vicdani rahatsızlık duymazlar.Yeter ki öz çıkarları beslensin. Ağaçları kesenler de, çevreyi kirletenler de toplum kurallarını hiçe sayanlar da bu kendi küçük, hırsları büyük insanlardır. Hatta  kötü yönetilme de bu tür insanlarla yakından ilgili. Hasbelkader bir yerlere gelmişlerse o  büyük hırsların beslenme alanı genişler. Bu kendi küçük hırsları büyükler var ya;  fırsat bulurlarsa her türlü yazılı  ya da geleneksel yaptırımı  kendileri için   kullanmayı  iyi bilirler. Çünkü akılları bu yönde iyi çalışır. Bir de çıkar ortaklığı devreye girerse, birbirlerini kollayıp gözetirler. Kaba kuvvete, göz dağı vermeye eğilimlidirler. Etraflarındaki bazı insanlar  korkudan, bazıları da  aynı fabrikanın ürünü olduklarından ne eleştirirler, ne de eleştirene destek olurlar. İşin kötüsü, hırslarının esiri olan bu küçük insanlar tüm enerjilerini  doymak bilmez hırslarını beslemek için kullandıkları için iyi ve güzel işler yapmaya vakit bulamazlar.  Bunca sözü  neden mi ettim? Dün, bugün çok üzgünüm.. Zaman zaman canımı acıtan  durumlar bazen dayanamayacağım boyutlara geliyor. Artık bu durum beni ciddi olarak rahatsız ediyor. Biliyorum ki rahatsız olan yalnız ben değilim. Haydi bizler de sesimizi çıkaralım. Ağaçlar kesilmesin. Kişisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçmesin. Temiz çevrede, temiz vicdanlı insanlarla yaşamak en doğal hakkımız. Öyle değil mi?

26 Aralık 2019 Perşembe

Nasıl Kıydınız!


Bu ağacı kesmişler. Bu bir meşe ağacıydı; belki de 100 yaşında. Bugün gördüm, göz yaşlarımı tutamadım.Yüzlerce kuş barındırıyordu. Kocaman kırmızı kuyruklu sincaplar oynaşırdı dallarında. Koca gövdesini devirmişler. Dalcağızları yerlere serilmiş. Ayrıca aynı yerde yedi sekiz tane kocaman zeytin ağacını da kesmişler. Bakımsız olsalar da meyve doluydu üstleri. Dedelerinizin kemiklerini sızlattınız. Aferin size!

25 Haziran 2019 Salı

.Enfes Kokulu Clematisler Açmış Ama..

Doğa yürüyüşlerini çok seviyorum. Hava koşuları aşırı zorlayıcı olmazsa, her mevsimde mutlaka uzun ya da kısa yürüyüşler yaparım.  Epeyce uzun süredir bunu yaptığım için buraların florasını, faunasını iyi bilirim. Yollardan, patikalardan sadece yürüyüp geçmekle kalmam;  bitkileri, hayvanları inceler, fotoğraflarını çekerim. Onlarca yabani bitkiyi, endemikleri, çok ya da az bulunanları artık kolaylıkla tanıyıp adlarını, bazılarının da Latince adlarını sayabilirim. Çünkü rastladığım bitkileri mutlaka araştırır, notlar alırım. İşte doğa yürüyüşlerini çok sevmemin asıl nedeni, bu yürüyüşler  sayesinde  köpek kızlarımla günlük sporumuzu yaparken çevremdeki bitkileri, hayvanları tanıma olanağı bulmam.

Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe  ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim.  Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak  tam da  clematislerin  olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar ,  hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....

''Ama''  sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..






























21 Aralık 2018 Cuma

Zeytin Ağacı Aşktır, Yaşam Felsefesidir

Ağaçlara hiç kıyamam. Hangi tür olurlarsa olsunlar  hepsi de başımın tacı,  gözümün gönlümün şenlendiricisidir.

Ama biri var ki..  Yüzlerce yıldır Akdeniz, Ege kıyılarında var olma savaşı veren, medeniyetlere katkıda bulunmuş, insanlara bolluk bereket getirmiş, bir o kadar da nankörce, hoyratça zarar  verilmiş çilekeş zeytin ağacı. Benim için ağaçların kraliçesidir. Öyle mağrur, ulaşılmaz, hükmeden bir kraliçe değil ama.. Sarıp sarmalayan, fedakarlık yapan, savaşan, aşa, işe katkıda bulunan ana kraliçe.  Bolluğun, barışın, adaletin  simgesi olmuş ta yüzyıllar öncesinde.  Taşlı, susuz yerlerde bile bereketini esirgememiş.

Buralara gelince onu daha yakından tanıdım, tanıdıkça da  hayranlığım arttı. Ötede beride ihmal edilmiş, kaderine terk edilmiş, bakımsız,  yaşlı zeytin ağaçları  gördükçe onlara duygusal bağlarla bağlandım. Her birerinin farklı silüetlere sahip olduğunu fark edip onları sanat eseri gibi algıladım. Doğanın yıllar boyunca  şekillendirdiği sanat eserleri..





















































Kızlarımla  gidip mutlu olduğum zeytinlikler, gövdesine dayanıp dinlendiğim o güzelim zeytin ağaçları işte beni böyle derinden etkiliyor dostlar..






En çok da ihmal edilmiş hatta her fırsatta zarar verilmiş olmaları içimi acıtıyor. Burada durum şu; bakım gören bir kaç bahçe dışında çoğunun ancak sahiplerinin dedelerinin sağlığında dibi çapalanıp, çalıdan, taştan  temizlenmiş. Zaten bunlar ormanın kıyısına, hatta içlerine dikilmiş. Yasal sahipleri kim? o bile belli değil. Bu ağaçlardan, hasat zamanı nasıl acımasızca, diğer mirasçılardan kaçırma duygusu ile yolunup dalları kırılarak  zeytin toplandığını hayretle ve üzüntü ile seyrediyorum.. Bir de son yıllardaki en büyük sorun hemen her yere denetimsizce yapılan evler. Plan yok, program yok. İnşaatların yol açtığı çevre kirliliği korkunç boyutlarda. Atıklar zeytin ağaçlarının olduğu alanlara dek yayılmış durumda. Yani durum hiç iç açıcı değil. Hasat zamanı büyük bir aç gözlülükle saldırılan ağaçlar hiç korunup gözetilmiyor. Bakımsızlıktan  bir yıl  zeytin vermeyince hemen kesilip odun olarak yakılıyorlar. İnsanların bu kadir kıymet bilmezliği nedense buralarda yadsınmıyor. Kimsenin rahatsızlık duyduğu yok. Bir kaç yıl sonra sayılarının çok daha azalacağını düşünüp kederleniyorum. Burayı satın alınca bahçemize diktiğimiz iki zeytin ağacına nasıl sevgi ile baktığımı tahmin edersiniz. Umarım sahillerimizdeki zeytin ağaçları değerini bilen insanlarca korunur. Yoksa çocuklarımız bu muhteşem güzelliği hiç tanıyamayacaklar. Sağlık kaynağı zeytin yağını ithal ürünler raflarında, çok pahalı olacağı için uzaktan seyredecekler.


26 Mart 2018 Pazartesi

Vadimin Çiçekleri ve Kelebekleri

Köpek kızlarımla yürüyüşler yaptığım vadi şu günlerde çok renkli konuklar ağırlıyor. Enfes kır çiçekleri ile dolup taşması boşuna değil. Çünkü kelebekler ve arılar o  çiçekler için çalışıyorlar. Öte yandan onların da beslenmeleri ve çoğalmaları için o çiçeklere ihtiyacı var. Doğa işini  biliyor..

Dün ve bu sabah işi gücü bırakıp vadideki çiçekleri kelebekleri görüntülemek için  çabaladım. Çok zordu ama değdi.




















6 Mart 2018 Salı

Geyik Elması

Dün sabah orman yürüyüşümüzde rastladığım en muhteşem görüntü, çiçek açmış geyik elması ağaçlarıydı. Şu an bir kaç geyik elması ağacı çiçeklere bürünmüş. Geçen yıl  meyve vermiş hali ile fotoğraflarını çekmiş arşivime  koymuştum. Görsel şölene buyurun:





















7 Haziran 2017 Çarşamba

Sabah Yürüyüşümüz

Bu sabah sıcak bastırmadan Kara ile ormanın patikalarında yürüdük. Hemen her gün sabah erken saatlerde ve  diğer köpek kızlarımla da akşama doğru yaptığım  yürüyüşlerde, etrafı ilk kez görüyormuş gibi gözlemleyip keyif  aldığımı  fark ettim. Fazla söz etmeden görüntülerle sabah yürüyüşümüzün izlencelerini sunuyorum:






































3 Şubat 2017 Cuma

Zeytin Ağacı Aşktır, Yaşam Felsefesidir

Ağaçlara hiç kıyamam. Hangi tür olurlarsa olsunlar  hepsi de başımın tacı,  gözümün gönlümün şenlendiricisidir.

Ama biri var ki..  Yüzlerce yıldır Akdeniz, Ege kıyılarında var olma savaşı veren, medeniyetlere katkıda bulunmuş, insanlara bolluk bereket getirmiş, bir o kadar da nankörce, hoyratça zarar  verilmiş çilekeş zeytin ağacı. Benim için ağaçların kraliçesidir. Öyle mağrur, ulaşılmaz, hükmeden bir kraliçe değil ama.. Sarıp sarmalayan, fedakarlık yapan, savaşan, aşa, işe katkıda bulunan ana kraliçe.  Bolluğun, barışın, adaletin  simgesi olmuş ta yüzyıllar öncesinde.  Taşlı, susuz yerlerde bile bereketini esirgememiş.

Buralara gelince onu daha yakından tanıdım, tanıdıkça da  hayranlığım arttı. Ötede beride ihmal edilmiş, kaderine terk edilmiş, bakımsız,  yaşlı zeytin ağaçları  gördükçe onlara duygusal bağlarla bağlandım. Her birerinin farklı silüetlere sahip olduğunu fark edip onları sanat eseri gibi algıladım. Doğanın yıllar boyunca  şekillendirdiği sanat eserleri..





















































Kızlarımla  gidip mutlu olduğum zeytinlikler, gövdesine dayanıp dinlendiğim o güzelim zeytin ağaçları işte beni böyle derinden etkiliyor dostlar..






En çok da ihmal edilmiş hatta her fırsatta zarar verilmiş olmaları içimi acıtıyor. Burada durum şu; bakım gören bir kaç bahçe dışında çoğunun ancak sahiplerinin dedelerinin sağlığında dibi çapalanıp, çalıdan, taştan  temizlenmiş. Zaten bunlar ormanın kıyısına, hatta içlerine dikilmiş. Yasal sahipleri kim? o bile belli değil. Bu ağaçlardan, hasat zamanı nasıl acımasızca, diğer mirasçılardan kaçırma duygusu ile yolunup dalları kırılarak  zeytin toplandığını hayretle ve üzüntü ile seyrediyorum.. Bir de son yıllardaki en büyük sorun hemen her yere denetimsizce yapılan evler. Plan yok, program yok. İnşaatların yol açtığı çevre kirliliği korkunç boyutlarda. Atıklar zeytin ağaçlarının olduğu alanlara dek yayılmış durumda. Yani durum hiç iç açıcı değil. Hasat zamanı büyük bir aç gözlülükle saldırılan ağaçlar hiç korunup gözetilmiyor. Bakımsızlıktan  bir yıl  zeytin vermeyince hemen kesilip odun olarak yakılıyorlar. İnsanların bu kadir kıymet bilmezliği nedense buralarda yadsınmıyor. Kimsenin rahatsızlık duyduğu yok. Bir kaç yıl sonra sayılarının çok daha azalacağını düşünüp kederleniyorum. Burayı satın alınca bahçemize diktiğimiz iki zeytin ağacına nasıl sevgi ile baktığımı tahmin edersiniz. Umarım sahillerimizdeki zeytin ağaçları değerini bilen insanlarca korunur. Yoksa çocuklarımız bu muhteşem güzelliği hiç tanıyamayacaklar. Sağlık kaynağı zeytin yağını ithal ürünler raflarında, çok pahalı olacağı için uzaktan seyredecekler.