Hayvan Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvan Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2017 Çarşamba

Sabah Yürüyüşümüz

Bu sabah sıcak bastırmadan Kara ile ormanın patikalarında yürüdük. Hemen her gün sabah erken saatlerde ve  diğer köpek kızlarımla da akşama doğru yaptığım  yürüyüşlerde, etrafı ilk kez görüyormuş gibi gözlemleyip keyif  aldığımı  fark ettim. Fazla söz etmeden görüntülerle sabah yürüyüşümüzün izlencelerini sunuyorum:






































9 Nisan 2016 Cumartesi

Bu Köpeği Tanıyor musunuz Tuğba Hanım?


Sorabilmeyi çok isterdim! Bu köpeği tanıyor musunuz Tuğba Hanım?


Bu sabah köpeğimle ormana doğru yürüyüş yapıyorduk.  Fotoğrafta gördüğünüz terier cinsi köpekle karşılaştık.  Köpeğin hali  içler acısı diye nitelendirilebilir. Tasmasız, rengi kirden toprak rengine dönüşmüş, tüyleri yumak yumak olmuş, perişan durumda bir hayvancık.  Ben bu görüntülere dayanamam.  Belli ki terk edilmiş bir hayvan diye düşündüm.  Öylece  durmuş bize bakıyordu. Yanımdaki  kendi köpeğim Badem biraz agressif olduğundan ne yapacağımı bilemedim.  Bir koşu  eve dönüp Badem’i bıraktım, yanıma yiyecek, su ve  tasma alıp tekrar koşa koşa orman yoluna gittim. Bir yandan da  hala oralarda olması için  dua ediyorum. . Fazla uzaklaşmamış, onu buldum. Mamayı ve suyu bırakıp biraz geriye çekildim. Terieri olanlar bilir; (benim köpeklerimden biri de terierdir)  onların bir bakışı vardır. Başlarını yana doğru eğip sizin ne dediğinizi anlamaya çalışırlar. Bu da öyle yaptı ve beni kalbimden vurdu.  Sonra mamayı yemeye başladı. Ben biraz uzaktan izlerken veterinerimi aradım.  Durumu anlattım.  Köpeği eve kadar götürmeyi başarabilirsem gelip traşını, gerekli aşılarını yapmasını rica ettim. Sonra da yuva arayışına gireriz dedim. Muhtemelen  bu hayvancık  bana kalır diye de kaygılandım.  Çünkü evde üç köpek, iki kedi var.  Sağlık durumum da pek iyi değil.. Sağ olsun ”siz eve gidince haber verin, gelirim” dedi.  Bu arada, bilmeyenler için  belirteyim, ben bir köyde yaşıyorum. Veteriner  oldukça uzak.  Ne yazık ki tasmayı  takmayı başaramadım. Köpek korktu ve uzaklaştı.. Üzülerek eve döndüm. İki saat sonra  içime sinmedi, kendi terier cinsi köpeğim  Minik’i de alıp tekrar oraya giderken daha da yakınımıza geldiğini gördüm. Uzaktan sevdim ve Minik’le beni takip etmesi için teşvik ettim. Bahçe kapısına kadar  bizi izledi. Neredeyse başarıyorduk ama bizim  Kurt Kız ve Badem kendi  bölümlerinden havlayıp köpekçiği korkuttular. Tekrar kaçtı. Buraya kadar beni oldukça üzen bu öykü sonra daha da ilginç hale geldi. Ben  köpeği belki ürkütmeden alabilirim diye yola çıktım, köyün  genç kızlarından bir grupla karşılaştım. Köpeği  gördüler, benim yardım amaçlı izlediğimi anlayınca, o köpeği tanıdıklarını söylediler. ”Hep gelir buralara, aç aç gezer yollarda” dediler.Köpeğin  kime ait olduğunu duyunca  şaşırdım ve çok üzüldüm. Eğer doğru ise bizim köye  bir kaç kilometre uzaklıkta bulunan bir çiftliği  olan,  kırk yılda bir oraya gelen Tuğba Özay’ın köpeğiymiş. Getirip çiftliğine bırakmış ve muhtemelen  hayvanın bu  durumda olduğunu bilmiyor.  Ne diyeyim; hiç mi aklına gelmez, hiç mi merak etmez.  Emanet ettiği  insanlar nasıl bir vicdana sahip ki hayvan bu halde? Peki   sorumlu bir veterineri yok mu? Ben üç kuruşluk emekli maaşımla sorumluluğunu aldığım hayvanların her türlü veteriner hizmeti almasını sağlıyorum.  Ne aşılarını, ne sağlık kontrollerini ihmal etmiyorum. Çağırdığım zaman köye  gelen bir veterinerimiz var. Bu köpek ve varsa o çiftlikteki diğer hayvanlar kim bilir  hangi koşullardalar. Yapmayın, etmeyin, bakamayacağınız hayvanların günahına girmeyin…

15 Şubat 2016 Pazartesi

Minik'im Kırlarda

Yaşlı dostum Minik uzunca bir süredir yürüyüş yapmıyordu. Soğuk kış günlerinde evin sıcak köşelerinde uyumayı tercih ediyor, arada bir bahçede dolaşmakla yetiniyordu.

Dün  şahane bir sabaha uyanınca Kurt Kız ve Badem'in orman yürüyüşünden sonra Minik'i de kısa bir yürüyüşe çıkarmak geldi aklıma. Fazla uzağa gitmeden, yorulduğunu hissedince kucağıma alırım diye düşündüm. Sonrasında yavaş adımlarla eve en yakın kırlara doğru yürüdük. Etraf ilkbahara yaklaşmanın habercileri ile doluydu.

Minik papatyalar her yanı doldurmuş.


Sarı çiğdemler açmış.






Güzel bir düzlüğe gelince Minik'i serbest bıraktım.

 Etrafına şöyle bir bakındı.




Bir süre oturup dinlendi.


Sonra ormana doğru yürüdü ama sık sık dönüp beni kontrol etmeyi ihmal etmedi. İşte o an ormana terk edilen yaşlı köpekler geldi aklıma ve göz yaşlarımı tutamadım.






Dönüşte Paşa'nın evinin önünden geçtik.



Başka bir komşunun tavuklarını gördük.



Bizim evin yakınında  Colette bekliyormuş. Bir güzel koklaştılar:)



Eve gelince Minik bir güzel uyudu. Yorulmuş kuzum.


28 Ekim 2015 Çarşamba

Zor Bir Sabah!





Dün akşam üzeri yan taraftaki yavru köpeklerden birinin hasta olduğunu  fark ettim. Komşu adam günlerdir ortalarda yok. Hiç ihmal etmeden mama ve sularını veriyorum ama temizlik yapamıyorum. Hem eşim kızar diye, hem de oraya fazla girip çıkmaktan çekiniyorum ama mama ve su konularını ihmal edemem. Dediğim gibi, yavrulardan birinin halini beğenmedim.  Diğerleri  mamaya saldırıyor ve  doyunca oyun için çıldırıyorlar ama hasta yavru  dünden  beri  hiçbir şey yemiyor.  Bu sabah mamalarını götürdüm. Ona ciğerli, makarnalı torpilli bir tabak hazırladım, yüzüne bile bakmadı. Karton kutuda  halsiz halsiz yatıyor. Mama kaplarını yıkadım, sularını tazeledim. Üzüntü içinde eve döndüm. Bir yandan da eşimi ikna edip  nasıl  onu bir an önce veterinere  ulaştırırım diye düşündüm. Çünkü zaman kaybı  bebek köpek için ölümcül olabilir.Bu arada bilmeyenler için; eşimin ciddi bir sağlık sorunu var. Yalnız kalması riskli. Burada ulaşım  büyük sorun. Sabah kendi otomobilleri ile  kasabaya işe giden  bir komşu aile var. Paşa adlı köpeğin sahipleri. Onlarla aramız iyi. Hasta köpeğin hatırına onları telefonla arayıp durumu anlattım. Onlarla birlikte kasabaya, veterinere gitmek istediğimi söyledim. Ama  bir sorun var,  bizim patililere bakan veteriner kedi ve köpeklerden pek anlamıyor. Biz de iyi bir veteriner arayışındayız. Bir yandan da eşim söyleniyor; ‘’sen bütün köyün  hasta hayvanlarına çare olamazsın’’ diye. Paşa’nın ailesine, yavruyu  onların veterinerine  götürmek  istediğimi söyledim.‘’olur tabii  ama bizim veteriner Side’de’’ dediler. Benim kasabada onlardan ayrılıp yavru ile birlikte Side’ye gitmem sorunL  Ne yapayım, diye düşünürken  yavrulardan sorumlu adama telefon  etmek geldi aklıma. İyi ki numarasını deftere yazmışım, ne olur ne olmaz diye. Birilerini  bulup veteriner işini çözer belki. Adam sanki benim özel bir işim için aramışım gibi kaba ve küstah davrandı. İlgilendiğim için teşekkür edecek yerde ‘’sen ne karışıyorsun? Anlamında tavırlarla yanıtladı beni. Olsun, ben ne yapıyorsam o masum canlar için yapıyorum. Benim için  sonuç önemli, yavrunun bir an önce  tedavi edilmesi,  yaşaması önemli. Adama kızsam da  ısrarcı davrandım, mutlaka veterinere götürülmeli  dedim.  ‘’Şehir dışındayım, yakında geleceğim,  o zaman bakarız’’  dedi. Birilerini  bulup yavruyu mutlaka veterinere ulaştırmasını tembih ettim. Diğer yandan da ben ne yapabilirim diye çözüm aramaktayım. Ah, diyorum, bir an önce bir otomobil almam lazım. Ama şu an çaresizim. Köy minübüsünün gelmesi  saatler alır. Üstelik  büyük olasılıkla köpeği  almazlar.  Kardeşleri  boğuşup oynarken masum yavru karton kutuda  yatıyor, zaman  geçmekte.. Derken  telefonum çaldı, adam yolda olduğunu  az sonra ulaşacağını söyledi. Hemen taşıma çantasını hazırladım. O arada eşimin kahvaltısını hazırladım,  kafam oldukça karışık, canım sıkkın.. Saat on buçuk gibi adam geldi. Zahmet edip bana seslenmiyor bile. Ben yine sırf  yavrunun hatırına  seslenip, ‘’ hoş geldiniz’’ dedim,  yavrunun  durumu hakkında bilgi verdim.  Taşıma kutusu önerimi bile kabul etmeden  hayvanı karton kutuya tıkıştırıp  götürdü.  Eminim dönünce de bana bilgi vermez. Bir olasılık daha var, veteriner yerine anne köpeği aldığı insanlara götürüp bırakabilir de.  Çünkü öyle bir insan..

25 Şubat 2015 Çarşamba

Teşekkürler Tarkan!

Diğer sanatçılarımızdan da aynı duyarlılığı bekliyoruz. Sadece Seferihisar'da değil tüm ülkede sokak hayvanlarına kol kanat gerilmesi dileği ile..

4 Şubat 2015 Çarşamba

Ne Olacak Bu Barınakların Hali!


Bugün benim doğum günümdü... Pek de umurumda olmayan  doğum günlerimden biriydi. Ortalama bir gün olarak yaşanıp bitecekti  ama olmadı.
Pek çok akrabam, arkadaşım, sosyal medya aracılığı ile ya da telefonla arayıp  kutladılar, güzel dileklerde bulundular. Hatta hiç ummadıklarım bile. Telefonum defalarca çaldı.  Sağ olsunlar, var olsunlar.. Hiç önemsemediğim bu günü ve kendimi önemli bile hissettim bir ara..

Ne var ki şu an içim acılarla dolu. Kolumdaki iki kırığın acısı hiç kalıyor bu acının yanında. Şu an insanlık acısı çekiyorum. Gitgide duyguları yok olan, duyarsızlaşan, yozlaşan kitlelerin arasında ezilen, insan olmanın bilincinde olan pek az kişinin diğerleri adına hissettiği bir acı bu.

Tam bir yıldır bu köyde yaşıyoruz. Kapalı bir çevre. Aracım yok, toplu taşıma araçlarından kısıtlı bir şekilde yararlanıyorum. Sağlık sorunlarımız da olunca çok gerekli olmadıkça şehir merkezine  gitmiyorum. Bu nedenle kasaba  merkezindeki sokak hayvanlarının durumunu pek bilmiyordum. Gerçi her gidişimde çok kötü durumda bir iki hayvana rastlıyordum ama Manavgat'ın, sokak hayvanları için bir ölüm kampı olduğunu bilmiyordum. Antalya'dan tanıdığım, Haydost Derneği Başkanı Jale Ünsal'ın  twitter sayfasında Manavgat Barınağı ile ilgili korkunç  fotoğrafları ve ilgili yazıları görünce  şoke oldum. Jale'yi yıllardır tanırım, deneyimli ve  çok aktif bir aktivisttir. Boşa gürültü çıkarmaz. Merak edenler  Twitter sayfasına  göz atabilirler.@jaleunsal

Kısacası durum kötü. Turizmden yükünü tutan bir ilçede bunca  hasta ve aç hayvanın sokaklarda perişan halde olması zaten yeterince iç acıtıcı. Bir de ölüm kampı gibi bir (sözde) barınak çok canımı yaktı.  Fotoğrafları buradan paylaşmaya içim elvermedi. Bunu yazarken de utanıyorum; benim paylaşamadığım fotoğrafların gerçeği o barınakta yaşanıyor. Ha, bir de o barınağın  iyi bir barınak olduğunu savunanlar var.

''Bugün benim doğum günümdü'' diye başlayan bir yazının buralara geleceğini  tahmin etmezdiniz değil mi.. Yaşam hakkına saygı gösterilmeyen, insanlığımdan utandıran bir dünyaya gelmiş olmamın hiç ama hiç bir önemi ve anlamı yok..

30 Kasım 2014 Pazar

Hayvansever Ünlüler

Bloğumun ilk yıllarında öyle farklı konulara el atmışım ki... Şimdi neredeyse ev ve bahçe konseptli bir günceye dönüşen bloğum, o yıllarda  çok daha renkli ve geniş bir konu yelpazesine sahipmiş.

Çünkü o zamanlar çok daha fazla araştıran okuyan biriydim. İlgimi çeken her konuda da ''bunu paylaşmalıyım'' dediğim oluyordu sıklıkla. Ayrıca henüz ellerimle ilgili sorunum yoktu. Böylelikle, daha çok üreten, daha çok yazan biriydim.. Neyse, asıl konuya geleyim; şimdi o günlere olan  özlemimle bana göre hoş bir konuyu taşımak istiyorum sayfama.

İflah olmaz hayvanseverliğim  malumdur,  Ne yalan söyleyeyim, insanlara duyduğum  sempati ve antipatiyi  de etkiler bu özelliğim..  Farkına bile varmadan topladığım, sempatiden, hayranlığa dek giden duygularla pek bi sevdiğim eski yeni ünlülerin  fotoğraflarını görünce,'' haydi paylaşayım'' dedim. Bunların bazıları  hayvan hakları için ciddi mücadeleler vermiş, gerçekten zamanlarını ve önemli miktarda paralarını harcamışlar bu yolda. Tabii ki sayıları  çok fazla. Bunu görmek beni çok mutlu etti. Hepsini buradan  gösteremiyorum. Diğerleri beni bağışlasın, sizler için seçtiklerim buradalar:

Öncelikle saygı ile ''eskiler''

daha sonra yeniler de sayfamızı onurlandıracaklar..






 


 







 




10 Haziran 2014 Salı

Benim Güzel Kızım Badem

Badem'in öyküsü iç acıtan türden. Yıllar önce ona yuva aramıştım  ve buradan da paylaşmıştım. Sürekli durumunu  takip edip çözüm bulmaya çalıştım.

Neyse...  Acı günler bitti ve Badem yuvasını buldu. Neresi mi? Tabii ki Begonvilli Ev. Daha önceki sitede onu evlat edinme olanağım yoktu. şimdi burada bizimle ve Kurt kız Kuyruk'la çok mutlu.




9 Ocak 2014 Perşembe

Yardımınıza İhtiyaç Var!

Bu soğuk kış günlerinde bir de açlık çekiyorlar!


Benim değerli hayvan sever dostlarım! Ankara'dan bir dost iletisi aldım;
Tıpkı sizler gibi, yüreği  onların sevgisi ile dolu ancak imkanları  kısıtlı bir hanım zor durumda olduğunu  söylüyor.
Yaklaşık 50 kadar sokak köpeğine ve kedisine bakmaya çalışan, gerekince tedavileri için çaba gösteren bu arkadaşımız mamasız  kaldığını anlatmak zorunda kalmış. Soğuk, sokaktaki diğer tehditler bir yana, o canların en büyük sıkıntısı olan açlık gerçekten de yürek burkan bir durum. Ne yazık ki ülkemizde  sokak hayvanları ile ilgili köklü ve insani çözümler üretilemediği için biz hayvanseverlere büyük işler düşüyor. Altından kalkabiliyor muyuz? Ne yazık ki ''Hayır''. Yine de elimizden geldiğince dayanışma içinde olmak, böyle sıkıntılarda bir parçacık da olsa katkıda bulunmak  bizlerin  görevi, öyle değil mi? Arkadaşımız  sadece mama desteği istiyor.  Kendisi ile iletişim kurup ayrıntıları öğrenebilirsiniz:

glyasci@hotmail.com

Tel: 05438163402
Hadi, arayın lütfen. Küçük de olsa bir katkınız olursa seviniriz. Bebek köpekler de var mama bekleyen.
Emin olun yapacağınız  en küçük  yardım bile çok makbule geçecektir. Duyarlı yüreklerinize şimdiden teşekkürler..

17 Kasım 2013 Pazar

Bu bebeğe umutsuzca yuva arıyoruz!


Bu hafta sonu, hayvan sever dostlarım sevgili Yasemin, Zuhal ve eşi Sinan Bey  bizi ziyarete geldiler.



Bu ziyaret  çok ama çok değerliydi bizim için..

Çünkü  bu  buluşma, arabaya atlayıp geliverme olayının çok ötesinde bir çaba  gerektiriyordu. Her iki arkadaşım da ''hayvan sever'' nitelemesine tam  ve gerçek  anlamıyla  uyan çok fedakar insanlar. Yasemin'in evinde  her zaman, sokakta zor durumda bulunmuş kedi köpekler olur. Kendisinin de ciddi sağlık sorunları olduğu halde onların tedavisi, bakımı, kısırlaştırılmaları için  çırpınır durur. Onun rastlayıp da kaderine terk edemediği kedi ve köpeklere umutsuzca yuva arayışları beni derinden  yaralıyor. Ben de defalarca yardımcı olmaya çalışsam da  daha bu güne dek bir tanesine bile yuva bulamadık ne yazık ki.. Hatta bu gün, geçtiğimiz günlerde parkta ölmek üzere iken bulduğu bebek kediyi evde yalnız bırakamadığı için yanında getirmiş. Onu sıcak tutup biberonla beslemeye çalışıyor.

Bu bebeğe umutsuzca yuva arıyoruz!

Yine sokakta  bulduğu küçük ırk çok sevimli bir köpeğe uzun süre yuva aradık. Çünkü komşuları  dört köpeği olduğu için şikayet ettiler. Zaten apartman dairesinde çok sayıda hayvanın bakılması olanaksız  ve o da bunun bilincinde. Sonunda parkta bir kulübede bakmaya başladı. Ama köpek orada da istenmedi. Mecburen geçici olarak özel bir çiftliğe yerleştirdi. Ancak  maddi gücü yeterli değil. Bir kaç gün sonra oradan da çıkaracaklar. Zaten  köpekçik çok mutsuzmuş ve ağlama sesleri çıkarıyormuş.

Evinde baktığı  hasta ya da yaşlı kedi ve köpeklere rağmen her zaman pırıl pırıl ve düzenlidir. Yorgunluktan ölecek kadar koşturmaca içinde olduğu halde parktaki kedi evinde de gönüllü annelik yapıyor. Komşularından şikayet almamak için azami dikkat  gösteren, laf söz olmasın diye asansörü dahi kullanmaktan çekinen bu hanımın yine de apartmanda incitici davranışlara maruz kaldığını tahmin edersiniz.

Zuhal de benzer özellikleri olan biri. Onu  da bir başka  gün anlatırım.

Bizde ancak  üç saat kadar kalabildiler ve tahmin edeceğiniz gibi sokak hayvanlarından başka  konumuz olmadı. Ancak ''kelin merhemi olsa...'' sözü bizler için çok uygun. Bireysel çabalarımızla bu sorunları  çözemeyeceğimizi biliyoruz. Toplumsal duyarlılığın artmasını  diliyoruz. Hiç olmazsa, petshoplardan kedi ve köpek satın almaktansa  zor durumdaki hayvanları tercih etme yaygınlaşmalı. Barınaklar, mahalle araları, siteler ve parklar istenmeyen  kedi ve köpeklerle dolu. Çoğu aç, hasta ve korunmaya muhtaç. Onların yaşam savaşlarını, çilelerini sadece bir avuç gerçek hayvan sever görüp umursuyor. Farkındalık! biraz daha farkındalık lütfen...


4 Kasım 2013 Pazartesi

Sitede Kedi Nüfusu Aşırı Artınca..



Sitede kontrolsüzce üreyen kediciklerin başına  çok kötü olaylar geliyordu. Bunun üzüntüsünü de sadece bir kaç  hayvan sever insan yaşıyordu. Sadece üzülmek de bir işe yaramadığı için mantıklı çözümler üretmemiz lazımdı. Belediye Veterinerliği ile görüştüm ve  beşerli gruplar halinde kısırlaştırma operasyonlarına  giriştik. İlk partide artık altı ayı bitiren bizim bebekler ve onlardan biraz daha büyük olan Nazmiş oldular. Bugün komşumla birlikte  yüreğim pır pır ederek onları götürdük. Öğleden sonra da eve geldik. Şu an ayılmaya çalışıyorlar. Belli ki  bu gece bize uyku yok.  Ameliyatlı dört kedicikle  nasıl baş ederim derken hiç  beklemediğim  bir anda eski yardımcım çıkıp gelmez mi. Belli ki yardıma ihtiyacımız olduğu içine doğmuş. Az önce altlarındaki kağıt havluları değiştirdik. Tertemiz uyumaları ve üşümemeleri için gereken neyse yapıldı.  Umarım benim güzel bebeklerim çabucak iyileşirler.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Metro ile Seyahat Eden Köpekler



Burası Rusyada bir metro.... Moskova’da sokak köpekleri sabahın erken saatlerinde yaşadıkları varoşlardan yola çıkıyorlar, metroya binip, kolaylıkla yiyecek buldukları şehir merkezine geliyorlar. Sokak köpeklerinin geceyi geçirdikleri varoş bölgelerine gitmek için metro kullandıklarını farkeden uzmanlar onları incelemiş. Bu incelemenin sonunda elde ettikleri bulgular onları daha da şaşırtmış. Dr. Andrei Poiarkov gözlemlerini şöyle anlatıyor: ”Farkettik ki, köpekler doğru metro durağında inmek için alıştırma yapıyorlar. Birbirlerine metroda ne kadar kalmaları gerektiğini öğretiyorlar. Bu köpekler için en iyi yiyecek kaynağı şehir merkezinde. O yüzden de yaşadıkları bölge olan varoşlardan şehir merkezine gitmeyi öğrenmeleri gerekiyordu. Onları incelememiz sonuncunda farkettik ki, sabah erken saatlerde metroya binip şehir merkezine gidiyorlar, akşam mesai bitiminde de tekrar metroya binip varoşlara dönüyorlar. İnsanlardan hiçbir farkları yok. Bazen trende uyuyakalıyorlar ve inmeleri gereken durağı kaçırıyorlar. İncelememiz sırasında sokak köpeklerinin trafik lambalarına da uygun hareket ettiklerini gördük.” Tabii, bu arada Moskova halkının da bu köpekleri, itip kakmak, şikayet etmek, görevlileri çağırıp barınaklara attırmak yerine, beraberce seyahat etmeleri ciddi bir alkış gerektiriyor.

Fotoğraftaki insanların yüzlerindeki sevgi  dolu bakışlarla, çevremdeki insanların sokak  köpeklerine nefret dolu bakışlarını kıyaslayınca içim sızladı..
Kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/id/24974063/

7 Temmuz 2013 Pazar

Begonvilli Ev Halleri

Bugün yine bizden karelerle  hepinize '' iyi pazarlar!'' demek istiyordum. Ancak dün keyfimiz kaçtı. Sadece  bebek kedilerle ilgili  olanları paylaşıp diğerlerini  daha sonraya bırakıyorum.. Evet, keyfimiz kaçtı. Neden mi?
Bizim minikler, büyümekteler, oldukça da hareketliler. Anneleri ile birlikte beslenme, oyun ve konaklama alanları  bizim bahçe ve  veranda olsa da bazen komşu bahçelere de  gidiyorlar. Tamamen bahçede kalmalarını sağlamama olanak yok. Komşulardan biri dün selamlaşma ve hatır  sorma faslından sonra başladı sızlanmaya.. Küçük kediler bahçesine gelip onları rahatsız ediyormuş. İnanamayacaksınız ama  onları yakalayıp ormana atma konusunda benden yardım istiyordu.  Bu hanım yaşlı başlı, hali vakti yerinde biri.  Ömründe bir kere bile bir sokak canına bir lokma  yiyecek, bir yudum su vermemiş. Bu  sıcaklarda yavruları ormana atma fikrinin  korkunç  bir düşünce olduğunu, atmanın çözüm olmadığını, onlara yuva bulup kalanları da kısırlaştırmamız gerektiğini, bunu tek başıma yapmağa çalıştığımı anlattım, anlattım....  Karşımdaki insan anladı mı dersiniz? Yüzündeki ifade  asla anlamak istemediğini  gösterdi.. Tüm akşamım  hatta gecem kaygılarla geçti. Sabah uyanınca da  bu  görüntü vardı kapımın önünde..




İşte böyle dostlar. Bu bebeklerden  biri  sözde yuva bulmuştu ama  arayıp sormuyorlar. Diğer bebekleri de Twitter sayfamızdanTuğba Özay  görüp çiftliğine aldıracağını söylemişti. Ondan da ses yok.. Sitede  daha önce kontrolsüzce çoğalan  kedi  ve köpeklerle ilgili çok iç acıtıcı olaylar yaşandı. Bunların da başına gelmesin.  Aylardır tek başıma  yaşatmağa çalıştığım bu bebeklere acil yuva  arıyoruz.