Her yaz olduğu gibi bu yaz da yıldızlarımız bahçemizi şenlendirdiler. Tabii ki bunun için aylar öncesinden(ilkbahar başında) bir marketten satın aldığımız yumruları yumuşak, çiftlik gübresi ile zenginleştirilmiş toprağa yaklaşık bir karış derinliğe ekmiştim. Diplerindeki toprak kuruyunca da azar azar sulamak gerekti.
Ayrıca geçen yıl toprakta kalan yumruların bazıları bu yıl da gayet güzel çiçekler açtı.
Yıldız çiçeği yetiştirenler bilir; yumru paketlerinde her ne kadar renklerini gösteren resimler olsa da açacak çiçekler her zaman sürprizdir. Bu defa da öyle oldu. Örneğim yalın kat olanlar.. Onları satın aldığımı anımsamıyorum. Yine de memnun oldum bu sürprize, çünkü çok güzeller.
Uzunca bir süre çiçeklenmeye devam eden bu güzel bitkiyi bahçenizde, balkonunuzda uygun saksılarda yetiştirmenizi tavsiye ederim. Bitkiniz büyürken bir kaç kez toprağını dikkatlice çapalamayı unutmayın. Solmaya yüz tutan çiçekleri keserseniz çiçeklenme devam ediyor.
Geride bıraktığımız bayramdan söz etmeden olmaz. Tabii ki geleneksel hazırlıklarımızı yaptık. Hatta tüm işlerle tek başıma uğraştığım için blog dostlarıma buradan bir bayram kutlaması yazmaya bile zamanım olmadı. Bunun için bağışlayın.
İlk gün Antalya'dan gelen yakın akrabalarımızla dolu dolu yaşadığımız bayram havası, ertesi gün ve sonuncu gün tuhaf bir hüzne dönüştü. Üç tane çocuk ve en iyi anlaştığımız komşumuzla oğlu dışında gelen giden olmadı. Akşam üzeri köpek kızları göle götürürken bazı komşuların olağan işleri ile uğraştığını, bırakın bayramlaşmayı selam vermeye bile gerek görmediklerini üzülerek gördüm. Bir çok insan da otomobillerine binip erkenden bir yerlere gittiler. Kasabadan gelen bazı insanlar ise oruç tutmanın ardından, şuursuzca ormanı ve gölü kirletip gittiler.. İşte köyde bayram böyle geçti dostlar.
Bunları, köyde bayramların daha sıcak ve geleneklere uygun geçeceğini düşünenler için anlatıyorum. Bire bir yaşayıncaya dek ben de öyle sanıyordum. Yalnız bu durumun nedenleri var. Birincisi, gençlerin ve yetişkinlerin hemen hepsinin kadın erkek, bayram tatili olmayan bir sektörde çalışıyor olmaları. Yakınlardaki turistik tesislerde düşük ücretle çalışan insanlar bunlar. Yaşlıların ise olanak buluyorlarsa sıcaklar başlayınca yakınlardaki yaylalarda kulübemsi evler kiralayıp yazı geçirme alışkanlıkları var. Sürüsü olan bir kaç ailenin de her gün olduğu gibi bayram sabahı bile keçilerini köyün en gölge ve sulak yerlerine götürüp tüm günü orada geçirdiklerini gördüm. Yani buralar hayalet köy görünümündeydi. Yine de bazı ailelerin ormanda kaçak ağaç kesme, bazılarının da gölden izinsiz su pompalama faaliyetleri bayramda bile sürdü. Yani asıl sorun buranın, turizme bulaşmış tüm yörelerde olduğu gibi köy kimliğini kaybetmiş ama kent kültüründen yoksun tuhaf bir yer olması. Orta ve orta yaş üstü insanlar eğitimsiz denilebilecek durumda. Gençler ve çocuklar eğitim alma şansına sahipler ama kafaları karışık. Geleneksellikle turizmin getirdiği serbest yaşam örneklerine özenti arasında kalmışlar. Gördüğüm çarpıklıkları anlatmaya uygun olmayan güncemde ancak bu kadarını söyleyebiliyorum.
Sonuçta şekerlerimizle, çikolatalarımızla, kuş lokumlarımızla, buz dolabındaki dizi dizi sütlü tatlılarımızla kala kaldık.. Köpüklü kahvemi de kendimiz için yaptım.
Sanmayın ki bizim için böyle oldu. Yakınlarımızdaki evlere de gelen giden olmadı. Umarım sizlerin bayramları daha sıcak ve ''bayram gibi bayram'' olarak yaşanmıştır. Bu günleri bile aratacak başka ruhsuz bayramlar olmaması dileği ile..