Doğrusu ben gözlerimi alamadım. Capcanlı oturma odaları, romantik yatak odaları, enfes kanepeler, koltuklar, yastıklar, zevkli sofralar, çiçekli verandalar, detaylardaki titizlik, renklerdeki uyum, daha neler neler...
Susan Rios'un yağlıboya tabloları, zevkli bir kadının dekorasyon bilgisini yansıtan gözalıcı ayrıntılarla dolu. Bütün olarak ise son derece keyifli resimler.
20 Kasım 2011 Pazar
Begonvilli Ev Halleri
Bu akşam bizim evde olay var. İki ezeli rakip kapışacaklar. Beşiktaş - Galatasaray derbi maçından söz ediyorum. Maç öncesi heyecanı sardı evi. Nasıl sarmasın, ben ''Haydi Cimbom'um göster kendini'' derken, eşim, ''Karakartal'ım alır bu maçı!'' diyor. Ne diyeyim artık, hak eden kazansın...
Etiketler:
Yaşamdan
19 Kasım 2011 Cumartesi
Ekmekli Natürmortlar
Soframızın baş tacı, geleneksel gıdamız ekmek...
Fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeği kim sevmez? Beyazı, esmeri, çavdarı, mısırı, kepeklisi, köy tipi vs pek çok çeşidi ile her gün girer evlerimize. Gerçi son zamanlarda katkı maddelerinden nasibini alsa da vaz geçilmezimizdir.
Resim sanatında, natürmortlarda epeyce konu edilmiş ekmek. Özellikle Rus sanatçıların çok güzel natürmortlarında yerini almış.
Kirill Datsouk
Linda Mann
Miguel angel Nunez
Sam Wizneski
Robert Mehling
Fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeği kim sevmez? Beyazı, esmeri, çavdarı, mısırı, kepeklisi, köy tipi vs pek çok çeşidi ile her gün girer evlerimize. Gerçi son zamanlarda katkı maddelerinden nasibini alsa da vaz geçilmezimizdir.
Resim sanatında, natürmortlarda epeyce konu edilmiş ekmek. Özellikle Rus sanatçıların çok güzel natürmortlarında yerini almış.
Kirill Datsouk
Linda Mann
Miguel angel Nunez
Sam Wizneski
Robert Mehling
Etiketler:
Resim Sanatı
16 Kasım 2011 Çarşamba
Crochet at Begonvilliev'de Yeni Koleksiyonumuz
Crochet at Begonvilliev'de yeni koleksiyonumuz ''Tığ İşi Giyim ve Aksesuvarlar''
El emeğiniz hırkalar, bluzlar, atkılar, bereler, şallar ve diğerlerini. bizlerle paylaşmanızı bekliyorum. Eklediğiniz fotoğraflara tıklanınca sizin sayfanız görüntülenecek. Katılımcılara şimdiden teşekkürler!
Etiketler:
Crochet
Kış Şıklığı
O sıcak yaz günleri hiç bitmeyecek gibiydi..
Derken nazenin sonbaharı da uğurluyoruz, aslında kış çoktan geldi..
Bu tığ işi etolü diğer bloğumda paylaşacaktım ama orada daha çok kendi ürettiklerimi paylaşmayı seviyorum. Belki bir benzerini örüp Crochet at Begonvilliev'de paylaşırım.
Bu eldivenlere bayıldım. Çok şık ve sıcacık görünüyorlar. Keçeden ya da ince şişle el örgüsü çalışılabilir.
Kaynak: http://www.liveinternet.ru/users/pmos_nmos/rubric/2530879/
Ve Pinterest'de sayfamdan en çok paylaşılan öge olan kırmızı botlar.
Ve kış konseptinin en yakışıklı delikanlısı
Derken nazenin sonbaharı da uğurluyoruz, aslında kış çoktan geldi..
Bu tığ işi etolü diğer bloğumda paylaşacaktım ama orada daha çok kendi ürettiklerimi paylaşmayı seviyorum. Belki bir benzerini örüp Crochet at Begonvilliev'de paylaşırım.
Bu eldivenlere bayıldım. Çok şık ve sıcacık görünüyorlar. Keçeden ya da ince şişle el örgüsü çalışılabilir.
Kaynak: http://www.liveinternet.ru/users/pmos_nmos/rubric/2530879/
Ve Pinterest'de sayfamdan en çok paylaşılan öge olan kırmızı botlar.
Ve kış konseptinin en yakışıklı delikanlısı
Etiketler:
Giyim ve Moda
15 Kasım 2011 Salı
Esin Afşar'ı kaybettik
Esin Afşar'ı kaybettik. O, sanatıyla, düşünceleriyle, sosyal çalışmaları ile örnek alınacak özel ve güzel bir insandı. Başımız sağ olsun..
Etiketler:
Yaşamdan
Mucize Ürünler Kandırmacası!
Adı üzerinde ''reklam''.. Amaç belli; bir ürünü ya da hizmeti tanıtıp olabildiğince satış yapabilmek. Ürünün ya da hizmetin gerçekten sahip olduğu özelliklerin biraz abartılarak sunulması her reklamda var ama bir de tamamen yanıltılmak hatta kandırılmak var ya, işte o çok acı geliyor. Dikkat ettim bu tür durumlar insanların çaresiz kaldığı ve hassas oldukları konularda oluyor. Yani insanların çözümsüzlükleri istismar ediliyor.
Örneğin az önce Tv8'de ''Bio bilmem ne'' diye bir inceltici kremin tanıtımı yani reklamı yapıldı. Dinleyince etkilenmemek olası değil. Çünkü tanıdığım her kadın vücudundaki bölgesel fazlalıklardan kurtulmak için can atıyor. Bu krem bir korse-şortla birlikte pazarlanıyor. Beş dakikalık masajdan sonra şort giyiliyor. Bir hafta sonra o bölge bir beden, inceliyor. İki haftada iki beden küçülme. Ha bu arada diyet yapmanıza gerek yok. Kremin bileşimindeki doğal maddeler, deniz tuzu vs, cilt altındaki kalıp kalıp yağları eritiyor, ter yolu ile atıp kurtuluyorsunuz. Ne hoş değil mi? Değil işte sevgili arkadaşlar. Hiç değil. Çünkü böyle bir mucize yok. Yağların öyle kremle falan erimesi tıbben olası değil. Ben tanıdığım tüm hekimlere, hatta bu alanda oldukça bilgili akademisyen dostlara sordum, soruşturdum. ''Belki biraz o bölgedeki kan dolaşımını hızlandırıcı etkileri olabilir ama yağları çözüp parçalama, sonra da deriden terle atma diye bir durum olamaz'' dediler.
Sonra da üşenmeyip bu ürünü kullananların görüş bildirdikleri bir site var mı diye araştırdım. Epeyce yorum vardı. İşte adresi, bir göz atın isterseniz.
Tüketici Görüşleri Burada
Yalnızca incelticiler değil tabii ki, saç çıkaran, sigara bıraktıran, kırışıklıkları bir anda yok eden, ağrıları geçiren vs vs.. pek çok ürün ortalıklarda av peşinde. Yani birileri, insanların hangi konularda zayıf ve çaresiz olduğunu araştırıp bundan yararlanma, para kazanma derdinde. Ben şahsen içinde ''mucizevi'' sözü geçen reklam ve tanıtımlara hiç itibar etmiyorum. En azından hemen denemek yerine kullanan kişiler olup olmadığını araştırmakta yarar var.
Herkese sağlıklı ve güzel bir yaşam diliyorum. Bir de kandırılmadan, istismar edilmeden alışverişler...
Ah Jazz! / Akın Eldes
1986-2000 yılları arasında Bulutsuzluk Özlemi grubunda çalan Akın Eldes, halen Pinhani grubunun üyesi. Akın Eldes, şimdiye kadar yayınlanmış 6 solo albümünden parçaları çeşitli stil ve doğaçlamalarla zenginleştirerek sunacağı bir performansla ilk kez 20 Kasım Pazar günü“Morning Jazz Sessions”da. Şimdi İstanbul'da olmak vardı...
Etiketler:
Müzik
14 Kasım 2011 Pazartesi
Bir Garip Orhan Veli
Bugün Orhan Veli'nin ölüm yıl dönümü. 61 Yıl önce kaybettik O'nu. Henüz 36 yaşındaydı ve İstanbul aşığıydı..
Konuştuğu gibi, anlaşılır yazdığı için o dönemlerde yadırganmış, bazı edebiyatçılar tarafından eleştirilmiş.
Türk edebiyatında "Birinci Yeni" diye de adlandırılan bu çıkışları, şiirde parıltılı sözcüklerin egemenliğini yıkmış. Sokaktaki insanı ön plana çıkarmış. Biçim şiirin kalıbıyken kendisi haline gelmiş onun şiirlerinde. Duygular, yaşama sevinci, gündelik yaşamın ve sokaktaki insanların sorunlarına ağırlık vermiş. Durmadan araştırmalar yaparak, yeni denemelerle şiirini sürekli ileri götürmeye çalışan bir şair .. Moliere, Gogol, Sartre gibi yazarlardan çevirileri var. Tüm bunları kısacık yaşamına sığdırmış Üstad.
Hiç kuşkusuz ilk akla gelen şiiri ''İstanbul'u Dinliyorum'' dur ama her şiiri, her dizesi yaşamın ta kendisidir. Toprağı bol olsun!
13 Kasım 2011 Pazar
Hüzünlü Nostaljik Bir Yolculuk / Kurtuluş, Atilla Kaya
Dün akşam nedendir bilmem, müzikte nostaljik bir yolculuk yaptım . Videolar aracılığı ile görüntü ve seslerle yıllar öncesine gittim, duygulandım ve özellikle iki kişinin görüntüleri ve yaşam öyküleri, daha doğrusu yaşama nasıl yenik düştükleri içimde sızı, gözümde yaş oldu.. Üstelik birinin müziğini az çok tanımış, dinlemişliğim vardı da, diğerini pek tanımıyordum. Çünkü tarz olarak bana hitabetmeyen bir sanatçıydı. Dün tesadüfen videolarını izleyince anımsadım, o yılların moda görüntüleri ile ve o tarz müziğe özgü yorumu ile dikkatimi çekti. Kurtuluş ve Atilla Kaya'dan söz ediyorum. Kurtuluş'u tahta gitarlı çocuk olarak tanımıştık. Çok iyi bir gitaristti. Besteleri harikaydı. En verimli yaşlarında kansere yenik düştü.. Üstelik müziğe verdiği onca emeğe ve yeteneğine karşın hak ettiği ilgiyi göremeden..Allah rahmet eylesin. Kurtuluş'u ayrıca başka bir yazımda anlatmak istiyorum.
Diğer sanatçı ise üç yıl önce 44 yaşında sirozdan yaşamını kaybeden Atilla Kaya. Doğrusu pek tanımıyordum bu sanatçıyı. Evet adını ve müziğini duymuştum bir zamanlar ama unutup gitmiştim.Çok genç yaşta şöhret olmuş. O günün koşullarına göre büyük bir hayran kitlesi olduğunu videolarına yapılan yorumlardan okudum. Sonrası alkole olan tutsaklık, 35 yaşında siroz oluşu. Son zamanlarını gösteren videolar da var..Kalça kırığı nedeni ile koltuk değnekleri ile katıldığıı canlı yayında sohbet edip şarkı söylüyor. Bir kaç tv programına konuk edilmiş. 40 'lı yaşların başında süzülmüş yüzü ile sadece gözlerinden tanınacak bir görüntüsü vardı. Yüzünün her çizgisi yaşadığı acıları gösteriyordu.
Çok iyi anımsıyorum; 80'li yıllar arabesk müziğin altın yıllarıydı. Öte yandan 80'li yıllarda arabeskin yanı sıra piyanist şantör ekolü doğdu. Seversiniz, sevmezsiniz, dinlersiniz dinlemezsiniz, o apayrı bir tartışma konusu ama hala büyük bir dinleyici kitlesi olan müzik türleri her ikisi de. Taverna müziği sanatçıları diye de bilinen piyanist şantörlerin ilki olarak anımsadığım Ferdi Özbeğendir. O yıllarda duygulu sesi, güler yüzü ile tavernaların en sevilen eğlence yerleri olmasında rol oynamıştı. Sonra devamı geldi. Benim o pek ayırdedemediğim sesler, Arif Susam, Nejat Alp, Cengiz Kurtoğlu, Ümit Besen,Cengiz Coşkuner ve diğerleri.
Bir de dün akşamki nostaljik yolculuğumda beni hüzünlendiren Atilla Kaya.. Böylelikle ülkemize özgü bir taverna kültürü ortaya çıktı. Başrollerde piyanist şantör, şampanyalı, yanar döner meyve tabaklı, en damardan şarkılardan sonra aniden hareketli şıkır şıkır oynama modlarına geçilen eğlence türü...Klavye nağmeleri eşliğinde ''Hoş geldiniz ....Bey, şeref verdiniz ... Hanım!'' söylemleri ile, havada uçuşan kağıt peçeteleri ile hala devam ediyor mu pek bilemiyorum..
Ve tabii ki böyle bir ortamda müzik icra edilince alkolle tanışmak hatta fazlası ile haşır neşir olmak şaşılacak bir durum değil. Elbette bu ortamlarda çalışan her sanatçı alkol bağımlısı olur demiyorum ama alkol kullanımına teşvik edici koşullar olduğunu düşünüyorum. Kim bilir neler yaşadı, nelerle mücadele etmek zorunda kaldı Atilla Kaya. Şarkıları o yıllarda dillerden düşmemiş. Pek çok sanatçı tarafından okunmuş, filmlerde kullanılmış.
Ne var ki genç sayılabilecek bir yaşta 14 şubat 2008'de hayata veda etti.
Videoları izledikçe sanki bu hüzünlü yaşam öyküsüne yakından tanık olmuşum gibi hissettim. Çok etkilendim, içim acıyla doldu.. Toprağı bol olsun..
Diğer sanatçı ise üç yıl önce 44 yaşında sirozdan yaşamını kaybeden Atilla Kaya. Doğrusu pek tanımıyordum bu sanatçıyı. Evet adını ve müziğini duymuştum bir zamanlar ama unutup gitmiştim.Çok genç yaşta şöhret olmuş. O günün koşullarına göre büyük bir hayran kitlesi olduğunu videolarına yapılan yorumlardan okudum. Sonrası alkole olan tutsaklık, 35 yaşında siroz oluşu. Son zamanlarını gösteren videolar da var..Kalça kırığı nedeni ile koltuk değnekleri ile katıldığıı canlı yayında sohbet edip şarkı söylüyor. Bir kaç tv programına konuk edilmiş. 40 'lı yaşların başında süzülmüş yüzü ile sadece gözlerinden tanınacak bir görüntüsü vardı. Yüzünün her çizgisi yaşadığı acıları gösteriyordu.
Çok iyi anımsıyorum; 80'li yıllar arabesk müziğin altın yıllarıydı. Öte yandan 80'li yıllarda arabeskin yanı sıra piyanist şantör ekolü doğdu. Seversiniz, sevmezsiniz, dinlersiniz dinlemezsiniz, o apayrı bir tartışma konusu ama hala büyük bir dinleyici kitlesi olan müzik türleri her ikisi de. Taverna müziği sanatçıları diye de bilinen piyanist şantörlerin ilki olarak anımsadığım Ferdi Özbeğendir. O yıllarda duygulu sesi, güler yüzü ile tavernaların en sevilen eğlence yerleri olmasında rol oynamıştı. Sonra devamı geldi. Benim o pek ayırdedemediğim sesler, Arif Susam, Nejat Alp, Cengiz Kurtoğlu, Ümit Besen,Cengiz Coşkuner ve diğerleri.
Bir de dün akşamki nostaljik yolculuğumda beni hüzünlendiren Atilla Kaya.. Böylelikle ülkemize özgü bir taverna kültürü ortaya çıktı. Başrollerde piyanist şantör, şampanyalı, yanar döner meyve tabaklı, en damardan şarkılardan sonra aniden hareketli şıkır şıkır oynama modlarına geçilen eğlence türü...Klavye nağmeleri eşliğinde ''Hoş geldiniz ....Bey, şeref verdiniz ... Hanım!'' söylemleri ile, havada uçuşan kağıt peçeteleri ile hala devam ediyor mu pek bilemiyorum..
Ve tabii ki böyle bir ortamda müzik icra edilince alkolle tanışmak hatta fazlası ile haşır neşir olmak şaşılacak bir durum değil. Elbette bu ortamlarda çalışan her sanatçı alkol bağımlısı olur demiyorum ama alkol kullanımına teşvik edici koşullar olduğunu düşünüyorum. Kim bilir neler yaşadı, nelerle mücadele etmek zorunda kaldı Atilla Kaya. Şarkıları o yıllarda dillerden düşmemiş. Pek çok sanatçı tarafından okunmuş, filmlerde kullanılmış.
Ne var ki genç sayılabilecek bir yaşta 14 şubat 2008'de hayata veda etti.
Videoları izledikçe sanki bu hüzünlü yaşam öyküsüne yakından tanık olmuşum gibi hissettim. Çok etkilendim, içim acıyla doldu.. Toprağı bol olsun..
Etiketler:
Müzik,
Nostalji,
Ülkemden İnsan Manzaraları,
Yaşamdan
12 Kasım 2011 Cumartesi
Türk Telekom Müşteri Hizmetleri (Eziyetleri)
Son günlerde sık sık, sabah akşam, 02164441444 no'lu telefondan aranıyorum. Arayan Türk Telekom Müşteri Hizmetleri.Yaptıkları tesbitte telefon faturamın düşük olduğunu, tarifemden dolayı (hesaplı hat) pahalıya konuştuğumu istersem yeni kampanyalarına katılarak çok daha ucuza konuşabileceğimi, bir takım ücretsiz konuşma zaman dilimleri olacağını anlattılar. Onay verirsem hemen tarife değişikliğine geçebilecektim. Ben de cevap olarak teşekkür ettim. Bu kampanyayı iyice araştırmam gerektiğini, ikna olursam kendilerine başvuracağımı söyledim. Bir yandan da zaten düşük sayılabilecek konuşma ücretlerimi daha da düşürmek için gösterdikleri bu çabadan dolayı bu işte bir bit yeniği olduğu fikrine kapıldım. Derken ben tarife araştırmasını yapmadım, yani zamanım olmadı ama aramaların ardı arkası kesilmedi. Farklı görevlilerce sık sık aranmak beni rahatsız etti. Rahatsızlığımı kibarca dile getirdim, tarife değişikliği istemediğimi net olarak söyledim. Hala aramalar devam edince sinirlerim gerildi, daha sert ifadelerle değişiklik istemediğimi söyledim. Şimdi sizlere soruyorum sevgili okurlarım? Nedir bu? Taciz boyutuna ulaşan bunca arama sırf benim yani biz tüketicilerin daha az para ödemesi için mi yapılıyor sizce de? Telekom işi gücü bırakıp abonelerine daha az ücret ödetme derdine mi düştü dersiniz?
Pes! Şu an saat 18.16 ve ben yine arandım Telekom tarafından. Bu kez numaralarını gizlemişler. Artık Tükoder'e şikayet edeceğim.
Pes! Şu an saat 18.16 ve ben yine arandım Telekom tarafından. Bu kez numaralarını gizlemişler. Artık Tükoder'e şikayet edeceğim.
Etiketler:
Yaşamdan
10 Kasım 2011 Perşembe
9 Kasım 2011 Çarşamba
Google Türkiye

Google'ın duyarsızlığına bir kez daha tanık oluyoruz. Hiç bir özel sembol yok. Sadece bir karanfil ama çok da belirgin bir çağrışım yapmıyor 10 Kasım'a dair. Zaten zaman zaman özel günlerimizde ülkemize özgü sembollerin bölgesel olduğunu, diğer ülkelerce görülmediğini biliyoruz ama bu kadar da duyarsız kalınmamalıydı ulusal kahramanımıza..
Etiketler:
Özel Günler
Işıklar İçinde Uyu!
Yarın ulusal önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 73. yıldönümü. Büyük bir özlem, saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Ulusal bayramımız Cumhuriyet Bayramı'nın layıkı ile kutlanmamasının üzüntüsü ve ezikliği hala içimde ve acaba diyorum, önderimiz Atatürk'ü anmamız da mı sakıncalı görülecek..
Atatürk'ün bıraktığı bayrağı onurla taşıyacak, O'nun gösterdiği hedeflere ulaşmak için çaba gösterecek gençlerimizin hiç de azımsanmayacak sayıda olduğuna inanıyorum. Atatürk, ulusal birliğimizin, beraberliğimizin, barış içinde yaşamamızın yollarını göstermiştir. Atatürk ilkeleri bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da rehberimiz olacaktır. Şükürler olsun ki bunun bilincinde olan pek çok insanımız var..
Işıklar içinde uyu Ata'm!
Fotoğrafları Burada
Etiketler:
Özel Günler
8 Kasım 2011 Salı
Bayramın İlk Günü / Bayram Çeşitlemeleri
Minik yalvaran bakışlarla ''Hadi dışarı çıkar beni!'' diyor.
Yeğen, küçük kız ve Minik yürüyüşe çıkıyoruz.
Yolun sonunda bir karpuz tarlası var.
Buradaki karpuzların bir kısmı armut şeklinde.
Tarlanın ilerisinde bir de bostan keşfettik.
Fasulyeler,kabaklar, biberler.
Dönüşte toprağa basmak istedi canım...
Vücudumda biriken tüm elektriğin akıp gittiğini hissettim.
Bize verdiklerini ve toprağı seviyorum.....
Etiketler:
Antalya,
Botanik,
Görsellik,
Özel Günler
4 Kasım 2011 Cuma
Crochet at Begonvilliev'de Yeni Kolleksiyon
Her tür tığ işi çalışmalarınızı Crochet at Begonvilliev'de bizlerle paylaşıp modellerinizin ve kendi sayfalarınızın tanıtımını yapabilirsiniz.
Eklediğiniz resme tıklanınca sizin sayfanız görünecektir.
Ve enfes bir battaniye daha. Kuzenim Emine benim mor zigzag battaniyemden esinlenerek ördü. Eline sağlık Emine'ciğim.
crochet at Begonvilliev burada

Eklediğiniz resme tıklanınca sizin sayfanız görünecektir.
Ve enfes bir battaniye daha. Kuzenim Emine benim mor zigzag battaniyemden esinlenerek ördü. Eline sağlık Emine'ciğim.
crochet at Begonvilliev burada
3 Kasım 2011 Perşembe
Ten Ten'in Maceraları Beyaz Perdede
Çocukluğumda bayılırdım Ten Ten'e ve tabii ki sadık köpeği Milu'ya.
Belçikalı çizer Hergé tarafından 1929 yılında yaratılmış olan çizgi roman dizisidir. 20. yüzyıl Avrupa çizgi romanlarının en ünlülerindendir. Diziden 200 milyondan fazla kitap basılmış ve dizi 50'den fazla dile çevrilmiştir.
Serinin kahramanı, genç bir gazeteci ve gezgin olan Tenten'dir. Maceralarında ona köpeği Milu, arkadaşı Kaptan Haddock ve başka pek çok renkli karakter eşlik eder.
Daha Fazlası Burada
Ve işte usta yönetmen ve yapımcı Steven Spielberg bu muhteşem çizgi roman dizisini sinema filmi olarak çekmiş.
Jamie Bell, Andy Serkis, Daniel Craig ile Nick Frost'un oynadığı ''Tenten'in Maceraları (The Adventures of Tintin)'' filmi, 3 boyutlu sahneleriyle izleyicilerle buluşacak. Yarın gösterimde!
Etiketler:
Sinema
Eviniz İçin / Bunlar çok cici !
Source: marthastewart.com via Begonvilli on Pinterest
Source: cabinet-bidouilles.over-blog.fr via Begonvilli on Pinterest
Source: myheartsdesireblog.com via Marissa on Pinterest
Source: bedifferentactnormal.com via Cristin on Pinterest
Source: Uploaded by user via Alexa on Pinterest
Source: freshlyfound.blogspot.com via Begonvilli on Pinterest
Etiketler:
Dekorasyon
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)