25 Ocak 2012 Çarşamba

Crochet at Bagonvilliev'de yeni koleksiyonumuz: Tığ İşi Yastıklar




Sevgili arkadaşlar, tığ işi yastık modellerinizi ''inlinkz'' bağlantısı aracılığı ile  ''crochet at Begonvilliev(tık)''  adlı bloğumuza ekleyebilirsiniz. ''Ad your link'' yazısına tıklayınca gerekli alanları  doldurup kolayca ekleme yapabilirsiniz. Eklediğiniz resme tıklayınca sizin sayfanız görüntülenecektir.

Bu Eğlence mi?

Dün Saba Tümer'in programını izlerken, hayvanat bahçesi reklamı izler gibi oldum ve bu yazımı yeniden paylaşmak istedim. Başta Saba Hanım'a ve hayvanat bahçelerinde, sirklerde eğlendiklerini sananlara sormak istedim:

BU EĞLENCE Mİ?

 Bu  hayvanlar,  bu  becerileri  edinmek  için  nelere  maruz  kalıyorlar biliyor  musunuz?

Bana  en  çok  acı veren durumlardan  birisi  de hayvanların  eğlence  amaçlı  kullanılması. Gerçek  bir  hayvan sever  ancak  kedisi  ya da  köpeği  ile  oynayarak  eğlenebilir.  Sirklerde, havuzlarda  yapılan  gösterilere  ve insanları  eğlendirme  amaçlı hayvan  istismarına  sonuna  dek  karşıyım. Hele  bir  de zevk  için  onların  dövüştürülmesine, birbirlerini parçalamak  zorunda  bırakılmalarına diyecek  söz bulamıyorum. Horoz  ve  köpek  dövüşleri, deve  güreşleri, boğa  güreşleri, insanlığın  yüz  karası  eğlence  yöntemleri...



Diyelim  ki  tersi  olsaydı  ve  insanoğlu mutasyon  geçirip  doğada  daha  geri  bir  konuma  düşseydi, hayvanlar  da evrimleşip  hükmedecek  duruma  gelseydi,  insanları  sirklerde  eğlence  aracı  olarak  kullansalardı  ne  hissederdik? Bu  hayal  ürünü  örnek  çok  tüyler  ürpertici  oldu  değil  mi? Ama  bizler  bunu  onlara  yapıyoruz  ve  insanlığımdan  utanıyorum  böyle  konuları  düşününce..




15 Ekim 1978'de Paris UNESCO Evi'nde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 4. maddesi ve 10. maddesinde konuya ilişkin şu hükümler bulunuyor:
"Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır,"
"Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır..."


Ama  gelin  görün ki hepsi  sözde  kalıyor. Dünyanın  hemen  her  yerinde  sırf  eğlence  amaçlı  hayvan  istismarları  var..Yapana  da , görmezden  gelenlere de, hele bir de reklamını yapanlara  yazıklar  olsun!

24 Ocak 2012 Salı

Demek 19 yıl oldu



Yiğitler bir kere, korkaklar her gün ölür demiştin!


Seni unutur muyuz..

19 yıldır bulunamayan failleri korumanın utancı o korkakları her gün öldürüyor olmalı.

Işıklar içinde uyu!

Çok tatlısın Uggie!

Türkiyede yakında vizyona girecek olan '' Artist'' adlı filmin en başarılı oyuncusu olarak  9 yaşındaki Jack Russell Terrier Ugglie gösteriliyor.

Asıl ilginç olan ise Uggie'nin bir barınak köpeği olması. Eski sahipleri çok hareketli olan Uggie'yi barınağa terk etmişler. Şu andaki sahibi ve aynı zamanda eğitmeni ile tanışması bu barınakta olmuş. Biliyorsunuzdur, Amerika'da  barınakta  belli bir süre tutulan köpekler sahip bulamazlarsa uyutuluyorlar.  Eski sahipleri, şimdi Uggie meşhur olunca geri almak için neler vermezlerdi.
 Şimdi hayranları,  menajeri,  bakıcısı vs vardır mutlaka:)
Bir gazetede onunla ilgili şu  anlatılıyordu:
Uggie'nin eğitmenlerinden Sarah Clifford, Uggie'nin bu denli başarılı bir performans sergilemesini doğallığına bağlıyor: Film endüstrisindeki pek çok köpek aşırı eğitim alıyor. 100 ün üzerinde numaradan oluşan repertuvarları var. Uggie  ise sadece 20 numara biliyor. Oyuncu köpeklerin sahip olduğu özellikler onda yok.''

Uggie de diğer film yıldızları gibi  filmin tanıtımı için tanıtım turlarına çıkmış. Tv programlarına katılıp yetenekleri ve tatlılığı ile  sunucuları, izleyicileri kendine hayran bırakmış. Filmin galaları için papyonuyla kırmızı halıda arzı endam etmiş:))
''Şu sıralar hakkında yapılan bunca tartışmadan habersiz. Oscar’a aday olamayacağı için de diğer oyuncular gibi nefesini tutmuş adaylıkların açıklamasını beklemiyor. Zaten Oscar heykelciğini sosisten yapmayacaklarına göre çok da ilgisini çekeceğini zannetmiyoruz.''  diyormuş  magazin yazarları.
Ben daha filmi görmeden Uggie'yi çok sevdim. Merak edenler aşağıdaki videoda birazcık görebilirler kendisini:)
      

23 Ocak 2012 Pazartesi

Bizim Neden Yeşil ve Ekolojik Kentlerimiz Olmasın?

Bu soruyu yıllardır kendime ve çevremdekilere sorarım.. 

Dışarıdaki olumlu örneklere rastlayınca, imrenerek hatta kıskanarak, bizdeki karşıt örnekleri görünce de üzülerek, kızarak, öfkelenerek sorarım: ''Bizde neden yeşil korunmuyor, ekolojik denge kaygısı taşınmıyor?'' diye.. Kent yaşamı demek illa ki kimyasal, görsel, işitsel  hatta duygusal kirlilik anlamına mı geliyor? Değil elbette, koca koca kentler kurup akıllıca önlemlerle yeşili ve ekolojik dengeyi koruyan ülkeler olduğuna göre, bizde neden olmasın?  Teknoloji  hızla gelişirken beraberinde  getirdiği doğal dengeyi alt üst etmesi sorunu belki tamamen önlenemez ama en az düzeyde tutulup, sağaltıcı  yaşam biçimleri ile dengenin korunması sağlanamaz mı?

''Kent Planlamada ;Yeşil ve Ekolojik Teknolojiler'' (Green and Ecological Technologies for Urban Planning: Creating Smart Cities)   adlı bir kitap  yayımlanmış.
Bu kitap, IGI Global tarafından basıldı. Editörlüğünü Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Dr. Özge Yalçıner Ercoşkun’un üstlendiği kitap, hızla büyüyen ve tüketim mekanı olan kentlerde sürdürülebilirlik ve eko-teknolojik çözüm konularını içeriyor.
Akıllı kent planlamasında eko-teknolojilerin, yeni kavram ve eğilimlerin tartışıldığı bu kitapta, ‘Sosyal Sürdürülebilirlik’, ‘Akıllı Kentler’, ‘Enerji Verimliliği’, ‘Kentsel Ulaşım’, ‘Coğrafi Bilgi Sistemleri’, ‘Belediyeler ve Sürdürülebilir Topluluklar’ olmak üzere 6 ana başlık bulunuyor.

 Ne büyük bir emek ve duyarlılık söz konusu. Ancak, bu  öngörüler, bilimsel araştırmalara dayalı ve yol gösterici fikirler kitaplarda kalacak, yaşama geçirilmeyecekse  ne anlamı var.... Kitapta anlatılanları  yaşama geçirecek olanlar ise yukarıdan aşağıya tüm ülke halkı. Yani  kanun yapıcılar, uygulayıcılar, yatırımcılar, yerel yönetimler ve bizzat sade vatandaş.. Çok iyi bir devlet politikası, yürekten isteme ve durumu hayat memat meselesi olarak algılama bilinci  gerekiyor bana göre.

Madem şu günlerde seyahat şansım yok,  oturduğum yerden farklı yerleri tanımaya çalışayım derken şu videoya rastladım: Canada'dan, Oakville kentinden görüntüler.. Gerçi orası sosyal ve kültürel düzeyi yüksek, zengin bir bölgeye ait bir kentmiş ama  ekonomik olanaksızlıklar, bir yeri rezil etme, kaynakları  yok etme, kirletme, var olanı korumama hakkını vermez insanlara. Biz de kendi imkanlarımızca çevre bilinci geliştirmeliyiz.  İşte o zaman  çocuklarımız ileride  böyle kentlerde yaşayabilirler.


 Evet, bizde neden olmasın?
Bu sorunun yanıtı insanda... Yani insanların  yaşam tarzında; çevreyi sahiplenme ve koruma bilincinde. Bilinç eksikliği  önlem eksikliğini, kötü alışkanlıkları, kirletme, yok etme, biklinçsizce tüketme davranışlarını da getiriyor. Peki bu işin sonu nereye varacak? Bizden sonrakilere  karşı sorumlu değil miyiz?

22 Ocak 2012 Pazar

Louis Vuitton Çantaları

Louis Vuitton çantaları kadın milleti olarak çoğumuz severiz sevmesine de ufacık bir çantasının bile 300-500 dolar olmasına da anlamıyorum doğrusu.  Nedir yani, alt tarafı çanta işte. Zaten kuş kondurdukları falan  da yok aslında. Bütün mesele o markayı taşıyor olmaları. Ne de olsa dünyanın en pahalı ayakkabı ve çantaları olarak yer edinmiş. 
Ne var ki bu markanın ürünleri en çok taklit edilen ürünler olmaktan da kaçamıyor. Kaliteyi severim ama iyi ki, tutku derecesinde marka merakım yok. Bir çantayı ya da ayakkabıyı sırf markası için satın almam. Gerçekten de sevmem, benimsemem,  kullanışlı, sağlam ve şık bulmam gerekir.

Bunca sözden sonra  size Louis Vuitton'ın hayvan temalı çantalarını göstermek istedim. Klasik modelleri güzeldir gerçekten.  Bana bu hayvan figürlüler son derece sevimsiz geldiler. Mutlaka bayılanlar da vardır. Bakalım sizler sevecek misiniz?




Orkidelerim




Meğer orkideler havadar ve serince yerleri severlermiş..

Sıcak odalar, radyatör yanları onlara göre değilmiş.

Hatta şık porselen ya da seramik saksılar da onlara göre değilmiş. Saksının şeffaf olması lazımmış. Çünkü kökleri ışık almak istermiş! Aşırı bakıma ve bitki besinine de fazla gerek duymazlarmış..

Tüm bunları  yeni öğrendim. Gözümün önünden ayırmadığım  güzelim  orkidemi balkona çıkardım. Umarım yanlış bir şey yapmadım.

Bu nasıl şarkı, nasıl klip böyle:) Son defa! – Emre Aydın

21 Ocak 2012 Cumartesi

İşte Rüya Adalar!

Hepimizin hayallerinde görmek istediğimiz masalsı ülkeler vardır. Filmlerde, belgesellerde, kartpostallarda, tanıtım amaçlı broşürlerde vs. görüp hayran kaldığımız yerler. Ne derece gerçeği yansıtır o görüntüler bilinmez ama bize göre dünyanın bir başka köşesinde olmaları bile oraları merak edip görme isteği duymamız için bir nedendir.  Sürekli yaşamak için olmasa da  en azından gidip görmek istediğmiz  yerlerdir bunlar..

Benim görmek istediğim yerler arasında  dünyanın farklı köşelerinde bulunan üç ada var. İlki bir Endonezya Adası olan Bali. Endonezya'nın küçük azınlığı olan Hindular bu adanın ev sahipleri. Bali  aynı zamanda ülkenin en büyük turizm merkezi.. Geleneksel ve modern dans, heykel, boya, deri, metal işleme ve müzik gibi alanlarda turistlerin ilgisini çekmiş. Bali, on yıllar boyunca bir turizm cenneti  olmuş.
 





Bir diğeri  Thira Santorini  adası. Yunanistan'a ait. Anakaraya yaklaşık 200 km (120 mil) uzaklıkta bu ada  Ege Denizi'nin güneyinde yer alıyor. Aynı adı taşıyan ve volkanik bir kaldera kalıntısı küçük, yuvarlak bir adalar zincirinin en büyük adası. Santorini Adası, eskiden tek bir adaymış ama muazzam bir volkanik patlamadan sonra bu halini almış. Santorini Adası2011 yılında BBC tarafından "dünyanın en iyi adası" seçilmiş.  Ben bu adanın  özgün  mimarisine hayran kaldım.






 Görmek istediğim yerlerden biri de Phuket,

Tayland'ın en büyük adası.Ada, iki köprü ile anakaraya yani  Tayland'a bağlı. Kauçuk ve kalay en büyük zenginlik kaynağıymış. Tabii bir de turizm. Zengin ve renkli tarihini, doğasını  paraya çevirebilen bir yer Phuket. Hindistan ve Çin arasındaki önemli ticaret yollarının birinde yer aldığı için pek çok dil konuşuluyormuş.
Meraklılarına ve elbette  dolar zenginlerine duyurulur; dünya standartlarında dalış yapılabiliyormuş. Golf ve  tropik ormanlarda  heyecan verici macera  turları gibi zenginlerce  sevilen  faaliyetlere uygun bir yermiş.  Heyecan verici bir sürat teknesi ile çevresindeki adalara yolculuk yapma, ya da mistik Phang Nga Bay çevresinde huzurlu ve sakin bir seyir sizin tercihinize kalıyormuş. Zengin olmadığım için pek de özenmedim. Bütün bunlar neyse de ben resimleri görünce  doğal güzelliklerine bayıldım. Doğrusu görmek isterdim. Öte yandan kim bilir oralarda yaşamanın da  ne zorlukları vardır, bunu bilemeyiz.

Bunca sözden sonra  Phuket'i merak etmiş olmalısınız, işte fotoğrafları:

Plajdaki file bayıldım:))


Üçüncü adamız Saint Lucia, dağlık  volkanik bir ada. Atlantik Okyanusu ile sınırlı, Doğu Karayip Denizi'nde bir ada ülkesi. İki Nobel ödüllü yazara, Arthur Lewis'a ve Derek Walcott'a ev sahipliği yapmış . Tarihi boyunca İngiliz ve Fransız sömürgesi olmuş.Saint Lucia, "Batı Hint Adaları Helen" olarak da biliniyor.





 Not: Phuket'in yeri hakkında, Singapur'da diye küçük bir yanlışlık yapmışım çevirirken. Oysa Singapur'un kuzeybatısında demeliydim. Böyle dikkatli okurlarım olduğu için mutlu oldum.Özür! Uyarı için teşekkürler A-H!

18 Ocak 2012 Çarşamba

Sokaktaki Evsizlerin Durumu



http://istanbul.indymedia.org/haber/evsizleri-bildirebilmeniz-i%C3%A7in-il-il-tlf-numaralar%C4%B1

adresli sitede, her il için sokakta kötü durumdaki evsizleri bildirebileceğiniz telefon numaraları verilmiş. Tık

Alttaki iki yorumu okuyunca şaşırdım kaldım. Site kopyalamaya karşı önlemli olduğu için o yorumları kopyalayamadım ama kısaca; bir yorumcu bu tür ihbarları aşağılayıcı buluyor, belediyelerin köpek toplama olaylarına benzetiyor.. Diğeri de ''siz sayın beyefendilerin, hanımefendilerin göz zevki bozulmasın diye toplanmalarını istiyorsunuz'' gibi kınayıcı bir yaklaşımla acıtıcı sözler yazmış.

Şimdi bu durumu birlikte değerlendirelim. Lütfen bu önemli konuda  düşüncelerinizi paylaşın benimle..

Sevgili arkadaşlar; önce kendi düşüncelerimi paylaşayım;

O kişilerin büyük bir bölümü bilinçli düşünemeyecek kadar sağlıksız ve maalesef çoğu da alkol bağımlısı olduğundan, bu numaralara haber vermekten başka yapılacak bir şey yok. Evet, o insanların bu durumda olmaları başta devletin ve hepimizin ayıbı . Yine de hayat kurtarmak söz konusu olunca işin duygusal ve sosyal boyutunu düşünme şansımız yok. Göz zevkinizi mi bozuyor suçlaması gibi kınayıcı popülist yaklaşımlar da çözüm getirmiyor. Bırakalım da ölsünler mi? Zaten yorum yazanlar da makul ve mantıklı bir çözüm önermiyorlar.. Biri, gidip zor durumdaki adama sorulsun, ''yardıma ihtiyacın var mı? diye'' demiş. Elbette var ve o insan zaten o an ölüm kalım savaşı vermekte, normal düşünme yetisine de sahip değil büyük olasılıkla.

Ben böyle düşünüyorum.. Lütfen siz de görüşlerinizi paylaşın.

17 Ocak 2012 Salı

Sokak Kedileri İçin Yuva

Hiç zor değil, çok az malzeme ile kolayca yapılabilir!

Gediz Halkının Büyük Sıkıntısı


Ah bu ülkenin sıkıntıları saymakla bitmez. Bir kaç gündür de Gediz halkını helak eden BÜYÜK SORUN!! yüzünden üzüntüler içindeyim. Kütahyanın Gediz ilçesinde  yaşayanların önemli bir sorunu var  sevgili okurlar. Samsun'da bomba uzmanı olarak eğitilmiş ve sayısız başarıları olan bir köpeğe Gediz adı verilmiş. Şimdi bu  rezalet durumda ne yapsın Gedizliler? Nasıl yaşasınlar bu hakaretle? Zaten belediye başkanı da  geçtiğimiz günlerde tv'de haber programında konuştu. Bu çok üzüntü verici durumun derhal düzeltilmesi için  restini çekti kahramanca!..
Görüyorsunuz sevgili okurlar, benim insanımın ne büyük dertleri var. O köpek, aslında hayatı gözden çıkarılmış bir varlık. Çünkü nasıl bir eğitim alırsa alsın yaptğı iş bombalarla, patlayıcılarla ilgili. Sonuçta bir canlı ve gerçek bir bombayla karşılaştığı zaman saniyelerle sınırlı bir şansı var. Bu işe onu yönlendirenler ise kendi güvenliklerini sağlamak isteyen insanlar. İlçelerinin adı bir köpeğe verildi diye  kıyametleri koparan insanlar keşke gerçekten hassas olmaları gereken konularda; örneğin  her canlının yaşam hakkına saygı, türlerin korunması, çevre kirliliğine çözüm arayışı, sosyal ve kültürel yozlaşmaya çare, kültür eksikliğini giderme, çocuk eğitimi,  vb gibi  daha başka onlarca  konu ve artık git gide yoldan çıkan durumlar için aynı titizliği gösterseler. Köpek o kadar aşağılık bir varlık ki onlara göre, diğer bu sorunlar solda sıfır kalıyor ve  ilçenin adı  verilmiş bir köpek  onları geriyor.  Gerilmeyin Gedizliler gerilmeyin, gerilecek pek çok durum var  etrafınızda..

16 Ocak 2012 Pazartesi

Canlı yayını izliyorum!

Arkadaşlar, bilmem içinizde şu an izleyen var mı?

Belediye Başkanı'nın açıklamalarını dinledikçe iyice sinirlerim geriliyor.

Tamamen kendini savunma amaçlı ve Haytap'ı şow yapmakla suçluyor.

El insaf başkan! İnsanlar deli mi ki, böyle bir konuda şow yapsınlar!!

Lütfen Haytap'a destek sevgili arkadaşlar..

Dikkat! Lütfen Paylaşın!!!! Onların Sessiz Çığlığı Olun!


Saat 15'de HaberTürk TV canlı yayınında Bolu Bakımevi konusunu ele alınıyor!.

15 Ocak 2012 Pazar

HAYTAP’TAN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE, MESAJ OLSUN DİĞER BEYLERE ! Timur Ugan

Değerli dost, Haytap gönüllüsü Timur Ugan Bey'in sayfasında okuduğum, ülkemizdeki sokak hayvanları barınağı gerçeğini ve insanımızın bakış açısını anlatan bu yazısını paylaşmadan edemezdim.

Ne yazık ki ülkemizde bu çok önemli sorunun ağırlığını taşımaya çalışan bir avuç insan var. Onlar da sadece yokluk ve olanaksızlıkla değil, bürokrasi ile, yerel yönetimlerle, halkın kösteği ile vs engellenmekten perişan durumdalar. Destek olanlar da yok değil ama çok yetersiz.
İşte Timur Ugan'ın yazısı: HAYTAP’TAN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE, MESAJ OLSUN DİĞER BEYLERE ! Timur Ugan



''HAYTAP’TAN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE, MESAJ OLSUN DİĞER BEYLERE ! Timur Ugan
Filed Under: HAV-MİYAV, TİMUR UGAN - YAZILAR by admin — 3 Yorum
15 Ocak 2012



HAYTAP YAŞAM ARACI EKİBİNDEKİ ARKADAŞLARIMIZ EGE SAKİN, ŞULE BAYLAN, SEMİH İĞDİGÜL VE KAZIM ÇAĞIN’IN; UNUTMAMAK GEREKİR Kİ EGE’NİN EYLEMCİ KÖPEĞİ PAMUK’UN;

DÜNDEN BERİ ÇOK ZOR KOŞULLARDA YAPTIKLARI VE SONUÇLARI ÇOK SEVİNDİRİCİ VE BAŞARILI EYLEMİ TAKİP EDER VE SİZE – BASINA DUYURURKEN İNANIN BEN YORULDUM…

KENDİLERİNE TRAKYA BÖLGESİNDEKİ HAYTAP’LI TEMSİLCİ, GÖNÜLLÜ, HAYVAN DOSTU ARKADAŞLARIM ADINA TÜM GÖNLÜMLE TEŞEKKÜR EDİYORUM…

İŞİNİ SAVSAKLAYANLARA, GEVEZELERE, UMUTSUZLARA, DUYGU SÖMÜRÜCÜLERİNE ÖNEMLİ OLANIN BİR BÜTÜN OLARAK CANLARI KURTARMAK İÇİN BOZUK DÜZENİ VE ONUN SORUMLULARINI SALLAMAK OLDUĞUNU GÖSTEREN ÇOK ÖNEMLİ BİR DERS VERDİLER…

www. timurca.com ‘DAN ŞU ANA KADAR YAKLAŞIK 9. 800 IP NUMARASIYLA SİTE GİRİŞİ YAPARAK YAKLAŞIK 30.oo0 YAZI OKUYAN, FACEBOOK VE TWİTTERDE BİNLERCE PAYLAŞAN VE KAMU OYU OLUŞTURMADA, MEDYAYA ULAŞMADA BÜYÜK DESTEK VEREN OKURLARA TEŞEKKÜR EDİYORUM…BUGÜN BOLU İÇİN YARIN BİR BAŞKA ACI ÇEKEN YER İÇİN DESTEKLERİNİN DEVAM EDECEĞİNİ BİLİYORUM…

GEVEZE, UMUTSUZ, VE DUYGU SÖMÜRÜCÜLERİNE ÖNEMLİ OLANIN BİR BÜTÜN OLARAK CANLARI KURTARMAK İÇİN BOZUK DÜZENİ VE ONUN SORUMLULARINI SALLAMAK OLDUĞUNU GÖSTEREN ÇOK ÖNEMLİ BİR DERS VERDİLER…
HAYTAP’ TAN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE,
MESAJ OLSUN DİĞER BEYLERE !!
HAYTAP’ A DESTEK OLUN…

Timur Ugan / HAYTAP Temsilcisi''

Bolu Barınağı İçin ne Yapabiliriz?


 Kardeş blog BlogNaturella'dan alıntıdır:

''Akşamdan sabaha kadar Bolu barınağındaki içler acısı durumu konuştuk. Tweetler attık, paylaşımlar yaptık. O köpekleri o şekilde donarak ölüme terk eden yetkililere lanet okuduk. Bunlar kamuoyunda konuya dair hassasiyet oluştuğunu göstermek ve ağzı dili olmayan hayvanların sesi olmak adına çok güzeldi, anlamlıydı.

Ancak yeter mi? Maalesef hayır. Asıl mücadele şimdi başlıyor. Konuştuğumuz, söylediğimiz her şey onlara yardım edersek anlam kazanacak. Öncelikle yapılması gereken barınaktaki gönüllülerin ihtiyaç listesini karşılamak.

Bu soğukta beton üstünde, açıkta yatan hayvanlar için KULUBE  başta olmak üzere,
BATTANİYE (Eski halılarınız, kilimleriniz, çarşaf, yorgan vs. de olur.)
KARTON- GAZETE
TAHTA PALET
VE
MAMA GEREKLİDİR.

Bu ihtiyaçları karşılayabilecek durumda olanlar HAYTAP gönüllülerine 507 510 23 30 nolu numaradan ulaşabilirler. Bu numaranın bilgi almak ya da soru sormak için meşgul edilmemesi çok önemli. Tüm gelişmeler zaten kamuoyuyla paylaşılıyor.

Bunları temin edip göndermek için müsait olmayanlar ise HAYTAP veya HAÇİKO'ya para yardımında bulunabilirler.

HAYTAP bağış: http://www.haytap.org/index.php/200903041747/site-yardimci-sayfalar/bagislariniz-icin-haytap-banka-hesap-bilgileri

HAÇİKO bağış: http://www.haciko.org/bagislariniz-icin

Lütfen söylemlerimizi eylemlerimiz ile destekleyelim. En azından karton ve gazete gönderebiliriz dostlarımız için. Dün geceden beri soğuk ve kar demeden çalışan gönüllülerimizin işlerini kolaylaştıralım. Can dostlarımızı yalnız bırakmayalım.

En önemlisi de kendi bölgemizdeki barınakları ziyaret edelim. Kışın en yoğun yaşandığı bugünlerde onların ne durumda olduğunu bilmemiz çok önemli. Kısıtlı sayıda gönüllüyle HAYTAP her yeri, her an kontrol edemiyor. Lütfen onlara yardımcı olalım. Bir sıkıntı varsa Twitter aracılığı ile ulaşıp, bildirelim.''

14 Ocak 2012 Cumartesi

Güzel bir gün!


Ne güzeldir çocuk olmak.



Bugün bizim ufaklıklarla lunaparka gittik.  






Lunaparkın köpeği Paşa.. Paşa'yı sokaktan kurtarıp lunapark işletmecilerine sahiplendirdik. Orada çok mutlu!

13 Ocak 2012 Cuma

Rauf Denktaş'ı kaybettik!


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucusu, cumhurbaşkanı, politikacı, yazar Rauf Denktaş  vefat etti.

Rauf Denktaş’a Tanrı’dan rahmet; ailesine, sevenlerine ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkına başsağlığı diliyoruz.Hepimizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin!

Doktor ve hemşireye Noel Baba soruşturması!

Mutlaka okuyanlar vardır ama okumayanlar için  bu haberi aynen size aktarmak istedim sevgili okurlar..

Bu bir gazete haberi:

 Ülkemizde  nice sağlık skandalları  oluyor ama çoğunun  üstü örtülüyor. Demek ki bu olay  öyle önemli ki bakanlık soruşturma açmış!
Kaynak: 


Mudanya Devlet Hastanesi’nde görevli hemşire Aysun Kaya’nın 8 yaşındaki kızı Zeynep Sude Kaya bir süre önce rahatsızlandı. Szilver rushel hastalığı nedeniyle çenesinden ameliyat olan ve hortumla beslenen küçük Zeynep’e annesinin mesai arkadaşları sürpriz yapmak istedi. Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. İlker Şahin, 21 Aralık günü öğle arasında hastanede Noel Baba kıyafeti  giyerek Zeynep’i odasında ziyaret etti. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne yapılan şikayet üzerine, doktor ve hemşirelerin  Noel Baba kıyafetiyle hastane içinde dolaşması soruşturma konusu oldu. Hemşire Aysun Kaya ve hasta kızı, soruşturmacılara ifade vermek için çocuğuyla birlikte hastaneye geldi. Sinirleri bozulan hemşire ve çocuğu, hastane görevlilerince sakinleştirilmeye çalışıldı. Cerrahi Uzmanı Dr. İlker Şahin ise sadece bir çocuğu sevindirmek istediklerini belirterek “Sevincimizi üzüntüye dönüştürdüler. Çocuk dostu hastaneyiz. Bu etkinlikte en ufak bir art niyet yoktur. Servisimizde hemşire olarak görev yapan arkadaşımızın hasta çocuğunu sevindirdik. Hastanede Noel Baba kıyafeti giyerek dolaşmakla suçlanıyorum. Ben ayda 100 ameliyat yapıyorum. Sabah 7.30’da mesai başlıyor, gece yarısına kadar çalışıyorum. Ben doktorum, ama aynı zamanda insanım. Hastalara moral vermek de görevim. Bir küçük çocuğu sevindirmekte nasıl art niyet aranabilir? Sağlık için yapmamız gerekenler sadece ameliyat mı?” dedi.

Aaa, bu ben miyim?


Dünyanın bir başka köşesinde, (sarışınlığı dışında) ''bu ben miyim?''  dedirten bir kompozisyon. Ayrıntılara dikkat!  Ortam, hobiler, hepsi tamam. Hele o salaş hale ne demeli?

Şöyle ki;  1950 doğumlu Amerikalı ressam Kay Ritter'ınmış efendim bu resim.  ''Resim yapmağa  nisbeten  geç başladım'' diyor. Natürmortları harikulade  ama bu tablosunda kendimi buldum doğrusu. Her zaman böyle keyif yapamasam da kırk yılda bir Begonvilli Ev  hallerinden biri..