21 Ekim 2013 Pazartesi

Jacques Brel


Bu sabah işi gücü bırakıp bir film izleyeceğim. Aslında bu saatlerde rutin olarak yaptığım ev işleri vardır, kolay kolay da aksatmam ama açık olan tv'de film kanallarından birinde ''Jacques BreI ıs Alıve'' adlı müzikleri Jacques Brel'e ait 1968 Broadway yapımı müzikal filmin başlamak üzere olduğunu gördüm. Benim Jack Brel olarak bildiğim Belçikalı sanatçının, Fransızca  söylediği şarkılara bayılırdım. Hatta daha önce yine bu sayfalarda, ''Ne me Quitte Pas'' adlı şarkıdan söz ederken ondan da bahsetmiştim. Şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz

Paris'in varoşlarından gelip, söz yazarı, şarkıcı, şair  hatta  oyuncu ve yönetmen olarak kariyer  yaptığını  çok sonraları öğrenmiştim. Kim bilir neler yaşamıştı bu yollarda... Dramatik ölümü ise sanatçı yaşamlarının böyle ya da benzer  şekillerde sonlanması ile daha da ironik gelmesi nedeni ile iç sızlatıcıydı.

Biyografisi burada(tık)
Sözün kısası, film başladı. Bana  ve elini çabuk tutup izleme şansı bulanlara iyi seyirler.

Son not: Alışıldık müzikallerden  biraz farklı, yaşamı anlatan, mesajlar veren hüzünlü şarkılarla dolu  bir filmdi. Yaşlıları  ve savaş yıllarını anlatan  iki şarkı özellikle içime işledi. Tabii ki, Jack Brel'in yakın plan çekilmiş ''Ne me Quitte Pas'' yorumu müthişti.

20 Ekim 2013 Pazar

Can Dostum / W. Bruce Cameron Can Dostumun Yolculuğu / W. Bruce Cameron


Daha önce de  köpekler ya da kediler hakkında yazılmış romanlar okumuştum. Çocukluğumdan beri hayvanlarla güçlü sevgi bağları kurabilen biri olarak çok da severek okumuştum bu kitapları.

Can Dostum ve devamı olan Can Dostumun Yolculuğu kitapları da çok sağlam gözlemlere dayalı, zaman zaman hüzünlendiren, bazen de güldüren, köpeklerin dünyasına kapı açan yapıtlar. Elbette bu dünyanın baş köşesinde o köpeklerin insanları var.
Bana göre gerçekten de büyüleyici bir dünya. Ben zaten bunu keşfetmiş biri olarak  her iki romanı  da oldukça öğretici buldum. Romanlarda bir kaç farklı yaşam boyunca, sadece köpeklerin değil, bir köpeğin varlığının amacı olabilen insanların da hüzünlü, mutlu, basit, karmaşık yaşamlarından kesitler  göreceksiniz.

Özellikle, bir köpek evlat edinmeyi aklından geçiren, ya da pek istemediği halde çeşitli nedenlerle (özenti, hediye edilme, çocuğu istiyor diye vs) bir köpeği yaşamına almak zorunda kalan, ama bunun ciddiyeti üzerinde kafa yormayan, kolaylıkla ondan vaz geçen ya da  geçebileceğini düşünen insanlar bu kitapları mutlaka okumalı.    

15 Ekim 2013 Salı

Harika Bir Yürüyüş

Bugün ailece bir doğa yürüyüşü yaptık. Hava çok güzeldi.  Doğanın   özlediğim  renkleri, kokuları ve tertemiz orman havası çok iyi geldi.

Oğlumun evinden  çıkıp Manavgat Side arasında bostan ve tarlaların kenarından, bazen de içinden  yürüyüp küçük bir  koruluğa ulaştık. Bakın neler gördük:
 Yazdan kalma biberlerin renkleri yeşilden kırmızıya dönmüş.

 Bamyalar kocaman olmuş.

Bir yandan da  hala çiçek açıyorlar.



 Mısırlar olgunlaşmış.


 Bal kabakları iyice büyümüşler.

 Ispanaklar henüz minicikler.

Bunlar lahana ama henüz yuvarlak hale gelmemişler.


Marullar ise çok iştah açıcı görünüyorlar.


Bostanın bitiminde   derme çatma ağaç evler gördük. Belli ki bostanın sahipleri ve çalışanları yaz boyunca burada kalıyorlar.


Bir de bu müzelik tarım aleti vardı. Hala kullanılır durumda mı ve ne işe yarıyor? diye merak ettim.. Galiba bu bir çapa makinesi.


Bostanın sonunda küçük bir koruluk var. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz patikaya  sapınca kendimizi çok ilginç bitkilerle ve orman meyveleri ile dolu bir korulukta bulduk.


 Kocaman ağaçlara dolanan sarmaşıklar...

Dalların arasından süzülen ışığın enfes görüntüsü..
 Kırmızı kokinalar..




 Çingene pembesi ve yeşil meyveleri olan menengiçler.

 Adını bilmediğim  minik sarı çiçekli yemyeşil çalı kümeleri.

 Ve yine adını bilmediğim orman meyveleri..

Üzeri meyvelerle dolu yaban mersini..

Ve dönüş.. Minik'ciğim oldukça yorulmuş.

Bu harika sarmaşıklar  komşu evlerin bahçelerinden.


Derken uzaktan evimiz görünüyor.


 Yorgunluk atmak için terasta bir kahveyi hak ettik.

Ne yazık ki hızla artan yapılaşma, ormanlık alanları gitgide azaltıyor. Yürüyüş yaptığımız alan küçük bir doğal park gibiydi. Ben  doğal parkları yapay olanlara tercih ediyorum.  Çünkü çoğu endemik tür olan bu harika bitkilerin yok olmasını hiç istemiyorum. Bu alanları korumak o yörenin insanına  düşüyor. Umarım doğayı koruma  duyarlılığını gösterirler..

12 Ekim 2013 Cumartesi

Yarına Yönelik Kaygılar Bu Günü Karartmasın!

Hiç Böyle Bir Güzellik Gördünüz mü? (Tık)


diye yazmıştım iki yıl önce. 
Komşum, mutlu yuvasında, çok sevdiği eşi, çocukları ve harika kedileri ile yaşayan hoş, zarif bir hanımdı.
İşte bu  bakımlı ellerin sahibi sevgili Ayten Hanım şu an çok hasta. Antalya'nın en donanımlı hastanesinde aylardır derin uykularda... 

Yaşam dolu, kendine çok iyi bakan, çok zevkli, enfes bir evde yaşayan sanatçı ruhlu güzel kadın, sağlık sorunu bile sayılmayacak, görmezden gelinebilecek ama kendince sorun saydığı  bir durum için operasyon  geçirirken yaşanılan bir aksilik yüzünden yoğun bakımdan çıkamıyor.
Onu sık sık düşünüyorum,  iyileşmesi için dualarımı eksik etmiyorum. 
Geriye kalan  zarif hediyelerine bakıp hüzünleniyorum.


Onun  bu hali aylardır  yüreğimde sızı, gözümde yaş oldu.. Bunca ay sonra neden mi paylaşıyorum?

Bu sabah kahvaltı sofrasını hazırlarken, eşim  şehir merkezine inmemi gerektiren  bir iş için  ısrarla beni uyardı. Onun gereğinden fazla kaygılandığını  hissettiğim için  rahatsız oldum. Eşimin,  önümüzdeki günlerle ilgili kaygılarının makul olmayan ölçülerde olduğunu ve  içinde bulunduğumuz anı huzurlu yaşamasına engel olduğunu, benim için de baskı unsuru oluşturduğunu  anladım. Elbette  yarını düşünerek yaşamalıyız ancak  bu düşünmenin boyutları o anın güzelliklerini  görmemize engel olacak kadar büyük olmamalı, öyle değil mi...  Belki de o çok kaygılandığımız yarını yaşayamayacağız.

Güzelliklerle dolu yarınlarınız  hep olsun dostlar ama yaşamın sürprizleri de aklınızın bir köşesinde olsun..

9 Ekim 2013 Çarşamba

Çikolatalı, Labneli Kek

Mmmm! Bu kekler çok lezzetli!



Bütün yaz  havuçlu, meyveli, vanilyalı  kekler yaptım. Çünkü uzun yaz günlerinde bahçede dostlarla beş çayları keksiz, kahvaltısız olmuyordu.

Bahçe keyfimiz sona ermek üzere. Bu nedenle şöyle harika bir kekle hem sonbaharı taçlandıralım hem de kendimize son bir bahçe partisi verelim dedim.

Bu kek, dokusu ile, lezzeti ile tam istediğim gibi oldu. Ne çok yumuşak, ne de sert, süngerimsi ama hafifçe ıslak, çikolatanın hakim olduğu, cevizin, fındığın baskın olmayan aroması ve  tadı ile  çeşnilendirdiği  güzel bir kek. Sunum ve görüntü olarak  kağıtlı kekleri seviyorum. Gönül rahatlığı ile deneyin diyorum.
12  adet kağıt kalıp için:
2 orta boy yumurta
Yarım paket kabartma tozu
2 büyük çay fincanı, kabartma tozu ve kakao ile birlikte elenerek havalandırılmış un
Yarım çay bardağı eritilmiş tereyağ ya da  taze krema
Yarım çay bardağı ayçiçek yağı
Yarım paket labne peyniri (90 gr
Yarım çay bardağı  toz şeker
Toplam yarım bardak çekilmiş ceviz ve fındık
Damak zevkinize  göre ayarlayacağınız kakao
Üzerini süslemek için  kahvaltılık fındık kreması ideal. Kendi kremanızı  hazırlayıp, krema sertleştirici ile karıştırmanız  da mümkün ama hiç uğraşmayın derim ben.
Yapımı çok kolay: Eritilmiş yağ dahil  tüm sıvıları çırpma teli ile  hızlıca pürüzsüz olana dek karıştırın.  (Elektrikli çırpıcı kullanılmıyor.) Sonra  elenmiş unu  da ekleyip bir kaşık  ile yedirin. Fazlaca karıştırmayın, içinde topaklanma olmasın yeter ki.  Kağıt kalıplarınızı  silikon ya da teflon yuvalı kalıplarınıza  yerleştirip, dörtte üçü dolacak şekilde  kek hamurlarınızı paylaştırın. 180 derecede  yaklaşık 30-35 dakikada pişiyor. Bir  kürdan ya da  küçük bıçak  ile pişmesini kontrol edebilirsiniz. Soğuyunca üzerini süsleyin. Kremanın üzerine  ceviz, fındık parçacıkları da serpilebilir.
Afiyet olsun!

Bunlar da bahçemizden:)




1 Ekim 2013 Salı

Begonvilli Ev'de Sonbahar

Yaz bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Enfes bir eylülden sonra sonbaharın tüm güzellikleri ancak boy gösterdi buralarda.

Sonbahara çok yakışan tek katlı  kadife çiçekleri öyle bir coştular ki, şu günlerde tartışmasız bahçenin  en göz alıcı çiçekleri oldular.




Merdivenimizin yanı başındaki Acem borusu da  sonbaharın güzellerinden biri.



İddiasız ama son derece hoş  renkleri olan  akşam sefaları  bol bol açıyorlar.

Zarif sukulentler de açmaya devam ediyor.


Ve sıra geldi begonvillere.  Bizim bahçedekiler  henüz bu kadar  gösterişli değiller ama hemen yakınımızda  olan,  havuz başındaki bu  muhteşem görüntüleri sizlerle paylaşmak istedim. Sitenin havuz başında olağanüstü güzel açtılar.






Sırada yakında  açacak olan kasımpatılarımız var. Geçtiğimiz ilkbaharda ekmiştik. Hepsi tomurcuk dolu. Ne renk açacaklarını bilmiyorum. Açtıkları zaman  sizlerle paylaşacağım. Begonvilli Ev'den  tüm dostlara sevgiler, selamlar..
Minik patililer adına Biber size sevgilerini gönderiyor..