Geçtiğimiz hafta sonu oğlumun Manavgat Titreyengöl'deki evindeydik. Bahçesi öyle güzeldi ki hep bahçede zaman geçirmek istedim. Özellikle bahçe duvarından dışarıya taşan begonvillere bayıldım.
10 Eylül 2013 Salı
6 Eylül 2013 Cuma
Dünya Bir Haftada Neler Yiyor?
Dün bir ara Hungry Planet(Aç Dünya)adlı bol görselli kitabı inceledim. Dünyanın çeşitli ülkelerinden ailelerin bir haftalık yiyecek, içecek görüntüleri ve harcamalarına ait bilgiler verilmiş. Her ülkeden bir ailenin en favori yemekleri ve kaç dolar tuttuğu da resimlerin altına eklenmiş. Resimlere bakınca dünyadaki zengin ülkelerle üçüncü dünya ülkeleri arasındaki beslenme farkını görüyoruz.
Daha Fazlası Burada
Ecuador
Meksika
Kuwait
İtaly
Bhutan
Mısır
Chad
Polonya
Moğolistan
Japonya
Fransa
China
United States
Germany
Daha Fazlası Burada

Daha Fazlası Burada
Ecuador
Meksika
Kuwait
İtaly
Bhutan
Mısır
Chad
Polonya
Moğolistan
Japonya
Fransa
China
United States
Germany
Daha Fazlası Burada
Etiketler:
Dünyadan
Severek Dinlediklerimden / Besame Mucho
Dünyanın belki de en çok coverlanan şarkısı..Beatles,Elvis gibi müzik efsanelerinin de kayıtsız kalamayıp söylediği şarkının bestecisi ve söz yazarının erkek değil de kadın olduğu Consuelo Velazquez adlı Meksikalı bir bayanın 84 yaşında vefat etmesiyle ortaya çıkmıştı..
Sözlere bakınca sözlerinin bir erkek tarafından yazıldığını düşünmek çok da ütopik sayılmaz..Böyle bir aşk itirafını ancak bir erkek yapar diyorsunuz ama aslında ''öp beni,çok çok öp beni'' gibi sözler daha çok kadınca duruyor. Farklı yorumlarını defalarca dinlediğinizi sanıyorum. Burada sizlerle enstrümantal olanı ve Laura Fygi'nin ve bir de Beatles'ın yorumunu paylaşıyorum. Keyifli dinlemeler.
öp beni çok öp
bu gece son gecemizmiş gibi öp
öp beni, çok öp
çünkü öpüşmenin ardından beni bırakacakmışsın,
seni kaybedecekmişim gibi geliyor bana...
Instrumantel dinleyin(Tık)
Laura Fygi'den dinleyin(Tık)
Beatles'dan dinleyin(Tık)
Etiketler:
Müzik,
Nostalji,
Severek Dinlediklerimden
4 Eylül 2013 Çarşamba
Metrodaki Kemancı
Soğuk bir Ocak sabahı,
bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca
altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık
bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.
Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.
Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hâkim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.
Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...
Bu gerçek bir hikâyedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.
Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz idi?
SÖZÜN ÖZÜ: Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa başka neleri kaçırıyoruz acaba?
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.
Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.
Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hâkim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.
Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...
Bu gerçek bir hikâyedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.
Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz idi?
SÖZÜN ÖZÜ: Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa başka neleri kaçırıyoruz acaba?
Yumuşacık, Bakımlı Saçlar İçin Ev Yapımı Maske
Tamamen tesadüf oldu.
Yabancı bir sitede gördüm.Burada Rusça olarak anlatılıyor
Kısacası dostlar, şöyle diyor:
''Saç bakımı için bu etkili yolu deneyin! Biraz elma sirkesine bir çay kaşığı gliserin, bir çırpılmış yumurta ekleyin. Son olarak iki yemek kaşığı Hint yağı da ekleyip pürüzsüz bir bulamaç oluncaya dek karıştırın. Saçlarınıza ve diplerine uygulayıp bir naylonla sarın.(Ne kadar kalacağını söylemiyor ) Sonra normal şampuanla yıkayıp temizleyin. Bir ay boyunca haftada iki kez uygulamanız gerekiyor. daha sonra da iki haftada bir devam edilmeli!''
Denemedim ama denemek istiyorum. Hint yağı dışında diğerleri var zaten. Belki sizler de denemek istersiniz, kolay gelsin!!
Yabancı bir sitede gördüm.Burada Rusça olarak anlatılıyor
Kısacası dostlar, şöyle diyor:
''Saç bakımı için bu etkili yolu deneyin! Biraz elma sirkesine bir çay kaşığı gliserin, bir çırpılmış yumurta ekleyin. Son olarak iki yemek kaşığı Hint yağı da ekleyip pürüzsüz bir bulamaç oluncaya dek karıştırın. Saçlarınıza ve diplerine uygulayıp bir naylonla sarın.(Ne kadar kalacağını söylemiyor ) Sonra normal şampuanla yıkayıp temizleyin. Bir ay boyunca haftada iki kez uygulamanız gerekiyor. daha sonra da iki haftada bir devam edilmeli!''
Denemedim ama denemek istiyorum. Hint yağı dışında diğerleri var zaten. Belki sizler de denemek istersiniz, kolay gelsin!!
Etiketler:
Doğal Bakım,
İlgimi Çekenler,
Yöntemleri
3 Eylül 2013 Salı
Begonvilli Ev Halleri
Selam dostlar!
Her an elimin altında olması gereken ıvır zıvırı topladılar. Virgül şeklindeki kapı stoperi de oldukça kullanışlı.
Tüm dostlara gönüllerince güzellikler diliyorum. Tabii ki her şeyden önce sağlık ve afiyet! Begonvilli Ev'den sevgiler hepinize...
Bu sabah da Minik'le yürüyüşümüzü yaptık. Kahvaltı faslından sonra sizlere merhaba demeden olmaz.. Az sonra hepinizin sayfalarını ziyaret edeceğim.
Ve işte bizden görüntüler:
Dün Krem Brule yaptık.
Tarif için önce Fransız yemek sayfalarına baktım. Ne de olsa onların tatlısı. Gördüm ki, google tercüme kafa karıştırıyor, güvendiğim bir sitede harika anlatımlı bir tarif var, ben de onu uyguladım.Burada çok güzel anlatılmış (Tık) Kıvamı ve lezzeti çok da güzel oldu.
Sadece son aşama olan üzerine şeker döküp yakma işlemini uygulamadım; yanmış şeker bana itici geliyor.
Peki geriye kalan yumurta beyazları ne olacak? Atacak değilim elbette. Teyzemin kıtır bezeleri geldi aklıma.
Bu plastik sepetleri çiçek arajmanı için almıştım. ama çok güzel toplayıcı oldular.
Aslında krema sıkma aparatına konulabilecek kadar koyu olmuştu ama uğraşmak istemedim, şekilleri pek düzgün olmasa da tadı nefis oldu.
Bire bir ölçüde, yani bir bardak yumurta akına aynı ölçüde pudra şekerini mikserle bembeyaz koyu kıvama gelinceye dek çırpıp yağlı kağıda kaşıkla döküyoruz. Fırını fazla ısıtmadan, 150 derecede çok hafif pembeleşinceye dek pişiriyoruz, hepsi bu kadar! Tatlı kriziniz tuttuğunda kıtır kıtır enfes bezelerden bir tane atıştırıverin:)Her an elimin altında olması gereken ıvır zıvırı topladılar. Virgül şeklindeki kapı stoperi de oldukça kullanışlı.
Antalya'nın yaylalarından gelen beyaz barbunya fasulyenin tam zamanı. Kışa saklamak için ideal bir sebze.
Böyle güveçte pişirince hem çabucak, hem de çok lezzetli oluyor.
Begonvilli Ev güncesinde minik patililerden söz etmemek olmaz. Hele böyle bir şirine annesinin kitabını yastık yapmış ve objektifime takılmışsa, paylaşmamak hiç olmaz:))
Sıra geldi bahçemin güzeller güzeli hanımefendilerine.
Bu günün güzeli pembe oya ağacı mı, yoksa sarı güller mi karar veremedim.
Aşağıda masamızın yanı başında güzel kokusu ile bahçemizi şenlendiren lavantamızın da hakkını yemeyelim.
Begonvilli Ev güncesinde minik patililerden söz etmemek olmaz. Hele böyle bir şirine annesinin kitabını yastık yapmış ve objektifime takılmışsa, paylaşmamak hiç olmaz:))
Sıra geldi bahçemin güzeller güzeli hanımefendilerine.
Bu günün güzeli pembe oya ağacı mı, yoksa sarı güller mi karar veremedim.
Aşağıda masamızın yanı başında güzel kokusu ile bahçemizi şenlendiren lavantamızın da hakkını yemeyelim.
1 Eylül 2013 Pazar
Mutlu Pazarlar
Bu pazar da bizi yalnız bırakan sevgili akraba ve dostlarımız; neler kaçırdığınızı bir bilseniz:))
Aslında yaptığım nefis havuçlu ve elmalı kağıtlı keklerden söz etmiyorum.
Bu güzel balkonda, şehrin gürültüsünden uzak, daha serin, kuş cıvıltıları ile ve arzu edilirse hoş Fransızca şarkılar eşliğinde bizlerle zaman geçirebilirdiniz.
Lavantalarımızın enfes kokusu balkona dek geliyor. Minik lavanta buketimiz bahçemizden.
Sırf balkondaki minik güllerimizi görmek için bile gelmeye değer. (Bu gülleri bana hediye eden arkadaşım, bu sitemim sana)
Dahası, akşam üzeri sahile doğru yürüyüş yapabilir, dilerseniz denize girebilirsiniz.Yol kenarlarından böğürtlen, kapari toplayabilirsiniz. Bunları yazarken alınıyorum aslında; çünkü bizi görmek için gelmeniz asıl istediğim.
En yakınınız 15 dakika, en uzağınız bir saatlik mesafedesiniz ama bu hafta sonu da yalnız bıraktınız bizi. Yanı başımızdaki komşularım, siz beş on adım yürüyeceksiniz sadece:((
Ee, ne yapalım, sizler gelmeyince kızlarım balkon keyfi yapıyor.
Belki gelecek pazara bizlere uğrarsınız:) Sevgiler, selamlar hepinize..
Aslında yaptığım nefis havuçlu ve elmalı kağıtlı keklerden söz etmiyorum.
Bu güzel balkonda, şehrin gürültüsünden uzak, daha serin, kuş cıvıltıları ile ve arzu edilirse hoş Fransızca şarkılar eşliğinde bizlerle zaman geçirebilirdiniz.
Lavantalarımızın enfes kokusu balkona dek geliyor. Minik lavanta buketimiz bahçemizden.
Sırf balkondaki minik güllerimizi görmek için bile gelmeye değer. (Bu gülleri bana hediye eden arkadaşım, bu sitemim sana)
Dahası, akşam üzeri sahile doğru yürüyüş yapabilir, dilerseniz denize girebilirsiniz.Yol kenarlarından böğürtlen, kapari toplayabilirsiniz. Bunları yazarken alınıyorum aslında; çünkü bizi görmek için gelmeniz asıl istediğim.
En yakınınız 15 dakika, en uzağınız bir saatlik mesafedesiniz ama bu hafta sonu da yalnız bıraktınız bizi. Yanı başımızdaki komşularım, siz beş on adım yürüyeceksiniz sadece:((
Ee, ne yapalım, sizler gelmeyince kızlarım balkon keyfi yapıyor.
Belki gelecek pazara bizlere uğrarsınız:) Sevgiler, selamlar hepinize..
Etiketler:
Antalya,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Mutfağımdan
29 Ağustos 2013 Perşembe
İyi Fikir!
Pinterest'teki sayfamda ''İyi Fikir'' başlığında bir duvarım var. Burada, evimizde kullanabileceğimiz basit ama pratik uygulamalara ait fotoğrafları topluyorum. ''Aaaa, evet, bu benim de işime yarayabilir'' dediğim türden şeyler.. Baktım ki epeyce fotoğraf olmuş. Sizlere de fikir verebilir diye paylaşıyorum:
İşte bunu çok sevdim. Ben kuş yemlerim ve tohumlarım için kullanmaya başladım bile.
Yedeğinin her an elinizin altında olması iyi fikir!
Benim gibi sık sık komuta aletlerini, gözlüğünü kaybedenlere önerilir. En alttaki bölüme ne koyduklarını anlayamadım.
Bu da basit ama kullanışlı bir yöntem.
Dergi ve kitap okumayı sevenler, ne hoş bir toplayıcı değil mi?
Bunlardan bir kaç tane yapıp dikiş sepetime ya da duvara asmayı düşünüyorum.
Kabloların oluşturduğu görüntü kirliliğinden hangimiz şikayetçi değiliz ki...
Bahçede ya da balkonda bir şeyler içerken bardağınızın cazibesine kapılacak minik şeylerden korunmak artık zor değil.
Örgü sevenler için güzel bir buluş. Kapak şeklindeki tığ işi parça çıkmasın diye silikonla yapıştırmak gerekebilir diye düşünüyorum.
Patili dostlarımız evde dağınıklığa neden olabiliyorlar. Bir dolabın en alt çekmecesi onlar için bu şekilde düzenlenebilir.
İşte bunu çok sevdim. Ben kuş yemlerim ve tohumlarım için kullanmaya başladım bile.
Yedeğinin her an elinizin altında olması iyi fikir!
Benim gibi sık sık komuta aletlerini, gözlüğünü kaybedenlere önerilir. En alttaki bölüme ne koyduklarını anlayamadım.
Bu da basit ama kullanışlı bir yöntem.
Dergi ve kitap okumayı sevenler, ne hoş bir toplayıcı değil mi?
Bunlardan bir kaç tane yapıp dikiş sepetime ya da duvara asmayı düşünüyorum.
Kabloların oluşturduğu görüntü kirliliğinden hangimiz şikayetçi değiliz ki...
Bahçede ya da balkonda bir şeyler içerken bardağınızın cazibesine kapılacak minik şeylerden korunmak artık zor değil.
Etiketler:
Evimiz İçin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












