3 Mart 2016 Perşembe

Bahçemdeki Kır Çiçekleri


Bu güzel bitki peyzaj bitkisi değil. 
Bir ay kadar önce bahçenin fazla bakım görmeyen yerlerinde otları  ayıklarken, kalp şeklinde yaprakları olan, henüz çiçeklenmemiş halini görünce menekşe sandım ve dokunmadım  ama yapraklarının formu benzese de etli olması menekşe olmadığını  söylüyordu..

Evin bizden önceki  sahiplerinden kalan bazı bitki  kalıntıları zaman zaman bahçenin orasında burasında çıkabiliyor.Umarım farklı bir menekşe türüdür  deyip  çiçek açmasını bekledim. Soğuklar geçer geçmez bitkimiz çiçeklendi. Biliyorsunuz,  bitki, börtü böcek meraklısı ben, bunun ne olduğunu öğrenmezsem çatlarım. Tabii ki araştırdım ve buldum. Latice adı ''‘Ranunculus ficaria’'.  Düğün çiçeğigillerden, üstelik şifalı bitkiler grubundanmış  kendileri..  Bakın isimleri nelermiş: Küçük kırlangıç otu, yaylı çiçek, arpacık salebi, basur otu. 

Yalnız bu bitki çok da masum değil.  Yapraklarının zehirli olduğunu okudum. Bu nedenle bahçede bulunmasından rahatsızlık duydum. Bizim patililer için güvenli değil. Bir de istlacılarmış bunlar. Köklerine baktım, minik minik onlarca yumruları var. Yani yakın bir gelecekte tüm bahçeye yayılabilirler. Söküp atmaya da kıyamıyorum ama tedirginim. Yan bahçede de küme küme çıkmışlar. Ben söksem de farketmeyecek. Kedi kızlar o bahçeye gidiyorlar.  Bilemiyorum, huzursuzluğum artarsa sökerim belki.



Gelelim gelinciklere...






Gelincikler bizim bahçenin yerlilerinden.  Bu yıl daha da fazlalalar. Hatta bu sene ilk kez mutfağımıza girdiler. Aşağıda  vereceğim tarifi bahçeden topladığım taze gelincik yaprakları ile pişirdim. Girit kökenli bir teyzeden uyarlayıp yaptım. O kavurmasını  yapıyordu, ben fırında denedim. Harika oldu. 

Bu arada ilk gelinciklerimiz de açtılar.




İşte fırında gelincik:





Tartmadım ama yarım kilo kadar çok taze gelincik yapraklarını doğrayıp az su ile kısık ateşte yumuşayıncaya dek pişirdim. Başka bir tencerede bir orta boy soğanı yemeklik olarak doğradım, iki diş sarımsağı da minik minik kıyarak ekledim ve zeytin yağında şeffaf hale gelene dek kavurdum.Ocaktan alınca tuz, karabiber, 1 su bardağından az eksik un,1 çay bardağı yoğurt, iki yumurta ve  yarım çay kaşığı karbonat  ekleyip karıştırdım.Yumuşayan gelincik yapraklarını süzgece koyup suyunu tahta kaşıkla  bastırarak aldım. Haşlanmış yaprakları soğanlı karışımla harmanlayıp fırın kabına yaydım ve yarım saat orta ısıda(180 derece) pişirdim. Rendelenmiş kaşar serpip bir on dakika daha fırınladım.

Eğer  gelincik yaprağı bulamam derseniz aynı tarifi ıspanakla da yapabilirsiniz. Ancak ıspanağı suda haşlamak yerine  bir kaç dakika kendi suyu ile kısık ateşte tutun. Sonra fazla suyunu  alın. Ispanak  gelincik yapraklarına göre çok daha kolay pişiyor. Eşim ıspanaklı tarifi daha çok beğendi. Diğerini biraz baharatlı buldu.




Bu da bahçemdeki  başka bir güzellik. Üzüm sümbülleri arsız bir soğanlı bitki. İstilacı olduğu için  epeyce yolduk yine de baş edemedik. İki yıl önce   kültür bitkisi olanını saksıda yetiştirdim. Tabii ki nazlılar ve  yabani akrabaları gibi arsız değiller. Ben de  geçen yıl yabanileri  yolup temizlediğim yere bir kaç özel soğan dikiverdim. Arsızlar geri kalır mı, yine de çıktılar  ve arılar iki türü aşıladı sanırım. Çünkü bu yıl, yukarıda  gördüğünüz tür ortaya çıktı.  Kültür bitkisi kadar iri olmayan, yabaniler kadar da küçük olmayan  orta boy üzüm sümbüllerim oldu.


Bunca çiçeğe bir böcek! Bahçemdeki mor dut ağacı  galiba bu yıl çok meyve verecek. Aman ne çok bebek meyvesi varmış diye bakıyordum ki, bu yusufçuk kanatlarını açmış, güzel havanın tadını çıkarıyor. Hiç keyfini bozmadan fotoğrafını çekmeyi başardım.

Şimdilik bizden bu kadar. Tüm dostlara sevgiler, selamlar..

1 Mart 2016 Salı

Vadim O Kadar Güzel ki..

Keyifli yürüyüşler yaptığımız çam ormanının  eteklerinde  böyle bir vadi var. Vadinin tabanı papatyalarla  kaplı. Şu günlerde  anemonlar da  açtı. 

Vadideki yaşlı zeytin ağaçlarının görüntüsü çok hoş.  







Köpek kızlarımla yaptığımız orman yürüyüşlerimizde, mutlaka vadiye de iniyoruz.





























Badem vadide oynamayı, sonra da çimenler üzerinde dinlenmeyi çok seviyor. Mutlu köpekçik sanki gülümsüyor.




Çalı formundaki bu bitkinin uzun dikenleri var ancak çiçekleri enfes  kokuyor. Arılar ve  kelebekler için çok cazip.











Biraz araştırınca bu güzelliğin adının Azgan, boyacı katır  tırnağı Genista Spinosa) olduğunu öğrendim. Kaynak1(tık)

 Ayrıca, sarı çiçekli dikenli bakla, dikenli Akdeniz baklası, Akdeniz katırtırnağı gibi isimlerle de biliniyormuş. Kaynak2(tık)  Özellikle  burada bitki hakkında  detaylı bilgi verilmiş. Meraklılarına duyurulur.







Bu güzel vadinin florası çok zengin. Vahşi orkidelerin  fotoğraflarını da çektim. Onları da bir başka sefer paylaşacağım. Tüm dostlara sevgiler, selamlar.


24 Şubat 2016 Çarşamba

Blog Dünyasında Merak Ettiklerim



Sevgili Blog dostları,
Takip ettiğim  bloglardan bazıları sessiz sedasız kaldırılmışlar. Örneğin, sevgili Ayşen'in  bloğu ''İdil'le Hayata Devam'' Sayfasına ulaşılamıyor, ''bu blog kaldırılmıştır'' açıklaması çıkıyor. Acaba  bir veda yazısı yazdı da benim mi gözümden kaçtı? Çoğunuz biliyorsunuz Ayşen'in ciddi sağlık sorunları vardı. Gerçekten de çok merak ediyorum.  İnşallah geçici bir süre için dinlenmek amacı ile ara vermiştir. Yine severek izlediğim  Koketh de yok ortalarda. Yanlış anlaşılmasın, uzun süredir yazmayanlardan söz etmiyorum. Ortada blog  yok!  Bir de sevgili Nurdan Hanım'ın bloğu var ama sanırım ayarlarda değişiklik yapılmış yalnızca davetlilere açık bir blog  olmuş. Ben  okumak isteyince ''davetli olmadığınız için  ziyaret izniniz yok'' gibi bir şeyler yazıyor. Nurdan Hanım bana yazdığı bir yorumda ''bloğumu kapattım'' demişti, çok üzülmüştüm. Eeee, şimdi işin doğrusunu ancak kendisinden öğrenebiliriz. Bu konularda  bilgisi olanlar, özellikle Ayşen'in bloğunun   kapanmış olma nedenini bilenler lütfen paylaşsınlar.

Blogger dostluğu ve arkadaşlığının  anlamını, değerini çok iyi bilen biri olarak, sık sık düşünürüm. Öyle güzel insanlar tanıdım ki burada... Eğer bloglar kapanırsa ya da ne bileyim her hangi bir nedenle  yazamaz hale gelirsek kaybolup gideceğiz. İşte ben bunu istemiyorum. Yakın bulduğum bir kaç özel dost ile başka sosyal ağlardan da iletişim halindeyim ama sadece bir kaç kişi. Bir kaç dost ile de telefonla görüşebiliyorum. Elbette yeterli değil.  Sadece blog yolu ile iletişim kurabilmek eksik ve yetersiz. İşte bu nedenle bana yorum olarak mail adresi yazan dostların bu yorumlarını paylaşmadan, adresi not edip sileceğim. Sonra da bir mail gönderip  kendi adresimi vermiş olacağım. Tabii ki bunu ancak benim gibi düşünüp beni gerçekten  bir blog  dostu olarak gören arkadaşlardan beklerim. Yazmayana kırılmaca yok.

23 Şubat 2016 Salı

Sümbüllerim Açtı

Enfes renkleri, misler gibi kokuları ile evimi, balkonumu hatta bahçemi şenlendirdiler.









































Ekim ayı başında soğanları torf, toprak ve biraz da keçi gübresinden oluşan   karışıma,  küçük saksılara birer, geniş olanlara üçer  soğan olacak şekilde  dikmiştim. Yoğun kokulu bol yapraklı olan türünü de bahçenin yarı gölge yerlerine diktim. Soğanları dikerken boyları kadar derinliğe dikmek gerekiyor. Açmaları için mutlaka soğuk bir dönem  geçirmeliler. Daha ayrıntılı bilgi için:Buraya Tıklayabilirsiniz  ben çok yararlandım.


Begonvilli Ev'den selamlar tüm dostlara..


22 Şubat 2016 Pazartesi

Badem Çiçekleri ve Pastoral Aşkım



Bizim köy  bembeyaz badem çiçeklerine büründü. Gökyüzü de pastel mavi olunca enfes bir görsel şölen var buralarda. Öte yandan yeşilin her tonu, nazlı papatyalar,  sabahları cıvıl cıvıl kuş sesleri ile uyanmak pastoral aşkımı canlandırdı. Çoktandır ara verdiğim  kırlarda ve sevgili ormanımda yaptığım yürüyüşlere başladım yeniden.

Gözlerimi alamıyorum bu güzelliklerden.




































Her sabah bu yollardan geçip mis gibi çam kokan ormana giderken ve dönerken  kentin göbeğinden bu köye geldiğim için hiç pişmanlık duymadığımı hissediyorum. Patili  dostlarımın  keyifli hallerini seyrediyor, tavukları, keçileri, bahçe kapımın önüne bağlanan kocaman ineği seviyorum. Komşu hanımlarla  kısa sohbetler ediyorum. Bir köylü kadının evime kadar getirdiği taptaze marulları, ıspanakları, yumurtaları minnetle satın alıyorum. Yoğurt  yapmayı, ekmek pişirmeyi seviyorum. Evet, seviyorum bu pastoral yaşamı.

Şimdilik bizden bu kadar. Gönlünüzce güzelliklerle yaşamanız dileği ile..

15 Şubat 2016 Pazartesi

Minik'im Kırlarda

Yaşlı dostum Minik uzunca bir süredir yürüyüş yapmıyordu. Soğuk kış günlerinde evin sıcak köşelerinde uyumayı tercih ediyor, arada bir bahçede dolaşmakla yetiniyordu.

Dün  şahane bir sabaha uyanınca Kurt Kız ve Badem'in orman yürüyüşünden sonra Minik'i de kısa bir yürüyüşe çıkarmak geldi aklıma. Fazla uzağa gitmeden, yorulduğunu hissedince kucağıma alırım diye düşündüm. Sonrasında yavaş adımlarla eve en yakın kırlara doğru yürüdük. Etraf ilkbahara yaklaşmanın habercileri ile doluydu.

Minik papatyalar her yanı doldurmuş.


Sarı çiğdemler açmış.






Güzel bir düzlüğe gelince Minik'i serbest bıraktım.

 Etrafına şöyle bir bakındı.




Bir süre oturup dinlendi.


Sonra ormana doğru yürüdü ama sık sık dönüp beni kontrol etmeyi ihmal etmedi. İşte o an ormana terk edilen yaşlı köpekler geldi aklıma ve göz yaşlarımı tutamadım.






Dönüşte Paşa'nın evinin önünden geçtik.



Başka bir komşunun tavuklarını gördük.



Bizim evin yakınında  Colette bekliyormuş. Bir güzel koklaştılar:)



Eve gelince Minik bir güzel uyudu. Yorulmuş kuzum.