İz Bırakanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İz Bırakanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2016 Salı

Alice Paul


20. yüzyıl kadın aktivisti.
Ama  çok önemli olaylara ve olgulara  imza atmış kadınlardan biri..


 Amerikalı kadınların gerek politika alanında, gerekse  iş  dünyasındaki başarıları, günümüzden neredeyse  100 yıl önce en basit siyasi hak için, oy verme hakkı için savaşan kadınların çabalarına dayanıyor.


Alice Paul ve diğer emeği geçen kadınların büyük bir savaş vererek  kazanmayı başardığı  hakların  destansı öyküsünü burada anlatacak değilim. Zaten bunu  başaramam. Ne o  bilmediğim  koşulları  aktarabilirim, ne de  o yiğit kadınların maruz kaldığı davranışları. Bunların hiç birini gerçekçi olarak yansıtamam. Zaten bu güçlü kişilikli  mücadeleci kadını Amerika’nın siyasi tarihine olan merakım yüzünden tanımadım. Bazı çıkarımlar yapmamız gereken çok önemli bir konuyu araştırırken rastladım adına. 
Konu: Kadınlara oy hakkı verilmesi.
Yine de  eminim  bu hatun kişiyi ve arkadaşlarının  verdiği büyük  mücadelenin ayrıntılarını  merak edenler olacaktır. Şu kadarını söyleyeyim;  filmlere, dizilere konu olabilecek kadar ilginç ve zorlu bir  süreç. O halde  buraya göz atabilirler: http://www.biography.com/people/alice-paul-9435021#synopsis
Ve buraya:
http://www.alicepaul.org/who-was-alice-paul/

 Araştırmayı derinleştirsem, bugün demokrasinin beşiği  gibi iddialı tanımlamalarla kendilerini ifade eden, kadın hakları, insan hakları vs lkonularında ahkam kesen pek çok batılı ülkede benzer  savaşların verildiğinden eminim. Konu: Kadınlara  seçme ve seçilme hakkı ve

Ne kadar şanslıyız ki Türk Kadını olarak  onlardan daha kolay kavuştuk bu hakka.  Ne var ki, kolay kazanılan hakların ve değerlerin kıymeti  bilinmiyor. İşte sözünü ettiğim çıkarım bu. Son anda eklemeden edemeyeceğim, Atatürk’e dil uzatanlar biraz daha geniş açıdan değerlendirsinler durumlarını.


Biraz daha diyorsanız: Buraya da göz atabilirsiniz

4 Aralık 2015 Cuma

Kırık Bir Aşk Hikayesi ♥

Hüzün seni nerelere koyayım,
nerelere taşıyayım........


''Yine mi iç acısı,  yine mi karamsarlık? '' diyeceksiniz,  evet  ne yazık ki öyle...  Dünden beri içimdeki sızı ince ve  derinden yüreğimi acıtıyor.. Ne acılar, ne üzüntüler tarafımca, ''herkesin kederi kendine yetiyor zaten'' mantığı ile saklanıp, üzeri örtüle dursun bu kez içime sığmıyor..  Çünkü bu her  karesinde hüzünlerin harmanlandığı siyah beyaz bir aşk hikayesinin acı sonu..

 Evet, evet, benzerlerini eski Türk filmlerinde çokça gördüğümüz türden naif  bir öykü. Hikayenin benimle doğrudan ilgisi  yok. Yalnızca yıllar  öncesinde tanıdığım  bir kadın ve bir erkeğin yaşadıkları ya da yaşayamadıkları...

 Bu öyküyü anlatmaya ne denli hakkım olduğunu bile kestiremiyorum. Zaten şu an  yüreğimdeki burkulma,  düzgün düşünmeme  izin vermiyor. Başkalarının izni olmadan özel  hayatlardan söz etmek etik olmadığı gibi,  özellikle önemsediğim, hassas olduğum, hiç onaylamadığım  bir durum.  Yine de bu  öyküyü paylaşmayı istiyorum. Bu nasıl bir çelişki... Anlatmak istiyorum çünkü çıkarımlar yapabileceğimiz, kendi öz yaşamlarımızda yaşanılanların tekrarı olmadığı gerçeğini nasıl da göz ardı ettiğimizi  anımsatmak için. Özellikle kaybettiklerimizin değerini onlarla birlikte iken anlayamıyor olmamız hayatın ne acı bir dersidir.. İşte bu nedenle bu öykü beni çok etkiledi. Keşke ulaşabildiğim fotoğrafları, hangi ruh hali ile bazı insanlarla paylaşıldığını bilemediğim 1977 tarihli, sevgi sözcükleri ile dolu sararmış bir kartpostala ait fotoğrafı, ayrı kalınan sevgili için hazırlanmış bir  video klibini aktarabilseydim.  Bunları yapamam, yine de isimler saklı kalacak şekilde elimden geldiğince anlatayım.. Basitçe kotarılmış klipte 70'li yılların sonlarında yapılan bir düğünde dans eden gelinle damadın siyah beyaz bir fotoğraf karesi, çiçek resimleri, Antalya'nın  bana tanıdık gelen  sahil şeridi manzaraları ile dönüşümlü olarak  görünüyor. Fonda ise çok hüzünlü bir müzik çalıyor. Bu klip yaklaşık dört yıl önce paylaşılmış. Klibin sonunda  akan yazılarla yine sevgiliye seslenişler var. ''Seni ömrümün sonuna dek bekleyeceğim!''
O klibi burada gösteremem ama şarkıya ait videoyu izleyebilirsiniz.Yarim Senden Ayrılalı(Erkan Oğur)

Biz onlara İlknur ile Raci diyelim. Her ikisi de öğretmen okulundan sınıf arkadaşlarım. 70'li yılların sonu.. Dün yine o yıllara ait  fotoğraflara baktım da... Çok duygulandım. İlknur hoş, o yılların modern  genç kızı. Hayat dolu. Raci de yakışıklıymış  doğrusu. O yıllarda popüler olan İskender Doğan'a benzerdi. Facebook'taki fotoğraflarına baktım dün, biraz da Yılmaz  Güney'i andırıyormuş. Bu ikisi son sınıfta iyice yakınlaşmışlar ve mezuniyetten sonra evlenmişler. Bir de kızları olmuş.

Biz yıllar sonra bazı arkadaşlarla sosyal ağlar sayesinde sanal ortamda yeniden buluşup yılda bir kez  farklı illerde mezuniyet buluşmaları yapmaya başladık. Böylelikle uzun yıllar boyu iletişim kuramadığımız arkadaşlarımızın bazılarını gördük, bazılarından da haber almaya  başladık. Ben çoğu buluşmaya katılamadım. Katıldıklarımda ise İlknur'la Raci'yi görmedim. Son olarak dört yıl önceki Kuşadası  buluşmamızda İlknur da vardı. Yalnızdı ve ikimiz de sigara içmediğimiz için oda  arkadaşım oldu. Meğer Raci ile ayrılmışlar. Nedenini bilmiyorum ama İlknur çok incinmiş. Sadece  bir gece kaldığımız için yemek ve eğlence faslından sonra fazla konuşmadık. Kısa sohbetimizde hiç özel konulara girmedik. Bir daha da haberleşmedik zaten.. Derken üç yıl önce Facebook  sayfamda arkadaş listemde okul arkadaşlarımın sayısı çoğalırken Raci'den arkadaşlık isteği geldi. O da arkadaşlarıma katıldı ama hani uzaktan uzağa takip eden, yorum yazmayan, beğeni belirtmeyen, selam vermeyen sessiz arkadaşlar vardır ya, işte öyle. İlknur'u ise Facebook'ta hiç görmedim.  Ben zaten pek iyi bir Facebook kullanıcısı değilim. Arada bir göz atıp vaktim olduğunca bir iki yakın dosta yazıyorum ya da hayvanlarla ilgili paylaşımlarım oluyor. Görürsem, doğum günü olan arkadaşlara kısa kutlama mesajları yazıyorum. İki gün önce tesadüf bu ya Raci'nin doğum günüymüş. Samimi olmasak da eski bir okul arkadaşımın  özel gününü kutlamadan edemedim. ''Nice mutlu yaşlar olsun!'' cümlesini yazıp gönderdim. Ertesi gün yani dün sayfayı açtığımda şoke oldum. Raci'nin kızı babasının sayfasında birlikte bir resimlerini paylaşmış, onu kaybettiği için nasıl büyük bir acı yaşadığını  anlatan sözler yazmış.. Biraz daha altlara bakınca Raci için yazılan bir kaç taziye mesajını  gördüm. Çok üzüldüm çok.. Daha sonra üç yıldır aklıma gelmeyen bir şey yaptım, Raci'nin  fotoğraflarına, videolarına baktım.  Yazımın başındaki kartpostalı, İlknur için hazırladığı klibi  dün gördüm.Ayrıca okul yıllarımızdan kalan  siyah beyaz fotoğraflar,  köy okullarında çekilmiş  gençlik fotoğrafları ve  pek çok aile fotoğrafı da vardı.Yalnız, İlknur'un klipteki gelinlikli fotoğrafından başka fotoğrafı yoktu. İlknur'a olan sevgisini  belirten sararmış kartpostalın fotoğrafı ve bir kaç yıl önce hazırlanmış özlemini dile getiren video klip onu nasıl büyük bir aşkla  sevdiğini anlatıyordu. Muhtemelen İlknur da çok sevmişti. Ne yazık ki  hayatın tekrarı yok. Umarım İlknur'un huzurlu ve  güzel bir hayatı olur. Eminim Raci onun mutlu olmasını çok isterdi. Işıklar içinde uyu Raci.





14 Haziran 2015 Pazar

Begonvilli Ev Halleri

Geçtiğimiz haftanın olayı, nazlı kızım Jane'in sakatlanmasıydı.  En evcil, en sakin kedi kızım  nasıl oldu ise göğsündeki şişlikle döndü eve. Bahçeden başka bir yere gitmeyen kedicik, ne yaptı ise kaburga kemiklerinden birinin ucunu kırmış. Kucağıma gelmek isteyince, alayım dedim. Acı ile miyavladı. Yoklayınca göğsündeki şişliği  fark ettim. Hemen veterinere koştuk. İki gün klinik bakımı yapıldı. Eve geldiğinde narkoz altındaydı. Sıkı bir bandaj yapılmış. Ne var ki uyanınca o rahatsız edici bandajı  asla istemedi. Saatlerce  ağladı. Buradaki veterineri aradık ama telefonumuza yanıt alamadık. Gecenin köründe Antalya'daki veterinerimizi  aradık ve sağ olsun hemen yanıtladı.  Onun yol göstermesi ile bandajı çıkardık. 

Kızım  melekler gibi uyudu.





Ertesi gün ise normal  yaşamına döndü.








Ancak göğsündeki şişlik  geçmedi. Veteriner  kemik deformasyonun  ona zarar vermeden kalacağını  söylüyor.




Okumakta olduğum  kitabım: Ölü Ruhlar.





Aslında bu kitabı üç yıl önce okumuştum. ''Tekrar okunacak''  diye not almışım. Farklı bir kültürü ve İran'ı  tanımak amaçlı tekrar okumaya değer bulmuşum.

 Eğer bu kitabı okursanız yalnızlık duygusunun evrensel nedenlerini fondaki İran eşliğinde, İranlı bir ailenin  buruk öykülerinde bulacaksınız. İçiniz burkulacak zaman zaman ve  onlarla birlikte  içsel yolculuklara da çıkacaksınız.  İngiltere'de çok popüler olan İranlı yazar Abbas Maroufi'nin okuduğum ilk kitabı.



Belki bizim çiçekleri görmekten bıktınız. Yine de, Begonvilli Ev'in  yeni  renklerinden  olan bu güzel galaları, mevsimi geçmeden bol bol göstermek istedim.








Kışın bir paketten çıkan üç yumruyu  saksıya dikmiştim. Yumrular yeni yavrular vererek çıktılar. Saksıyı tamamen doldurup  açtılar.  Çiçekleri çok dayanıklı. Yarı gölgede gelişiyor. Toprağı kuruyunca sulamanız yeterli.





Sanat dünyasından bir acı kayıp  daha... Antalyalıların  güler yüzlü eniştesi,  tiyatronun  ustalarından  sevgili Sümer Tilmaç'ı kaybettik.  Dünden beri içimde bir sızı...  Kim bilir kaç kez  görmüşlüğüm var Antalya caddelerinde. Kimi kez bir kafede , kimi kez bir dükkanın önünde esnafla ya da hayranları ile  tatlı tatlı şakalaşırken.. Yıllar önce  çalıştığım okula bir tiyatro grubunun yöneticisi ve oyuncusu olarak gelmişti de,  gösteri sırasında ortadan kaybolan  bir öğrenciyi bizimle birlikte aramıştı. Nur içinde yatsın..
Sümer Ağabey, seni özleyeceğim❤







Hüzünleri bir kenara  koyup çiçeklerde huzur bulalım;  başka yolu var mı..



Bunlar tohumdan yetiştirdiğim salvialar. Salvia, bir adaçayı türü. Yabanisi bizim buralarda bol bol var. İlkbahar başında koyu mor ama biraz daha kısa boylu açıyorlar. Bir katalogda kültür bitkisi olanına rastlayınca hemen sipariş verdim. Gayet güzel çıktılar ve  büyüdüler. Ayrıca üç farklı renkte  açtılar. Çok dayanıklı ve dekoratifler. Tavsiye ederim.









Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar.  Mutlu, güzelliklerle dolu bir pazarınız olsun.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Tarifsiz Acı


İlham perisi, dokunduğu her şeyi güzelleştiren, becerikli, üretken insan sevgili Cihan Hanım'ı kaybetmişiz. Acımı  sözcüklere dökemiyorum..

Sevgili Blog Dostlarım,

Adına yaşamak dediğimiz kırılgan, naif,  bir o kadar da acımasız  döngü bize anımsatmalarını yapıyor yapmasına da neyi ne kadar anlıyoruz bilemiyorum..
Klişe söz ''bugün varız, yarın yokuz'' gerçeğin ta kendisi ve bu gerçeği çoğu kez göz ardı etme  özelliğimiz  insan olmanın  gereği belki de. Yine de zaman zaman aklımıza getirsek daha yapıcı, daha değer bilir, daha tahammüllü olabiliriz. Evet, bugün varız ama bir kaç dakika sonra neler olacağını bilemiyoruz. Sevdiklerimiz, dostlarımız, bizim için anlamı olan her varlık için ve tabii ki her birimiz için geçerli bu kural.

Sevgili Cihan, güzel insan, zevkli, üretken, dokunduğu her şeyi güzelleştiren, ilham perisi harika kadın, seni hep  güzelliklerinle anımsayacağım. Şu an duyduğum derin üzüntü sözcüklerle anlatılır gibi değil. Hep güzellikler ürettin, seni kuşlarla, çiçeklerle dolu, bir bahçede  gülümseyen bir peri olarak anımsayacağım. Mekanın cennet olsun.

3 Nisan 2015 Cuma

Güle Güle Kayahan!

Severdim  şarkılarını..



''Bizimkisi bir aşk hikayesi
Siyah beyaz film gibi biraz..''

Ya da,
''Bir mahsun mor menekşe ağlıyor mu ne?''
''Sabahlar uzak, bu sevda tuzak bana
Çok zaman geçti, sabrım yok yarınlara..''

''Seninle her şeye varım ben''

ve daha pek çoğu..

Hangimizin yüreğine dokunmadı ki?

Ustayı anlatan çok insan görürüz şu günlerde.. Kaybettikten sonra adettendir. Ben onları dinlemek yerine, eskiden olduğu gibi  şarkılarını dinlemek istiyorum..

Kayahan - Vikipedi

O güzel, yüreğe dokunan besteleri  yapan bir insanın yerinin kolay kolay dolmayacağına inanıyorum. Işıklar içinde uyu Kayahan..


25 Şubat 2015 Çarşamba

Teşekkürler Tarkan!

Diğer sanatçılarımızdan da aynı duyarlılığı bekliyoruz. Sadece Seferihisar'da değil tüm ülkede sokak hayvanlarına kol kanat gerilmesi dileği ile..

12 Ağustos 2014 Salı

Robin Williams 21 Temmuz1951 – 11 Ağustos 2014)


Seni hep gülümseyen yüzünle hatırlayacağım.

Bizi güldürdün, zaman zaman düşündürdün. Ancak içinde ne fırtınalar kopuyormuş ki, böyle bir tercihin oldu. Çok üzgünüm, çok...

2 Temmuz 2013 Salı

Anılarımızdan


"Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

Anılarım kar topluyor inceden,
Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
Sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken.

Sevgiden caydığım yerde darıl bana."


 Bu şiiri yazan adam yakılmaz, eli öpülür. Fakat yobaz ateşinde boğmuşlardı rahmetli Metin ALTIOK'u. Anılarımız kar toplamasın inceden...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Beklediğim Yanıt Geldi!

Bir süre önce değerli büyüğümüz, savaş kahramanı Mustafa Ertuğrul'un kabrinin  bakımsız durumda olduğunu  ve bu duruma  duyduğum üzüntüyü anlatan bir yazı paylaşmıştım sizlerle.
Begonvilli Ev: Böyle olmamalı!(kırmızı yazı tık!)

 
 
Ve nihayet Sayın Belediye Başkanımız Mustafa Akaydın Beyefendi'den  beklediğim yanıtı aldım: Yanıtlar Twitter üzerinden  bu sabah geldi:
 
 
MUSTAFA AKAYDIN@m_akaydin
Sevgili öncelikli ortak değerlerimize karşı gösterdiğiniz vefa ve hassasiyet için sizi tebrik ederim. ++
MUSTAFA AKAYDIN@m_akaydin
Arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim. Mezar en kısa zamanda temizlenerek çiçeklendirilecektir. Sevgilerimle.
 
Başkanımıza da bu yakışırdı. İşlerinde kolaylıklar diliyorum..
 
Ayrıca  Antalya'mıza  katkıları ve harika çalışmaları için  şahsına ve ekibine teşekkür ediyorum.
 
 

25 Eylül 2012 Salı

Bozkır'ın Tezenesini de uğurladık!

Çok severdim türkülerini.. Artık dinlerken çok hüzünleneceğim..

Mekanın cennet olsun  büyük usta!

Neşet Ertaş - Vikipedi

31 Ağustos 2012 Cuma

Böyle olmamalı!




O bir savaş kahramanı, gerçek bir vatansever.
Mustafa Ertuğrul, Ben Bir Türk Zabitiyim adlı belgesel kitaba konu olan Türk Subayıdır.
Dünya askeri tarihinde ilk defa olarak bir deniz uçağı gemisi (Seaplane tender) batıran Türk subayıdır ve bu gemiyi karadan dağ topu ile batırmıştır.

Yazar Mustafa Aydemir'in ''Ben Bir Türk Zabitiyim'' adlı belgesel kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bu kitapta Mustafa Ertuğrul'un üstün başarılarını belgeleri ile okuyup, yalnızca kahramanlığına değil mütevazı kişiliğine ve hatta sanatçı yönüne de hayran kalacaksınız. (Rahmetli'nin çok güzel resim çalışmaları olmuş)
Kitabın tanıtımını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz
ÖZEL DETAYLAR MÜZESİ: BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM (KİTAP)

Öte yandan, bir Antalyalı olarak beni son derece üzen bir durumla karşılaştım. Babamın kabrini ziyaret etmek için gittiğim şehir mezarlığında tesadüfen gördüğüm bu değerli kişinin ihmal edilmiş ve bakımsız kabrini görünce içim sızladı. Son derece alçakgönüllü bir insan olan ve methedilmekten hiç hoşlanmayan değerli büyüğümüzün sade bir mezarı olmasına şaşırmadım ama öylesine bakımsız oluşu ve sapsarı yabani otlarla kaplı olması beni çok hüzünlendirdi. Belli ki ne geleni ne de ilgileneni var. Acaba hiç mi yakını kalmadı hayatta? Daha da önemlisi, ilgili kurumlar tarihe adını yazdıran bu kahramanın kabrine neden gereken saygı ve ilgiyi göstermiyorlar? Utanç ve üzüntü ile gerekli yerlere bu soruları soracağım. Bakalım nasıl bir yanıt alacağım..









24 Temmuz 2012 Salı

Çıplak Ayaklı Kraliçe Cesaria Evora




Bugün bende iz bırakan kadın sanatçılardan birini anlatmak niyeti ile geçtim klavyenin başına. Bizden ya da başka ülkelerden, farketmiyor aslında. Aklıma gelen bir kaç ismin içinden anlık havama uyan birini seçip diğerlerini bir kaç gün ya da bir kaç hafta sonraya öteleyip, başladım yazmağa..

Öncelikle de biraz sürprizli olsun diye dinleyelim isterseniz..


O bir kraliçe! Öyle bildik kraliçelerden değil ama..Müziğin Kuzeybatı Afrikalı, çıplak ayaklı kraliçesi ya da divası. Grammy ödüllü folk şarkıcısı. Ancak 50'li yaşlarında ünlü olabilmiş, şarkılarını Portekizce ve Afrika dillerinin bir karması olan Creole dilinde söylemesine karşın çok geniş bir dinleyici yelpazesine sahip olmuş..

Kendi deyimiyle "aç insanlarla, dünyanın fakir halklarıyla dayanışma içinde olmak amacıyla" sahneye gösterişli ayakkabılar yerine çıplak ayakla çıkmayı tercih eden Cesaria Evora’nın ilk albümü 1988’de yayımlanmış.

Geçen yıl kaybettiğimiz sanatçı, dünya müziğinde iz bırakanlardan biri olarak çoktan yerini aldı..
İlginç yaşam öyküsü ve müzik kariyeri için: Cesária Évora - Vikipedi

1 Temmuz 2012 Pazar

Sivas'ı Unutmadık, Unutturmayacağız!

Madımak Oteli'nin 2007'deki görünümü
Bölge Sivas, Türkiye
Tarih 2 Temmuz 1993
Saldırı türü Katliam
Ölü 37 kişi


Madımak Katliamı

25 Haziran 2012 Pazartesi

Şöhretin Küskün Çocuklarından Biri SYD BARRETT

Şöhret olma uğruna neler yaşamaktadır pek çok kimse.

Bunların pek çoğunun yarı yollarda kalıp yok olup gitme öykülerinden haberimiz bile yoktur eminim. Kim bilir ne umutlar sönüp gitmiştir bu yollarda. Yalnızca umutlar mıdır sönüp giden? Belki de yaşamlar yok olmuş, hala da yok olmakta.. Geri dönülmez çıkmazlar yutup gitmektedir pek çok şöhret tutkununu. Bu yalnızca bizde değil tüm dünyada böyle.. Zorlu bir yoldur tanınmışlık yolu. Hatta en kolay kazanılanı bile ne acılar, ne korkular barındırır kim bilir.. Başaranların bir anda yerle bir olması hiç de şaşırtıcı değildir.

Bir de büyük şöhret olup da bunu elinin tersiyle iten, sıradan bir insan olarak yaşamayı seçen insanlar var. Benim ilk aklıma gelenlerden biri SYD BARRETT. Benim gibi yaşı epeyce! olanlar iyi bilirler Syd'in öyküsünü.



Efsanevi grup Pink Floyd'un kurucularındandır kendisi. Ama öyle böyle değil, o yılların müziğine damgasını vurmuştur bu grup.

Syd Barrett, yaptığı işten tatmin olamadığı için gruptan ayrılmış. Önce solo kariyer şansını denemiş sonra başka bir grupla çalışmayı... Ama bir kaç denemeden sonra bunu da bırakıp, bir süre Londra'da bir otel odasında yaşamış. Parası bittiğinde de Londra'dan annesinin evine 50 millik yolu yürüyerek katettiği söylenir..

Syd Barrett, Cambridge'deki evinde inziva hayatı sürdürüyordu ve resim yapmaya devam ediyordu. 7 Temmuz 2006 günü 60 yaşında iken, Cambridge'deki evinde pankreas kanseri sonucu hayatını kaybetti.

Her şey bu kadar basit değil tabii ki ; özellikle müzikten kopuş süreci ilginç ayrıntılarla dolu.. Merak edip araştırdım. Siz de meraklılardansanız buyrun:

Syd Barrett - Vikipedi

tr.wikipedia.org/wiki/Syd_Barrett

http://youtu.be/CX4ntG1Ks9s

28 Nisan 2012 Cumartesi

Ben bu yazıları hiç yazmak istemiyorum:(((

Felsefesi ile yaşamı algılayışı ve asil duruşu ile gönlümde taht kuran Sevgili Tontini'miz ;
IŞIKLAR İÇİNDE UYU!!

Rose lying alone

23 Nisan 2012 Pazartesi

Teşekkürler Gideon Sundback!



Bugün Google bizleri fermuar açılışıyla karşıladı.  O fermuarı açmak  aklınıza geldi mi? Benim geldi:) Açınca gördüm ki; 24 Nisan İsveçli elektrik mühendisi Gideon Sundback‘ın doğum günüymüş. Peki Gideon Sundback kimdir? Gideon Sundback fermuarın mucididir.


Evet, düğmeler çoktan icad edilmişti ama fermuarın yeri bir başkadır.  Başta giyim olmak üzere günlük hayatta kullandığımız eşyaların birçoğunun vazgeçilmez parçasıdır.

Gideon Sundback - Vikipedi

Teşekkürler Gideon Sundback!


15 Şubat 2012 Çarşamba

Nazar değdi ne yazık ki!!!

Sevgili dostlar,
Bir önceki yazımda ''bu günlük benden bu kadar!''  demiştim ya;

Oysa ki yaşam küçük büyük, acı tatlı sürprizlerle, en basit söylemlerimizi bile yalancı çıkartmaya devam ediyor.  Çünkü, bugün daha yazacaklarım varmış, hem de içim yanarak.

Çok üzgünüm dostlar çok!!!
NAZARDEĞMESİN 07 ÇEYİZ İŞLERİ burada
 
 Çok üzgünüm dostlar çok!!!!
''Nazar Değmesin07''  bilmem tanır mıydınız.. Bakın bakalım izleyici listelerinize. Bu güzel, bu genç, üretken kadını, hamarat anneyi, evine eşine düşkün  eşi  kaybetmişiz.. Şimdi  ne denir; asla tarzım olmasa da ''ben böyle dünyanın..'' diye başlayıp amiyane tabirlerlerle devam etsem hiç hoş olamayacak, dahası ne değişecek ama içim yandı sevgili dostlar..Göz yaşlarım beni boğuyor; şu an evde yalnızım ve siz sevgili blog yazarı arkadaşlarımdan başka içimi dökeceğim kimsem yok.. O  güzel çocukları, eşini, annesini, babasını, sevenlerini düşünüyorum.  En çok da gencecik güzeller güzeli  kadını düşünüyorum.  Genç ölümler çok acı veriyor.. Mekanın cennet olsun!!
Bu yazıyı yazmamın asıl amacı, kadınların en çok yakalandığı kanser türü olan  göğüs kanseri konusunda yeteri kadar dikkatli ve bilinçli miyiz? Uzmanlar erken tanının önemi konusunda  durmadan uyarıyorlar ama gereken önemi veriyor muyuz bu konuya.. Özellikle meme ve rahim ağzı kanserlerinde farkındalık yaratabilmek için biz kadınlar bilgilenmeli ve bilgilerimizi de mutlaka paylaşmalıyız.  Konu ile ilgili  deneyimlerinizi, çevrenizde olup bitenleri,  edindiğiniz her türlü  sağlam dayanağı olan bilgiyi paylaşmaya davet ediyorum sizleri. Başka acılar yaşamamak  için .. Hepinize sağlıklı güzel yaşamlar diliyorum..

12 Şubat 2012 Pazar

Sabah sabah Whitney Houston şoku :(((



Amy Winehouse'un ölümünü duyunca da böyle olmuştum..

''Whitney Houston otelde ölü bulundu.

Amerikalı ünlü pop şarkıcısı Whitney Houston, 48 yaşında öldü.'' diye yazıyor gazetede..

Muhteşem sesi ve yorumuyla 415 ödülle Guinness Rekorlar kitabında ''en çok ödül alan kadın şarkıcı'' unvanını elinde tutan şarkıcının, 1992 yılında Kevin Costner ile başrollerini paylaştığı ''The Bodyguard'' filminde söylediği ''I Will Always Love You'' şarkısı, dünyanın neredeyse tüm ülkelerindeki müzik listelerinde bir numarada uzun süre kalmıştı.

2 Şubat 2012 Perşembe

Güle Güle Cemal Usta!

O'nu çok seviyordum. Kendini yetiştirmiş, dünya çapında bir aşçımızdı. Ustalığı, akademik kariyeri bir yana ekranlara yansıyan içtenliği ile dünya tatlısı bir insandı.
Seni hiç unutmayacağız. Mekanın cennet olsun!