Yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2016 Salı

Kahvaltılık Biscottiler

Ekmek yapma makinemde bir sorun çıkınca, bir süreliğine  dışarıdan ekmek almaktansa başka çözümler ürettim.
Diğer öğünlerde ekmek olmasa da oluyor bizim için. Ama kahvaltı onsuz olmuyor. O halde  bir alternatifi olmalı ekmeğin.. Ara sıra yaptığım, biscottiler geliyor aklıma. Tatlısı ile, tuzlusu ile, hafif kıtır, kolay bayatlamayan, lezzetli biscottiler kahvaltıya yakışıyor. Bu kez tuzlu olanları tercih ettim.



Tarife geçmeden önce biraz biscottiden söz etmek istiyorum. Kendileri bir tür peksimet oluyorlar. Yalnız ekmekten değil de  sertçe bir  kekten yapılan  gevrekçe bir kurabiye. İtalyancada iki kez pişmiş anlamına geliyor. Ben süzme kahve ile, çok az şekerli olanı seviyorum. Kahvaltıda ise tuzlu olanlar  hoş oluyor. Lara'da otururken yakın sayılabilecek bir pastanenin harika biscottilerinden alırdım. Şu antep fıstıklı olan, mis gibi vanilya kokanlardan. Burada böyle bir şansım olmadığı için kendim yapayım dedim. Epeyce araştırıp onlarca tarif buldum. Buraya geldiğimizden beri  güzel biscottiler pişiriyorum.


İşte tuzlu tarifimiz:

2 çay fincanı un
1/2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tutam tuz
3 kaşık dolusu tereyağ
1 kaşık zeytinyağı
1 çay kaşığı  dolusu  esmer şeker
yarım çay bardağı yoğurt
Yapılışı:

Önce fırınınızı 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayın.

Eritilmiş tereyağına zeytin yağını da karıştırın. Yoğurdu ve yumurtaları ekleyip iyice yedirin. Şeker ve tuzu ekleyip karıştırın.

Vanilya, kabartma tozu ile birlikte elediğiniz unu yağlı karışıma katarak hamurunuzu (fazla  yoğurmadan) hazırlayın. Streç film yardımı ile uzunca bir silindir yapıp pişirme kağıdı yayılmış tepsiye yerleştirin. Ya da bu defa benim yaptığım gibi dikdörtgen kek kalıbını kullanabilirsiniz.10-15 dakika  pişirip  iyice soğutun.

Soğuyunca keskin bir bıçakla ekmek dilimler gibi kesin ve bu dilimleri tekrar fırınlayın. İkinci fırınlamadan önce fırının sıcaklığını 150 dereceye düşürmeyi unutmayın.  15 dakika daha pişirince biscottileriniz hazır demektir. Soğuyunca kapalı bir kutuda ya da kavanozda dört beş gün taptaze kaldığını da hatırlatayım. Afiyet olsun!














Böğürtlen şurubu bahçemizin ürünü.






















3 Mart 2016 Perşembe

Bahçemdeki Kır Çiçekleri


Bu güzel bitki peyzaj bitkisi değil. 
Bir ay kadar önce bahçenin fazla bakım görmeyen yerlerinde otları  ayıklarken, kalp şeklinde yaprakları olan, henüz çiçeklenmemiş halini görünce menekşe sandım ve dokunmadım  ama yapraklarının formu benzese de etli olması menekşe olmadığını  söylüyordu..

Evin bizden önceki  sahiplerinden kalan bazı bitki  kalıntıları zaman zaman bahçenin orasında burasında çıkabiliyor.Umarım farklı bir menekşe türüdür  deyip  çiçek açmasını bekledim. Soğuklar geçer geçmez bitkimiz çiçeklendi. Biliyorsunuz,  bitki, börtü böcek meraklısı ben, bunun ne olduğunu öğrenmezsem çatlarım. Tabii ki araştırdım ve buldum. Latice adı ''‘Ranunculus ficaria’'.  Düğün çiçeğigillerden, üstelik şifalı bitkiler grubundanmış  kendileri..  Bakın isimleri nelermiş: Küçük kırlangıç otu, yaylı çiçek, arpacık salebi, basur otu. 

Yalnız bu bitki çok da masum değil.  Yapraklarının zehirli olduğunu okudum. Bu nedenle bahçede bulunmasından rahatsızlık duydum. Bizim patililer için güvenli değil. Bir de istlacılarmış bunlar. Köklerine baktım, minik minik onlarca yumruları var. Yani yakın bir gelecekte tüm bahçeye yayılabilirler. Söküp atmaya da kıyamıyorum ama tedirginim. Yan bahçede de küme küme çıkmışlar. Ben söksem de farketmeyecek. Kedi kızlar o bahçeye gidiyorlar.  Bilemiyorum, huzursuzluğum artarsa sökerim belki.



Gelelim gelinciklere...






Gelincikler bizim bahçenin yerlilerinden.  Bu yıl daha da fazlalalar. Hatta bu sene ilk kez mutfağımıza girdiler. Aşağıda  vereceğim tarifi bahçeden topladığım taze gelincik yaprakları ile pişirdim. Girit kökenli bir teyzeden uyarlayıp yaptım. O kavurmasını  yapıyordu, ben fırında denedim. Harika oldu. 

Bu arada ilk gelinciklerimiz de açtılar.




İşte fırında gelincik:





Tartmadım ama yarım kilo kadar çok taze gelincik yapraklarını doğrayıp az su ile kısık ateşte yumuşayıncaya dek pişirdim. Başka bir tencerede bir orta boy soğanı yemeklik olarak doğradım, iki diş sarımsağı da minik minik kıyarak ekledim ve zeytin yağında şeffaf hale gelene dek kavurdum.Ocaktan alınca tuz, karabiber, 1 su bardağından az eksik un,1 çay bardağı yoğurt, iki yumurta ve  yarım çay kaşığı karbonat  ekleyip karıştırdım.Yumuşayan gelincik yapraklarını süzgece koyup suyunu tahta kaşıkla  bastırarak aldım. Haşlanmış yaprakları soğanlı karışımla harmanlayıp fırın kabına yaydım ve yarım saat orta ısıda(180 derece) pişirdim. Rendelenmiş kaşar serpip bir on dakika daha fırınladım.

Eğer  gelincik yaprağı bulamam derseniz aynı tarifi ıspanakla da yapabilirsiniz. Ancak ıspanağı suda haşlamak yerine  bir kaç dakika kendi suyu ile kısık ateşte tutun. Sonra fazla suyunu  alın. Ispanak  gelincik yapraklarına göre çok daha kolay pişiyor. Eşim ıspanaklı tarifi daha çok beğendi. Diğerini biraz baharatlı buldu.




Bu da bahçemdeki  başka bir güzellik. Üzüm sümbülleri arsız bir soğanlı bitki. İstilacı olduğu için  epeyce yolduk yine de baş edemedik. İki yıl önce   kültür bitkisi olanını saksıda yetiştirdim. Tabii ki nazlılar ve  yabani akrabaları gibi arsız değiller. Ben de  geçen yıl yabanileri  yolup temizlediğim yere bir kaç özel soğan dikiverdim. Arsızlar geri kalır mı, yine de çıktılar  ve arılar iki türü aşıladı sanırım. Çünkü bu yıl, yukarıda  gördüğünüz tür ortaya çıktı.  Kültür bitkisi kadar iri olmayan, yabaniler kadar da küçük olmayan  orta boy üzüm sümbüllerim oldu.


Bunca çiçeğe bir böcek! Bahçemdeki mor dut ağacı  galiba bu yıl çok meyve verecek. Aman ne çok bebek meyvesi varmış diye bakıyordum ki, bu yusufçuk kanatlarını açmış, güzel havanın tadını çıkarıyor. Hiç keyfini bozmadan fotoğrafını çekmeyi başardım.

Şimdilik bizden bu kadar. Tüm dostlara sevgiler, selamlar..

9 Ekim 2013 Çarşamba

Çikolatalı, Labneli Kek

Mmmm! Bu kekler çok lezzetli!



Bütün yaz  havuçlu, meyveli, vanilyalı  kekler yaptım. Çünkü uzun yaz günlerinde bahçede dostlarla beş çayları keksiz, kahvaltısız olmuyordu.

Bahçe keyfimiz sona ermek üzere. Bu nedenle şöyle harika bir kekle hem sonbaharı taçlandıralım hem de kendimize son bir bahçe partisi verelim dedim.

Bu kek, dokusu ile, lezzeti ile tam istediğim gibi oldu. Ne çok yumuşak, ne de sert, süngerimsi ama hafifçe ıslak, çikolatanın hakim olduğu, cevizin, fındığın baskın olmayan aroması ve  tadı ile  çeşnilendirdiği  güzel bir kek. Sunum ve görüntü olarak  kağıtlı kekleri seviyorum. Gönül rahatlığı ile deneyin diyorum.
12  adet kağıt kalıp için:
2 orta boy yumurta
Yarım paket kabartma tozu
2 büyük çay fincanı, kabartma tozu ve kakao ile birlikte elenerek havalandırılmış un
Yarım çay bardağı eritilmiş tereyağ ya da  taze krema
Yarım çay bardağı ayçiçek yağı
Yarım paket labne peyniri (90 gr
Yarım çay bardağı  toz şeker
Toplam yarım bardak çekilmiş ceviz ve fındık
Damak zevkinize  göre ayarlayacağınız kakao
Üzerini süslemek için  kahvaltılık fındık kreması ideal. Kendi kremanızı  hazırlayıp, krema sertleştirici ile karıştırmanız  da mümkün ama hiç uğraşmayın derim ben.
Yapımı çok kolay: Eritilmiş yağ dahil  tüm sıvıları çırpma teli ile  hızlıca pürüzsüz olana dek karıştırın.  (Elektrikli çırpıcı kullanılmıyor.) Sonra  elenmiş unu  da ekleyip bir kaşık  ile yedirin. Fazlaca karıştırmayın, içinde topaklanma olmasın yeter ki.  Kağıt kalıplarınızı  silikon ya da teflon yuvalı kalıplarınıza  yerleştirip, dörtte üçü dolacak şekilde  kek hamurlarınızı paylaştırın. 180 derecede  yaklaşık 30-35 dakikada pişiyor. Bir  kürdan ya da  küçük bıçak  ile pişmesini kontrol edebilirsiniz. Soğuyunca üzerini süsleyin. Kremanın üzerine  ceviz, fındık parçacıkları da serpilebilir.
Afiyet olsun!

Bunlar da bahçemizden:)




3 Eylül 2013 Salı

Begonvilli Ev Halleri

Selam dostlar!
Bu sabah da Minik'le yürüyüşümüzü yaptık.  Kahvaltı  faslından sonra  sizlere merhaba demeden olmaz.. Az sonra  hepinizin sayfalarını  ziyaret edeceğim.

Ve işte  bizden  görüntüler:

Dün Krem  Brule yaptık.
Tarif için  önce Fransız yemek sayfalarına baktım. Ne de olsa onların tatlısı. Gördüm ki,  google tercüme kafa karıştırıyor, güvendiğim bir sitede  harika  anlatımlı bir tarif var, ben de onu uyguladım.Burada çok güzel anlatılmış (Tık) Kıvamı ve lezzeti çok  da güzel oldu.
Sadece son aşama olan üzerine şeker döküp  yakma işlemini  uygulamadım; yanmış şeker bana itici geliyor.

Peki  geriye kalan  yumurta beyazları ne olacak? Atacak değilim elbette. Teyzemin kıtır bezeleri geldi aklıma.

Aslında krema sıkma  aparatına konulabilecek kadar koyu olmuştu ama  uğraşmak istemedim, şekilleri  pek düzgün olmasa da tadı nefis oldu.
Bire bir ölçüde, yani bir bardak  yumurta  akına aynı  ölçüde  pudra şekerini  mikserle bembeyaz koyu  kıvama gelinceye dek çırpıp yağlı kağıda kaşıkla  döküyoruz.  Fırını fazla ısıtmadan, 150 derecede  çok hafif pembeleşinceye dek pişiriyoruz, hepsi bu kadar! Tatlı kriziniz tuttuğunda kıtır kıtır enfes bezelerden bir tane  atıştırıverin:)
 Bu plastik sepetleri çiçek  arajmanı için  almıştım. ama çok güzel toplayıcı oldular.

Her an elimin altında olması gereken ıvır zıvırı topladılar.  Virgül şeklindeki kapı stoperi de oldukça kullanışlı.


Antalya'nın yaylalarından gelen  beyaz barbunya  fasulyenin tam zamanı. Kışa saklamak için ideal bir sebze.



Böyle güveçte pişirince hem çabucak, hem de çok lezzetli oluyor.


Begonvilli Ev güncesinde  minik patililerden söz etmemek olmaz. Hele  böyle bir şirine  annesinin kitabını yastık yapmış ve objektifime takılmışsa, paylaşmamak hiç olmaz:))

Sıra geldi  bahçemin  güzeller güzeli  hanımefendilerine.
 Bu günün güzeli pembe oya ağacı mı, yoksa sarı güller mi karar veremedim.


Aşağıda  masamızın yanı başında  güzel kokusu ile bahçemizi şenlendiren lavantamızın da hakkını yemeyelim.
Tüm dostlara gönüllerince güzellikler diliyorum. Tabii ki her şeyden önce sağlık ve afiyet! Begonvilli Ev'den sevgiler hepinize...

14 Haziran 2011 Salı

Sözümona Musakkaymış!!

Bakın Ruslar musakkayı nasıl yapıyorlar?

Dikkatle izledim. Aslında pişirdikleri, altına ve üzerine bir sıra kızartılmış patlıcan dizdikleri dalyan köfte gibi bir şey. Kıymaya domates püresi, galeta unu ve yumurta katıyorlar ve bu yemeği ''musakka'' diye lanse ediyorlar.

İzleyin ve siz karar verin, bu yemeğin musakka ile alakası var mı?