Hasır ve örgü çantalar,yaz gelince vaz geçilmezlerimdendir. Özellikle şapka, gözlük ve sandaletlerle çok yakıştıklarını düşünüyorum.
Aşağıdakiler en çok beğendiklerim.
)
)
26 Temmuz 2011 Salı
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Nostalji / Antalya
1930'lu yıllara ait bu fotoğrafta, büyük bir olasılıkla Un Fabrikası'nda öğüttüğü unlarını at arabasıyla İskele Yokuşu'ndan çıkaran bir Antalyalı görülüyor. Eski Antalyalılar yokuşu ''Cemal Bey Yokuşu'' olarak adlandırırdı.
Ve aşağıda aynı yeri benim objektifimden görüyorsunuz.

Ve aşağıda aynı yeri benim objektifimden görüyorsunuz.
24 Temmuz 2011 Pazar
Ah Amy !!! :((( İngiliz şarkıcı Amy Winehouse evinde ölü bulundu.
Kıvırcık kapkara saçlarınla, muhteşem sesinle yakıyordun sahneleri..
Ne yaptın sen Amy, ne yaptın!!!
Clup 27'ye katılmak zorunda mıydın?
22 Temmuz 2011 Cuma
Hüzünlü bir Vedalaşma / Sevgili Verago, Nereye?
Blog dünyasına iddiasız ve en doğal halimle girmiştim. Konseptimin ne olacağını inanın düşünmedim bile. Öyle ya ''neysem oyum'' mantığı ile içimden geleni paylaşacaktım besbelli.. Tanıtım yazımda da söylediğim gibi küçük bir ev, hayvanlar, kitaplar, sanatsal eğilimler, elişleri hepsinden önemlisi yaşamı yaşam yapan küçücük güzelliklerin farkındalığı ile dostluğun paylaşımın esas olduğu, hüznüyle sevinciyle insan ilişkileri...
Bir an bile konu sıkıntısı çekmeden, doğaçlama, günün getirdikleri ile bu günlere geldik.
Bu arada yaşamın her alanında her yerde karşılaştığımız türden her tür insanla burada da karşılaştım. Derken bir de baktım ki, natural selection olayı burada da devreye girdi. Kendiliğinden özeller ve vazgeçilmezler bir bir internet güncemizde ve gönül güncemizde yerlerini aldılar... Bazılarını görmeden öyle bir tanıdık ve sevdik ki, reel yaşamda hiç karşılaşmamış olmamızın çok da önemli olmadığını anlamış oldum. Hani ''adam gibi adam'' dedikleri türden insanlar bunlar. Cinsiyet ayrımcılığı kokan bu deyimi ben ''insan gibi insan '' olarak düzelteyim. Çünkü kadın ya da erkek olmaları zerre kadar önem taşımıyor benim gözümde. Onların tanımını yapmak yersiz olur.
İşte onlardan biri Verago nickli blog yazarı arkadaşım yüreği kadar güzel sayfasında doğallığı, yaşama saygıyı ve bilgece yaşam felsefesini yansıtıyordu tüm içtenliği ile.. Ps başına geçince mutlaka uğradığım sayfalardan biriydi. Fotoğraflarına hayran kalıyor, kısa ama anlamlı yazılarını keyifle okuyordum..
Ne yazık ki bloğunu kaldırmış:(((
Gerçekten son derece üzüldüm.. Eğer izleyebileceğim blogların sayısını zorunlu olarak beşe ona indirecek olsaydık, onun sayfası mutlaka kalanlar arasında olurdu..
Sevgili Verago, belki birazcık hatırımız( benim gibi düşünen biri daha olduğunu biliyorum) varsa bu yazıyı okursun ve yine paylaşımlarına devam edersin...
Bahçendeki minik patili dostlarını, horozları, tavukları, kuşları, ağaçları ve elbette seni çok özlüyorum..
Sevgiler, selamlar Begonvilli Ev'den...
Etiketler:
Blog Dünyası,
Dostluklar
Şiir / Aragon / Seni Seviyorum Elsa
Siyah Klavye adlı blog sayfasının yazarı Sevgili Arkadaşım bugün Elsa ile Aragon'un büyük aşklarını anlatmış.
Yüreğimde bir sızlama ile okudum yazıyı. Huzurlu ve mutlu iki yaşlı insan resmine takılıp kaldı gözlerim..Kim bilir kimler böylesine büyük bir aşkın benzerini yaşadığını düşünüp birlikte yaşlanmayı hayal ederken ayrı düştüler .. Ya da kavuşamadan ayrıldılar.. Belki de hastalıklar, ölümler ayırdı bazılarını...
Elsa ile Aragon şanslı insanlarmış. Okumaya doyamadığım muhteşem şiiri geldi aklıma. Hani şu şairin ''Mutlu aşk yoktur'' dediği şiir..
Ama onu değil bir başka şiirini paylaşacağım. Aşkın en nazenin hali var bu şiirin dizelerinde..''Geçen günler incinmesin'' diyecek kadar nazenin.... Bu incelik yüreğime dokunuyor, belki başka yüreklere de dokunur.....
ELSA SENİ SEVİYORUM
Kıyısında öpüşlerinNe çabuk geçiyor zaman
Sakın da ola sakın aman
Geçen günler incinmesin
Seninle bütün bir mevsim ne güzeldi
O yaz kitaplardaki kadar öyle güzeldi
Manastır ormanında seni mutlu ettiğimi sandım
Toulon rıhtımında akşamın rengine kandım
İster bana budala ister çılgının teki de
Mutluluk nedir ki umutlar çekip gidince
Kıyısında öpüşlerin
Ne çabuk geçiyor zaman
Sakın da ola sakın aman
Geçen günler incinmesin
Geçen yıl yapraklar solarken şarkı söylüyordum
Veda ederken bile bir gün görürüm diyordum
Ölenler dünyaya yeniden geleceğini sanır
Tatlı sözlere kananlar ergeç aldanır
Gözlerime bak hele orda nice güzelsin
Yüreğimi çılgınlıklarımı duymuyor musun
Kıyısında öpüşlerin
Ne çabuk geçiyor zaman
Sakın da ola sakın aman
Geçen günler incinmesin
Solgun bir piyaniste benzeyen güneş bak işte
Hep aynı sözleri aynı şarkıyı söylemede
O tehditten uzak günleri sevgili anımsa
Ne mutluyduk ikimiz evimizde Montparnasse’da
Artık yaşam karadüzen sürüp gidecek
Soğuk Akşam oldu şimdiden Tekliyor yürek
Kıyısında öpüşlerin
Ne çabuk geçiyor zaman
Sakın da ola sakın aman
Geçen günler incinmesin
Pörsümüş bir yonca gibi sana sunduğumda hani
Ne sevmiştin bu şarkıyı üzgün sesini
O gün bu gün el değmemiş uyuyordu bende
Unutulmuş çekmeceden şimdi çıkardım işte
Hiç değilse sevdiğin bir şey buldum diye avundum
Elsa’m halden anlamazım seni nasıl seviyorum
Kıyısında öpüşlerin
Ne çabuk geçiyor zaman
Sakın da ola sakın aman
Geçen günler incinmesin
Billur bir şarkıdır bu seni mırıldanıyor
Söylediğim her sözcük boşuna değil diyor
Gün gelir sözcükler de dönüşür gözyaşına
Gün gelir sözcükler de büyü’dür tek başına
Sevgilim çarpıp duran şu pancuru kapatalım
Yağmur damlasının sesiyle biz bize kalalım
Kıyısında öpüşlerin
Ne çabuk geçiyor zaman
Sakın da ola sakın aman
Geçen günler incinmesin
Türkçesi: Erdoğan ALKAN
21 Temmuz 2011 Perşembe
Evde Dantel Şıklığı
Nostaljik ve zarif dantel örtüler, uygun yerlerde kullanılınca ayrı bir güzellik katıyorlar ortama.
Ben yapamıyorum, çünkü ince iplerle uğraşacak sabrım yok. (Gerçi buradakiler kalınca iplerle örülmüş ama fena da olmamışlar.)
Ama yapabilecek olsaydım aşağıdaki örtülerden yapmak ve çay. kahve masalarıma zerafet katmak isterdim...
Ben yapamıyorum, çünkü ince iplerle uğraşacak sabrım yok. (Gerçi buradakiler kalınca iplerle örülmüş ama fena da olmamışlar.)
Ama yapabilecek olsaydım aşağıdaki örtülerden yapmak ve çay. kahve masalarıma zerafet katmak isterdim...
Etiketler:
Dekorasyon,
Elişleri,
Hobilerim
19 Temmuz 2011 Salı
Çabalarımız Sonuç Verdi / Antalya Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi'ne Röntgen Cihazı Alınmış
Sokak köpeği Tarçın'ı hatırladınız mı? Evimin önünde bir otomobil çarpıp kaçmıştı.Önce Belediye'nin tedavi merkezine göndermiştim. Durumunu öğrenmek için telefon ettiğimde ''röntgen cihazımız yok, ameliyat edmeyiz '' demişlerdi. Geri alıp kendi imkanlarımla tedavi ettirmiştim..
........
Anımsayacaksınız, bir süre önce Antalya Sokak Hayvanları Tedavi ve Bakım Merkezi'nde röntgen cihazı olmadığı için yaralı ve hasta sokak hayvanlarına müdahale edilemediği konusu ile ilgili geçtiğimiz kış başında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmıştım. Otomobilin çarptığı bir sokak köpeğini merkeze ulaştırıp sonra da geri almak zorunda kaldığımı, tedavisini ve kırıkların kaynama sürecini nasıl zor koşullarda tamamladığımı anlatmıştım. Sonra da sizlerden dilekçelerinizle destek olmanızı istemiştim. Pek çok arkadaşım konuyu kendi sayfalarında paylaşıp dilekçeler yazdılar.
Şimdi sıkı durun; Abim'den yanıt geldi. Röntgen cihazı alınmış. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ABİM Servisi
........
Anımsayacaksınız, bir süre önce Antalya Sokak Hayvanları Tedavi ve Bakım Merkezi'nde röntgen cihazı olmadığı için yaralı ve hasta sokak hayvanlarına müdahale edilemediği konusu ile ilgili geçtiğimiz kış başında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmıştım. Otomobilin çarptığı bir sokak köpeğini merkeze ulaştırıp sonra da geri almak zorunda kaldığımı, tedavisini ve kırıkların kaynama sürecini nasıl zor koşullarda tamamladığımı anlatmıştım. Sonra da sizlerden dilekçelerinizle destek olmanızı istemiştim. Pek çok arkadaşım konuyu kendi sayfalarında paylaşıp dilekçeler yazdılar.
Şimdi sıkı durun; Abim'den yanıt geldi. Röntgen cihazı alınmış. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ABİM Servisi
To................
18344 KAYIT NUMARASI VE 18.07.2011 TARİHLİ VETERİNER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜMÜZÜN KONUYLA İLGİLİ CEVABI ;
Sayın İ.... Ş......,
Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevimizde kullanılmak üzere Haziran ayında alınan röntgen cihazımız, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun belirlediği standartlara göre inşaatı yapılan röntgen odamızın tamamlanmasıyla 4 Temmuz’dan itibaren sokak hayvanları için kullanılmaya başlanmıştır.
Bilgilerinize rica ederiz.
ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
Veteriner İşleri Şube Md
Sayın İ.... Ş......,
Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevimizde kullanılmak üzere Haziran ayında alınan röntgen cihazımız, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun belirlediği standartlara göre inşaatı yapılan röntgen odamızın tamamlanmasıyla 4 Temmuz’dan itibaren sokak hayvanları için kullanılmaya başlanmıştır.
Bilgilerinize rica ederiz.
ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
Veteriner İşleri Şube Md
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
İşte Projem / Sokaktaki Canlar İçin
Yıllardır sokakta yaşam savaşı veren sokak hayvanlarının çilesini yakından takip ediyorum. Çok yoğun bir çalışma yaşamını sonlandırıp Minik'i sahiplendikten sonra sokakta pek çok aç, hasta hayvanın olduğunu farkettim. Hepsi de her türlü tehlikeye açık yaşam savaşı veriyorlardı. Üstelik bu hayvanlar çoğu insan tarafından nefretle ve iğrenilerek tepki görüyor, istenmiyor. İlgilenen insanlar da bu tepkilerden nasibini alıyor. Oysa biz onların yaşam alanlarını yok ettik. Bahçelerini, ağaçlarını, doğal besin kaynaklarını ortadan kaldırıp beton yığınlarını diktik ve yetmezmiş gibi de yaşamaya çalışan, en az bizim kadar yaşam hakkı olan bu canlıları görmek bile istemez olduk.. Otomobille çarpılıp, bir paçavra gibi bırakılıp gidildi pek çoğu. Bir lokma yiyecek çok görüldü onlara. Kovuldular, dövüldüler, tekmelenilerek öldürüldüler. Kendi pisliğimizle boğulacak kadar yaşanmaz kentler oluşturduk ama sadece onların pis ve çevreye zararlı olduğu düşünüldü. Yavrularını canlı canlı çöp bidonlarına, yaşlı ve hasta olanlarını ormanlara, uzak köşelere atmakta hiç bir sakınca görmedi bazı vicdansızlar. Dahası hasta ruhlu işkenceci insanlar tarafından akla gelmedik kötülüklere maruz kaldılar, zehirlendiler, tecavüz edildiler. Koca koca devlet kurumları, belediyeler sahip çıkacak yerde toplu katliamlara kadar götürdüler işi. Özellikle Antalya gibi turistik beldelerde her yıl turizm sezonu başlarken belediye ekiplerince onlarcası yüzlercesi toplanıp zehirlendi, iplerle boğuldu..Hangi birini anlatayım; bunlar benim tanık olduklarım.. Tahminime göre hepimizin çevresinde olup biten, zaman zaman tv'de izlediğimiz durumlar..
Yıllardır olup bitenlere duyarlı biri olarak onların acısını içimde hissediyorum ve yıllardır kendi olanaklarımla, hiç olmazsa kendi çevremdeki sokak hayvanları için elimden geldiğince çaba gösteriyorum. Ailevi nedenlerle bir dernek ya da yardım kuruluşunda yer alamıyorum. Yine de benim çabalarım bazı dernek ve gönüllülerin dikkatini çektiği için pek çoğu ile iletişimim var. Ancak bu güne dek yaptıklarımı bir adım daha ileri götürüp hasta, yardıma muhtaç sokak hayvanları için kaynak oluşturacak bir proje düşüncesi vardı kafamda. Ben bir adım atarsam, belki diğer hayvanseverlerin de desteği ile başarabiliriz diye düşünüyorum. Damlaya damlaya göl olur mantığı ile yola çıkıyorum.
Bütün kış tığ işi battaniyeler, yastıklar ördüm ve başka ufak tefek elişi çalışmaları yaptım. Tek başıma üretebildiğimin en fazlasını ortaya koymaya çabaladım. Bu ürünleri satışa sunup elde edilen geliri Haysev ya da Haytap adlı derneklerin birine bağışlamak istiyorum. Bu iki kuruluş da olağanüstü çabalarla sokak hayvanları için çalışan, kısıtlı olanakları ile pek çok drama el atan kuruluşlar. Ancak, yapacağım başlangıcın münferit bir bağış olması değil amacım. Başka duyarlı insanların da Begonvilli Ev'de organize olup belli aralıklarla (örneğin ayda ya da iki ayda bir) ürünleri ile katkıda bulunup kendi sayfalarında paylaşmalarını, satışlara, ürün tanıtımlarına katkıda bulunmalarını umudediyorum. Konunun detaylarını sizlerden gelecek görüş ve önerilerle ve zamanla uygulamaya geçtikçe belirleriz. Özellikle internetten satış konusunda deneyimli arkadaşların ilgisini ve yardımını bekliyorum. Bu arada kişisel olarak yaptırdığım tedavi ve ameliyatlara, mama alıp yakın çevremdeki sokak kedilerini ve köpeklerini beslemeye elimden geldiğince devam edeceğim.
Amacım yalnız buradaki sokak hayvanlarına yardım etmek değil. Başlangıçta minicik bir adımla buradan başlayıp eğer başarabilirsek her birimizin çevresine taşımak en büyük isteğim. Zaten Haysev ya da Haytap bu konularda yol gösterecektir.
Bu uzunca yazıdan sonra, pek çok görev ve sorumluluğum içinde, tek başıma oluşturduğum birikimimi sunmak istiyorum. İşte bu rüyalarımı süsleyen amaç için ürettiklerim:














Şimdilik toparlayabildiklerim bunlar ama henüz tamamlanmamış çalışmalarım da var. bazılarının da hazırda fotoğrafı olmadığı için paylaşamadım.
Konu ile ilgili, görüş ve düşüncelerinizi, deneyimlerinizi, tavsiyelerinizi bekliyorum.

glitter-graphics.com
Yıllardır olup bitenlere duyarlı biri olarak onların acısını içimde hissediyorum ve yıllardır kendi olanaklarımla, hiç olmazsa kendi çevremdeki sokak hayvanları için elimden geldiğince çaba gösteriyorum. Ailevi nedenlerle bir dernek ya da yardım kuruluşunda yer alamıyorum. Yine de benim çabalarım bazı dernek ve gönüllülerin dikkatini çektiği için pek çoğu ile iletişimim var. Ancak bu güne dek yaptıklarımı bir adım daha ileri götürüp hasta, yardıma muhtaç sokak hayvanları için kaynak oluşturacak bir proje düşüncesi vardı kafamda. Ben bir adım atarsam, belki diğer hayvanseverlerin de desteği ile başarabiliriz diye düşünüyorum. Damlaya damlaya göl olur mantığı ile yola çıkıyorum.
Bütün kış tığ işi battaniyeler, yastıklar ördüm ve başka ufak tefek elişi çalışmaları yaptım. Tek başıma üretebildiğimin en fazlasını ortaya koymaya çabaladım. Bu ürünleri satışa sunup elde edilen geliri Haysev ya da Haytap adlı derneklerin birine bağışlamak istiyorum. Bu iki kuruluş da olağanüstü çabalarla sokak hayvanları için çalışan, kısıtlı olanakları ile pek çok drama el atan kuruluşlar. Ancak, yapacağım başlangıcın münferit bir bağış olması değil amacım. Başka duyarlı insanların da Begonvilli Ev'de organize olup belli aralıklarla (örneğin ayda ya da iki ayda bir) ürünleri ile katkıda bulunup kendi sayfalarında paylaşmalarını, satışlara, ürün tanıtımlarına katkıda bulunmalarını umudediyorum. Konunun detaylarını sizlerden gelecek görüş ve önerilerle ve zamanla uygulamaya geçtikçe belirleriz. Özellikle internetten satış konusunda deneyimli arkadaşların ilgisini ve yardımını bekliyorum. Bu arada kişisel olarak yaptırdığım tedavi ve ameliyatlara, mama alıp yakın çevremdeki sokak kedilerini ve köpeklerini beslemeye elimden geldiğince devam edeceğim.
Amacım yalnız buradaki sokak hayvanlarına yardım etmek değil. Başlangıçta minicik bir adımla buradan başlayıp eğer başarabilirsek her birimizin çevresine taşımak en büyük isteğim. Zaten Haysev ya da Haytap bu konularda yol gösterecektir.
Bu uzunca yazıdan sonra, pek çok görev ve sorumluluğum içinde, tek başıma oluşturduğum birikimimi sunmak istiyorum. İşte bu rüyalarımı süsleyen amaç için ürettiklerim:
Şimdilik toparlayabildiklerim bunlar ama henüz tamamlanmamış çalışmalarım da var. bazılarının da hazırda fotoğrafı olmadığı için paylaşamadım.
Konu ile ilgili, görüş ve düşüncelerinizi, deneyimlerinizi, tavsiyelerinizi bekliyorum.
glitter-graphics.com
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Umut'un Son Durumu :(
Umut'un son durumu ile ilgili Facebook'taki yorumlar, ne yazıkki durumunun pek iç açıcı olmadığını gösteriyor:

İşte yorumlar:
Begonvilli Ev: Blog sayfamda konuyu ele aldım. Okurlarım gelen yorumlarında yardım edeceklerini söylediler. Ayrıca twitter'da da paylaşanlar oldu. Umut'u kurtaracağız inşallah ama ona acılarını unutturacak bir yuva bulunması için dua ediyorum.
4 saat önce · Beğen · 1 kişi
Jale Ünsal: İnşallah ismet hanım.. Bugün yanına gittim sevdim konuştum, bir ara sustum kafasını kaldırmaya çalışıyor konuş diye... Bir görseniz durumu içler acısı, klinikte isyan ettim dayanamadım:((((
3 saat önce · Beğen · 1 kişi
Deniz Hanım: ben kızımı bu hastalıktan dolayı cuma gunu kaybbettım sımdı haberı okuyunca kotu oldum ınslah umut kurtulur allahın izni ile.
3 saat önce · Beğen · 1 kişi
Jale Ünsal Çok üzüldüm Deniz hanım, Allah sabır versin::((
16 dakika önce · Beğen
İşte yorumlar:
Begonvilli Ev: Blog sayfamda konuyu ele aldım. Okurlarım gelen yorumlarında yardım edeceklerini söylediler. Ayrıca twitter'da da paylaşanlar oldu. Umut'u kurtaracağız inşallah ama ona acılarını unutturacak bir yuva bulunması için dua ediyorum.
4 saat önce · Beğen · 1 kişi
Jale Ünsal: İnşallah ismet hanım.. Bugün yanına gittim sevdim konuştum, bir ara sustum kafasını kaldırmaya çalışıyor konuş diye... Bir görseniz durumu içler acısı, klinikte isyan ettim dayanamadım:((((
3 saat önce · Beğen · 1 kişi
Deniz Hanım: ben kızımı bu hastalıktan dolayı cuma gunu kaybbettım sımdı haberı okuyunca kotu oldum ınslah umut kurtulur allahın izni ile.
3 saat önce · Beğen · 1 kişi
Jale Ünsal Çok üzüldüm Deniz hanım, Allah sabır versin::((
16 dakika önce · Beğen
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
Umut İçin Desteğinizi Bekliyoruz!
Umut'u Antalya'nın kavurucu sıcağında, ormanda, hareket etmeden yatarken bulduk. Ayağa kalkamıyordu, kafası devamlı oynuyordu. Ne kadar zamandır aç ve susuz kaldı bilinmiyor ama durumu çok kötüydü. Hemen kucaklandı kliniğe götürüldü, gençlik hastalığı araştırması, rontgen çekimi ve kan tahlilleri yapıldı. Sonuç olarak veteriner hekimlerin söylediği çok ağır viral enfeksiyonu olduğuydu. Belli ki sahipleri onu tedavi ettirmek yerine, hasta olduğu için ormana bırakmışlardı! Yavrucak, orada, o sıcakta aç ve susuz kim bir kaç gün kaldıysa, sonunda komaya girmişti. Şu anda serumla besleniyor. Biz onun için elimizden gelen herşeyi yapıp tekrar, sağlığına kavuşması için çabalayacağız. Siz de Umut'a bu süreçte destek olur musunuz? Tedavisinde benim de katkım olsun derseniz, HaySev Derneği'nin aşağıda bulunan hesap numarasına bağışlarınızı yapabilirsiniz.
Lütfen bağışınızın yanına "Umut için" yazınız.
Umut'un tedavi masrafı 1250 TL'dir
HaySev Derneği'ne bağış yapmak isteyen üyelerimiz için hesap numaramız:
Banka: Ziraat Bankası
Şube : Çankaya (798)
Hesap Sahibi: Hayvansevenler Derneği (Haysev)
Hesap No: 56997864-5002
IBAN : TR77 0001 0007 9856 9978 6450 02
Açıklama kısmına lütfen "Umut için" yazınız.
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
17 Temmuz 2011 Pazar
Eyvah Eyvah 2
Gecikmeli de olsa dün izledim.
Trakyalı klarnetçi Hüseyin ile şarkıcı Firuzanın komik öyküsü.
İlkini fazla beklentiye girmeden çok sevdiğim bir arkadaşımla izlemiş her karesinden keyif almıştım. Doğallık, mekanların güzelliği, oyuncuların karakterleri yansıtma başarısı, dozunda hareketlilik gibi unsurlarla bezeli hoş bir yapım izlemiştim. Özellikle tüm oyuncuların, canlandırdıkları kişiyi seyirciye gerçekmiş gibi algılatmaları önemli bir başarı bana göre.
Ancak bu devam filminde aynı duyguyu yaşayamadım. Özellikle sonradan eklenen karakterlerde (gitarcı yakışıklı dışında) bir oturmamışlık ve hafif zorlama durumu hissettim nedense. Müjganın anne ve babası, vs biraz yabancı, biraz iğreti kalıyordu diğerlerinin yanında.
Anne babanın beldeye gelişi sırasında yolda köpeklerinin çarpılma sahnesi ve sonrasındaki köpeğe ilkyardım görüntüleri bir felaketti. Hayvanseverliğimle ilgili olarak değil, sinema anlamında diyorum.
Senaryo bütünüyle fazla ilginç değildi. İlk filmdeki İstanbul çekimleri başarılıydı. Komedi unsuru olarak çeşitlilik katıyordu o sahneler. Bu filmde o da yoktu.
Çok özgün karakterlerden olan terzi fazla geri plana itilmiş, bir kaç sahnede çok az görünerek figüran konumundaydı adeta..
Füruzan'ın bıçkın sevgilisi Fatih tamamen kadrodan çıkarılmış, yerini gitarist çocuk almış..
Demet Akbağ, ilk filmde olduğu gibi bu filmde de çok başarılı bana göre. Canlandırdığı karakterin tam olarak hakkını vermiş, Ata'ya göre daha ön planda götürmüş işi. Filmin finalindeki oyununu çok sevdim...Ata ise başarısızdı dersem haksızlık olur ama daha iyi olmasını beklediğim bir çizgide gördüm kendisini.
Yine tipik bahçe düğünü sahneleri, kızın babası ile atışmalar, ''ördek boku'' esprisi , Müjgan'ın kaçırılışı ve son anda eklenmiş duygusunu veren mültecilerin dramı filmi kurtarmaya yetmemiş.
İlkini izlemesem daha fazla beğenir miydim? Bilemiyorum ama çoğu devam filmlerinin akıbetine uğramış bir film bana göre. Beklentilerimin altında buldum bu filmi.
Etiketler:
Sinema
16 Temmuz 2011 Cumartesi
İnsanlar Nelere Emek Harcıyorlar? / Yumurta Süsleme Sanatı
Bu süslü yumurtaları görünce, fırça ve boya kullanılarak ya da bir takım yapıştırma teknikleri ile, büyük bir sabır, beceri ve özenle yapıldıklarını tahmin ettim. ''Aman Allah'ım, insanlar nelere emek harcıyorlar?'' dedim.
Ancak yapım aşamalarını gösteren videoyu izleyince şaşkınlığım daha da arttı. Çünkü nakış işler gibi yapıldıklarını gördüm. İnanılır gibi değil, öyle değil mi?
Etiketler:
El Sanatları
15 Temmuz 2011 Cuma
Tığ İşi Çiçekli Yastıklar
Sokak hayvanları ile ilgili bir projem var. Bu projemi yakında sizlerle paylaşacağım ve ilginizi, desteğinizi bekleyeceğim. Bu tığ işi yastıklar da projemin bir parçası. Adım adım ilerliyorum.
Etiketler:
Crochet,
Elişleri,
Hobilerim,
Ürettiklerimden
14 Temmuz 2011 Perşembe
Yine Acı, Yine Gözyaşları
Sözün bittiği yerdeyiz.
Çünkü çok söz söylendi söyleniyor..
Ama değişen ne var?
Şu an bildiğim bir şey; artık duymak istemediğim sözler ( o klişe sözler) var. Hiç de acımı dindirmiyor o sözler. Bir de görmek istemediğim yüzler ... Yeter artık! Yeter!!!!
Çünkü çok söz söylendi söyleniyor..
Ama değişen ne var?
Şu an bildiğim bir şey; artık duymak istemediğim sözler ( o klişe sözler) var. Hiç de acımı dindirmiyor o sözler. Bir de görmek istemediğim yüzler ... Yeter artık! Yeter!!!!
Pampiş
Tv'de sık sık karşıma çıkınca ben de bir şeyler yazmak istedim ama Üstad öyle güzel yazmış ki..
Pampiş...
Muhterem karım “Pampişi biliyor musun?” dediğinde “Eve yeni kedi aldı” dedim...
Bu durumlarda tebessüm takınarak, çok merakımdan sanki soru soruyormuşum gibi yaparım:
“Şey mi?..”
Bu aslında soru değildir...
Nasıl olsa gelecek yanıta yol açmak diyelim...
*
Kedi değilse bile muhtemel “pampişleri” geçirdim aklımdan o sırada; köpek, tavşan, kuş, kirpi, civciv, kertenkele, çekirge...
Baykuş yavrusu, kuzu, hindi...
*
Ben bu “pampişi” sanki dışarıda da duymuştum; çocukların kıçına sürülen pudra markası gibi de gelmişti bana...
Öğrendim sonra pampişi:
Her alanda sayısız yeteneği olan bir kadın sanatçımızın Twitter’daki inanılmaz başarısıymış meğer...
132 bin tıklama...
Yatmadan önce güzel sözler söylüyor Twitter’dan, güzel pozlar vererek “pampişlerim” dediği tıklayıcılarına görüşlerini açıklıyor...
Eeeee...
Tıklayan tıklayana...
*
Biz kaç gün düşünüyoruz, bin kez araştırıyoruz, iki saat oturup yazı yazıyoruz... Sonra televizyonlara çıkıp “ben yazmıştım” diyerek yazdıklarımızı milletin takdirine sunuyoruz...
Peşinden bakıyoruz “tıklayan” var mı?..
Tık yok...
Ya da işte; ünlü genel yayın yönetmenleri, başyazarlar, yazarlar, editörler, şöhret kalemler, özenle, bezenle sayfalarca oturup yazıyorlar...
Kapağı Pensilvanya’ya atan da var, kendini Kandil Dağı’na vuran da...
Öyle tıklama mıklama olmuyor...
Pampiş yazıyor; 132 bin...
*
Ve uzun uzun düşündüm bunu...
Bir:
Türkiye’nin ileri gitmesi, çağdaş ve laik bir hukuk devleti olması için imama oy veren toplum için bu normaldir...
İki:
Medya iktidarın yandaşı, yanaşması ve silahı haline geldiğinde böyle olur...
Editörler, başyazarlar, yazarlar, lafı beş para etmez birer itibarsıza dönüşüverirler... Kimse dönüp bakmaz ne dediklerine...
*
Ama insanlar bakarlar:
Pampiş ne dedi?..
15 Temmuz 2011 Cumabcoskun@cumhuriyet.com.tr
Pampiş...
Muhterem karım “Pampişi biliyor musun?” dediğinde “Eve yeni kedi aldı” dedim...
Bu durumlarda tebessüm takınarak, çok merakımdan sanki soru soruyormuşum gibi yaparım:
“Şey mi?..”
Bu aslında soru değildir...
Nasıl olsa gelecek yanıta yol açmak diyelim...
*
Kedi değilse bile muhtemel “pampişleri” geçirdim aklımdan o sırada; köpek, tavşan, kuş, kirpi, civciv, kertenkele, çekirge...
Baykuş yavrusu, kuzu, hindi...
*
Ben bu “pampişi” sanki dışarıda da duymuştum; çocukların kıçına sürülen pudra markası gibi de gelmişti bana...
Öğrendim sonra pampişi:
Her alanda sayısız yeteneği olan bir kadın sanatçımızın Twitter’daki inanılmaz başarısıymış meğer...
132 bin tıklama...
Yatmadan önce güzel sözler söylüyor Twitter’dan, güzel pozlar vererek “pampişlerim” dediği tıklayıcılarına görüşlerini açıklıyor...
Eeeee...
Tıklayan tıklayana...
*
Biz kaç gün düşünüyoruz, bin kez araştırıyoruz, iki saat oturup yazı yazıyoruz... Sonra televizyonlara çıkıp “ben yazmıştım” diyerek yazdıklarımızı milletin takdirine sunuyoruz...
Peşinden bakıyoruz “tıklayan” var mı?..
Tık yok...
Ya da işte; ünlü genel yayın yönetmenleri, başyazarlar, yazarlar, editörler, şöhret kalemler, özenle, bezenle sayfalarca oturup yazıyorlar...
Kapağı Pensilvanya’ya atan da var, kendini Kandil Dağı’na vuran da...
Öyle tıklama mıklama olmuyor...
Pampiş yazıyor; 132 bin...
*
Ve uzun uzun düşündüm bunu...
Bir:
Türkiye’nin ileri gitmesi, çağdaş ve laik bir hukuk devleti olması için imama oy veren toplum için bu normaldir...
İki:
Medya iktidarın yandaşı, yanaşması ve silahı haline geldiğinde böyle olur...
Editörler, başyazarlar, yazarlar, lafı beş para etmez birer itibarsıza dönüşüverirler... Kimse dönüp bakmaz ne dediklerine...
*
Ama insanlar bakarlar:
Pampiş ne dedi?..
15 Temmuz 2011 Cumabcoskun@cumhuriyet.com.tr
Etiketler:
Ülkemden İnsan Manzaraları,
Yaşamdan
13 Temmuz 2011 Çarşamba
Patricia Carli
Eskilere, çok eskilere gittim bugün.
İtalyan asıllıFransız pop şarkıcısı, besteci ve şarkı sözü yazarı Patricia Carli'yi dinlemek nereden aklıma geldiyse... İyi de oldu. Çok severim nostaljik parçalar dinlemeyi.
Eskiler bilirler; Yé-Yé tarzı müziğin önde gelen temsilcilerinden olan Patricia, ününün doruğunda olduğu 1960 'lı yıllarda Türkiye'ye defalarca konserler vermeye gelmiş. Sezen Cumhur Önal'ın sözlerini yazdığı kendi parçalarınınTürkçe aranjman plaklarını doldurdu. Kendi şarkılarının sözlerini de yazan Patricia Carli daha sonra şarkı söylemeyi bırakarak Nicoletta, Dalida ve Claude François gibi şarkıcılara söz yazmaya devam etmiş.
12 Mart 1942 yılında(bazı kaynaklara göre 1938 yılında) İtalya'nın Toranto şehrinde Rosetta Ardito adıyla dünyaya gelen Patricia Carli Belçika'da yaşarken Fransız müzik çevrelerinin dikkatini çekmiş. 1963 yılında yerleştiği Fransa'da tanınmış. Siyah beyaz kliplerin öncülerindenmiş.
Yine 1963 'te yaptığı 'Les Mal-aimés'ile başarıyı sürdürmüş. Bu parçayı Sezen Cumhur Önal'ın yazdığı sözlerle Türkiye'de de plak yapmış, parçanın adı 'Boğaziçi' (veya Özlerim İstanbul'u) olmuştu. Patricia Carli'nin aynı parçasının başka bir aranjmanını da Fecri Ebcioğlu Ajda Pekkan için yapmıştı, bu parçanın adı da 'İlkokulda Tanışmıştık' olmuştu. Sezen Cumhur Önal Carli'nin 'Encore Une Fois' adlı parçasına da Türkçe sözler yazmış ve yine Carli'ye 'Bir Gün Sana Döneceğim' adıyla plak yaptırtmış. Bu Türkçe plaklara birkaç tane daha eklenmiş..
İşte Les Mal-aimés
12 Temmuz 2011 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)