30 Kasım 2019 Cumartesi
Sevgili Ormanımda Harika Bir Yürüyüş
16 Kasım 2019 Cumartesi
Giuseppe Ungaretti


10 Şubat 1888 , İskenderiye doğumlu şair Giuseppe Ungaretti, sözcükleri olabildiğince ölçülü kullanarak, en az sözcükle en derin etkiyi bırakan şairlerden biridir.
''Yüreğim benim /en azaplı ülke''diyen bir şairi düşünün. Savaşı yaşayan bir çok insan gibi pek çok acı barındırmıştır içinde. Onun ayrıcalıklı yönü kalemidir kuşkusuz. Başka yüreklere sızabilme yeteneği kalemi ile güç bulur.
İskenderiye'de doğmuş, İtalya'da sonlanmış yaşamı, o liman kentinin izleriyle doludur. İtalya ve Fransa yıllarından sonra, evi olan Roma'da yaşadığı yüzyılın çaresizliğini, kısacık dizeleri ile ustaca anlatmıştır. Savaş yıllarının derin acılarını, yüreklerde hissettirse de, kahramanlığı hiç yüceltmedi.
Bu evlerden
yalnız
bir kaç
parça duvar kaldı
İnsanlardan
yanımdaki
pek azı
kaldı
Yürekte oysa
eksik haç yok
Yüreğim benim
en azaplı ülke
Guiseppe Ungaretti
DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BURAYI TIKLAYIN
1 Kasım 2019 Cuma
Enfes Kakaolu Kek
Şu günlerde burada sık sık Begonvilli Ev tarifleri görüyorsunuz. Blog konseptimde mutfağımıa özgü tarifler vardı zaten. Ara sıra sonucundan emin olduğum sevilen, beğenilen tariflerimi paylaşıyordum. Tesadüfen bir kaç gün ara ile yapınca ve blog yazılarıma zaman ayırma gayreti de olunca tariflerimin sayısı artıverdi. Bir de amaç bu tariflerin kaybolmaması. Nasıl pişirdiğimi unutma durumları olmuyor değil. Daha çok hafta sonları konuklarım gelince çay ve kahve ile ikram etmek için denediğim tuzlu ve tatlı atıştırmalıkları gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. İşte bunlardan birisi:
Granül ya da süzme kahvenin yanına çok yakışan kekimizin tarifine buyurun:
3 Çay fincanı un
1 çay ficanı şeker
3 yumurta
1 su bardağı tereyağ (eritilmiş)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
2 çorba kaşığı kefir
Yarım çay bardağı su.
1 paket kabartma tozu
iki çorba kaşığı (tepeleme) dark kakao
Bir kaç damla vanilya özütü.
Bir tutam tarçın
Yumurtaları ve şekeri çırpma makinesinde önce yavaş, sonra hızlı devirde 3- 4 dakika çırpıyoruz. Eritilmiş tereyağı ve sıvı yağı mayonez yapar gibi azar azar ekliyoruz. Diğer sıvıları ekleyip biraz daha çırpıyoruz.Unu, ve diğer kuru malzemeyi katıp tahta kaşıkla hızlıca pürüzsüz bir hamur elde ediyoruz. Eritilmiş tereyağı ile yağlanmış kalıba döküp kalıbı şöyle bir sallıyoruz ki, hava boşluğu kalmasın. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişiriyoruz. Pişirme süresini kendi fırınınızın özelliğine göre ayarlamanız gerekecektir. Deneyecek olanlara afiyet olsun.
Not: Ben benmari edilmiş beyaz çikolata ve nar ile süsledim.
Granül ya da süzme kahvenin yanına çok yakışan kekimizin tarifine buyurun:
3 Çay fincanı un
1 çay ficanı şeker
3 yumurta
1 su bardağı tereyağ (eritilmiş)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
2 çorba kaşığı kefir
Yarım çay bardağı su.
1 paket kabartma tozu
iki çorba kaşığı (tepeleme) dark kakao
Bir kaç damla vanilya özütü.
Bir tutam tarçın
Yumurtaları ve şekeri çırpma makinesinde önce yavaş, sonra hızlı devirde 3- 4 dakika çırpıyoruz. Eritilmiş tereyağı ve sıvı yağı mayonez yapar gibi azar azar ekliyoruz. Diğer sıvıları ekleyip biraz daha çırpıyoruz.Unu, ve diğer kuru malzemeyi katıp tahta kaşıkla hızlıca pürüzsüz bir hamur elde ediyoruz. Eritilmiş tereyağı ile yağlanmış kalıba döküp kalıbı şöyle bir sallıyoruz ki, hava boşluğu kalmasın. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişiriyoruz. Pişirme süresini kendi fırınınızın özelliğine göre ayarlamanız gerekecektir. Deneyecek olanlara afiyet olsun.
Not: Ben benmari edilmiş beyaz çikolata ve nar ile süsledim.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Çay Saati,
Hobilerim,
Mutfağımdan
29 Ekim 2019 Salı
Menengiç Ağacı
Buralarda, özellikle her yıl ekim ayında, hayran hayran seyrettiğim iki ağaçtan biridir menengiç ağacı. Diğeri de eski okurlarımın tahmin edebileceği gibi zeytin ağacı elbette.
https://begonvilliev.blogspot.com/2018/12/zeytin-agac-asktr-yasam-felsefesidir.html
Yine belirtmeliyim ki tüm ağaçlar çok değerlidir benim için. Ağaçların yaprağına, çiçeğine, meyvesine, dalına, endamına bakmalara doyamam. Sizlere tuhaf gelebilir ama ağaçların ruhu olduğuna inanırım; hem de istisnasız iyi ruhlar. Onlara yakın olunca kendimi daha iyi hissederim.
Menengiç ağacını tanıyordum tanımasına da, kokusunu duyabilecek, tohumlarının o büyülü aromasını tadacak kadar yakından görmemiştim. Doğa yürüyüşlerimde, tam da bu mevsimde salkım salkım kırmızımsı yer yer koyu yeşile dönüşen meyvelerini görünce '' bu menengiç olmalı'' dedim. Sordum, araştırdım, özelliklerini öğrendikçe hayranlığım arttı. Bu gün köpek kızlarımla yaptığım uzun doğa yürüyüşünde çamların arasında gördüğüm menengiç kümeleri mıknatıs gibi çekti beni. Bol bol fotoğraf çektim. Dokundum, yeşile dönüşen meyvelerinin tadına baktım. Kırmızıların çok ekşi ve buruk bir tadı var. Koyu yeşile dönenler hoş kokulu ve çerez tadında.
Menengiç (Çitlenbik) (Pistacia terebinthus), sakız ağacıgiller ailesinden bir ağaç. Güneydoğu Anadolu'da, Akdeniz Bölgesi'nin dağlık, kırlık alanlarında kendiliğinden yetişiyor. Çalı ya da ağaç formunda olabiliyor. Yörelere göre çitlenbik, çedene, çıtlık, bıttım gibi adları var.Çocukluğumda çitemik olarak söylendiğini anımsıyorum. Antalya'nın Akseki ve Manavgat ilçelerinde “Çöğre” olarak isimlendiriliyor. Burdur'daki Bucak ilçesinde çıtlık şeklinde adlandırılıyor. Belki de bilmediğimiz başka adları da vardır.
Aşılanarak Antep fıstığı ağacına dönüştüğünü biliyor muydunuz? Ayrıca tohumlarının hafifçe kavrulup öğütülmesi ile elde edilen ürün menengiç kahvesi adı ile tanınıyor. Son zamanlarda doğal ürünlere ilginin artması menengiç kahvesinin de yaygınlaşmasına neden oldu. Biz ailece severek içiyoruz. Bir de menengiç sabunu var. Oldukça yağlı olan tohumlarından yapılan bu sabunun cildi onarma özelliği olduğu söyleniyor.
Menengiç ağacının böyle keçi boynuzuna benzeyen bir meyvesi daha var.
Bu güzel ağacın yakınlarımda olması beni mutlandırıyor. Yöremizde, yakınımızda değeri bilinesi daha ne güzellikler var kim bilir. Yeter ki görmesini bilelim, tanımak için çaba gösterelim. Koruyup gözetmek boynumuzun borcu, öyle değil mi? Sağlıcakla kalın dostlar.
https://begonvilliev.blogspot.com/2018/12/zeytin-agac-asktr-yasam-felsefesidir.html
Yine belirtmeliyim ki tüm ağaçlar çok değerlidir benim için. Ağaçların yaprağına, çiçeğine, meyvesine, dalına, endamına bakmalara doyamam. Sizlere tuhaf gelebilir ama ağaçların ruhu olduğuna inanırım; hem de istisnasız iyi ruhlar. Onlara yakın olunca kendimi daha iyi hissederim.
Menengiç ağacını tanıyordum tanımasına da, kokusunu duyabilecek, tohumlarının o büyülü aromasını tadacak kadar yakından görmemiştim. Doğa yürüyüşlerimde, tam da bu mevsimde salkım salkım kırmızımsı yer yer koyu yeşile dönüşen meyvelerini görünce '' bu menengiç olmalı'' dedim. Sordum, araştırdım, özelliklerini öğrendikçe hayranlığım arttı. Bu gün köpek kızlarımla yaptığım uzun doğa yürüyüşünde çamların arasında gördüğüm menengiç kümeleri mıknatıs gibi çekti beni. Bol bol fotoğraf çektim. Dokundum, yeşile dönüşen meyvelerinin tadına baktım. Kırmızıların çok ekşi ve buruk bir tadı var. Koyu yeşile dönenler hoş kokulu ve çerez tadında.
Menengiç (Çitlenbik) (Pistacia terebinthus), sakız ağacıgiller ailesinden bir ağaç. Güneydoğu Anadolu'da, Akdeniz Bölgesi'nin dağlık, kırlık alanlarında kendiliğinden yetişiyor. Çalı ya da ağaç formunda olabiliyor. Yörelere göre çitlenbik, çedene, çıtlık, bıttım gibi adları var.Çocukluğumda çitemik olarak söylendiğini anımsıyorum. Antalya'nın Akseki ve Manavgat ilçelerinde “Çöğre” olarak isimlendiriliyor. Burdur'daki Bucak ilçesinde çıtlık şeklinde adlandırılıyor. Belki de bilmediğimiz başka adları da vardır.
Aşılanarak Antep fıstığı ağacına dönüştüğünü biliyor muydunuz? Ayrıca tohumlarının hafifçe kavrulup öğütülmesi ile elde edilen ürün menengiç kahvesi adı ile tanınıyor. Son zamanlarda doğal ürünlere ilginin artması menengiç kahvesinin de yaygınlaşmasına neden oldu. Biz ailece severek içiyoruz. Bir de menengiç sabunu var. Oldukça yağlı olan tohumlarından yapılan bu sabunun cildi onarma özelliği olduğu söyleniyor.
Menengiç ağacının böyle keçi boynuzuna benzeyen bir meyvesi daha var.
Bu güzel ağacın yakınlarımda olması beni mutlandırıyor. Yöremizde, yakınımızda değeri bilinesi daha ne güzellikler var kim bilir. Yeter ki görmesini bilelim, tanımak için çaba gösterelim. Koruyup gözetmek boynumuzun borcu, öyle değil mi? Sağlıcakla kalın dostlar.
Etiketler:
Bitkiler,
Çevrecilik,
Doğa ve İnsan,
Gezi,
Hobilerim
26 Ekim 2019 Cumartesi
Armutlu Kapalı Turta
Bu kadar lezzetli ve hafif olacağını tahmin etmiyordum. Hafif kıtır, içi lapa olmayan, ideal ıslaklıkta bir turta.
İç Malzemesi:
2 Adet armut
2 kaşık toz şeker
Hamuru İçin:
1 çay bardağı eritilmiş tereyağı (Yarısı yoğururken hamura katılacak, diğer yarısı açma işlemi sırasında fırça ile aralara sürmek için kullanılacak)
1 çay bardağı süt
Yarım çay bardağı ılık su
1 yumurta
1 paket vanilya
1 çay bardağından çeyrek eksik şeker
Yarım çay kaşığı karbonat, bir tutam tuz, 2 çorba kaşığı elma sirkesi.
3 su bardağı un.
Öncelikle 2 adet irice armudu 1 parmak kalınlığında dilimleyip, iki kaşık dolusu şeker serptiğimiz döküm tavada karamelize ederek pişiriyoruz. Hafif ateşte 3-4 dakika çevirmemiz yeterli.
Hamuru için listedeki tüm malzemeleri karıştırarak elimize yapışmayacak bir hamur elde ediyoruz. 3 Bardak un tam gelse de unu kontrollü eklemenizi tavsiye ederim. Buzdolabında 15 dakika kadar dinlendirdiğimiz hamuru 6 bezeye ayırıyoruz. Her bezeyi merdane ile pasta tabağı büyüklüğünde açıyoruz. Aralarına bir fırça yardımı ile bolca eritilmiş tereyağ sürerek, üçünü tabana, üçünü de üste kullanmak üzere üçerli iki grup yapıyoruz. Birinci ve ikinci grubu ayrı ayrı merdane ile tart kalıbımızdan taşacak şekilde açarak büyütüyoruz. Üste kullanacağımız daha küçük olmalı. Birini alta serip elimizle hafifçe bastırarak tart kalıbına yerleştiriyoruz. Karamelize edilmiş armutları iç olarak hamurun üzerine yayıyoruz. Daha küçük çaplı olan diğer hamuru üzerine yayıp kenarlarını içe kıvırıyoruz. Bu işlemin çeşitli teknikleri var. Meraklıları çok güzel kenar kıvırma şekilleri yapıyor. Ben fazla uğraşmadım çünkü köpek kızlarımın yürüyüş zamanı geliyordu. Üzerine çatalla delikler açabilirsiniz ya da keskin bir bıçakla bir kaç çizik atabilirsiniz. Üzerine erimiş tereyağı sürüp 180 derece de önceden ısıtılmış fırında pembeleşinceye dek pişiriyoruz. Ben serpmedim ama biraz pudra şekeri serpip ılık olarak servis yapabilirsiniz. Hamuru hafif kıtır, mis kokulu, gerçekten enfes bir tturta. Armut yerine elma da çok güzel oluyor. Deneyenlere afiyet olsun.
Etiketler:
Hobilerim,
Mutfağımdan
22 Ekim 2019 Salı
Tombul Tavuklarımız ve Yakışıklı Horozumuz
Radikal bir kararla, fazla da kafa yormadan kent yaşamından kopup çam ormanının eteklerindeki köye yerleşeli neredeyse 5 yıl oluyor. Sosyal yönden zorlanıyoruz zaman zaman. Bazı ihtiyaçlarımızın giderilmesinde de sorun yaşayabiliyoruz. Burada market yok, eczane yok vs. vs. Yine de burada olmanın avantajlarının farkındayız. Temiz hava, kaliteli taze ve doğal gıdalara daha kolay erişim, harika orman yürüyüşleri, küçük bahçemizde yetişen çiçekler, cömertçe meyve veren ağaçlar bizi mutlu ediyor. Ayrıca patililerimize daha uygun bir ortam olduğu için burada olmaktan memnunuz. Gitgide çevre ile uyumlu yaşamaya evrilme hem keyifli hem de tatmin edici. Şöyle ki, kendi sebzemizi yetiştirmek, meyve ağaçlarının bakımını yapmak bir tür egzersiz yerine geçiyor. Meyvelerin olgunlaştığını görmek, taze taze tüketmek de ödül oluyor. Bir şeyler üretmenin zevki bir başka.
Son zamanlardaki hobimiz taze yumurta amaçlı tavuk yetiştirmek. Önce biraz araştırıp etrafımı gözlemledim. Komşuların bu işi nasıl yaptıklarına baktım. Gördüm ki hiç bir şey yapmıyorlar. İyi kötü bir barınma yeri yapıp tavukları ve horozları koyuyorlar içine. Kendi yetiştirdikleri buğday ve bir de su kabı tamamdır. Hayvancıklar bütün gün her yerde gezip gezip akşamları kümeslerine toplanıyorlar. Evimizin yakınındaki ana yolda bile her an tavukların dolaştığını görebilirsiniz. Ne yazık ki bazılarını araçların ezdiği oluyor. Bazılarını da ormandan gelen aç tilkiler avlıyor. Ben bu üzücü olaylara meydan vermemek için kendi bahçemizin bir bölümünü onlara ayırdım. Yaşayacakları yaklaşık 60 metrekarelik bir alanı telle çevirtip güzel bir kümes aldım. Kümes demonte geldi. Bahçıvanla birlikte kurduk. 14 çeşit tahıl bakliyat karışımı özel bir yem aldım. Oğlum da değirmenden buğday ve kepek almış. Folluklara saman koyduk. Her şey hazır olunca tavuklarımız ve horozumuz geldi. Beş tavuk, bir horozdan oluşan sürümüz gelir gelmez yumurta vermeye başladı. Veterinerin tarifi üzerine ağızdan aşılarını verdik. Sabah karışık yem, öğlen su ile karıştırdığımız kepek, öğleden sonra da buğday yiyorlar. Marul, ıspanak, semizotu, yeşil soğan gibi sebze artıklarına bayılıyorlar. Oldukça oburlar. Günde ortalama 3 yumurta alıyoruz. Bize geldiklerinde küçüklerdi ama hızla büyüdüler. Bazen beşi de yumurtluyor. Gün aşırı ya da gördükçe eldiven giyip kümeslerini, folluklarını temizliyorum. Kendi alanlarında durmadan geziniyorlar. İşte tavuklu, horozlu hayatımız böyle..
Son zamanlardaki hobimiz taze yumurta amaçlı tavuk yetiştirmek. Önce biraz araştırıp etrafımı gözlemledim. Komşuların bu işi nasıl yaptıklarına baktım. Gördüm ki hiç bir şey yapmıyorlar. İyi kötü bir barınma yeri yapıp tavukları ve horozları koyuyorlar içine. Kendi yetiştirdikleri buğday ve bir de su kabı tamamdır. Hayvancıklar bütün gün her yerde gezip gezip akşamları kümeslerine toplanıyorlar. Evimizin yakınındaki ana yolda bile her an tavukların dolaştığını görebilirsiniz. Ne yazık ki bazılarını araçların ezdiği oluyor. Bazılarını da ormandan gelen aç tilkiler avlıyor. Ben bu üzücü olaylara meydan vermemek için kendi bahçemizin bir bölümünü onlara ayırdım. Yaşayacakları yaklaşık 60 metrekarelik bir alanı telle çevirtip güzel bir kümes aldım. Kümes demonte geldi. Bahçıvanla birlikte kurduk. 14 çeşit tahıl bakliyat karışımı özel bir yem aldım. Oğlum da değirmenden buğday ve kepek almış. Folluklara saman koyduk. Her şey hazır olunca tavuklarımız ve horozumuz geldi. Beş tavuk, bir horozdan oluşan sürümüz gelir gelmez yumurta vermeye başladı. Veterinerin tarifi üzerine ağızdan aşılarını verdik. Sabah karışık yem, öğlen su ile karıştırdığımız kepek, öğleden sonra da buğday yiyorlar. Marul, ıspanak, semizotu, yeşil soğan gibi sebze artıklarına bayılıyorlar. Oldukça oburlar. Günde ortalama 3 yumurta alıyoruz. Bize geldiklerinde küçüklerdi ama hızla büyüdüler. Bazen beşi de yumurtluyor. Gün aşırı ya da gördükçe eldiven giyip kümeslerini, folluklarını temizliyorum. Kendi alanlarında durmadan geziniyorlar. İşte tavuklu, horozlu hayatımız böyle..
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Hobilerim
20 Ekim 2019 Pazar
Fıstık Ezmeli Kurabiye
Epeydir uzak kaldığım blog sayfamdan yeniden merhaba! Enfes bir tarifle belki kendimi affettirebilirim.
Bu kurabiye, yemek bloggerlerinin pek sevdiği ''tam ölçülü'' tanımlamasına çok uygun. Öncelikle söylemeliyim ki, tarif neredeyse özgün. Yani kopyalanmış bir tarif değil ama elbette malzemeler karşılşabileceğiniz diğer fıstık ezmeli kurabiye malzemeleri ile aynı.
Sözü fazla uzatmadan;
benim kurabiyemde şunlar var:
350 gr fıstık ezmesi. Ben içinde şeker olan bir fıstık ezmesi kullandım. Şekersizleri de var. Onlardan kullanacaksanız aşağıda vereceğim şeker miktarını biraz daha artırabilirsiniz.
1 su bardağından iki parmak eksik toz şeker. Esmer şeker olsaydı daha iyi olurdu. Bizde kalmamış.
800 ml. un. Dikkat ederseniz unun ağırlığını değil hacmini ölçtüm. Ölçü bardağını kullandım. 800 gr olarak anlaşılmasın!
2 çorba kaşığı buğday nişastası.
1 su bardağı sıvı yağ.
1 paket vanilya, 1 paket kabartma tozu
Yapılışı: Fıstık ezmesi, yağ ve şekeri güzelce karıştırıyoruz. Mutfak şefi (power chef) olanlar için bu işlem iki dakikada bitiyor. Daha sonra un, nişasta, kabartma tozu ve vanilyayı ekliyoruz. Unun tümünü değil de önce yarısını ekleyip, kalanını yoğurmaya devam ettikçe azar azar ilave etmekte fayda var. 800 ml un tamı tamına iyi geliyor. Hamur toparlanıp elde şekil verilecek hale gelince minik toplar yapıp tepsiye diziyoruz. Önceden ısıtılmış fırında, 170 derecede kurabiyeler çatlayıncaya dek pişiriyoruz. Ben pişirmeyi sonlandırdıktan sonra bir iki dakika daha fırında bıraktım. Kurabiyelerinizi soğumadan almaya çalışmayın. Sıcak hali ile dağılabilir. Deneyecek olanlara afiyetler olsun. Sağlıcakla kalın.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Mutfağımdan
3 Eylül 2019 Salı
Hoş geldin Lokum!
Evet, onları çok seviyorum. Yüreğimi minicik bir çocukken, evimi de yıllar önce onlara açtım . Her bireri ailenin vazgeçilmez üyeleri oldular. Çok sevildiler. Mutlu yaşamaları için elimizden geleni yaptık. Kayıpları bize büyük acılar yaşattı. Minik dışında hiç biri planlanıp evlat edinilmedi. Terk edilmiş ya da zor durumda, hatta ölmek üzere bulduklarım oldu. Kendiliğinden bize gelenler de oldu. Kısacası hikayelerini ayrı ayrı anlatsam bir kitap bile yazabilirim. Altı yıl önce doğa tutkum ve patili dostlarımız için yaşam tarzımızı değiştirip kentten köye taşındık.Yıllar yılları kovaladıkça kedilerimizle, köpeklerimizle oldukça kalabalık bir aile olduk. Bu arada yaşım ilerledi, sağlık sorunlarım arttı. Yıllardır hasta ve özel bakıma gereksinme duyan olan eşimin durumu da malum. Son günlerde patililerin bakımları, yürüyüşleri konularında zorlandığımı hissettim. Onların da iyiliğini düşünerek ''Artık bu kadar yeter'' deyip sayıyı artırmama kararı aldım.
Bu arada ciddi bir enfeksiyon geçirdim. Uzunca ve yıpratıcı bir tedaviden sonra biraz düzelir gibi olunca tekrar kısa orman yürüyüşleri yapmaya başladım. Bir kaç gün önce evden bir kaç km uzakta, dere kenarında yürürken bu ufaklığın ağlamalarını duydum. Miyavlama değil, gerçekten de ağlama gibiydi. Karşı kıyıda, dereye doğru uzanmış küçük bir kara çıkıntısında sazlıkların arasında sürekli ağlama sesi çıkarıyordu. Onu görünce yanımda köpek kızlarım olduğu için çok korktum. Çünkü oldukça sığ olan dereyi geçip ona zarar verebilirlerdi. Şükürler olsun ki sert komutlarla onları kontrol altına alıp bir dala bağladım. Ayakkabılarımla suya girip karşıya geçtim. Kucağıma alınca hiç itiraz etmedi. Tam orada bulunan köprünün devamı olan yolun kenarına bıraktım. ''Hadi annene git'' diyerek okşadım. Hızlıca köpekleri alıp evime doğru yürüdüm ama hiç huzurlu değildim. Bir de baktım ki köprüyü geçip bizi izliyor. Ne yapacağımı bilemedim. Eve ulaşmamız için ormanlık bir alandan geçmemiz gerekiyor. Eğer ufaklık geri dönemezse ormanda kaybolup tilkilere av olabilirdi. Biraz daha ilerledim, Bir dönemeçten sonra onu gözden kaybettim. İçime bir korku girdi. Köpekleri yine bir çalıya bağlayıp geri döndüm. Bir de ne göreyim, yolun kenarındaki yamaca, ormana doğru tırmanıyor. Beni fark edince durdu, çağırınca hemen geldi. Kucağıma alıp eve getirdim. Geri dönüp köpekleri aldığımda hava kararmaya başlamıştı.. Terleyip ateşimin yükseldiğini hissettim. Henüz tam iyileşmediğim için zaten yorgun ve halsizdim ama onu ormanda bırakmadığım için mutluydum. Tam dört gündür bizde. Çok mutlu, çok huzurlu ve uyumlu. İç ve dış parazit damlası yapıldı. Pazar günü veteriner kontrolüne gidecek. Diğer aşıları yapılacak. Daha adı bile yok. Şimdilik lokum diyoruz. Söylemeyi unuttum; o bir oğlan.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Bizim Patili Dostlar,
Hayvan Sevgisi
25 Haziran 2019 Salı
.Enfes Kokulu Clematisler Açmış Ama..
Doğa yürüyüşlerini çok seviyorum. Hava koşuları aşırı zorlayıcı olmazsa, her mevsimde mutlaka uzun ya da kısa yürüyüşler yaparım. Epeyce uzun süredir bunu yaptığım için buraların florasını, faunasını iyi bilirim. Yollardan, patikalardan sadece yürüyüp geçmekle kalmam; bitkileri, hayvanları inceler, fotoğraflarını çekerim. Onlarca yabani bitkiyi, endemikleri, çok ya da az bulunanları artık kolaylıkla tanıyıp adlarını, bazılarının da Latince adlarını sayabilirim. Çünkü rastladığım bitkileri mutlaka araştırır, notlar alırım. İşte doğa yürüyüşlerini çok sevmemin asıl nedeni, bu yürüyüşler sayesinde köpek kızlarımla günlük sporumuzu yaparken çevremdeki bitkileri, hayvanları tanıma olanağı bulmam.
Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim. Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak tam da clematislerin olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar , hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....
''Ama'' sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..
Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim. Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak tam da clematislerin olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar , hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....
''Ama'' sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..
Etiketler:
Antalya,
Botanik,
Doğa Bilinci,
Doğa ve İnsan,
Gezi,
Hobilerim
23 Mayıs 2019 Perşembe
Çiçekler, Kelebekler ve Tabii ki Köpek Kızlarım
Bu sabah yine ormanın eteklerindeydik. Şunun şurasında bir kaç tatlı bahar haftasından sonra ''sıcak, çok sıcak'' diye serzenişlere başlarız. Antalya'nın yazı da fenadır hani. Sıcak nemle birleşir ve adım atamazsınız evden dışarı. İşte bu nedenle bu günlerin değerini bilmek lazım. Yol arkadaşlarım can kızlarım olunca daha bir keyifli oluyor doğa yürüyüşlerimiz. Sözü fazla uzatmadan görüntülerle anlatalım. Keşke renkler kadar, kekik kokularını, kuş seslerini de paylaşabilmek mümkün olsaydı.
Ben fotoğraf çekerken uslu uslu oturdular.
Vadiye inince kekiklerin çiçek açtığını ve kelebeklerin uçuştuğunu gördük.
Pembeler kum kekikleri..
Beyazlar ise buranın meşhur bilyalı kekiği.
Ben fotoğraf çekerken uslu uslu oturdular.
Vadiye inince kekiklerin çiçek açtığını ve kelebeklerin uçuştuğunu gördük.
Pembeler kum kekikleri..
Beyazlar ise buranın meşhur bilyalı kekiği.
Çoktandır böyle net kelebek fotoğrafı çekememiştim. Turuncu kelebekler en ufak kıpırtıdan kaçıyor ama bu koyu renkliler o kadar hassas değiller. Başardığım için mutlu oldum.
Etiketler:
Botanik,
Doğa ve İnsan,
Gezi,
Hayvan Sevgisi,
Hobilerim
9 Mayıs 2019 Perşembe
Begonvilli Ev Halleri
Köpek kızlarla harika bir doğa yürüyüşü ile güne başlamak,
kır çiçeklerinin sunduğu görsel şöleni izlemek,
bazen tepeciklere tırmanmak,
eve dönünce balkonda açan çiçeklerin renkleri ile büyülenmek,
bahçede açan güllere iltifatlar etmek,

bitmeyen işler arasında kendimizi şımartmak için mutfakta fazladan zaman geçirmek,

gibi haller işte. Sırada okunacak pek çok kitap, izlenecek güzel filmler, dinlenecek harika müzikler olsa da elbette onlara da sıra gelecektir. Yeter ki sağlık olsun.
Sağlıcakla kalın dostlar..
Etiketler:
Antalya,
Begonvilli Ev Halleri,
Bizim Patili Dostlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)