Günlerdir YGS' de yaşanan şifre skandalı yazılıyor, konuşuluyor. Yazmayı düşünmüyordum; dayanamadım.
Bazı ÖSYM çalışanları daha kitapçıklar basılmadan şifreyi farkedip yöneticileri uyardıkları halde yaşananlara bakın! Derken olaylar skandal boyutlarına ulaşınca yetkili kişilerin açıklamaları, rüyada görülen modmedyanlar vs. işin iyice suyunu çıkardı.
Tübitak, şifre iddiaları ile ilgili inceleme yapılması için, kuruma herhangi bir talebin gelmediğini bildiriyor.Yetkililer, bu güne dek ne ÖSYM' den, ne de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Tubitak'a böyle bir başvuru yapılmadığını açıklıyor. Niye gelsin? İkna olan olmuş çoktan.. Kitapçıkların basıldığı Meteksan'da yapılan ilk incelemelerde şifreli olabileceğine dair bulgular elde edildiği söyleniyor ama henüz soruşturma aşamasında olduğu için net açıklama yok ortada.
Amaa;
Devletin en yetkilileri ikna olmuş durumda iken sınava giren ya da girmeyen öğrencilerin, çocuklarının eğitimi için akla gelmedik fedakarlıklar yapan, dersane taksitleri için helak olan anne babaların ( bu yüzden intihar edenleri bile gördü bu millet) ve tüm vatadaşların ikna olup olmaması önemli mi?
Bilimsel araştırmalara da lüzum yok, hatta yargıya da.. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı incelemeyi soruşturmaya dönüştürmüş. 160 salondan örnekler alınmış. Başsavcı Vekili, ''Tübitak'ın ve emniyet ekiplerinin incelemesini istedik'' diyor. Tübitak ise '' bize böyle bir başvuru yapılmadı'' diyor.
Dediğim gibi, gerek yok ki yapılsın; ikna olan olmuş zaten. Koskoca Cumhurbaşkanı ve '' bu iddiaları ASLA kabul etmiyorum'' diyen Milli Eğitim Bakanımız var. Eee, hal böyle olunca da bizlere pasta yemek düşer. Hangi pasta mı, elbette ekmek bulamayanların yediği pasta. Hazımlı milletiz, bunu da hazmeder üzerine bir bardak su içer öyle gideriz seçim sandıklarına..






