Gerçek meyveden yapılmış, katkısız, gıda boyasız, mısır şurupsuz dondurma yemek isterseniz, kendi dondurmanızı yapmalısınız. Bu aşırı sıcak günlerde keyifle yemeniz için...
Ben şeftalili dondurma yaptım. Dilerseniz şeftali yerine, kayısı, kavun, böğürtlen, vişne gibi dondurma yapımına uygun aromatik ve lifli mevsim meyveleri kullanabilirsiniz.
Malzemelerimiz: Beş olgun şeftali, bir bardak şeker, 1 paket krem şanti, bir çay bardağı süt, yarım çay bardağı kaymak.
Yapılışı: Kabuğu soyulmuş meyveler şekerle birlikte rondoda püre haline getiriliyor. Püreniz pürüzsüz olmalı. Bunun için üşenmeyip süzgeçten geçirmenizi tavsiye ederim. Sonra kaymağı, soğuk sütü ve krem şantiyi ekleyip iyice karıştırın. Derin dondurucuda dört beş saat bekletince dondurmanız hazır. Deneyecek olanlara afiyetler olsun
Şeftali pembesi gülümüz de açmış.
Not: Süt ve kaymak kullanmadan yaparsanız güzel bir meyveli sorbeniz oluyor.
9 Temmuz 2016 Cumartesi
8 Temmuz 2016 Cuma
Yıldız Çiçekleri ve Bayramın İzleri
Her yaz olduğu gibi bu yaz da yıldızlarımız bahçemizi şenlendirdiler. Tabii ki bunun için aylar öncesinden(ilkbahar başında) bir marketten satın aldığımız yumruları yumuşak, çiftlik gübresi ile zenginleştirilmiş toprağa yaklaşık bir karış derinliğe ekmiştim. Diplerindeki toprak kuruyunca da azar azar sulamak gerekti.
Ayrıca geçen yıl toprakta kalan yumruların bazıları bu yıl da gayet güzel çiçekler açtı.
Yıldız çiçeği yetiştirenler bilir; yumru paketlerinde her ne kadar renklerini gösteren resimler olsa da açacak çiçekler her zaman sürprizdir. Bu defa da öyle oldu. Örneğim yalın kat olanlar.. Onları satın aldığımı anımsamıyorum. Yine de memnun oldum bu sürprize, çünkü çok güzeller.
Uzunca bir süre çiçeklenmeye devam eden bu güzel bitkiyi bahçenizde, balkonunuzda uygun saksılarda yetiştirmenizi tavsiye ederim. Bitkiniz büyürken bir kaç kez toprağını dikkatlice çapalamayı unutmayın. Solmaya yüz tutan çiçekleri keserseniz çiçeklenme devam ediyor.
Geride bıraktığımız bayramdan söz etmeden olmaz. Tabii ki geleneksel hazırlıklarımızı yaptık. Hatta tüm işlerle tek başıma uğraştığım için blog dostlarıma buradan bir bayram kutlaması yazmaya bile zamanım olmadı. Bunun için bağışlayın.
İlk gün Antalya'dan gelen yakın akrabalarımızla dolu dolu yaşadığımız bayram havası, ertesi gün ve sonuncu gün tuhaf bir hüzne dönüştü. Üç tane çocuk ve en iyi anlaştığımız komşumuzla oğlu dışında gelen giden olmadı. Akşam üzeri köpek kızları göle götürürken bazı komşuların olağan işleri ile uğraştığını, bırakın bayramlaşmayı selam vermeye bile gerek görmediklerini üzülerek gördüm. Bir çok insan da otomobillerine binip erkenden bir yerlere gittiler. Kasabadan gelen bazı insanlar ise oruç tutmanın ardından, şuursuzca ormanı ve gölü kirletip gittiler.. İşte köyde bayram böyle geçti dostlar.
Bunları, köyde bayramların daha sıcak ve geleneklere uygun geçeceğini düşünenler için anlatıyorum. Bire bir yaşayıncaya dek ben de öyle sanıyordum. Yalnız bu durumun nedenleri var. Birincisi, gençlerin ve yetişkinlerin hemen hepsinin kadın erkek, bayram tatili olmayan bir sektörde çalışıyor olmaları. Yakınlardaki turistik tesislerde düşük ücretle çalışan insanlar bunlar. Yaşlıların ise olanak buluyorlarsa sıcaklar başlayınca yakınlardaki yaylalarda kulübemsi evler kiralayıp yazı geçirme alışkanlıkları var. Sürüsü olan bir kaç ailenin de her gün olduğu gibi bayram sabahı bile keçilerini köyün en gölge ve sulak yerlerine götürüp tüm günü orada geçirdiklerini gördüm. Yani buralar hayalet köy görünümündeydi. Yine de bazı ailelerin ormanda kaçak ağaç kesme, bazılarının da gölden izinsiz su pompalama faaliyetleri bayramda bile sürdü. Yani asıl sorun buranın, turizme bulaşmış tüm yörelerde olduğu gibi köy kimliğini kaybetmiş ama kent kültüründen yoksun tuhaf bir yer olması. Orta ve orta yaş üstü insanlar eğitimsiz denilebilecek durumda. Gençler ve çocuklar eğitim alma şansına sahipler ama kafaları karışık. Geleneksellikle turizmin getirdiği serbest yaşam örneklerine özenti arasında kalmışlar. Gördüğüm çarpıklıkları anlatmaya uygun olmayan güncemde ancak bu kadarını söyleyebiliyorum.
Sonuçta şekerlerimizle, çikolatalarımızla, kuş lokumlarımızla, buz dolabındaki dizi dizi sütlü tatlılarımızla kala kaldık.. Köpüklü kahvemi de kendimiz için yaptım.
Sanmayın ki bizim için böyle oldu. Yakınlarımızdaki evlere de gelen giden olmadı. Umarım sizlerin bayramları daha sıcak ve ''bayram gibi bayram'' olarak yaşanmıştır. Bu günleri bile aratacak başka ruhsuz bayramlar olmaması dileği ile..
28 Haziran 2016 Salı
Bal Kabaklı Tart
Bahçemizin ürünü bal kabaklarını pişirmeye başladık.. Özellikle ''Bal Küpü Pamkin'' diye tanıtılan minik turuncu kabak turta ve pastalara uygun bir türmüş.
Bal kabağı bitkisi çok yer işgal ettiği için küçük bahçemize üç farklı türden birer tane dikmiştim. İşte ilk olgunlaşan bu bal küpü turuncu kabak oldu.
Bugün ufaklıklar için güzel bir kabaklı tart tarifi aradım ve buldum. Biraz oyalayıcı, çünkü dolgulu bir tart. Hamuru da bisküviden değil, tam da benim istediğim gibi tereyağ, yumurta, undan oluşan gerçek bir tart hamuru. Böyle olunca hamurun buz dolabında dinlendirilmesi süreci var. Sonra da hava sıcak olduğu için oyalanmadan merdane ile incecik açıp tart kalıbına yaymanız gerekiyor. Hamur buzdolabında beklerken kabaklı dolguyu hazırlıyoruz. Pişirme işlemi hamur ve dolgu maddesi birleştirilince yani iki katman olarak aynı anda yapılıyor. Pişirmeden ve soğutmadan sonra en son aşama, üzerini jöle ile kaplayıp krem şanti ile süslemek oluyor. Evet oyalıyor ama çok lezzetli bir tart. Bizimkiler çok beğendiler.
Tartı tanıtırken yapılışını anlatmış oldum. Pişirmek isteyenler sadece malzemeleri vermem yeterli olacaktır ama bu işlere uzak olduğunu düşünenler için biraz daha detaya gireceğim. Örneğin ben pek fazla tart pişirmiş değildim.
İşte malzemelerimiz:
Tabanı için: 50 gr şeker, 150 gr un, 100gr tereyağ, 1 yumurta
Soğuk tereyağ şekerle pürüzsüz oluncaya dek çırpılıyor, un ve yumurta ekleniyor. Homojen karışım elde edilip streç film ile sarılıyor ve tam bir saat buzdolabında bekletiliyor.
Bu sırada dolgu malzememizi hazırlıyoruz.
Dolgu için: 1 bardak süt, 1 bardak rendelenmiş bal kabağı, 50 gr esmer şeker, 120 gr un, yarım paket kabartma tozu, 90 gr ayçiçek yağı, tarçın, 1 tutam tuz, 1 yumurta.
Dolgu, en son un olacak şekilde tüm malzeme karıştırılarak hazırlanıyor. Buzdolabında dinlendirilen hamur merdane ile yaklaşık 2cm kalınlıkta açılıp tart kalıbına yayılıyor. Açma sırasında un serpmezseniz yapışabilir! Benim kalıp 23 cm çapında. Kalıbın kenarları da hamurla kaplanmalı. Dolgu için hazırlanan karışımla doldurulup 180 derecede 30 dakika kadar pişiriliyor. Bir bıçak batırarak piştiğine emin olmalısınız.
İyice soğuyunca krem şanti ve jöle ile süslüyoruz.
Üstü için 1 paket bitkisel jöle, 1 paket krem şanti, bir çay bardağı soğuk süt. Bunların hazırlanışı paketlerin üzerinde yazıyor. Önceden hazırlayıp soğutmak gerekiyor.
Benim süslemelerim pek özenli olmadı ama lezzeti muhteşem oldu. Denemek isteyenlere şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun.
Etiketler:
Bahçem,
Mutfağımdan
21 Haziran 2016 Salı
Nostaljik Mavi Çaydanlık, Anne Kurabiyesi
Bir alış veriş sitesinde onu görünce heyecanlandım.
Çünkü beni çocukluğuma götürdü.
''Aaa! anneannemin mavi çaydanlığı!'' dedim.
Mevsim kış ise sobanın üzerinde, yaz ise asma çardağının altındaki küçük tüp gazlı ocakta fokur fokur kaynayan, anneannemin nefis çaylar demlediği mavi emaye çaydanlık... Anneanneminki daha büyüktü, onun dışında bire bir aynı.
Bu çaydanlığa ne yakışır? Tabii ki anne kurabiyesi. Anneme rica ettim hemen kolları sıvadı, bu nefis kurabiyeleri pişirdi.
1 çay bardağı sıvı yağ, 1 çay bardağı şeker, yarım su bardağı yoğurt, kabartma tozu, rendelenmiş limon kabuğu , 3 yumurta (birinin sarısını ayırıp üzerine sürdü), aldığı kadar un. Hamur çok sert ya da yumuşak olmamalı. Elinize bulaşmadan yuvarlayabileceğiniz kıvamda olmalı. Cam kavanozda günlerce bayatlamayan bir kurabiye olduğunu hatırlatayım. Limon kabuğu yerine portakal kabuğu, tarçın, üzerine iri çekilmiş fındık, ceviz vs olabiliyor.
Beyaz dantelli peçeteler de annemin emeği. Çeyizimden..
Etiketler:
Anılar,
Begonvilli Ev Halleri,
Çay Saati,
Mutfağımdan,
Nostalji
13 Haziran 2016 Pazartesi
Bir Akdeniz Çerezi:Tirmis
''Tirmiisssçiiiii! Tatlı tuzlu tiirmiiiiis!''
Tam da bu mevsimde, genellikle akşam üzerleri bu sesi duyar, birer ya da ikişer ölçek tirmis almak için eve koşardık. Anneler parayı verirken biraz endişelenir, '' temiz mi, pis mi bilinmez, kimmiş bu tirmisçi?'' diye sorarlardı. Tirmisçi de bunu duyar;
''Ayıp ettin abla, bu mahallenin çocuğuyuz. Anamı bilmez misiniz, her şeyi kırk kere yıkar, temizliğin alasını yapar. Elcağızı ile tatlandırdı bunları '' diye sitemkar laflar ederdi..
Tirmis, fazla bilinmeyen Akdeniz'in ıslak çerezi. Çocukluk anılarımda fazlaca yer tutar. Görünümü haşlanmış iri mısır tanesine benzer. Aslında baklagil ailesinin yabani bir türü olan acı bakladır kendileri.. Ülkemizde termiye, acı bakla, Yahudi baklası gibi isimlerle biliniyor. Mısır'dan Tunus'a, İspanya'dan, Yunanistan'a kadar tüketici bulan, sevilen bir çerez. Portekiz'de, İtalya'da publarda biranın yanında sunuluyormuş. İşte bu farklı lezzeti eski Antalyalılar çok iyi tanırlar.
Şimdikiler için yabancı bir lezzet.
Unutulmasına gönlüm razı olmuyor! Günümüzde çerez, eskilerin deyimi ile eğlencelik yiyecek seçeneği çok olsa da benim aklıma gelir sık sık.. Acaba bulabilir miyim diye düşünüp şöyle bir araştırdım ve internette geleneksel ve yöresel yiyecekler satan bir sanal markette rastladım ve sipariş verdim. Hemen geldi ama 100 gr. lık paketlerin ne kadar az olduğunu anladım. Eğer denemek isterseniz en az yarım kilo almanızı tavsiye ederim. Bazı aktarlarda ve yöresel pazarlarda da bulunuyormuş.
Hazırlanışına gelince: Tirmisler size kuru baklagil olarak gelecek. Ayıklayıp akşamdan suya ıslatın. Sabah bol suda tencerenin kapağı açık olarak kaynatın. Rengi sarıya dönüp hafifçe yumuşayıncaya dek kaynaması lazım. Daha sonra suyunu süzüp tatlandırma işlemine başlamalısınız. Bunun için günde üç dört kez suyunu değiştirip suda bırakıyorsunuz.. Acısı gidene dek buna devam ediliyor. Tamamen tatlanınca bir miktar kaya tuzu ekleyip tuzlu suya bırakın. Sudan yiyeceğiniz miktarda alıp tüketebilirsiniz. Cam kavanozda, buzdolabında 1 hafta kadar dayanıyor.
Küçük bir hatırlatma; yerken kolayca çıkan zar şeklinde bir dış kabuğu var. Kabuğunu çıkarmayı unutmayın.
Severseniz mutlaka tanıtımını yapmanızı tavsiye ederim. Tirmisin kaybolan lezzetlerimizden biri olmaması dileği ile ...
Etiketler:
Antalya,
Begonvilli Ev Halleri,
Çocukluk Anıları,
Mutfağımdan
7 Haziran 2016 Salı
Kahvaltılık Biscottiler
Ekmek yapma makinemde bir sorun çıkınca, bir süreliğine dışarıdan ekmek almaktansa başka çözümler ürettim.
Diğer öğünlerde ekmek olmasa da oluyor bizim için. Ama kahvaltı onsuz olmuyor. O halde bir alternatifi olmalı ekmeğin.. Ara sıra yaptığım, biscottiler geliyor aklıma. Tatlısı ile, tuzlusu ile, hafif kıtır, kolay bayatlamayan, lezzetli biscottiler kahvaltıya yakışıyor. Bu kez tuzlu olanları tercih ettim.
Tarife geçmeden önce biraz biscottiden söz etmek istiyorum. Kendileri bir tür peksimet oluyorlar. Yalnız ekmekten değil de sertçe bir kekten yapılan gevrekçe bir kurabiye. İtalyancada iki kez pişmiş anlamına geliyor. Ben süzme kahve ile, çok az şekerli olanı seviyorum. Kahvaltıda ise tuzlu olanlar hoş oluyor. Lara'da otururken yakın sayılabilecek bir pastanenin harika biscottilerinden alırdım. Şu antep fıstıklı olan, mis gibi vanilya kokanlardan. Burada böyle bir şansım olmadığı için kendim yapayım dedim. Epeyce araştırıp onlarca tarif buldum. Buraya geldiğimizden beri güzel biscottiler pişiriyorum.
İşte tuzlu tarifimiz:
2 çay fincanı un
1/2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tutam tuz
3 kaşık dolusu tereyağ
1 kaşık zeytinyağı
1 çay kaşığı dolusu esmer şeker
1/2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tutam tuz
3 kaşık dolusu tereyağ
1 kaşık zeytinyağı
1 çay kaşığı dolusu esmer şeker
yarım çay bardağı yoğurt
Yapılışı:Önce fırınınızı 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayın.
Eritilmiş tereyağına zeytin yağını da karıştırın. Yoğurdu ve yumurtaları ekleyip iyice yedirin. Şeker ve tuzu ekleyip karıştırın.
Vanilya, kabartma tozu ile birlikte elediğiniz unu yağlı karışıma katarak hamurunuzu (fazla yoğurmadan) hazırlayın. Streç film yardımı ile uzunca bir silindir yapıp pişirme kağıdı yayılmış tepsiye yerleştirin. Ya da bu defa benim yaptığım gibi dikdörtgen kek kalıbını kullanabilirsiniz.10-15 dakika pişirip iyice soğutun.
Soğuyunca keskin bir bıçakla ekmek dilimler gibi kesin ve bu dilimleri tekrar fırınlayın. İkinci fırınlamadan önce fırının sıcaklığını 150 dereceye düşürmeyi unutmayın. 15 dakika daha pişirince biscottileriniz hazır demektir. Soğuyunca kapalı bir kutuda ya da kavanozda dört beş gün taptaze kaldığını da hatırlatayım. Afiyet olsun!
Böğürtlen şurubu bahçemizin ürünü.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Hobilerim,
Mutfağımdan,
Yaşamdan,
Yemek
4 Haziran 2016 Cumartesi
Petunyalar
Bahçe perisinin verdiği ilhamla, evimize, bahçemize en uygun süs bitkilerini bulmaya, ''bu bitkileri nasıl sağlıklı ve güzel yetiştirebiliriz?'' sorusuna yanıt olan ip uçlarını paylaşmaya devam dostlar.. Tabii ki deneyimlerime dayalı bilgileri aktarıyorum.
Petunyalarla dostluğumuz Lara'da yaşadığımız yıllara dayanır. Buraya yerleşince oradaki bazı güzel bitkilerimiz uyum sağlayamadı. Örneğin Pentaslar, farklı renkli begonviller... Biraz daha don olaylarına açık olan bu bölgede kışı atlatamadılar. Petunyalar ise tek yıllık ilkbahar yaz bitkisi olduklarından sorunsuz yetişip bol bol çiçek verdiler.
Yetiştirilmelerine gelince;
çok zor değil. Daha önceleri çiçek serasından aldığım fideleri uygun saksılara, 7-8 cm aralıklarla, üçer dörder tane ekiyordum. Geçen yıl baktım ki çiçeklenme döneminden sonra bol bol tohum verdiler. Bu tohumları alıp bu yıl tohumdan çimlendirdim. Bu gördükleriniz tamamen kendi ürünlerim. İlk kez yetiştirecekler, tohum pazarlayan sanal marketlerden pek çok seçenekle tohum alabilirler. Tohum ekme zamanı geçmiş olsa da fide ekme zamanı henüz geçmedi. Bir seradan satın alacağınız bir kaç fide ile başlayıp, seneye tohumdan üretime geçebilirsiniz.
Şubat sonundan itibaren mart ayı boyunca tohumlarınızı ekmelisiniz. Genişçe, fazla derin olmayan çimlendirme saksısıları seçin. Viyollere de ekebilirsiniz. Tercihen çimlendirme torfu ile, yoksa torf, bahçe toprağı karışımına tohumlarınızı ekin. Tohumlar çok minik olduğundan ben genişçe delikli bir tuzluğa ince der kumu ve tohumları karıştırarak koydum. Tuz serper gibi serptim. Tohumlar çok sık olmamalı. Üzerlerini incecik toprak torf karışımı ile örtmelisiniz. Süzgeçli sulama ile sulayıp sürekli toprağı nemli tutmak gerekiyor.Çimlenmeleri biraz uzun sürüyor, sabırlı olmalısınız.(yaklaşık iki ay) Çimlenen fideleri, su tutumu yüksek, kaliteli saksı toprağı ile doldurulmuş, geniş ve derinliği az saksılara, saksınızın büyüklüğüne göre üçer, beşer adet dikin. Fideleri bir kaşık yardımı ile, köklerini zedelemeden olabildiğince topraklı olarak almalısınız. Minik çukurlar açıp, fideyi yerleştirin.Parmak uçlarınızla diplerini sıkıştırmayı unutmayın.
Şimdilik bizden bu kadar. Farklı bitkilerle yeniden buluşmak üzere hoşça kalın. Renginiz ve keyfiniz bol olsun..
Petunyalarla dostluğumuz Lara'da yaşadığımız yıllara dayanır. Buraya yerleşince oradaki bazı güzel bitkilerimiz uyum sağlayamadı. Örneğin Pentaslar, farklı renkli begonviller... Biraz daha don olaylarına açık olan bu bölgede kışı atlatamadılar. Petunyalar ise tek yıllık ilkbahar yaz bitkisi olduklarından sorunsuz yetişip bol bol çiçek verdiler.
Yetiştirilmelerine gelince;
çok zor değil. Daha önceleri çiçek serasından aldığım fideleri uygun saksılara, 7-8 cm aralıklarla, üçer dörder tane ekiyordum. Geçen yıl baktım ki çiçeklenme döneminden sonra bol bol tohum verdiler. Bu tohumları alıp bu yıl tohumdan çimlendirdim. Bu gördükleriniz tamamen kendi ürünlerim. İlk kez yetiştirecekler, tohum pazarlayan sanal marketlerden pek çok seçenekle tohum alabilirler. Tohum ekme zamanı geçmiş olsa da fide ekme zamanı henüz geçmedi. Bir seradan satın alacağınız bir kaç fide ile başlayıp, seneye tohumdan üretime geçebilirsiniz.
Şimdi meraklısı için bu süreci anlatacağım:
Şubat sonundan itibaren mart ayı boyunca tohumlarınızı ekmelisiniz. Genişçe, fazla derin olmayan çimlendirme saksısıları seçin. Viyollere de ekebilirsiniz. Tercihen çimlendirme torfu ile, yoksa torf, bahçe toprağı karışımına tohumlarınızı ekin. Tohumlar çok minik olduğundan ben genişçe delikli bir tuzluğa ince der kumu ve tohumları karıştırarak koydum. Tuz serper gibi serptim. Tohumlar çok sık olmamalı. Üzerlerini incecik toprak torf karışımı ile örtmelisiniz. Süzgeçli sulama ile sulayıp sürekli toprağı nemli tutmak gerekiyor.Çimlenmeleri biraz uzun sürüyor, sabırlı olmalısınız.(yaklaşık iki ay) Çimlenen fideleri, su tutumu yüksek, kaliteli saksı toprağı ile doldurulmuş, geniş ve derinliği az saksılara, saksınızın büyüklüğüne göre üçer, beşer adet dikin. Fideleri bir kaşık yardımı ile, köklerini zedelemeden olabildiğince topraklı olarak almalısınız. Minik çukurlar açıp, fideyi yerleştirin.Parmak uçlarınızla diplerini sıkıştırmayı unutmayın.
Işık ve Su İhtiyacı
Bol ışık istiyor. En az altı saat gün ışığı görmeli. Nemsiz, bol ışıklı yerlerde coşuyor. Toprağı kurudukça, yapraklarını ıslatmadan sulamak lazım. Suyu seviyor diye suda boğmayın sakın!
Gübre İhtiyacı
Çiçekçi granül gübre tavsiye etmişti ama ben fide dikimi sırasında toprağa iyice yanmış çiftlik gübresi koyduğum için buna gerek kalmadı. Bir kova toprak torf karışımına bir kaç avuç gübre yeterli. Çiçeklenme döneminde sıvı gübre öneriliyor ama ben vermedim.
Saksı Seçimi
Genişçe, derin olmayan saksılar seçilmeli. Petunya saksısı olarak arayabilirsiniz. Ben Evidea'da buldum.
Püf Noktası:
Tomurcuklanmadan önce sürgün uçlarını elinizle budarsanız dallanma ve çiçeklenme artıyor. Ben bu işlem sırasında üzülüyorum!
Son olarak belirtmek isterim ki, renk ve çiçek büyüklüğü olarak onlarca çeşidi var. Ben bu yıl geçen yılın çiçeklerinin tohumlarını kullandığım için fazla çeşidim olmadı. Yine de sürpriz bir şekilde morlar beyazlarla melezlenip pembenin farklı tonlarında petunyalar verdiler. Önümüzdeki yıl kısmet olursa tohum satın alıp özellikle minik çiçekli petunyalar yetiştirmek istiyorum. Onlar asılabilen saksılardan sarkarak çok hoş görünüyorlar.Şimdilik bizden bu kadar. Farklı bitkilerle yeniden buluşmak üzere hoşça kalın. Renginiz ve keyfiniz bol olsun..
Etiketler:
Bahçecilik,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Botanik,
Hobilerim,
Süs Bitkileri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















































