Fransız realist ressam Julien Dupre'nin ''Toprak İnsanları'' temalı yapıtları muhteşem.
8 Aralık 2010 Çarşamba
7 Aralık 2010 Salı
Dünya Kadınları Nasıl Besleniyor?
Dünya kadınlarının kendi coğrafyalarına uygun olarak nasıl beslendiği konusundaki araştırmama devam ediyoruz ve bugün sırada Tayvan var.
TAYVAN
2700 kalori
İsim: Lin Hui-Wen, Yaş: 32 Boy: 1.58, Kilo: 55 kg Meslek: Büfe sahibi
BİR GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI (Aralık ayı)
ÖĞLE YEMEĞİ Kızarmış balık (75 gr), fıstık, kırmızıbiber, sarımsak ve zencefil ile marine edilmiş Kung pao tavuğu (90 gr), Frenk soğanlı buharda pişmiş yumurta (85 gr), haşlanmış ıspanak (65 gr), pirinç (225 gr), bambu yaprağı (190 gr), guava ağacı meyvesi (330 gr)
AKŞAM YEMEĞİ Kabak ve yeşilbiberle hazırlanan soya soslu et suyuna Luvvei çorbası (125 gr), UniPresident Science Noddle (90 gr), soya peyniri tofu (75 gr), brokoli (75 gr), kabak (70) etli pilav shujing jiao (150 gr), yeşil soğanlı fasulye (40 gr)
GECE GEÇ SAATTE ATIŞTIRMALIK Kızarmış soya peyniri tofu (30 gr), kızarmış tuzlu tavuk Yansuji (30 gr), kızarmış balık Tayvan tempura (30 gr), kızarmış kalamar (30 gr), kızarmış tavuk taşlığı (30 gr)
ARA ÖĞÜNLER Uni-President Rui-Sui tam yağlı süt (250 ml), limonlu ballı çay (300 ml), Bernachon kahvesi (300 kaynatılmış musluk suyu (1.1 lt)
Yazımızın devamı var.
Ya da, KAYNAK SAYFAMIZ BURADA
TAYVAN
2700 kalori
İsim: Lin Hui-Wen, Yaş: 32 Boy: 1.58, Kilo: 55 kg Meslek: Büfe sahibi
BİR GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI (Aralık ayı)
ÖĞLE YEMEĞİ Kızarmış balık (75 gr), fıstık, kırmızıbiber, sarımsak ve zencefil ile marine edilmiş Kung pao tavuğu (90 gr), Frenk soğanlı buharda pişmiş yumurta (85 gr), haşlanmış ıspanak (65 gr), pirinç (225 gr), bambu yaprağı (190 gr), guava ağacı meyvesi (330 gr)
AKŞAM YEMEĞİ Kabak ve yeşilbiberle hazırlanan soya soslu et suyuna Luvvei çorbası (125 gr), UniPresident Science Noddle (90 gr), soya peyniri tofu (75 gr), brokoli (75 gr), kabak (70) etli pilav shujing jiao (150 gr), yeşil soğanlı fasulye (40 gr)
GECE GEÇ SAATTE ATIŞTIRMALIK Kızarmış soya peyniri tofu (30 gr), kızarmış tuzlu tavuk Yansuji (30 gr), kızarmış balık Tayvan tempura (30 gr), kızarmış kalamar (30 gr), kızarmış tavuk taşlığı (30 gr)
ARA ÖĞÜNLER Uni-President Rui-Sui tam yağlı süt (250 ml), limonlu ballı çay (300 ml), Bernachon kahvesi (300 kaynatılmış musluk suyu (1.1 lt)
Yazımızın devamı var.
Ya da, KAYNAK SAYFAMIZ BURADA
5 Aralık 2010 Pazar
Begonvilli Ev Halleri
Önce yine Akdeniz Mutfağı'ndan bir örnek; Taratorlu karnabahar, dikenli kabak ve brokoli kızartması. Havuç da olabilirdi. Taratorda ceviz, sarımsak, limon suyu, tuz ve biraz da su var.
Etiketler:
Botanik,
Hobilerim,
Mutfağımdan,
Yaşamdan
4 Aralık 2010 Cumartesi
Dünya Kadınları Nasıl Besleniyor?
Eğer farklı bir ülkede yaşıyor olsaydınız beslenme alışkanlıklarınızın da çok farklı olacağını hiç düşündünüz mü?
Elbette öyle olacaktı, çünkü farklı coğrafyaların ürünleri ve iklimi de farklı olacaktı ve siz de yaşam tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı zorunlu olarak bulunduğunuz koşullara uyduracaktınız.
Bu konuda bir araştırma yapılmış.
Dünyanın farklı şehirlerinden yedi kadının gün boyunca yedikleri ve toplam kaç kalori aldıkları incelenmiş...İşte sonuç:
HİNDİSTAN
2100 kalori
İsim: Millie Mitra, Yaş: 45, Boy: 1.55, Kilo: 56 kg, Meslek: Eğitim danışmanı
BİR GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI (Aralık ayı)
KAHVALTI Kaktüs meyvesi (235 gr), çarkıfelek meyvesi (100 gr), Hindistan cevizi (35 gr), tuz ve yağ ile kızartılmış Lotus çiçeği meyvesi (10 gr), susamlı şeker Revdij (10 gr), susam tohumu (8 gr), kurutulmuş Bektaşi üzümü Amla (8 gr), çamfıstığı (6 gr), Milli demirhindi şekeri (2 gr)

ÖĞLE YEMEĞİ Soğan, domates, yeşilbiber, kişniş ve hardal yağı ile pişirilmiş mercimek ve pirinçli Uttapam (140 gr), buharda pişirilmiş Idli pilavı (100 gr), domates turşusu (80 gr), Hindistan cevizi turşusu (25 gr), nane, kimyon, limon ve kişnişten hazırlanan meyve suyu (150 ml), pişmiş yeşilbiber ve sarımsaklı soya; yoğurdu (350 gr), sıcak su (480 ml)
AKŞAM YEMEĞİ Soğan, domates, kişniş, kimyon, zerdeçal ve kırmızıbiberle hazırlanan güvercin yumurtası (110 gr), yeşilbiber, köri yaprakları, kişniş, kinr hardal tohumu ve limon suyuyla hazırlanan haşlanmış patates (65 gr), soğan, yeşilbiber, köri yaprakları, kişniş ve limon suyuyla hazırlanan Vagharelo pilavı (190 gr), tam buğdaylı ekmek (80 gr), pirinç, yeşilbiber, köri yaprakları ve hardal tohumlu soya yoğurdu (70 gr), limon turşusu (11 gr), salatalık (160 gr), turp ( gr), patates ve tereyağından yapılan Alu Papad ekmeği (10 gr), sıcak su (480 gr)
2700 kalori
isim: Saada Haidar, Yaş: 27 Boy: 1.50, Kilo: 44.5 kg Meslek: Ev kadını
BİR GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI (Nisan ayı)
SABAH ERKENDEN Kahve çekirdeğinin kabuğundan hazırlanan çaya benzer tatlı kahve çeşidi Qishir (120 ml)
KAHVALTI Soğan, domates ve biberle hazırlanan fava tohumundan Ful (160 gr), buğday unlu Khubz ekmeği (100 gr), 1 çay kaşığı şeker ilave edilmiş siyah çay (100 ml)
ARA ÖĞÜN Khubz ekmeği (50 gr), tahin (25 gr), koyun peyniri (25 gr) ÖĞLE YEMEĞİ Acı biber, patlıcan, koyun eti, domatesle pişirilen Saltah (250 gr), kimyon ve kakuleli pilav (300 gr), taze domates püresi (125 gr), tadı keki andıran Lahuuh ekmeği (160 gr), salatalık, soğan, havuç, domates, kişniş, maydanoz ve limon suyu salatası (165 gr), yeşil soğan (35 gr), beyaz turp (50 gr), kaymaklı süt ilave edilmiş siyah çay (100 ml)
AKŞAM YEMEĞİ Domates ve soğanlı omlet (95 gr), tahıllı Maluuj ekmeği (140 gr), 1 çay kaşığı şeker ilave edilmiş siyah çay (100 ml) ARA ÖĞÜNLER Mango (250 gr), muz (100 gr), kavun (85 gr), tatlı ve sulu kavun (90 gr), papaya (120 gr), mercimekten yapılan Qafuu'a ekmeği (120 gr)
Diğer beş kadının beslenmesi hakkında yazımızın devamını daha sonra yayımlayacağım.
Elbette öyle olacaktı, çünkü farklı coğrafyaların ürünleri ve iklimi de farklı olacaktı ve siz de yaşam tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı zorunlu olarak bulunduğunuz koşullara uyduracaktınız.
Bu konuda bir araştırma yapılmış.
Dünyanın farklı şehirlerinden yedi kadının gün boyunca yedikleri ve toplam kaç kalori aldıkları incelenmiş...İşte sonuç:
HİNDİSTAN
2100 kalori
İsim: Millie Mitra, Yaş: 45, Boy: 1.55, Kilo: 56 kg, Meslek: Eğitim danışmanı
BİR GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI (Aralık ayı)
KAHVALTI Kaktüs meyvesi (235 gr), çarkıfelek meyvesi (100 gr), Hindistan cevizi (35 gr), tuz ve yağ ile kızartılmış Lotus çiçeği meyvesi (10 gr), susamlı şeker Revdij (10 gr), susam tohumu (8 gr), kurutulmuş Bektaşi üzümü Amla (8 gr), çamfıstığı (6 gr), Milli demirhindi şekeri (2 gr)

ÖĞLE YEMEĞİ Soğan, domates, yeşilbiber, kişniş ve hardal yağı ile pişirilmiş mercimek ve pirinçli Uttapam (140 gr), buharda pişirilmiş Idli pilavı (100 gr), domates turşusu (80 gr), Hindistan cevizi turşusu (25 gr), nane, kimyon, limon ve kişnişten hazırlanan meyve suyu (150 ml), pişmiş yeşilbiber ve sarımsaklı soya; yoğurdu (350 gr), sıcak su (480 ml)
AKŞAM YEMEĞİ Soğan, domates, kişniş, kimyon, zerdeçal ve kırmızıbiberle hazırlanan güvercin yumurtası (110 gr), yeşilbiber, köri yaprakları, kişniş, kinr hardal tohumu ve limon suyuyla hazırlanan haşlanmış patates (65 gr), soğan, yeşilbiber, köri yaprakları, kişniş ve limon suyuyla hazırlanan Vagharelo pilavı (190 gr), tam buğdaylı ekmek (80 gr), pirinç, yeşilbiber, köri yaprakları ve hardal tohumlu soya yoğurdu (70 gr), limon turşusu (11 gr), salatalık (160 gr), turp ( gr), patates ve tereyağından yapılan Alu Papad ekmeği (10 gr), sıcak su (480 gr)
YEMEN
2700 kalori
isim: Saada Haidar, Yaş: 27 Boy: 1.50, Kilo: 44.5 kg Meslek: Ev kadını
BİR GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI (Nisan ayı)
SABAH ERKENDEN Kahve çekirdeğinin kabuğundan hazırlanan çaya benzer tatlı kahve çeşidi Qishir (120 ml)
KAHVALTI Soğan, domates ve biberle hazırlanan fava tohumundan Ful (160 gr), buğday unlu Khubz ekmeği (100 gr), 1 çay kaşığı şeker ilave edilmiş siyah çay (100 ml)
ARA ÖĞÜN Khubz ekmeği (50 gr), tahin (25 gr), koyun peyniri (25 gr) ÖĞLE YEMEĞİ Acı biber, patlıcan, koyun eti, domatesle pişirilen Saltah (250 gr), kimyon ve kakuleli pilav (300 gr), taze domates püresi (125 gr), tadı keki andıran Lahuuh ekmeği (160 gr), salatalık, soğan, havuç, domates, kişniş, maydanoz ve limon suyu salatası (165 gr), yeşil soğan (35 gr), beyaz turp (50 gr), kaymaklı süt ilave edilmiş siyah çay (100 ml)
Yemen Mutfağından Bir Örnek
AKŞAM YEMEĞİ Domates ve soğanlı omlet (95 gr), tahıllı Maluuj ekmeği (140 gr), 1 çay kaşığı şeker ilave edilmiş siyah çay (100 ml) ARA ÖĞÜNLER Mango (250 gr), muz (100 gr), kavun (85 gr), tatlı ve sulu kavun (90 gr), papaya (120 gr), mercimekten yapılan Qafuu'a ekmeği (120 gr)
Diğer beş kadının beslenmesi hakkında yazımızın devamını daha sonra yayımlayacağım.
3 Aralık 2010 Cuma
Kim Ölmüş Biraz Romantizmden !
Bir arkadaşım var; hem de esaslısından.. Hani denir ya ''yalnızca iyi gün dostu değil, gerçek dosttur'' diye. Bu söz onun için çok uygun..Ne zaman anılarımız canlansa, iyi ve kötü günlerimizde yaşadığımız binbir paylaşım gelir gözümün önüne. Hangisini anlatayım, anlatmakla bitmez ki... Komik şoförlük maceralarımız, okula geç kalışlarımız, alışverişlerimizde yaşadığımız eğlenceli olaylar, mutlu günlerimiz, çok acı günlerimiz, çoğunlukla da komik olma kaygısı gütmeden doğal hali ve kıvrak zekası ile durum komedilerini aratmayan halleri.. Ama bir yönü var ki, şaşar kalırım. Bu güzel, bu şekerden yapılma kalbi olan arkadaşım öyle bir Doğrucu Davut'tur ki, romantizm falan etkilemez onu. ''Ah ne hoş bir ay var bu akşam'' desem ''Aman canım üzerindeki pörtlek göz gibi kraterleri bildiğim için bana hoş gelmiyor''
der.
Ya da bir gelinle damat görsek tesadüfen, benim gözlerim dolar, ''çok yakışmışlar, inşallah mutlu olurlar'' derim,
o:
-İnşallah öyle olur ama üç beş gün sonra didişmeye başlarlar.
der. Bu asla onun kötü niyetinden değildir ama romantizmle işi yoktur ve gerçekçidir.
Bir demet çiçek götürseniz, sevinir sevinmesine ama söylemeden de duramaz:
-Keşke koparılmasa bu çiçekler, dalında daha güzeller çünkü, deyiverir.
Romantik bir slow müzik dinliyorsanız der ki,
-Şöyle hareketli bir şeyler dinleyelim de kendimize gelelim..Ve hiç üşenmez şıkır şıkır oynar bile..Onun enerjisi, yaşama bağlılığı bir başkadır.
Çocuklarımız birlikte büyüdü sayılır. Hem iş arkadaşım, hem de komşum diyebileceğim yakınlıkta oturduk yıllar boyu. Şimdi biraz uzağız. Şehir dışında gönlünce güzel bir eve aldı, emekliliğin tadını çıkarıyor canım arkadaşım. Bu yüzden ne anılarımız var...Bugün nedense hep gözümün önüne geliyor, çok özlemişim. İlk fırsatta arayıp görüşmem lazım.
Arkadaşımı anarken aklıma geldi bu romantizm konusu:)
Ama birazcık da olsun yaşamımızda , bunun ne zararı olabilir?
Romantik şarkılar dinlemenin, ayın ne kadar güzel olduğunu düşünerek seyretmenin, sonbahar yapraklarının harika renklerine hayran kalarak hafif çiseleyen yağmurda yürümenin, dün sokakta fotoğraf çekimleri yapılırken rastladığım gelin ve damadın ömür boyu mutlu olacağını düşünmenin nesi kötü olabilir? Ara sıra bunları yapmak yaşamın gerçeklerinden koparmıyor insanı..Bana iyi geliyor doğrusu...
Bu resimler benim gibi,(arasıra) romantizmden hoşlananlar için.
Ve bu romantik şarkı da...
|
Etiketler:
Yaşamdan
2 Aralık 2010 Perşembe
Dağ Mantarlı, Rezeneli Levrek
Bu tarifimiz Akdeniz mutfağını sevenler için ideal. Çünkü, levrek, doğal dağ mantarı, rezene, sızma zeytinyağı gibi Akdeniz'in en güzel ürünleri ile hazırlanıyor. Yanında bol yeşilliklerden oluşan Akdeniz salatasını öneririm.
Malzemesi:
Bir iri levrek (Fleto olarak hazırlatılmış)
250 gr. doğal dağ mantarı.(Bilmediğiniz mantarları asla toplamayın, ben çok güvenilir bir yerden satın alıyorum)
Bir kaç dal rezene yaprağı
Sızma zeytinyağı (Bir kaç çorba kaşığı)
Yarım çay fincanı beyaz şarap
Bir büyük kırmızı biber.(Haşlanıp kabukları soyulacak, küçük küçük doğranacak)
Yarım çay bardağı biberin haşlama suyu (Ben fazlaca miktarda biberi haşlayıp kabuklarını soydum. Bir kabın içine bırakınca bir miktar suyunu bırakıyor, bu suyu kullandım)
Karabiber
Yapılışı:
Levrekleri, yıkayıp suyunu kağıt havlu ile kurulayın. Tuzlayıp, her iki yüzüne de çok az zeytinyağı sürerek mümkünse döküm bir tavada üstü kapalı olarak iki tarafını da güzelce kızartın.
Diğer yandan, iyice yıkayıp kumlarından arındırdığınız mantarları kurulayıp minik minik doğrayın, orta ateşte, bıraktığı suyunu çekinceye dek pişirin. Suyunu çekince bir iki kaşık zeytinyağı ilave edip bir iki çevirdikten sonra bir kaşık un ekleyin. Un kokusu kaybolunca şarabı, biber suyunu, tuzu, karabiberi koyarak altını iyice kısın. Suyunu çekince ateşten alın ve incecik doğranmış rezene yapraklarını ve kırmızı biberi de ekleyin. Balığınızla birlikte servis yapın. AFİYET OLSUN!
Etiketler:
Mutfağımdan
1 Aralık 2010 Çarşamba
Şimdi Fit Olma Zamanı

Her sabah Minik'le yürüyüşümüzü yapıyoruz. Bu yürüyüş sırasında Minik'e ayak uydurma zorunluluğum olduğundan ve bir kaç belirli noktada durup mahallemizin kedilerini de doyurduğum için spor açısından tempolu, nabız atışımı hızlandıracak kaliteli bir sabah yürüyüşü olmuyor. Hiç yoktan iyidir mantığı ile aksatmadan bir saat kadar yürüyorum. Ancak tatmin edici bir aktivite değil bu yürüyüşler. Düzenli spor yapamadığım için yaşamımda hep bir eksiklik olduğu duygusu taşıyordum. Bir spor salonuna üye olup düzenli spor yapmak istiyordum. Biraz araştırdım; kaliteli gibi görünen yerler oldukça pahalı geldi bana. Üstelik oralardaki aletlerin, daha uygun fiyatlı yerlerdeki fitness aletlerinden pek farklı olmadığını, sadece fiziksel koşulların daha düzgün, dekorasyonun daha lüks olduğunu farkettim. Zaten bu fark tamamen müşteriye yansıtılıyor neredeyse iki üç kat farklı ücretler ödemeniz gerekiyordu. Bir kaç gün önce sabah uyanınca, evimin karşısındaki minik bakımsız parka belediye tarafından fitness aletleri monte edildiğini gördüm. Ayrıca peyzaj çalışmaları da yapılıyordu. Bugün kuzenimle denedik. Hepsi de mühendislik harikası pırıl pırıl aletler. Başka parklarda biraz daha eski modelleri vardı ama bizim oraya konulanlar gerçekten çok güzeller. Bir iki denemeden sonra kendinize en uygun olanları kolaylıkla seçip bir kaç dakika ısınma hareketi yaptıktan sonra aletlerle çalışabilirsiniz. Antalya gibi havası kışın bile ılık bir kentte açık havada spor aletleri ile spor yapmak büyük keyif. Teşekkürler Antalya Belediyesi.
29 Kasım 2010 Pazartesi
Çok Hoş Bir Mim Daha / Objelerden Anılara Yolculuk
Hepimizin yaşamında anıların izi vardır. Acısıyla, tatlısıyla anılarımızı anımsatan bazı eşya ya da objelere maddi değerlerinin dışında değerler biçeriz. Başkaları için hiç bir anlamı ve özelliği olmayan bir eşya bizi alır, kişiliğimizi, dünya görüşümüzü ve yaşama bakış açımızı değiştiren yaşanmışlıklarımıza götürür..Yıllar geçse de o anları yeniden yaşar, duygulanırız.
Hoş ve izlenesi ''minimalist'' adlı blog sayfasının yazarı arkadaşımız, bana bir mim göndermiş. Anıları çağrıştırdığı için değer kazanan eşya ve objelerden örnekler vermemi, kısaca onlardan söz etmemi istemiş. Kendisine teşekkür ediyorum..Bence bu, üzerinde kitap yazılabilecek bir konu. Öyle ya, bizde anısı olan ne çok eşya ya da obje vardır. Çoğu şu an elden çıkarılmış, ya da o zamanlar ilerde taşıyacağı değer bilinmediğinden kaybedilmiş, eskidi diye atılmış pek çok şey... Özellikle ilk olanlar. İlk çantam, ilk topuklu ayakkabım vs geldi aklıma..Hatta ilk televizyonumuz..Ya da yeni evliyken heyecanla aldığımız , aylarca taksidini ödediğimiz eşyalar. Türkiye'nin en ucuz otomobili olduğu için onu tercih etmek zorunda kaldığımız ilk arabamız. Öğrenciliğime, eski komşularımıza, canım anneanneme, dedeme ve babama ait anılar içeren pek çok eşya...
Bu zarif çay takımının devamı var. İncecik Çekoslavak porseleni takım neredeyse antika olmaya aday. Işığa doğru tutulunca arkasından parmaklarınızı görebiliyorsunuz.Çocukluğumda annemin büfesinde dururdu. Anneanem epeyce bir para ödeyerek annemin çeyizi için almış. O zamanlar kaliteli porselen bulmak pek kolay değilmiş. Annem o yıllarda asteğmen olan babamla evlenince çeyizinin en güzel parçalarından biri olarak götürmüş bu takımı. Ben kullandıklarını görmedim. Henüz ilkokuldayken eve misafir olarak şık tayyörlü, kabarık saçlı hanımlar gelince, '' Hah ! Şimdi annem bu çay takımını kullanacak'' derdim ama kullanmazdı. İnce belli kesme cam çay bardakları, beyaz kolalı peçeteler çıkardı ortaya ama bu takım büfede dururdu hep:)
Meğer anneciğim biricik kızının çeyizine kaldırmayı ta o zamanlar aklına koymuş. Tahmin edeceğiniz gibi ben zaman zaman çayımı demleyip incecik fincanıma dolduruyor, koltuğuma kuruluyorum ve anneanneciğimle ilgili binbir güzel anıyı düşünerek içiyorum çayımı. Annem çay kahve sevmediği gibi, içse bile fincandan içmeyi sevmiyor, ince belli cam bardağı tercih ediyor. Bir çay takımı beni nerelere götürdü. Bir kaç eşya daha vardı resimlerini koyup onlarla ilgili anılardan söz edeceğim ama fazla uzayacak yazı ve muhtemelen sıkılacaksınız. Bu kadarı yeterli olsun diyorum..
Ben de bu mimi:
gönderiyorum.
Hoş ve izlenesi ''minimalist'' adlı blog sayfasının yazarı arkadaşımız, bana bir mim göndermiş. Anıları çağrıştırdığı için değer kazanan eşya ve objelerden örnekler vermemi, kısaca onlardan söz etmemi istemiş. Kendisine teşekkür ediyorum..Bence bu, üzerinde kitap yazılabilecek bir konu. Öyle ya, bizde anısı olan ne çok eşya ya da obje vardır. Çoğu şu an elden çıkarılmış, ya da o zamanlar ilerde taşıyacağı değer bilinmediğinden kaybedilmiş, eskidi diye atılmış pek çok şey... Özellikle ilk olanlar. İlk çantam, ilk topuklu ayakkabım vs geldi aklıma..Hatta ilk televizyonumuz..Ya da yeni evliyken heyecanla aldığımız , aylarca taksidini ödediğimiz eşyalar. Türkiye'nin en ucuz otomobili olduğu için onu tercih etmek zorunda kaldığımız ilk arabamız. Öğrenciliğime, eski komşularımıza, canım anneanneme, dedeme ve babama ait anılar içeren pek çok eşya...
Bu zarif çay takımının devamı var. İncecik Çekoslavak porseleni takım neredeyse antika olmaya aday. Işığa doğru tutulunca arkasından parmaklarınızı görebiliyorsunuz.Çocukluğumda annemin büfesinde dururdu. Anneanem epeyce bir para ödeyerek annemin çeyizi için almış. O zamanlar kaliteli porselen bulmak pek kolay değilmiş. Annem o yıllarda asteğmen olan babamla evlenince çeyizinin en güzel parçalarından biri olarak götürmüş bu takımı. Ben kullandıklarını görmedim. Henüz ilkokuldayken eve misafir olarak şık tayyörlü, kabarık saçlı hanımlar gelince, '' Hah ! Şimdi annem bu çay takımını kullanacak'' derdim ama kullanmazdı. İnce belli kesme cam çay bardakları, beyaz kolalı peçeteler çıkardı ortaya ama bu takım büfede dururdu hep:)
Meğer anneciğim biricik kızının çeyizine kaldırmayı ta o zamanlar aklına koymuş. Tahmin edeceğiniz gibi ben zaman zaman çayımı demleyip incecik fincanıma dolduruyor, koltuğuma kuruluyorum ve anneanneciğimle ilgili binbir güzel anıyı düşünerek içiyorum çayımı. Annem çay kahve sevmediği gibi, içse bile fincandan içmeyi sevmiyor, ince belli cam bardağı tercih ediyor. Bir çay takımı beni nerelere götürdü. Bir kaç eşya daha vardı resimlerini koyup onlarla ilgili anılardan söz edeceğim ama fazla uzayacak yazı ve muhtemelen sıkılacaksınız. Bu kadarı yeterli olsun diyorum..
Ben de bu mimi:
ve
Etiketler:
Yaşamdan
28 Kasım 2010 Pazar
Mutlu Son ! / Kör Kediciğimiz Yeni Yuvasında
Bugün Antalya'da olağan üstü güzel bir gün yaşanıyor. Pırıl pırıl ılık ve tertemiz bir hava ile uyandık.
Sabah erkenden, elimde taşıma kutusu ile kör kedimizin yaşadığı yere gittim. Arkadaşım Yasemin Hanım da gelecekti. Şansım öyle yaver gitti ki, oradaki kedi grubunu benden önce tanıyan bir hanım bahçede kedilere mama veriyordu. Ona durumu anlattım, çok sevindi, kendine alışık olan kediciği yakalayıp boxa koydu. Zaten oldukça sakin bir hayvancık, zorluk çıkarmadı. O sırada yardım edecek olan arkadaşım da gelmişti..Eve geldik.
Bizimkiler meraklı bakışlarla neler olduğunu anlamaya çalışıyorlar..
Kahvaltı faslımızdan sonra kediciği alacak olan diğer arkadaşımı aradım, yarım saat sonra oradaydık. Zaten akşamdan alışma sürecini geçireceği yeri hazırlamış. Plastik sepetten ve bezlerden oluşan yatağı, çiş yeri, mama ve su kapları kediciği bekliyordu. Kutudan çıkarır çıkarmaz:
''Sen benim Siyah İnci'm olacaksın'' deyince adı da konmuş oldu. İnci birazcık ürkek olsa da hiç yabancılık çekmeden koklayarak orayı tanımaya çalıştı. Sepete girip yattı.
Kedicikte bir panik durumu hiç olmadı, birazcık etrafı tanıma çabası dışında oldukça rahattı.
Sonra evi tanıma ve kucak fasılları başladı:
Sabah erkenden, elimde taşıma kutusu ile kör kedimizin yaşadığı yere gittim. Arkadaşım Yasemin Hanım da gelecekti. Şansım öyle yaver gitti ki, oradaki kedi grubunu benden önce tanıyan bir hanım bahçede kedilere mama veriyordu. Ona durumu anlattım, çok sevindi, kendine alışık olan kediciği yakalayıp boxa koydu. Zaten oldukça sakin bir hayvancık, zorluk çıkarmadı. O sırada yardım edecek olan arkadaşım da gelmişti..Eve geldik.
Kahvaltı faslımızdan sonra kediciği alacak olan diğer arkadaşımı aradım, yarım saat sonra oradaydık. Zaten akşamdan alışma sürecini geçireceği yeri hazırlamış. Plastik sepetten ve bezlerden oluşan yatağı, çiş yeri, mama ve su kapları kediciği bekliyordu. Kutudan çıkarır çıkarmaz:
''Sen benim Siyah İnci'm olacaksın'' deyince adı da konmuş oldu. İnci birazcık ürkek olsa da hiç yabancılık çekmeden koklayarak orayı tanımaya çalıştı. Sepete girip yattı.
Kedicikte bir panik durumu hiç olmadı, birazcık etrafı tanıma çabası dışında oldukça rahattı.
Sonra evi tanıma ve kucak fasılları başladı:
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
27 Kasım 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)