14 Haziran 2015 Pazar

Begonvilli Ev Halleri

Geçtiğimiz haftanın olayı, nazlı kızım Jane'in sakatlanmasıydı.  En evcil, en sakin kedi kızım  nasıl oldu ise göğsündeki şişlikle döndü eve. Bahçeden başka bir yere gitmeyen kedicik, ne yaptı ise kaburga kemiklerinden birinin ucunu kırmış. Kucağıma gelmek isteyince, alayım dedim. Acı ile miyavladı. Yoklayınca göğsündeki şişliği  fark ettim. Hemen veterinere koştuk. İki gün klinik bakımı yapıldı. Eve geldiğinde narkoz altındaydı. Sıkı bir bandaj yapılmış. Ne var ki uyanınca o rahatsız edici bandajı  asla istemedi. Saatlerce  ağladı. Buradaki veterineri aradık ama telefonumuza yanıt alamadık. Gecenin köründe Antalya'daki veterinerimizi  aradık ve sağ olsun hemen yanıtladı.  Onun yol göstermesi ile bandajı çıkardık. 

Kızım  melekler gibi uyudu.





Ertesi gün ise normal  yaşamına döndü.








Ancak göğsündeki şişlik  geçmedi. Veteriner  kemik deformasyonun  ona zarar vermeden kalacağını  söylüyor.




Okumakta olduğum  kitabım: Ölü Ruhlar.





Aslında bu kitabı üç yıl önce okumuştum. ''Tekrar okunacak''  diye not almışım. Farklı bir kültürü ve İran'ı  tanımak amaçlı tekrar okumaya değer bulmuşum.

 Eğer bu kitabı okursanız yalnızlık duygusunun evrensel nedenlerini fondaki İran eşliğinde, İranlı bir ailenin  buruk öykülerinde bulacaksınız. İçiniz burkulacak zaman zaman ve  onlarla birlikte  içsel yolculuklara da çıkacaksınız.  İngiltere'de çok popüler olan İranlı yazar Abbas Maroufi'nin okuduğum ilk kitabı.



Belki bizim çiçekleri görmekten bıktınız. Yine de, Begonvilli Ev'in  yeni  renklerinden  olan bu güzel galaları, mevsimi geçmeden bol bol göstermek istedim.








Kışın bir paketten çıkan üç yumruyu  saksıya dikmiştim. Yumrular yeni yavrular vererek çıktılar. Saksıyı tamamen doldurup  açtılar.  Çiçekleri çok dayanıklı. Yarı gölgede gelişiyor. Toprağı kuruyunca sulamanız yeterli.





Sanat dünyasından bir acı kayıp  daha... Antalyalıların  güler yüzlü eniştesi,  tiyatronun  ustalarından  sevgili Sümer Tilmaç'ı kaybettik.  Dünden beri içimde bir sızı...  Kim bilir kaç kez  görmüşlüğüm var Antalya caddelerinde. Kimi kez bir kafede , kimi kez bir dükkanın önünde esnafla ya da hayranları ile  tatlı tatlı şakalaşırken.. Yıllar önce  çalıştığım okula bir tiyatro grubunun yöneticisi ve oyuncusu olarak gelmişti de,  gösteri sırasında ortadan kaybolan  bir öğrenciyi bizimle birlikte aramıştı. Nur içinde yatsın..
Sümer Ağabey, seni özleyeceğim❤







Hüzünleri bir kenara  koyup çiçeklerde huzur bulalım;  başka yolu var mı..



Bunlar tohumdan yetiştirdiğim salvialar. Salvia, bir adaçayı türü. Yabanisi bizim buralarda bol bol var. İlkbahar başında koyu mor ama biraz daha kısa boylu açıyorlar. Bir katalogda kültür bitkisi olanına rastlayınca hemen sipariş verdim. Gayet güzel çıktılar ve  büyüdüler. Ayrıca üç farklı renkte  açtılar. Çok dayanıklı ve dekoratifler. Tavsiye ederim.









Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar.  Mutlu, güzelliklerle dolu bir pazarınız olsun.

11 Haziran 2015 Perşembe

Kim Korkar Yaprak Sarması Yapmaktan



Pek çok okurum ellerimdeki sinir sıkışması rahatsızlığını, dahası dört ay önce sol bileğimin kırıldığını bilir. Epeyce bir zamandır el becerisi isteyen işlerden uzak kaldım. Nasıl idare ettiğimi anlatmaya kalksam çok uzun, sıkıcı bir yazı olur.

Bazen basit bir tığ işi ya da el becerisi gerektiren bir yemek yapmayı çok istiyorum. Örneğin yaprak sarması. Tam da zamanı ama korkuyorum.

Şu sosyal paylaşım ağlarında dolaşıp duran pratik  sarma yapımı  videolarından birini ben de gördüm.
 pratik yaprak sarması için tık!

Pek de inanmam böyle iddialı tavsiyelere. Yine de deneyeyim dedim. Aaaa,  oldu. Bir kaç denemeden sonra oldukça kolay  geliyor. Evet, yine de el becerisi istiyor ama, daha kısa sürede, daha az çaba ile sarabiliyorsunuz. Ben yapabildiğime göre, sizler alasını yaparsınız. Denemekte fayda var.

Küçük bir not: Fırın kağıdı, pelür vs ile olmuyor. Yağlanıp yırtılıyor. En iyisi  makarna poşetinin  steril iç  yüzeyi.






















Sağlıklı mutlu günler olsun herkese..

9 Haziran 2015 Salı

Begonvilli Ev'de Çay Saati

Sizin oralarda havalar nasıl bilemiyorum ama burada muhteşem günler yaşıyoruz. Meşhur kavurucu sıcaklarımız başlamadan, yani klimalı odalara tıkılıp kalmadan olabildiğince bahçenin tadını çıkarıyoruz.

Bazen arka bahçede, bazen bahçe katının  kapı önünde kuruluyor çay soframız. Her durumda bol bol çiçek görüntümüz ve kuş sesleri oluyor.
































Susamlı muffinin tarifini daha önce vermiştim.  Bu kez beyaz susam kullandım.
Kısaca tuzlu ve peynirli olanı vereyim:
Ölçümüz çay fincanı. 2,5 çay fincanı un, birer çay kaşığı kabartma tozu, karbonat, mahleple eleniyor. Diğer yandan eritilmiş iki çorba kaşığı dolusu tereyağı, sıvı yağla  bir çay fincanına tamamlanıp. 3 yumurta, bir çorba kaşığı yoğurt ile pütürsüz olacak şekilde çırpılıyor ve un ekleniyor. Muffin kağıtlarına paylaştırılıp.Peynir, karabiber ve dereotundan oluşan dolgu malzemesi ortada açılan çukur yere dolduruluyor. 180 derecede 30-35 dakikada pişiyor.  Denerseniz afiyet olsun.




Yanımızda yakınımızda minik patililer,













 Karşımızda güller,




Nikotianalar,





Salvialar,



ve diğerleri,


gözümüzü, gönlümüzü, ruhumuzu sağaltmaya çalışıyoruz olabildiğince..

Bir de Armando Manzanero'dan dinlemeyi çok sevdiğim nostaljik bir şarkı var ki; hadi onu da paylaşalım..

  Adoro (Aşk)

Tüm dostlara sevgiler, selamlar Begonvilli Ev'den.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Yıldız Çiçeklerimiz (Dahlialar)

Geçen yıl daha fazla renk seçeneği sunan yıldız çiçeklerimiz bu  sezon kırmızı ağırlıklı olarak açtılar.  Oysa aldığımız yumru paketlerinin üzerinde değişik renkte çiçek resimleri vardı. 

Bir kaç  kök sarı tomurcuklu  fide olsa da  belli ki eflatunlar,  beyazlar bu yıl  bahçemizde olmayacak.





































Çiçek formu farklı tek  dalyamız da renk olarak diğerleri gibi kırmızı çıktı.




Sevenler için gelelim  yıldız çiçeği yetiştiriciliğine;

biz, büyük marketlerde  görür  görmez yumrularını aldık. Şubat sonuydu. İyice kabartılıp keçi gübresi ile zenginleştirilmiş, ışık alan yarı gölge yerlere diktik. Dikim talimatı paketlerin üzerinde yazıyordu. Bir kaç günde bir suladık. Çok ıslak ya da çok kuru kalmamalarına dikkat ettik. Hemen hepsi çıktılar. Ara sıra diplerini dikkatlice çapaladı bahçıvan. Yumruları parçalamamaya dikkat ! İşte şimdi gördüğünüz gibi bol bol açıyorlar. Büyük saksılarda,  balkonlarda da yetiştirebilirsiniz. Ancak  fazla büyümeyen, bodur türleri tercih etmelisiniz. Bu harika  çiçekler kadar iç açıcı, güzel günleriniz olsun.  Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar.

3 Haziran 2015 Çarşamba

Ben Küçükken



Blog dünyasının  şekerlerinden deeptone, beni gülümseten bir mim göndermiş.

''Ben  küçükken.....'' diye başlayıp, tatlı tatlı anlatılacak  bir kaç anı  döktürmem gerekiyor. Eee, çocukluk yıllarına  şöyle bir uzanıvermek  ve o güzelim yılları anlık da olsa yeniden  hissetmek zaten sevdiğim bir şey.

Öncelikle, öyle uslu, hanım hanımcık bir kız çocuğu  değildim doğrusu. Küçücük boyumla, hareketli, atlayıp zıplayan, ağaçlara tırmanan, okul başarısı ile öne çıkan, bücürük bir kitap kurduydum.

O yaşlarımdan belliymiş aslında;  nerde kör, uyuz, yaralı hayvan varsa  toplayıp eve getirir, annemden bir alay azar işitirdim. Hatta yediğim terliklerin sayısı hiç de az değildi. Yine de anneannemin güçlü koruması altında istediğimi yapardım. Çünkü kendisinden korkardı ev halkı. Evet, abartmıyorum, rahmetli anneannem tartışmasız  ailenin hatta mahallenin en güçlü, en  sözü geçen insanıydı. Altın kalpli  olsa da herkes çekinirdi ondan ama ben:))  Nasıl da işime yarardı bu güç..  Neyse, şu eskiye öykünen dizilerde anlatılanların hemen hepsini yaşadım o yıllarda. Eve telefon bağlanması, ilk tv, hatta ''müsaitseniz annemler size misafirliğe gelecekler'' vs.. Bir de anneannemin büyük bahçeli evinde çiçeklerle, ağaçlarla  fazlası ile  haşır neşir olmam  büyük şanstı. Neydi o ortancalar, zambaklar, güller, yaseminler... Tek kardeşim olan benden bir yaş küçük Alirıza ile doya doya  sokakta oynardık  ama yine de öyle çok  kitap okurduk ki..
Bakın burada bir güzel anlatmışım:
Kitaplarla İlgili Çocukluk Anılarım

Ooo, fazlası ile uzamış bu yazı. Sizleri  daha fazla  sıkmadan ben izin isteyip biraz daha  dolaşayım nostaljik anılarımda.  Tabii ki tek başıma..

1 Haziran 2015 Pazartesi

Yine, Yeniden Begonvil

Begonvilli Ev'in begonvilleri geçen yıl bu günlerde inanılmaz göz alıcı ve kocaman olmuşlardı. Farklı renklerde begonvillerimiz vardı. Taa ki, kışın  çok soğuk günlerde, buralarda  pek görülmeyen  don olayları oluncaya dek. Bir sabah uyandık ki,  köpekçiklerin su kaplarındaki su, kalıplar halinde donmuş, begonviller, pentaslar, Japon gülleri renk değiştirmiş ve yaprakları adeta kavrulmuş. Yeniden canlanmalarını umut ettik ama olmadı. Yalnızca balklonun altındaki küçük çiçekli  açık mor renkli yerli cins  toparlanabildi. Diğerlerini içim parçalanarak söktük. Şimdi yenilerini yetiştirmek için uğraşıyoruz.  İşte begonvillerimizin son durumu:















Balkondan  aşağıya bakınca  bunu görüyoruz