19 Kasım 2013 Salı
Omega3'ün Doğru Kullanımı
On yıl kadar önce doktor tavsiyesi ile tanıştım omega 3 tabletleri ile. Akademisyen bir aile dostumuz, ''günde iki tane alıver, yararını göreceksin'' demişti. Ancak, o tavsiye edilen, günde iki tabletin içeriği, kaç mg olduğu vs hakkında en ufak bir bilgim olmadan almıştım o yıllarda. Tek bildiğim, Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından üretilmediği ve çok da gerekli olduğuydu. Balık yağı, keten tohumu, ceviz, semizotu gibi besinlerde bulunduğu biliyordum ancak hayat boyu bunları düzenli ve yeterli miktarda almamız mümkün olamayacağı için besin takviyesi olarak alınması gerekiyor. Omega 3 'ün kalp damar sağlığının korunmasında, alerji ve zihinsel hasarların önlenmesinde ve daha bir çok konuda önemli olduğu biliniyor.
Daha sonraları onca Omega 3'ü boşuna mı aldık? dedirtecek yazılarla karşılaşır olduk. Buradaki makalede olduğu gibi Kafalarımız karıştı tabii ki. Ne de olsa bu tür besin takviyeleri ticari ürünlerdi ve çok da büyük bir pazar oluşturulmuştu.
Üstelik Omega 3 içeren ürünlerin bazılarının kalitesiz olduğu, kirli denizlerden çıkarılan soğuk deniz balıklarından elde edilmiş olanların ağır metaller içerdiği söyleniyor. Her firma kendi ürününün en iyi en yeterli ürün olduğunu savunuyor, diğerlerine güvenmememizi telkin ediyor. Bütün bu kafa karıştırıcı durumlara rağmen benim gibi, Omega 3 takviyesine ihtiyacınız olduğunu düşünenlerdenseniz; önce doğru ürünü bulmalıyız. Ayrıca bilmemiz gereken bir konu daha var:
Alınması gereken miktar. Aldığınız ürünün içindeki DHA ve EPA oranlarına mutlaka bakın! Ben bunların ne olduğunu da araştırdım: EPA (Eikosapentaenoik asit), DHA docosahexaenoic asit, her yaştaki insan için gerekli uzun zincirli yağ asitleriymiş.
Piyasadaki ürünlerde, genellikle 3'e 2 oranı bulunuyor. Demek ki, 500 mg'lık bir takviyede 300 mg EPA için 200 mg DHA oluyor. Günlük alınması gereken DHA+EPA miktarı bana 500-1000 arasında olmalı diye önerildi.
Bir başka tavsiye de, Omega 3 tabletini aldığınız an, içeriğindeki maddelerin kandaki oksijenle reaksiyona girmesi nedeni ile gücünü kaybetmesi. Bu nedenle içeriğinde E vitamini olanları tercih etmeliymişiz.
Unutmayın, dozaj önemli! Çünkü eksik doz boşuna alınmış tabletler demek. Fazla doz ise kanı sulandırıcı etkisinden dolayı tehlikeli . Önerilen doz 1000-1500 mg. Siz yine de doktorunuza danışarak belirleyin dozunuzu.
Evet, bu konuya uzun süredir kafa yormaktayım. Anlayacağınız, epeyce araştırdım Derli toplu bilgilere ulaştığım şu siteye de göz atabilirsiniz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Omega-3_ya%C4%9F_asitleri
Hepinize sağlıklı, kaliteli bir yaşam diliyorum.
Etiketler:
Ruh ve Beden Sağlığı,
Sağlık,
Sağlıklı Beslenme
18 Kasım 2013 Pazartesi
Kapıdan Çevrilmek
Severek izlediğim, İlk sayfamda link vererek gösterdiğim bir bloğu ziyaret etmek istedim ve bakın ne çıktı karşıma:
''İzin reddedildi!
Bu blog sadece davetli okurlara açıktır. Bu blogu okumaya davet edilmemiş görünüyorsunuz. Bunun bir hata olduğunu düşünüyorsanız blog yazarı ile bağlantı kurup bir davet isteyebilirsiniz.''
İşte böyle diyordu. Evet böyle bir uygulamadan haberim var. Bazı blog yazarları sayfalarını sadece davetli okurların okumalarına izin veriyorlar. Tercihlere saygı bizden..
Ama önceden herkese açık olan bir bloğun sonradan sadece davetli okurları kabul eder olması şaşırtıcı. Kendilerince mutlaka haklı gerekçeleri vardır. Yine de evinizde baş köşeye kabul ettiğiniz birinin sizi konuk olarak evine almaması gibi tuhaf bir duygu yaşadım. Çünkü kendileri benim ilk sayfamda bulunduğuna göre, bir davetiye almam gerekirdi, öyle değil mi.. Eh ne yapalım, izin verirse okuruz sayfalarını..
Etiketler:
Blog Dünyası
17 Kasım 2013 Pazar
Bu bebeğe umutsuzca yuva arıyoruz!
Bu hafta sonu, hayvan sever dostlarım sevgili Yasemin, Zuhal ve eşi Sinan Bey bizi ziyarete geldiler.
Bu ziyaret çok ama çok değerliydi bizim için..
Çünkü bu buluşma, arabaya atlayıp geliverme olayının çok ötesinde bir çaba gerektiriyordu. Her iki arkadaşım da ''hayvan sever'' nitelemesine tam ve gerçek anlamıyla uyan çok fedakar insanlar. Yasemin'in evinde her zaman, sokakta zor durumda bulunmuş kedi köpekler olur. Kendisinin de ciddi sağlık sorunları olduğu halde onların tedavisi, bakımı, kısırlaştırılmaları için çırpınır durur. Onun rastlayıp da kaderine terk edemediği kedi ve köpeklere umutsuzca yuva arayışları beni derinden yaralıyor. Ben de defalarca yardımcı olmaya çalışsam da daha bu güne dek bir tanesine bile yuva bulamadık ne yazık ki.. Hatta bu gün, geçtiğimiz günlerde parkta ölmek üzere iken bulduğu bebek kediyi evde yalnız bırakamadığı için yanında getirmiş. Onu sıcak tutup biberonla beslemeye çalışıyor.
Bu bebeğe umutsuzca yuva arıyoruz!
Yine sokakta bulduğu küçük ırk çok sevimli bir köpeğe uzun süre yuva aradık. Çünkü komşuları dört köpeği olduğu için şikayet ettiler. Zaten apartman dairesinde çok sayıda hayvanın bakılması olanaksız ve o da bunun bilincinde. Sonunda parkta bir kulübede bakmaya başladı. Ama köpek orada da istenmedi. Mecburen geçici olarak özel bir çiftliğe yerleştirdi. Ancak maddi gücü yeterli değil. Bir kaç gün sonra oradan da çıkaracaklar. Zaten köpekçik çok mutsuzmuş ve ağlama sesleri çıkarıyormuş.
Evinde baktığı hasta ya da yaşlı kedi ve köpeklere rağmen her zaman pırıl pırıl ve düzenlidir. Yorgunluktan ölecek kadar koşturmaca içinde olduğu halde parktaki kedi evinde de gönüllü annelik yapıyor. Komşularından şikayet almamak için azami dikkat gösteren, laf söz olmasın diye asansörü dahi kullanmaktan çekinen bu hanımın yine de apartmanda incitici davranışlara maruz kaldığını tahmin edersiniz.
Zuhal de benzer özellikleri olan biri. Onu da bir başka gün anlatırım.
Bizde ancak üç saat kadar kalabildiler ve tahmin edeceğiniz gibi sokak hayvanlarından başka konumuz olmadı. Ancak ''kelin merhemi olsa...'' sözü bizler için çok uygun. Bireysel çabalarımızla bu sorunları çözemeyeceğimizi biliyoruz. Toplumsal duyarlılığın artmasını diliyoruz. Hiç olmazsa, petshoplardan kedi ve köpek satın almaktansa zor durumdaki hayvanları tercih etme yaygınlaşmalı. Barınaklar, mahalle araları, siteler ve parklar istenmeyen kedi ve köpeklerle dolu. Çoğu aç, hasta ve korunmaya muhtaç. Onların yaşam savaşlarını, çilelerini sadece bir avuç gerçek hayvan sever görüp umursuyor. Farkındalık! biraz daha farkındalık lütfen...
15 Kasım 2013 Cuma
EV YAPIMI EKMEK başarısızlığım!
Her şeyin ev yapımı olanına pek meraklı olan ben, bir de ekmeği denemek istedim. Şöyle kabarık, mis kokulu, dokusu zengin bir kahvaltılık ekmekti yapmak istediğim. Bu arada, benim ekmek yapma makinem yok. Çünkü bir hevesle alıp fazla kullanmadığım mutfak aletlerinden gına geldi. Malum yer sorunu, gereksiz harcama gibi durumlar rahatsız edici. Bir arkadaşım, makine olmadan da nefis ekmek yaptığını söyleyince durur muyum:) Kaliteli bir ekmeklik çavdar unu, kabukları çıkartılmış ayçiçeği, ceviz ve yaş maya aldım. Paketin üzerindeki tarifi uyguladım ama ben suya biraz da süt ekledim. Hamur güzelce kabardı ve dikdörtgen kek kalıbında 180 derecede 40 dakika pişirdim. Evet, kabarık ve hoş görünümlü oldu. Tadı da fena değildi,
Ama... Ben ekmeğimi başarılı bulmadım. Çünkü :
Hafif bir maya kokusu vardı.
İçine koyduğum ceviz ve ayçiçeği taneleri eşit dağılmamıştı.
Dokusu fena sayılmazdı ama biraz daha süngerimsi olmalıydı.
Ekmeğin rengi beni rahatsız edecek kadar koyu oldu. Acaba çavdar unu ile kepekli unu karıştırsaydım daha mı iyi olurdu?
Kısacası ekmeğime 10 üzerinden 6 verdim. Aslında 5 diyeceğim ama hevesim kırılmasın diye kendime birazcık torpil yaptım.
Eminim içinizde bu işi çok güzel başaranlar vardır. Hadi o zaman, deneyimlerinizi bana da yazın, gerçekten minnettar kalırım. Sevgiler, selamlar..
Not: Sevgili Elif'in ekşi maya tarifi mükemmel! Buradan ulaşabilirsiniz(Tık)
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Beslenme alışkanlıkları,
Mutfağımdan
12 Kasım 2013 Salı
Begonvilli Ev Halleri
Günaydınlar! Uzatmaları yaşayan yaz-sonbahar karışımı enfes bir mevsim sürerken, belki de birden bire kendimizi kışın içinde bulacağız. Bu nedenle uzun yürüyüşlerimizi ihmal etmiyoruz.
Yürüyüş yolumuzun üzerinde olan komşu sitenin duvarları bu harika sarmaşıklarla kaplı.
Bu mevsimin en güzel meyvelerinden olan Trabzon hurmasını fazla bekletemiyoruz. İyice yumuşamış olanları kağıtlı keklerde değerlendirdim. Sonuç harika oldu. Tarif daha önce paylaştığım kayısılı kek tarifinin aynısı. Sadece kayısının yerini bu meyve aldı.
Taze Kayısılı Kağıtlı Kek
Mutfaktan söz etmişken;
Harika Bitki:Kapari(Tık)
Bu arada merak edenler için, operasyon geçiren bebeklerimiz iyileştiler. Aşağıda gördüğünüz gibi bahçede güneşin tadını çıkarıyorlar. Bu küçük hanımefendi Jale.
Belki bizim çiçekleri görmekten bıktınız. Yine de, Begonvilli Ev'in renkleri olan bu güzel kasımpatıları, mevsimi geçmeden bol bol göstermek istedim.
Papatya görünümlü beyaz kasımpatılarımız da açtılar.
Son olarak size bu sabah kahvemi içerken dinlediğim müziği armağan ediyorum:
For Once In My Life
http://www.youtube.com/watch?v=a_Pg9iTFKQk
9 Kasım 2013 Cumartesi
Kalbimizdesin!
http://www.youtube.com/watch?v=I2bfV8FgheE
Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime and içerim...
Etiketler:
Mustafa Kemal Atatürk,
Örnek İnsanlar,
Özel Günler
Sukulentler
Dikensiz kaktüsler de diyebileceğimiz bu harika bitkilere bayılıyorum. Çok dekoratifler. Bakımları da kolay. Az bir toprakta bile yetişebiliyorlar. Bol ışıklı, direkt güneş almayan ortamlarda gayet güzel gelişiyorlar. Doğrudan gelen kuvvetli güneş ışığı yanmalara neden olabiliyor. Su ihtiyaçları da pek fazla değil. Dipleri kurudukça kireçsiz su ile biraz sulamanız yeterli. Başka tür bitkilerle, örneğin eğrelti otları ile çok güzel aranje edilebiliyorlar. Eğer saksı seçimine özen gösterilirse çok hoş görüntüler elde ediliyor. En uygun saksılar için bir kaç örnek seçtim.
Bunlar da bizimkiler:
4 Kasım 2013 Pazartesi
Sitede Kedi Nüfusu Aşırı Artınca..
Sitede kontrolsüzce üreyen kediciklerin başına çok kötü olaylar geliyordu. Bunun üzüntüsünü de sadece bir kaç hayvan sever insan yaşıyordu. Sadece üzülmek de bir işe yaramadığı için mantıklı çözümler üretmemiz lazımdı. Belediye Veterinerliği ile görüştüm ve beşerli gruplar halinde kısırlaştırma operasyonlarına giriştik. İlk partide artık altı ayı bitiren bizim bebekler ve onlardan biraz daha büyük olan Nazmiş oldular. Bugün komşumla birlikte yüreğim pır pır ederek onları götürdük. Öğleden sonra da eve geldik. Şu an ayılmaya çalışıyorlar. Belli ki bu gece bize uyku yok. Ameliyatlı dört kedicikle nasıl baş ederim derken hiç beklemediğim bir anda eski yardımcım çıkıp gelmez mi. Belli ki yardıma ihtiyacımız olduğu içine doğmuş. Az önce altlarındaki kağıt havluları değiştirdik. Tertemiz uyumaları ve üşümemeleri için gereken neyse yapıldı. Umarım benim güzel bebeklerim çabucak iyileşirler.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Hayvan Hakları,
Hayvan Sağlığı
3 Kasım 2013 Pazar
Mutlu Pazarlar!
Evet, bugün Lorena dinlemeli! Nedeni herkese göre değişebilir. Yüreğinizdeki ağırlıklar uçup gitsin. Lorena Mc Kenitt'in eşsiz ezgileri gibi dingin, yumuşak, huzur veren duygular dolup taşsın içinize.. Çok söze gerek yok; mutlu, huzurlu gönlünüzce bir pazar olsun.
http://www.youtube.com/watch?v=-_UwU-RRqSE&list=RD024QpRCK1IbiE(Tık)
Bunlar da bizden:
Az önce;
bu balkonda kahvaltı yapıldı
Bu çiçekler sulandı,
Daha önce okuyup bitirdiğim ancak notlar almadığım için hayıflandığım kitap bu kez daha bir özenle okunacak. Çünkü ; Londra'nın kenar mahallelerinin birinde farklı etnik kökenli insanların renkli yaşamları, gelenek, görenek, sosyal çatışma ve kimlik savaşları gerçekten ilginç geldi bana.
http://www.youtube.com/watch?v=-_UwU-RRqSE&list=RD024QpRCK1IbiE(Tık)
Bunlar da bizden:
Az önce;
bu balkonda kahvaltı yapıldı
Bu çiçekler sulandı,
Az sonra;
Bu köpekle uzunca bir yürüyüşe çıkılacak
Hazır ele geçirilmişken bu cadı kız Colette ve diğerleri sevilecek.
Bu bahçeye inilecek ve
bu çiçeklerle konuşulacak:))
Ve muhtemelen az sonra gelecek olan bu şirin şey; komşumuzun dünya tatlısı oğlu Ada mıncıklanacak:)) Onu bir hayvansever olarak yetiştiriyoruz.
Daha da sonra;
Bu köşede kitap okunacak!
Ve başta da söylediğim gibi şu an Lorena'yı dinliyorum.. Bana iyi geliyor dostlar. Hepinize mutlu pazarlar, gönlünüzce güzelliklerle dolu günler olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)