14 Eylül 2013 Cumartesi

Dünya Ülkelerinden Kahvaltı Örnekleri

Sabah kahvaltısının önemini bilmeyen yoktur. Güne enerji depolayarak başlamak, gerekli vitamin ve mineralleri alabilmek çok önemlidir.

Tabii ki her ülke insanı kendi doğasına ve ürünlerine uygun besinleri seçme durumundadır. Böylece beslenme alışkanlıkları da belirlenmiş olur ve geleneksele dönüşür. Bir iklimde popüler olan besinler başka bir iklimde itici ve gereksiz gelebilir insanlara.

Değişik ülkelerin kahvaltı sofralarında neler olduğunu araştırdım ve sizlerle paylaşıyorum. Tabii ki aynı ülke içinde de çeşitlilikler olabilir ama buradaki kahvaltı sofraları ülkelerin kahvaltı alışkanlıkları hakkında az çok fikir veriyor.

Eskimo Tarzı Kahvaltı

Japon





Japon

Çin

Çin

Çin


İngiliz


İngiliz




İndia (Hindistan)

İndia (Hindistan)


Macaristan

Greek (Yunanistan)


Greek (Yunanistan)


Endonesia

 Mısır(Egypt)


Rusya


Rusya

İtalyan


İtalyan

Fas


Fas


Amerikan

American Donutlu Kahvaltı









Alman


Alman


İtalyan


Portekiz

Fransız Usulü Yumurtalı Ekmek

Fransız

Fransız

Fransız Usulü Domates Çorba


Fransız Croissant


İran



İran
Suriye'den Humuslu Kahvaltı

Bu da Bizden, Begonvilli Ev'den

10 Eylül 2013 Salı

Güzel Bir Bahçe

Geçtiğimiz hafta sonu oğlumun Manavgat Titreyengöl'deki evindeydik. Bahçesi öyle güzeldi ki hep bahçede zaman geçirmek istedim. Özellikle bahçe  duvarından dışarıya taşan begonvillere bayıldım.








6 Eylül 2013 Cuma

Dünya Bir Haftada Neler Yiyor?

Dün bir ara Hungry Planet(Aç Dünya)adlı bol görselli kitabı inceledim. Dünyanın çeşitli ülkelerinden ailelerin bir haftalık yiyecek, içecek görüntüleri ve harcamalarına ait bilgiler verilmiş. Her ülkeden bir ailenin en favori yemekleri ve kaç dolar tuttuğu da resimlerin altına eklenmiş. Resimlere bakınca dünyadaki zengin ülkelerle üçüncü dünya ülkeleri arasındaki beslenme farkını görüyoruz.

Daha Fazlası Burada


Ecuador


Meksika


Kuwait


İtaly

Bhutan


Mısır


Chad


Polonya


Moğolistan


Japonya


Fransa


China


United States



Germany



Daha Fazlası Burada



Severek Dinlediklerimden / Besame Mucho

Dinlemek için tık




Dünyanın belki de en çok coverlanan şarkısı..Beatles,Elvis gibi müzik efsanelerinin de kayıtsız kalamayıp söylediği şarkının bestecisi ve söz yazarının erkek değil de kadın olduğu Consuelo Velazquez adlı Meksikalı bir bayanın 84 yaşında vefat etmesiyle ortaya çıkmıştı.. 
Sözlere bakınca sözlerinin bir erkek tarafından yazıldığını düşünmek çok da ütopik sayılmaz..Böyle bir aşk itirafını ancak bir erkek yapar diyorsunuz ama aslında ''öp beni,çok çok öp beni'' gibi sözler daha çok kadınca duruyor. Farklı yorumlarını defalarca dinlediğinizi sanıyorum. Burada sizlerle enstrümantal olanı ve Laura Fygi'nin ve bir de Beatles'ın yorumunu paylaşıyorum. Keyifli dinlemeler. 

öp beni çok öp 
bu gece son gecemizmiş gibi öp 
öp beni, çok öp 
çünkü öpüşmenin ardından beni bırakacakmışsın, 
seni kaybedecekmişim gibi geliyor bana... 

Instrumantel dinleyin(Tık)

Laura Fygi'den dinleyin(Tık)

Beatles'dan dinleyin(Tık)

4 Eylül 2013 Çarşamba

Metrodaki Kemancı



Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider. 

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder. 

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder. 

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar. 

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hâkim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. 

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı... 

Bu gerçek bir hikâyedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. 

Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz idi? 

SÖZÜN ÖZÜ: Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa başka neleri kaçırıyoruz acaba? 

Yumuşacık, Bakımlı Saçlar İçin Ev Yapımı Maske

Tamamen tesadüf oldu.
Yabancı bir sitede gördüm.Burada Rusça olarak anlatılıyor
Kısacası dostlar,  şöyle diyor:
''Saç bakımı için  bu etkili yolu deneyin! Biraz  elma sirkesine  bir çay kaşığı gliserin,  bir  çırpılmış yumurta ekleyin. Son olarak iki yemek kaşığı Hint yağı da ekleyip  pürüzsüz bir bulamaç oluncaya dek karıştırın. Saçlarınıza ve diplerine uygulayıp bir naylonla sarın.(Ne kadar kalacağını  söylemiyor )  Sonra normal şampuanla  yıkayıp temizleyin. Bir ay boyunca haftada iki kez uygulamanız gerekiyor. daha sonra da  iki haftada bir devam edilmeli!''


Denemedim ama denemek istiyorum. Hint yağı dışında diğerleri var zaten.  Belki  sizler de denemek istersiniz, kolay gelsin!!

3 Eylül 2013 Salı

Begonvilli Ev Halleri

Selam dostlar!
Bu sabah da Minik'le yürüyüşümüzü yaptık.  Kahvaltı  faslından sonra  sizlere merhaba demeden olmaz.. Az sonra  hepinizin sayfalarını  ziyaret edeceğim.

Ve işte  bizden  görüntüler:

Dün Krem  Brule yaptık.
Tarif için  önce Fransız yemek sayfalarına baktım. Ne de olsa onların tatlısı. Gördüm ki,  google tercüme kafa karıştırıyor, güvendiğim bir sitede  harika  anlatımlı bir tarif var, ben de onu uyguladım.Burada çok güzel anlatılmış (Tık) Kıvamı ve lezzeti çok  da güzel oldu.
Sadece son aşama olan üzerine şeker döküp  yakma işlemini  uygulamadım; yanmış şeker bana itici geliyor.

Peki  geriye kalan  yumurta beyazları ne olacak? Atacak değilim elbette. Teyzemin kıtır bezeleri geldi aklıma.

Aslında krema sıkma  aparatına konulabilecek kadar koyu olmuştu ama  uğraşmak istemedim, şekilleri  pek düzgün olmasa da tadı nefis oldu.
Bire bir ölçüde, yani bir bardak  yumurta  akına aynı  ölçüde  pudra şekerini  mikserle bembeyaz koyu  kıvama gelinceye dek çırpıp yağlı kağıda kaşıkla  döküyoruz.  Fırını fazla ısıtmadan, 150 derecede  çok hafif pembeleşinceye dek pişiriyoruz, hepsi bu kadar! Tatlı kriziniz tuttuğunda kıtır kıtır enfes bezelerden bir tane  atıştırıverin:)
 Bu plastik sepetleri çiçek  arajmanı için  almıştım. ama çok güzel toplayıcı oldular.

Her an elimin altında olması gereken ıvır zıvırı topladılar.  Virgül şeklindeki kapı stoperi de oldukça kullanışlı.


Antalya'nın yaylalarından gelen  beyaz barbunya  fasulyenin tam zamanı. Kışa saklamak için ideal bir sebze.



Böyle güveçte pişirince hem çabucak, hem de çok lezzetli oluyor.


Begonvilli Ev güncesinde  minik patililerden söz etmemek olmaz. Hele  böyle bir şirine  annesinin kitabını yastık yapmış ve objektifime takılmışsa, paylaşmamak hiç olmaz:))

Sıra geldi  bahçemin  güzeller güzeli  hanımefendilerine.
 Bu günün güzeli pembe oya ağacı mı, yoksa sarı güller mi karar veremedim.


Aşağıda  masamızın yanı başında  güzel kokusu ile bahçemizi şenlendiren lavantamızın da hakkını yemeyelim.
Tüm dostlara gönüllerince güzellikler diliyorum. Tabii ki her şeyden önce sağlık ve afiyet! Begonvilli Ev'den sevgiler hepinize...

1 Eylül 2013 Pazar

Mutlu Pazarlar

Bu pazar da bizi yalnız bırakan sevgili akraba ve dostlarımız; neler kaçırdığınızı bir bilseniz:))


Aslında yaptığım nefis  havuçlu ve elmalı  kağıtlı keklerden söz etmiyorum.
Bu güzel balkonda, şehrin gürültüsünden uzak, daha serin, kuş cıvıltıları ile ve arzu edilirse hoş Fransızca şarkılar  eşliğinde  bizlerle zaman geçirebilirdiniz.

Lavantalarımızın  enfes kokusu balkona dek geliyor. Minik lavanta buketimiz bahçemizden.



Sırf balkondaki minik güllerimizi görmek için bile gelmeye değer. (Bu gülleri bana hediye eden arkadaşım, bu sitemim sana)
Dahası, akşam üzeri sahile doğru yürüyüş yapabilir, dilerseniz denize girebilirsiniz.Yol kenarlarından böğürtlen, kapari toplayabilirsiniz. Bunları yazarken alınıyorum aslında; çünkü bizi görmek için gelmeniz asıl istediğim.
En yakınınız 15 dakika, en uzağınız bir saatlik mesafedesiniz ama bu hafta sonu da yalnız bıraktınız bizi. Yanı başımızdaki komşularım, siz beş on adım yürüyeceksiniz sadece:((
Ee, ne yapalım, sizler gelmeyince  kızlarım balkon keyfi yapıyor.

Belki gelecek pazara bizlere uğrarsınız:) Sevgiler, selamlar  hepinize..