17 Temmuz 2012 Salı

Patili Canlar İçin Çekiliş Var




Sürekli takipçilerim bilirler, şimdiye dek hiç bir çekilişe katılmadım, çekiliş düzenlemedim.

Karşı olduğumdan değil; dileyen yapar ya da katılır. Blog dünyasında bir renk bir harekettir belki de.. Birinci amaç ''tanıtım'' diye düşünüyorum. Buna da eyvallah! Kim istemez daha çok izlenmeyi..

İşte benim de çekilişlerden birine katılma zamanım gelmiş:) Eee, konu patili canlar olunca, ''neden olmasın?'' dedim.Sevgili Hatice sayesinde haberim oldu. Hem de güzel bir blog sayfası tanımış oldum. Çekilişi düzenleyen, pati dostu blog: asabibakire Kitaplarım ve ben.
Bu bloğu tanımak ve detayları okumak için
TIK TIK.

Bol şans! Tüm patililere sevgiler..

Bizim Köy



Bugün evimize en yakın alışveriş merkezlerinin bulunduğu Kundu Oteller Bölgesi'ndeydik. Burası farklı mimarileri olan seçkin otellerle dolu bir turizm beldesi. Ayrıca daha çok turistlere yönelik, butikler, alış veriş yerleri , cafeler, geniş bulvarın iki yanına sıralanmış. Sitenin servisi ile bir kaç dakikada ulaşıp alışverişimizi yaptık. Zamanım olmadığı için fazla görüntü alamadım. Şık kafelerde oturup dinlenme şansım da olmadı. Bu defalık bu kadar olsun.
Daha fazla bilgi için: Lara ve Kundu'nun Gerçeküstü Dünyası

Dönüşte düne göre nisbeten daha serin oduğu için balkon keyfi yaptık. Yeni saksı giysilerimizi de giydirip gözümüz şenlensin diye masamıza koyduk.

My Dear Cat Jane

15 Temmuz 2012 Pazar

Begonvilli Ev Halleri

Bahçem

Oya ağacım çiçek açtı

Oya ağacım çiçek açtıMy cute Garden

My cute Garden

Güllerin pek keyfi yok, yine de açmağa çalışıyorlarMy cute Garden






Japon Gülleri



ZeytinlerZeytinler



Kızım etrafı seyrediyor


İlk kez Fava denedim, çok lezzetli olduFava
Fava

Tarif Oktay Usta’dan(tık)

13 Temmuz 2012 Cuma

Tercihler

My pets

İki aydır yeni evimdeyim.

Yıllardır hayalini kurduğum bahçeli evimde..

Buraya gelmemin önemli nedenlerinden biri de can dostlarımı apartman yaşamından kurtarmaktı. Jane'in ve Colette'in uzun uzun camdan dışarıyı seyretmeleri, paticiklerinin hiç toprağa değmemesi içimi acıtırdı hep.

Minik'in de kaldırımlarla ve en fazla parkla sınırlı yürüyüşlerinde, her an köpek sevmeyen birileri ile karşılaşma riski ya da olmadık bir yere çişini kakasını yapmak için duraklaması hep stres nedeni oluyordu. Gerçi yanımda her zaman poşet taşısam da, o da ben de hep huzursuz oluyorduk..

Burada bu sorunlar bitti. Kızlarım da oğluşum da bahçemizde doya doya oynayıp mutlu oluyorlar. Yürüyüş yollarımız çok uygun. Oldukça güvenli bir ortamda dördümüz yürüyüşlere çıkıyoruz. Bu, sağlıkları için çok olumlu bir gelişme. Buraya alışınca komşu bahçelerdeki kedilerle oynamaya bile başladılar. Ancak belirgin bir şekilde Colette'de dışarıda kalma isteği var. İzin versem hep dışarıda kalacak, canı ne zaman isterse eve gelecek. Ortam güvenli olsa da bu yüzde yüz güvenli anlamına gelmiyor. Otomobilleri ile site içinde bile hız yapan insanlar var. Jane ve Colette dışarıda oldukları zaman asla huzurlu olamıyorum. Jane çağırınca geliyor ama Colette çağırınca inadına uzaklaşıp canı isteyince eve geliyor. Bu asi ruhlu kız beş altı aylık olana dek sokakta yaşadığı için, tekrar özgür olmayı tercih ediyor. Bizim zorlamalarımızla eve geliyor ve bu durum ciddi bir üzüntü kaynağı oldu. Öte yandan kapımızın önünde sürekli bekleyen, verandaya koyduğum minderde uyuyan, yine orada mama yiyip özel su kabından suyunu içen bir tekirimiz var. Bu yeni kedimizin aşıları falan yok. Bana öyle alıştı ki, gördüğü an ayaklarımın dibinden ayrılmıyor. Dörtlü gezilerimize beşinci kişi olarak katılmaya da başladı ve Colette'in aksine eve girmeye can atıyor. Aslında verandada keyfi yerinde ama yine de her fırsatta eve girme derdinde. El bebek gül bebek baktığımız Colette'imiz sokakta olmaya can atarken sokak kedisi Tekir evi istiyor. Hayat ne tuhaf değil mi? Bana kalsa Tekir'in eve girmesine çoktan izin verirdim ama eşim, eve üçüncü kedi olmaz diyor. Bir de Minik var tabii ki..

12 Temmuz 2012 Perşembe

Allah'ım bitsin bu azap!

Bu sabah erkenden şehre gitmek zorunda kaldım,

Hissedilen sıcaklığın 50 derece civarında olduğu bir saatte, 16.00 gibi sağ salim ve işlerimi halletmiş, anneciğimi görmüş olarak döndüm. Siteye adım atar atmaz bitişik köyden gelen yüksek volümlü korkunç elektro sazlı müzik ile şoke olmuş vaziyette eve kendimi attım. Tüm camları kapayıp klimaları açmak da kar etmedi. Bu saat oldu, beş on dakikalık araları saymazsak kesintisiz devam ediyor. Avaz avaz söylenen şarkı-türkünün de ne olduğu belli değil aslında.. Öyle bir baş ağrısına neden oldu ki bende, gözlerimi açamıyorum.

Ama beterin beteri varmış; az önce silahlar da patlamaya başladı. Duyduğumuz seslerden ödümüz koptu. Bir de orada olanları düşünün.. Ne yaparım ne ederim, kimlere şikayet etmem gerekiyor, hiç bilemiyorum.. Evet, mutlu bir gününüzü kendinizce eğlenerek kutluyor, düğün dernek yapıyorsunuz ama bu kadar uzun süre, bunca gürültü ve o sıkılan kurşunlar neyin nesi? Düğünlerde sıkılan kurşunların pek çok can aldığını duyuyoruz. Yine de ders alınmıyor demek ki..Biz ne zaman akıllanacağız?

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Crochet at Begonvilliev'de link partisi var!

Tüm dostlar davetlidir.

Diğer bloğum Crochet at Begonvilliev'de yeni koleksiyonumuz, link paylaşımlarınızla oluşacaktır. Her türlü tığ işi çalışmalarınızı inlinkz bağlantısı ile bizlerle paylaşabilirsiniz. Eklediğiniz resimlere tıklanınca sizin sayfanız görüntülenecektir. Bunun için aşağıdaki adreste bulunan ''Add your link'' yazısına tıklayıp boş alanları doldurmanız yeterlidir.. Dilediğiniz sayıda resim ekleyebilirsiniz. Link partimizin tadını çıkarmanız dileği ile:))
Enjoy Link Your Stuff this week!

10 Temmuz 2012 Salı

Çok Sevimli Bir Yastık


Bu yastığı sevdiniz mi? Çok zor değil !

Yapılışı burada:

Hatta videosu da var!

8 Temmuz 2012 Pazar

6 Temmuz 2012 Cuma

Bu sabah

Bu sabah, Begonvilli Ev ailesi olarak yürüyüşe çıktık.

Bahçevanlar bir kaç gündür yolun solundaki mimozaların altlarını temizliyorlardı. Otlar temizlenince ortaya çıkmış.

Turtle Şaziye

turtle Şaziye

Bayan Şaziye.

Tabii ki bayan olduğundan emin değilim ama bahçevanlardan Ali, ''yavruları da var'' dedi. Az ilerdeki bal kabağı ekili yerde yaşıyorlarmış. ''Aman Ali'ciğim, dikkat et bunlara da yola çıkıp ezilmesinler!!'' diye tembihimizi de yaptık.

Jane and turtle Şaziye
Bu arada Jane hayatında ilk kez bir kaplumbağa ile karşılaşıyor:))

Ve kaplumbağacık ağır aksak yürümeye devam edince korktu, en yakın ağaca tırmandı. Ah benim korkak kızım, kaplumbağanın maskarası oldun:))

Jane


My pets

Dönüşte verandada dinlenme molası. Misafir kedi Tekir de gelmiş, mamasını yiyip suyunu içmiş, keyif yapıyor.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Begonvilli Ev Halleri

Bu sabah yine erkenden kuş sesleri ile uyandık.

Ve...


Nihayet plajdayız. Manzara olağanüstü



Tesisler hoş görünümlü ve temiz

Su sıcaklığı da uygun.

Ancak ilk kez denize girdiğim Lara Plajları'nı biraz yadırgadım. Çok ince bir kumu var. Bu kum denizin dip kısmında da devam ediyor ve metrelerce gitseniz bile su çok sığ. Ayaklarınız dibe değince su bulanıyor. Diğer evimin yakınındaki Konyaaltı Plajları daha bir pırıl pırıl. Yüzerken neredeyse denizin dibini görebiliyorsunuz. Kumu rahatsız edici değil. Laralılar bana kızmasınlar ama, bana sorarsanız Konyaaltı Lara'ya göre çok daha kaliteli bir yer.

Bugün kahvaltıda sebzeli krep vardı. Sebzeli olduğu için biraz kalınca ve mücver görünümünde oluyor. Çok lezzetli ve sağlıklı, tavsiye ederim:
2 yumurta, iki kaşık un, tuz, karabiber, rendelenip suyu sıkılmış bir kabak, bolca maydanoz, dereotu, yeşil soğan, bir küçük rendelenmiş havuç da koyabilirsiniz ama evde olmadığı için bu defa koyamadım.
Güzelce çırpıp, teflon tavada az yağda, kaşık kaşık döküp mücver gibi pişireceksiniz. afiyet olsun!



Büyük işler yapamasam da oyalanmak için bu tığ işi takı tasarımları ile uğraşıyorum. Pek deneyimli değilim, ilk kez takı yapıyorum. Yazlık giysilerle çok hoş görünüyorlar.




Bu sıcak yaz günlerinde kütüphanemde yıllardır bekleyen bir kitap ilişti gözüme. Rusların dünyaca ünlü mizah yazarı Mihail Zoşçenko'nun ''Limonata'' adlı gülmece öyküleri kitabı.. Hemen başladım, çok keyifli..

3 Temmuz 2012 Salı

Onur'un objektifinden Çin görüntüleri

Müzisyen


Summer Palace



Nehir temizleyicisi



Cennet Tapınağı



Pekin



Tiananmen Meydanı



Gizli Şehir

Çin Seddi

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Ülkemin Halleri



Ah benim huyum kurusun!

Güzel güzel çiçekten böcekten, yemekten, gezmekten söz eden, çok çalışan az konuşan, romantik konulu kitaplarla, filmlerle oyalanan, herkesle iyi geçinen sade ev kadını olmak varken birdenbire çenesini tutamayan, haksızlıkları yapanlara da, yapılan yanlışlara tepki vermeyenlere de öfkelenen biri olmanın lüzumu var mı?

Var tabii ki, çünkü ben sadece yukarıda yazdıklarımdan ibaret biri değilim. Ülkemin gerçeklerini yüreğinin ta içinde yaşayan, okuyan, merak eden, araştıran biriyim. Evet, bu sayfalarda politik görüşlere ilişkin yazılar yazmamak daha doğrudur bazı okurlarıma göre. (Onlara da saygı benden) Ama zaman zaman sabır taşı çatırdıyor. Ülke gerçeklerini dile getirmek söz konusu olunca ister istemez politik eleştiriler de dile geliyor. Bir de şu var; dipsiz kuyu gibi, düşüncelerimizi hislerimizi anlatıyoruz yeri geldikçe ama en ufak bir seda gelmiyor ardından. Yine de sessizce kafaları kuma gömmekten iyidir bana göre. Okuyan okur, okumak istemeyen de kapatır geçer sayfayı.

Ülkemin Halleri

Vah benim güzel ülkem! Boğaza nazır Sevda Tepesi adıyla bilinen yer jet hızıyla sit alanı olmaktan çıkarılıveriyor. Çünkü 1984’de Suudi Kraliyet ailesi tarafından satın alınmış zaten. Yine jet hızıyla komisyon kararı ile yapılaşması yolu açlıyor. Dört tane krallara layık villa kondurulacakmış. Hatta kaçak binalar yasal hale getiriliyor. Özetin özeti olarak aktardığım olayların nedenini, ayrıntılarını varın siz araştırın. Ayıptır ve günahtır. Ülke topraklarını yağmalatmanın hiçbir haklı gerekçesi olamaz..

AOÇ için neler planladıklarından dün söz etmiştim zaten. Bir kaç kişi dışında pek de umursayan olmadığını düşünüyorum.

Pek çok aydın, ordumuzun 252 generali ve daha kim bilir kaç alt rütbeli askeri tutuklu. Düşünün; şanlı ordumuz diye yüzyıllarca övündüğümüz bir kurumun bu hallere düşmesinin nedenlerini, ayrıntılarını varın siz araştırın. Bir ülkenin aydınlarını ve en saygın kurumunu bu hale getirmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Madem bu kadar tehlike içeren bir durum söz konusuydu, bu günleri mi beklediniz?

Öyle bir hale geldik ki; ülkenin, varlığını borçlu bulunduğumuz kişiye bir düşmanlık, bir saygısızlık! Atatürk’ü sevmek, övmek suç. Atatürk’ün izlerini silme çabaları çok aşikar. Dış güçlerce beslenen , ülkeyi bölme yöntemlerinin baş aktörü konumundaki kişileri yere göğe koyamama , methiyeler düzme, başta en üst düzeydekiler olmak üzere tüm devlet kurumlarında en doğal tavır.

Diğer yandan padişahvari gövde gösterileri.. İstanbul’un silüetini değiştirecek büyük projeleri varmış. Siz önce halkın karnını doyuracak, yolsuzlukları sona erdirecek, iç savaşı bitirecek projeler üretin. Üretmekle de kalmayın, hayata geçirin. 10 yıl oldu, koskoca 10 yıl!

Bitti mi? Bitmedi elbette ama hangi birinden söz edeyim. Ben kendi halinde bir emekli vatandaşım. Bunca yazar çizer, uzman, gazeteci, sanatçı var. Onların içinde her devrin adamı, güçlünün yandaşı olanları ayırın bir kenara; diğerleri mutlaka benden çok daha iyi yapacaktır bu halimizi anlatma işini. Zaten yaşayan bilir bilmesine ülkemin can acıtan hallerini de neden sesimiz hiç çıkmaz, bunu anlamıyorum.. Tutamadım işte çenemi..

1 Temmuz 2012 Pazar

Sivas'ı Unutmadık, Unutturmayacağız!

Madımak Oteli'nin 2007'deki görünümü
Bölge Sivas, Türkiye
Tarih 2 Temmuz 1993
Saldırı türü Katliam
Ölü 37 kişi


Madımak Katliamı

AOÇ Başkanlık Sarayı Olmasın ! Olmamalı!!!


Sevgili komşum Colette'in sayfasında okudum.( evimi seviyorum ) O da
Sevgili ASORTİK KREP 'in bloğunda görmüş ve paylaşmış.
''Yok artık!! Yazıklar olsun!!'' diye bir tepkiden sonra hemen paylaşma girişiminde bulundum.
Bu fotoğraf oldukça yeni.(27 Haziran 2012 tarihli) Tık Fotoğraftaki kişilere dikkatli bakın! Doymamış olmalılar ki, çiftliği babalarının çiftliği konumuna getirme daha da önemlisi Atatürk'ün izlerini silme çabasındalar..

AOÇ ( Atatürk Orman Çiftliği ) Başkanlık Sarayı yapılmak isteniyormuş. Ankara Mimarlar Odası bu uygulamaya karşı çıkmak üzere imza kampanyası başlatmış. Destek vermek isterseniz, http://www.mimarlarodasiankara.org/index.php?Did=4681&Page=1 bağlantısına tıklayabilirsiniz.
İyi pazarlar !

Begonvilli Ev Halleri

Sıcak! Çok sıcak!!

Ev halkı slow city tarzı yaşıyor. Pek hareket yok anlayacağınız.

Sabahtan öğleye dek oflaya puflaya biraz ev işleri.. Kızlar ve Minik en miskin halleri ile uyumakta.. Akşam biraz bahçe keyfi, hortumla bir güzel yağmurlama vs.. Bolca Ağustos Böceği Musiki Cemiyeti'nin konserleri. İşte böyle geçiyor günler.

Yine de bir şeyler üretmek lazım, öyle değil mi? Örneğin bahçe temalı yastığımız bitti.

Renkler nasıl da bağırıyor ama:)

Mutfakta fazla kalmak istemiyorum bu sıcakta. Dün yaptığım karışık dolmaya eşlik etsin diye Antalya usulü piyaz yeterli akşam için.
Tarifi burada:

Antalya Usulü Tahinli Piyaz


Harika bir kitaba başladım. Ortakçının Oğlu Talip Apaydın''

Söyleşi ile ortaya çıkarılmış bir yaşam öyküsü. Feyziye Özberk hazırlamış. Benim gibi, Köy Enstitüleri'nin yetiştirdiği gerçek öğretmenlere hayranlık duyanlardansanız, bu gerçek yaşam öyküsünü de okumalısınız.

Bu sıcak günlerde bizden bu kadar. Tüm dostlara sevgiler, selamlar Begonvilli Ev'den