Evimizin yakınlarında yürüyüş yapabileceğimiz bir orman olması büyük şans. Köpek kızlarımla sık sık keyifli yürüyüşler yapıyoruz. Şu günlerde papatyalar ve anemonlar kapladı dört bir yanı.
Bir de buraların endemiklerinden akyıldız çiçeği kümeleri var ki, görülesi güzellikte. Soğanlı bir
bitki.
13 Şubat 2018 Salı
13 Ocak 2018 Cumartesi
Mandalinalı Kek
Bu kek, mis kokulu mevsim keklerine güzel bir örnek. Çünkü mandalinalı, harika kabaran, pratik bir kek.
Uzun uzun tarif vermeyeceğim. Malzemeler ve kısaca tekniğini açıklayıp denemek isteyenlere ''kolay gelsin'' diyeceğim.
4 yumurta
2,5 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
yarım çay bardağı sıvı yağ+yarım çay bardağı eritilmiş tereyağı
1 su bardağı şeker
1 su bardağından 1 parmak eksik mandalina suyu+rendelenmiş kabuğu (ben Kıbrıs mandalinası kullandım)
Yapılışı: Sıvıları şekerle kuvvetlice bir kaç dakika çırpıyoruz.
Kabartma tozu ve vanilya ile birlikte elenmiş unu kaşıkla çırpılmış sıvılara ekleyip pürüzsüz oluncaya dek karıştırıyoruz.
Önceden 180 derece olarak ısıtılmış fırında 40 dakika pişiriyoruz.
Deneyenlere afiyetler olsun.
4 yumurta
2,5 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
yarım çay bardağı sıvı yağ+yarım çay bardağı eritilmiş tereyağı
1 su bardağı şeker
1 su bardağından 1 parmak eksik mandalina suyu+rendelenmiş kabuğu (ben Kıbrıs mandalinası kullandım)
Yapılışı: Sıvıları şekerle kuvvetlice bir kaç dakika çırpıyoruz.
Kabartma tozu ve vanilya ile birlikte elenmiş unu kaşıkla çırpılmış sıvılara ekleyip pürüzsüz oluncaya dek karıştırıyoruz.
Önceden 180 derece olarak ısıtılmış fırında 40 dakika pişiriyoruz.
Deneyenlere afiyetler olsun.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Beslenme alışkanlıkları,
Çay Saati,
Mutfağımdan
12 Ocak 2018 Cuma
Bir Limon Hikayesi
Üç yıl önce küçük bir bahçesi olan evimizi satın aldığımız zaman bahçe hiç de iç açıcı durumda değildi. Bir kaç bakımsız meyve ağacı, iki palmiye ve iki begonvil, adam boyu otlarla kaplı bahçede çok hüzünlü bir görüntü içindeydi. Palmiyeler dışında diğer ağaçların sökülüp yenilerinin dikilmesi tavsiye edildi. Ne var ki ben yaşlı ve çok bakımsız limon ağacının sökülmesini istemedim. Nedense girişteki o ağaca kıyamadım. Bahçıvana o ağaca çok iyi bakmasını söyledim. Dibi güzelce kabartılıp çiftlik gübresi verildi, özenle budandı. Yine de ilk yıl çok az meyve verdi. Meyveleri sert ve susuzdu. Geçen yıl bakımını ve budamasını kendim yaptım. Bu yıl limon ağacımız şahane meyveler verdi.
Etiketler:
Bahçecilik,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri
17 Aralık 2017 Pazar
Yağmur Sonrası Orman Yürüyüşümüz
Gece boyunca yağmur yağdı. Hava açınca Köpek kızlarımla güzel bir yağmur sonrası yürüyüşü yaptım. Tertemiz hava ve görüntüler enfesti. Ben anlatmayayım, buyurun birlikte gezelim:
Bu vadiyi önce yukarıdan izledik.
Sonra aşağıya indik
Kara'cık çok mutlu oldu!
Tabii ki ben de...
Etiketler:
Antalya,
Bizim Patili Dostlar,
Doğa ve İnsan,
Gezi
13 Aralık 2017 Çarşamba
Dikenli Kabak (Rodos Kabağı) Yetiştiriyorum
Selam dostlar,
Dün köy minibüsünü kaçırmamak için koştururken bir mahalle bakkalının önünde bir sepet dolusu bu dikenli kabakları gördüm. Rodos Kabağı, Şayot Kabağı da denilen harika bir sebze. Uzun yıllardır yememiştim. Antalya'da kızartması, cevizle ve sarımsakla yapılan çok lezzetli bir sos eşliğinde meze ya da soğuk yiyecek olarak sevilir. Tadı biraz tatlımsıdır ve sözünü ettiğim cevizli teratordaki limon ve sarımsakla çok yakışır. Annem yanına mutlaka tereyağlı sade bulgur pilavı da yapardı. İsteyene tarifini veririm sonra. Son on dakikam kaldığı için acele bir alışverişle iki tane aldım. Dikkat ederseniz biri yeşil ve taze, diğeri daha sarı ve iri. Bunlardan yeşil olanı yeriz, diğerini de dikerim diye özellikle öyle seçtim. Dikilmesine gelince; bu hemen olmuyor. Bir süre iyi ışık alan sıcak bir ortamda bekleyecek. Sonra yeşil, bir sürgün verecek. Bu sürgün en az bir karış olunca da yumuşak, çiftlik gübresi ile zenginleştirilmiş bir yere, sürgün kısmı dışarıda kalacak şekilde 45 derecelik bir açı ile gömülecek. Tahminime göre mart başlarında toprakla kavuşacak. Yaz boyunca büyüyecek. Unutmadan söyleyeyim; bu bir sarmaşık. Yani tırmanabileceği bir çardağa ya da dalları uygun bir ağaca ihtiyacı var. Ekimde çiçek açıp tam da bu mevsim yani kış başlarında meyve verecek. Şubat-Mart ayında bitki kuruyacak. Bitki kuruyup tekrar yeşererek bu döngü içerisinde uzun süre yaşamını sürdürüyor. Bütün bunları anneannemin bahçesinden anımsıyorum da unuttuğum bir şey varmış. Bu bitkiyi yetiştirmek için iki tane dikilmeliymiş. Tozlaşma olup meyve vermesi için böyle olması gerekiyormuş. Yeşil ve taze olanı çimlendirmem zor olacağından en kısa zamanda olgun ve sarı renkli bir tane daha almam gerekiyor. Kasabaya gitmek benim için epey zor olduğu için canım sıkıldı doğrusu. Bakalım bu güzel sebzeyi yetiştirebilecek miyim?
Etiketler:
Alışveriş,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Hobilerim
8 Aralık 2017 Cuma
Kedi Aşkım
O sevgili varlıklar ne zamandır benim dünyamdalar?
Kedilerden söz ediyorum. Doğrusu kesin bilmiyorum. Çok küçüklüğümden beri
diyelim.. Anneannemin evinde değil de bahçesinde her zaman bir iki kedisi
olurdu. Sarman’ı ve Fatoş’u anımsıyorum. O zamanlar çocuk bilincimle özenle bakılmaları gerektiğini bilmiyordum.
Bunu çok sonraları öğrendim. Sözünü
ettiğim yıllarda insanlar kedi ve köpeklere çok özel bir ilgi göstermeseler
de, onlara nefret duymazlar ve
acımasızca da davranmazlardı. Kediler rahattı hatırladığım kadarı ile. Zaten
yaşam alanları da bugün olduğu gibi daraltılmamıştı. Trafik belası yoktu.
Bahçeden bahçeye atlayıp yaşayıp giderlerdi. Şimdi yaşam alanlarını ellerinden
alıp apartman denilen beton yığınlarını diktik. Kalan azıcık toprağı betonla kaplayıp otopark olarak kullanıyoruz. Ötemizde berimizde yaşamaya çalışanlar ise
sevilmiyor, istenmiyor. En az bizim kadar onlara da ait olan bu dünyada sinir küpü
bazı insanların kolay hedefi oldular. Ne hazindir ki, çileli ve kısa
yaşamlarının destekçisi olanlar da bu dışlanmadan nasibini aldılar. Oysa ki kedili yaşamı keşfedenler bilir, ne
sevgili varlıklardır. Onlar keyif ve
huzur kaynağıdır. En belirgin
özellikleri kafalarına göre takılmalarıdır.J Canları ne isterse onu yaparlar.
Örneğin sizin onu sevmek istemeniz
önemli değildir onlar için. Eğer onlar bu isteği duyarsa yaklaşırlar.
Buradaki incelik onların bir takım menfaatler için sevecen davranışlar
göstermemeleri. Keşke bu özellik
insanlarda da olsa da sahte sevgi pıtırcıkları deşifre olsalar, öyle değil
mi? Bu davranış biçimi onların bencil ve
nankör oldukları anlamına gelmez. Tam tersi,
hiç kimseye eyvallahlarının olmadığının göstergesidir. Bu da bana uyarJ Onların davranışlarına , duruşlarına en çok
yakışan sözcükler, asil, içten, sevimli, şirin, yaramaz, gururlu diye uzar
gider. Birbirlerinden çok farklı karakterde olduklarından içlerinde arsız
olanlar da yok değil hani. Bizim Nazmiş gibi. Kapıdan kovsan balkondan çıkar gelir.Yine de insanın arsızından iyidir onların
arsızlığı. Çok tatlıdırlar çoook.. İllaki, cins ya da çok güzel, renkli gözlü
uzun tüylü olmaları gerekmez. Çünkü her kedinin cezbedici tarafları vardır.
Sokaktan alınanlar bile eve müthiş uyumlu, harika dostlar olabilirler. Bakınız:
Jane ve Colette.
Jane'imColette'im
Onları sevmek öyle sağaltıcı, öyle doyumsuz bir duygu ki, bir kez hayatınıza girdilerse hiç onlarsız olamayacağınızı düşünürsünüz. Şu an bile biri minderinde kıvrılmış uyuklarken diğeri dizlerime tırmanmaya çalışıyor ve onları sevmeye doyamıyorum.
Biber'im
Anlayacağınız o mırıldanmalardan, miyavlardan uzak kalmama olanak yok. Bir anlamda hiç büyümeyecek çocuklarım var. Çünkü düzenli doyurup, temizlikleri ile, aşıları ve Tanrı korusun sağlık sorunları ile uğraşacağım ömrüm oldukça. Hem yalnız evimi paylaştıklarım için değil, tesadüflerle karşılaştıklarım ya da yanımda yakınımda bulundukları için, yardıma ve bakıma muhtaç olanlarla da ilgileneceğim. Bu hep böyle oldu, böyle olacak..
Pofuduk ve Yavruları
Bütçemi denkleştirmek için kıvranırken onların payı hep dokunulmaz olacak. Olası sürprizlere hep hazırlıklı olacağım.
Ellerimde, kollarımda hatta yüzümde hasta bir sokak kedisinin neden olduğu çizikler hep olacak.
Nazmiş(Geçen yıl bu günlerde zehirlemişlerdi, evde özel bakıma aldım, bu sırada bana çok tırmık attı:)
Soğuk gecelerde içim titreyecek, dışarıdakiler için. Ha, bir de evdeki tampon görevim hep sürecek; yaramaz çocuklarını korumaya alan anneler gibi. Suçlarını gizlemek için ne lazımsa yapacağım, evde huzur olsun diye. Tüm bunlara eyvallah! Çünkü ben iflah olmaz bir kedi aşığıyım. Ne edeyim, benim sevgim sınır, kural tanımıyor. Umarım sizlerin de yüreciğinizde bu sevgiye yer vardır. Çünkü ben bu sevgiyi tanımayanlar için üzülüyorum.
Etiketler:
Bizim Patili Dostlar,
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
5 Aralık 2017 Salı
Fırında Karnıbaharlı Havuçlu Somon
Çoktandır şöyle keyifli bir Begonvilli Ev yemeği tarifi paylaşmadığımı fark ettim. Keyifli diyorum; yapması kolay, içeriği zengin ve lezzeti de oldukça güzel. Bugün pişirdim; haydi buyurun...
Minik parçalara ayırdığım orta boy karnıbaharı ve küp küp doğradığım havuçları buharda yarım saat pişirdim. Derince bir sos kabında üç yumurta, bir kahve fincanı sıvı yağ, bir kaşık yoğurt, bir tepeleme çorba kaşığı dolusu un, tuz, karabiberden oluşan sos hazırlayıp rendelenmiş kaşar ekledim. Buharda pişirdiğim sebzeleri sosla harmanladım. Lezzet versin diye bir tutam biberiye de ekledim. Bu tamamen size kalmış.
Somonların sadece bir tarafını tavada çok az sıvı yağda bir kaç dakika pişirdim.
Kızaran taraf üste gelecek şekilde fırın kabına aldım.
Sosla karıştırdığım sebzeleri balıkların üzerine yayıp, üzerine bir dilim bayat ekmeği kırıntı haline getirerek serptim. Bu hoş bir kıtırlık veriyor. En üste biraz daha rendelenmiş kaşar ekleyip çok az zeytinyağı serpiştirdim.
200 derecede üstü kızarıncaya dek pişirdim.
Bu arada salatamız hazırlandı.
Denerseniz Afiyetler Olsun!
Minik parçalara ayırdığım orta boy karnıbaharı ve küp küp doğradığım havuçları buharda yarım saat pişirdim. Derince bir sos kabında üç yumurta, bir kahve fincanı sıvı yağ, bir kaşık yoğurt, bir tepeleme çorba kaşığı dolusu un, tuz, karabiberden oluşan sos hazırlayıp rendelenmiş kaşar ekledim. Buharda pişirdiğim sebzeleri sosla harmanladım. Lezzet versin diye bir tutam biberiye de ekledim. Bu tamamen size kalmış.
Somonların sadece bir tarafını tavada çok az sıvı yağda bir kaç dakika pişirdim.
Kızaran taraf üste gelecek şekilde fırın kabına aldım.
Sosla karıştırdığım sebzeleri balıkların üzerine yayıp, üzerine bir dilim bayat ekmeği kırıntı haline getirerek serptim. Bu hoş bir kıtırlık veriyor. En üste biraz daha rendelenmiş kaşar ekleyip çok az zeytinyağı serpiştirdim.
200 derecede üstü kızarıncaya dek pişirdim.
Bu arada salatamız hazırlandı.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Beslenme alışkanlıkları,
Mutfağımdan
2 Aralık 2017 Cumartesi
Engellerle Yaşamak Hiç Kolay Değil
Eşim de bir engelli.. Emin olun engellilerin ve engelli yakınlarının yaşamı çok zor! Sözde yapılan iyileştirmelerin aslı astarı yok. Hepsi boş laf. Ancak toplumun hoş görüsü ve vicdanı durumu biraz düzeltebilir. Bu da bazen oluyor, çoğu kez de olmuyor. Zaten beklentimiz acıma duygusu değil empati duygusu. Çünkü aslında herkes her an bir engelli adayıdır. Dilerim kimsenin başına gelmez ama engelli olmak an meselesi. Engelli yakını olmak da... Umarım bu konuda farkındalığımız artar.
Etiketler:
İnsan İlişkileri,
Memleketimin Halleri,
Özel Günler
1 Aralık 2017 Cuma
Kimse Size Yalan Söyleyemez


Bunu ben söylemiyorum, ABD li hipnoterapist David J. Lieberman söylüyor bir kitabında. Amerika'da çok ilgi görüyormuş.
Karşısındakini test etme amaçlı mı yoksa yalan söylemeye eğilimli kişilerin kendini ele vermeme kaygısı mı, kitabı bu denli ilginç kılan? Varın siz düşünün.
Ben henüz okumadım ama ülkemizde de yayımlanmış bu kitap. Kitapta sözü edilen veriler oldukça mantıklı ve gözlemlenebilir geldi bana.
Lieberman'ın araştırmalarına göre, birinin yalan söyleyip söylemediğini aşağıdaki ipuçlarıyla anlayabilirmişiz:
- Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçınır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar.
- Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.
- Kendisine soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyorsa ya da avuçları aşağı dönükse bu yalanın ya da kandırmanın sinyalidir.
- Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir ama bedeniyle teması sadece bu kısımlarla sınırlı kalır.
- Verdiği cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.
- Kişinin el kol hareketleri ile söylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır. Baş hareketleri mekaniktir.
- Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır.
- Yalan söyleyen kişi ayakta dururken ya da otururken konuşma sırasında sırtını dik tutmaz.
- Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir.
- Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.
- İşaret parmağını ikna etmek istediği kişiye yöneltmez.
- Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.
- Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.
- Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder.
- Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder.
- Yalan söyleyen kişi, ben, biz ve bizim gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz.
- Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.
- Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.
- Yalan söyleyen kişi, bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz
- David J. Liberman ın araştırmasına göre, yalan söyleyen kişi, konu değiştirildiğinde rahatlar ve gerginliği azalır. Yalancıları tanımanın diğer yolları da şöyle:
- Haksız yere suçlandığına sinirlenmez.
- Gerçeği söylemek gerekirse , Dürüst olmak gerekirse ve Neden yalan söyleyeyim ki gibi cümleler kullanır.
- Soruyu önceden düşünmüş ve cevabı hazırlamıştır.
- Sorunuzu tekrar etmenizi ister ya da soruya soruyla karşılık verir.
- Konuşmasına, Yanlış anlamanı istemem ama gibi bir cümleyle başlar.
- İlginizi dağıtmak için şaka yapar ya da dalga geçer.
- Daha ayrıntılı açıklama gerektiren konuları sıradan bir şeymiş gibi aktarır.
- Hikayesi o kadar inanılmazdır ki, sırf bu yüzden inanırsınız.
Ne diyorsunuz? Epeyce ipucu var değil mi?
KİTAP HAKKINDA BİLGİLER BURADA
18 Kasım 2017 Cumartesi
Kazlarla Harika Bir Gün
Bugün öğleden sonra ırmak kenarında ailece piknik yaptık. Muhteşem bir doğa ve enfes bir hava vardı.
Bir de orada mutlu mutlu takılan kazlar. Öyle pozlar verdiler ki,
Onları görüntülemeye doyamadım...
Bir de orada mutlu mutlu takılan kazlar. Öyle pozlar verdiler ki,
Onları görüntülemeye doyamadım...
Etiketler:
Antalya,
Doğa ve İnsan,
Gezi,
Hayvan Sevgisi,
Sonbahar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















kuld(20)4(20)277.jpg)









