12 Ekim 2013 Cumartesi

Yarına Yönelik Kaygılar Bu Günü Karartmasın!

Hiç Böyle Bir Güzellik Gördünüz mü? (Tık)


diye yazmıştım iki yıl önce. 
Komşum, mutlu yuvasında, çok sevdiği eşi, çocukları ve harika kedileri ile yaşayan hoş, zarif bir hanımdı.
İşte bu  bakımlı ellerin sahibi sevgili Ayten Hanım şu an çok hasta. Antalya'nın en donanımlı hastanesinde aylardır derin uykularda... 

Yaşam dolu, kendine çok iyi bakan, çok zevkli, enfes bir evde yaşayan sanatçı ruhlu güzel kadın, sağlık sorunu bile sayılmayacak, görmezden gelinebilecek ama kendince sorun saydığı  bir durum için operasyon  geçirirken yaşanılan bir aksilik yüzünden yoğun bakımdan çıkamıyor.
Onu sık sık düşünüyorum,  iyileşmesi için dualarımı eksik etmiyorum. 
Geriye kalan  zarif hediyelerine bakıp hüzünleniyorum.


Onun  bu hali aylardır  yüreğimde sızı, gözümde yaş oldu.. Bunca ay sonra neden mi paylaşıyorum?

Bu sabah kahvaltı sofrasını hazırlarken, eşim  şehir merkezine inmemi gerektiren  bir iş için  ısrarla beni uyardı. Onun gereğinden fazla kaygılandığını  hissettiğim için  rahatsız oldum. Eşimin,  önümüzdeki günlerle ilgili kaygılarının makul olmayan ölçülerde olduğunu ve  içinde bulunduğumuz anı huzurlu yaşamasına engel olduğunu, benim için de baskı unsuru oluşturduğunu  anladım. Elbette  yarını düşünerek yaşamalıyız ancak  bu düşünmenin boyutları o anın güzelliklerini  görmemize engel olacak kadar büyük olmamalı, öyle değil mi...  Belki de o çok kaygılandığımız yarını yaşayamayacağız.

Güzelliklerle dolu yarınlarınız  hep olsun dostlar ama yaşamın sürprizleri de aklınızın bir köşesinde olsun..

9 Ekim 2013 Çarşamba

Çikolatalı, Labneli Kek

Mmmm! Bu kekler çok lezzetli!



Bütün yaz  havuçlu, meyveli, vanilyalı  kekler yaptım. Çünkü uzun yaz günlerinde bahçede dostlarla beş çayları keksiz, kahvaltısız olmuyordu.

Bahçe keyfimiz sona ermek üzere. Bu nedenle şöyle harika bir kekle hem sonbaharı taçlandıralım hem de kendimize son bir bahçe partisi verelim dedim.

Bu kek, dokusu ile, lezzeti ile tam istediğim gibi oldu. Ne çok yumuşak, ne de sert, süngerimsi ama hafifçe ıslak, çikolatanın hakim olduğu, cevizin, fındığın baskın olmayan aroması ve  tadı ile  çeşnilendirdiği  güzel bir kek. Sunum ve görüntü olarak  kağıtlı kekleri seviyorum. Gönül rahatlığı ile deneyin diyorum.
12  adet kağıt kalıp için:
2 orta boy yumurta
Yarım paket kabartma tozu
2 büyük çay fincanı, kabartma tozu ve kakao ile birlikte elenerek havalandırılmış un
Yarım çay bardağı eritilmiş tereyağ ya da  taze krema
Yarım çay bardağı ayçiçek yağı
Yarım paket labne peyniri (90 gr
Yarım çay bardağı  toz şeker
Toplam yarım bardak çekilmiş ceviz ve fındık
Damak zevkinize  göre ayarlayacağınız kakao
Üzerini süslemek için  kahvaltılık fındık kreması ideal. Kendi kremanızı  hazırlayıp, krema sertleştirici ile karıştırmanız  da mümkün ama hiç uğraşmayın derim ben.
Yapımı çok kolay: Eritilmiş yağ dahil  tüm sıvıları çırpma teli ile  hızlıca pürüzsüz olana dek karıştırın.  (Elektrikli çırpıcı kullanılmıyor.) Sonra  elenmiş unu  da ekleyip bir kaşık  ile yedirin. Fazlaca karıştırmayın, içinde topaklanma olmasın yeter ki.  Kağıt kalıplarınızı  silikon ya da teflon yuvalı kalıplarınıza  yerleştirip, dörtte üçü dolacak şekilde  kek hamurlarınızı paylaştırın. 180 derecede  yaklaşık 30-35 dakikada pişiyor. Bir  kürdan ya da  küçük bıçak  ile pişmesini kontrol edebilirsiniz. Soğuyunca üzerini süsleyin. Kremanın üzerine  ceviz, fındık parçacıkları da serpilebilir.
Afiyet olsun!

Bunlar da bahçemizden:)




1 Ekim 2013 Salı

Begonvilli Ev'de Sonbahar

Yaz bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Enfes bir eylülden sonra sonbaharın tüm güzellikleri ancak boy gösterdi buralarda.

Sonbahara çok yakışan tek katlı  kadife çiçekleri öyle bir coştular ki, şu günlerde tartışmasız bahçenin  en göz alıcı çiçekleri oldular.




Merdivenimizin yanı başındaki Acem borusu da  sonbaharın güzellerinden biri.



İddiasız ama son derece hoş  renkleri olan  akşam sefaları  bol bol açıyorlar.

Zarif sukulentler de açmaya devam ediyor.


Ve sıra geldi begonvillere.  Bizim bahçedekiler  henüz bu kadar  gösterişli değiller ama hemen yakınımızda  olan,  havuz başındaki bu  muhteşem görüntüleri sizlerle paylaşmak istedim. Sitenin havuz başında olağanüstü güzel açtılar.






Sırada yakında  açacak olan kasımpatılarımız var. Geçtiğimiz ilkbaharda ekmiştik. Hepsi tomurcuk dolu. Ne renk açacaklarını bilmiyorum. Açtıkları zaman  sizlerle paylaşacağım. Begonvilli Ev'den  tüm dostlara sevgiler, selamlar..
Minik patililer adına Biber size sevgilerini gönderiyor..

26 Eylül 2013 Perşembe

Sokak Kedisi Bob / James Bowen



 Bu kedicik  hayal ürünü  değil.  Sokaklarda yaşam savaşı veren genç bir adamın dünyasına tesadüfen girerek onu yaşama bağlamayı  başarabilen yaralı bir sarman. Kitabın yazarı James Bowen ile sarman kedi Bob'un yolları bir şekilde kesişince  çıkmazdaki iki yaşam  bir umut öyküsüne dönüşüyor.  Zorluklarla dolu olsa da  dayanışma ve sevginin gücü ile yavaş yavaş değişen bir yaşamı anlatan gerçek bir öykü, sade ve akıcı bir dille anlatılmış. Her bir satırında hissedebileceğiniz sımsıcak bir dostluk ve var olma çabası merakla okutuyor bu öyküyü. James ve Bob'un dayanışmaları ve var olma çabaları yüreğinize dokunuyor. Onlar için kaygılanıp üzülüyor, yeri gelince onlar için seviniyorsunuz.  Bir kedinin ne denli duyarlı ve  akıllı olabileceğini anlıyorsunuz. Gerçi ben buna hiç şaşırmadım:)) Yürekleri ısıtan bu  kitabı severek okudum.

Sokaklarda onlardan pek çok var... Sarman, ya da tekir fark etmiyor aslında. Her bireri ayrı kişilik olsa da eğer dünyanıza girmeyi başarabilirlerse  mucizeler yaratabiliyorlar. Sokak kedisi Bob  da onlardan biri.

Bahçede kitabımı okurken bir ara  hortumla ilgilenmek için ayrıldım. Bizim Nazmiş de sanki ''Ben de onlardan biriydim'' dercesine bu pozu vermiş:)

24 Eylül 2013 Salı

Köyden İndim Şehire

Sıcak havalarda önemli bir işim çıkmadıkça evden çıkmıyorum. Dün haftalar sonra şehir merkezindeydim. Birden oraları ne kadar özlediğimi  farkettim. Hava biraz sıcak olsa da bunaltmıyordu.



Şehir merkezi  cıvıl cıvıl, kafeler tıklım tıklımdı.




 Benim favorim ise  Kalekapısı'nda taptaze meyve suyu ile enerji takviyesi yapabileceğiniz bu köşe. Havuç, nar ve portakal suyunu özellikle tavsiye ederim.

22 Eylül 2013 Pazar

Begonvilli Ev'de Anne Eli

Günaydın dostlar, hepinize mutlu pazarlar!

Günlerdir  fizik tedavi için  sabahın kör karanlığında evden çıktığımdan sabah kahvaltılarına hasret kalmıştım. Otobüsü kaçırmamak için ayak üzeri bir şeyler atıştırıp  bitki çayı ile idare ediyordum. Zaten o saatlerde insanın canı  bir şeyler yemek istemiyor. Tedavi sürecinde benimle ilgilenmek ve yokluğumda evdekilere bakmak için annem burada. Anlayacağınız, mutfağa, bahçeye, çekmeceye, dolaba  anne eli değme durumları:))
Bu  sabah kalkınca balkonda özenle hazırlanmış kahvaltı beni bekliyordu.  Gazeteme kadar düşünmüş anneciğim:)


Burada  artık sonbaharın tüm güzellikleri boy göstermekte. Gündüz biraz sıcak olsa da  eskisi gibi bunaltmıyor. Şu an tatlı bir meltem rüzgarı var. İlkbahardaki coşkulu değiller ama  hala  güller ve Japon gülleri  açıyor ve beni mutlu ediyorlar:))


Bahçenin tadını en çok Pofuduk ve yavruları çıkarıyor. Emzirme döneminde iğne ipliğe dönen Pofuş kısırlık operasyonundan sonra eski güzelliğine kavuştu. Yavrular da kocaman oldular. Yiyip içip bahçede oynuyorlar.



Bahçemin bu günkü kraliçesi olarak bu uçuk pembe renkli sukulentleri seçtim. Bir köşede gösterişsizce duran iki saksı sukulent birden zarif ve göz alıcı çiçeklere büründüler.

Bu günlük bizden bu kadar sevgili dostlar. Hepinize gönlünüzce güzel ve mutlu bir pazar diliyorum. Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar.

19 Eylül 2013 Perşembe

Batarya ve Musluklarınız Pırıl Pırıl Olsun!

Kimyasalların zararları saymakla bitmez. Olabildiğince doğala yönelmek hepimizin iyiliği için.. Malzemeler fotoğrafta görülüyor; yine de sayalım:
Sıvı sabun(İki çorba kaşığı), karbonat(Bir paket), limon suyu(1adet), sirke.

Dikkat: Karbonatı  en son ekleyip hemen püskürtme  aparatının kapağını kapayın. Çünkü köpürüyor.
Musluk ve bataryalarınıza püskürtün. Bir kaç dakika bekletip yıkayın ve kurulayın.

Ben  yaptım; sonuçtan memnun kaldım.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Hünnap


Komşunun bahçesinde görür görmez vurulmuştum. Sık yaprakları ile yarışırcasına bol yeşil minik meyveleri vardı. Aradan aylar geçti ve bakın nasıl kızarıp davetkar oldular.  Komşuda yetişip bize de ikram edilince sizlerle paylaşmak istedim.

Erik büyüklüğünde, tadı ise elma, armut, ayva karışımı bir şey. Oldukça çıtır ve hoş kokulu.  İyice olgunlaşanlar yumuşak ve tatlı.

Daha Fazla Bilgi Burada (Tık)
Biraz araştırınca  C vitamini açısından turunçgillerden daha zengin olduğu ve şeker hastalığı  sindirim sistemi rahatsızlıklarına  iyi geldiği,  karaciğeri güçlendirdiği bilgilerine ulaştım.



15 Eylül 2013 Pazar

Manavgat Esintisi

Bu hafta sonu size yine Manavgat'tan güzellikler gönderiyorum. Umarım bu fotoğraflar size muhteşem Manavgat Irmağı'nın  hoş esintisini, portakal bahçelerinin enfes narenciye kokusunu  getirir. Irmak  kenarındaki  kocaman çınar ağaçlarının gölgesindeki o bayıldığım  yaprak  hışırtıları,  kuş sesleri, tertemiz serin ama üşütmeyen hava ne yazık ki  görüntülere yansımıyor. Artık bu detaylar hayal gücünüze kalmış.





Bu görüntüler dün(cumartesi) Manavgat'a 3 km uzaklıkta , Manavgat Irmağı kenarında portakal bahçesi ile iç içe kurulmuş bir kahvaltı ve yemek servisi veren bir işletmeye ait.

Köy kahvaltısı ve kendi  yetiştirdikleri ürünleri ile  beğeni toplayan bir yer. Portakal baçesinin  bir bölümünde  işletmenin ihtiyacı olan biber,  patlıcan, kabak  gibi ürünler de yetiştiriliyor.

Yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Tüm dostlara mutlu pazarlar!