Bir kaç gündür yürüyüş yolumuzun iki yanı bu güzel çiçeklerle dolup taşıyor. Kendileri çalı formunda olup pembe pembe açan bir Akdenizli hanımefendidir.. Adı biraz maskulen olsa da ben böyle gösterişli açan bitkilere ''hanımefendi'' derim. Tanıştırayım: Adı, Karağan . Diğer adı ile Kaya Gülleri. Ülkemizde endemik olarak yetişiyormuş. Bu tipik Akdenizli, Fas'dan, Fransa'ya, Portekiz'e, hatta Kanarya Adaları'na kadar uzanan bir serüven diye geçiyor kayıtlarda..
Ana yoldan ayrılıp soldan ilk patikaya sapınca birden yoğunlukları artıyor.
Hatta boyları da yükseliyor, başlarını gök yüzüne doğru uzatıyorlar..
Badem Kız uzaklaşmasın diye bakınırken, aynı bitkinin beyaz çiçekli olanını görüyorum. Yaprak formları aynı olunca yakın akraba olduklarını anlıyorum.
Beyaz çiçekliler de çok zarif.
Bu güzel çiçekleri vazoda görmek isterseniz, mümkün. Uçlarında tomurcukları olan bir kaç dal kesip vazoya koyun. Ertesi gün açmaya başlıyorlar. Epeyce de dayanıyorlar. Eğer açmış olanları toplarsanız hemen dağılıp soluyorlar.
Son bir not daha; bu bitkiye ulaşmak için Akdeniz kıyılarına gelmenize gerek yok. Kültür bitkisi olarak yetiştirilmiş. Çiçek tohumları satışı yapılan bir sitede rastladım. Buradan reklama girer diye adres veremiyorum ama meraklısına yorum bölümünde link verebilirim.
11 Nisan 2016 Pazartesi
9 Nisan 2016 Cumartesi
Bu Köpeği Tanıyor musunuz Tuğba Hanım?
Sorabilmeyi çok isterdim! Bu köpeği tanıyor musunuz Tuğba Hanım?
Bu sabah köpeğimle ormana doğru yürüyüş yapıyorduk. Fotoğrafta gördüğünüz terier cinsi köpekle karşılaştık. Köpeğin hali içler acısı diye nitelendirilebilir. Tasmasız, rengi kirden toprak rengine dönüşmüş, tüyleri yumak yumak olmuş, perişan durumda bir hayvancık. Ben bu görüntülere dayanamam. Belli ki terk edilmiş bir hayvan diye düşündüm. Öylece durmuş bize bakıyordu. Yanımdaki kendi köpeğim Badem biraz agressif olduğundan ne yapacağımı bilemedim. Bir koşu eve dönüp Badem’i bıraktım, yanıma yiyecek, su ve tasma alıp tekrar koşa koşa orman yoluna gittim. Bir yandan da hala oralarda olması için dua ediyorum. . Fazla uzaklaşmamış, onu buldum. Mamayı ve suyu bırakıp biraz geriye çekildim. Terieri olanlar bilir; (benim köpeklerimden biri de terierdir) onların bir bakışı vardır. Başlarını yana doğru eğip sizin ne dediğinizi anlamaya çalışırlar. Bu da öyle yaptı ve beni kalbimden vurdu. Sonra mamayı yemeye başladı. Ben biraz uzaktan izlerken veterinerimi aradım. Durumu anlattım. Köpeği eve kadar götürmeyi başarabilirsem gelip traşını, gerekli aşılarını yapmasını rica ettim. Sonra da yuva arayışına gireriz dedim. Muhtemelen bu hayvancık bana kalır diye de kaygılandım. Çünkü evde üç köpek, iki kedi var. Sağlık durumum da pek iyi değil.. Sağ olsun ”siz eve gidince haber verin, gelirim” dedi. Bu arada, bilmeyenler için belirteyim, ben bir köyde yaşıyorum. Veteriner oldukça uzak. Ne yazık ki tasmayı takmayı başaramadım. Köpek korktu ve uzaklaştı.. Üzülerek eve döndüm. İki saat sonra içime sinmedi, kendi terier cinsi köpeğim Minik’i de alıp tekrar oraya giderken daha da yakınımıza geldiğini gördüm. Uzaktan sevdim ve Minik’le beni takip etmesi için teşvik ettim. Bahçe kapısına kadar bizi izledi. Neredeyse başarıyorduk ama bizim Kurt Kız ve Badem kendi bölümlerinden havlayıp köpekçiği korkuttular. Tekrar kaçtı. Buraya kadar beni oldukça üzen bu öykü sonra daha da ilginç hale geldi. Ben köpeği belki ürkütmeden alabilirim diye yola çıktım, köyün genç kızlarından bir grupla karşılaştım. Köpeği gördüler, benim yardım amaçlı izlediğimi anlayınca, o köpeği tanıdıklarını söylediler. ”Hep gelir buralara, aç aç gezer yollarda” dediler.Köpeğin kime ait olduğunu duyunca şaşırdım ve çok üzüldüm. Eğer doğru ise bizim köye bir kaç kilometre uzaklıkta bulunan bir çiftliği olan, kırk yılda bir oraya gelen Tuğba Özay’ın köpeğiymiş. Getirip çiftliğine bırakmış ve muhtemelen hayvanın bu durumda olduğunu bilmiyor. Ne diyeyim; hiç mi aklına gelmez, hiç mi merak etmez. Emanet ettiği insanlar nasıl bir vicdana sahip ki hayvan bu halde? Peki sorumlu bir veterineri yok mu? Ben üç kuruşluk emekli maaşımla sorumluluğunu aldığım hayvanların her türlü veteriner hizmeti almasını sağlıyorum. Ne aşılarını, ne sağlık kontrollerini ihmal etmiyorum. Çağırdığım zaman köye gelen bir veterinerimiz var. Bu köpek ve varsa o çiftlikteki diğer hayvanlar kim bilir hangi koşullardalar. Yapmayın, etmeyin, bakamayacağınız hayvanların günahına girmeyin…
6 Nisan 2016 Çarşamba
Begonvilli Ev'de İlkbahar Güncesi
Begonvilli Ev'de ilkbahar telaşı sürüyor. Elbette tatlı bir telaş bu.. Açmaya çalışan çiçekler, meyve ağaçlarının tüm dallarının rengarenk hali, arıların, karıncaların bitmez tükenmez devinimi, kuşların yuva hazırlıkları görülmeye değer.
Buraya göre oldukça sert geçen kışın ardından önce ağaçlar, sonra da diğer bitkiler uyandılar. Her sabah renkleri, görüntüleri hatta misler gibi kokuları ile gözümüzü gönlümüzü açmaktalar. Bahçede kuş cıvıltısından, arı vızıltısından geçilmiyor.
Minik nektarin ağacının pembe beyaz çiçekleri, masmavi gök yüzü ile hoş bir uyum içinde.
Palmiyeler dışında bütün ağaçlarımız henüz minik ama bakın nasıl da cömertçe meyvelerle dolup taştı dalları. Kırmızı dutlar bu yıl oldukça bol olacak belli ki..
Portakal ağacı çiçekleri o kadar güzel kokuyor ki, balkonda oturmak büyük keyif.. Ah bir de zaman olsa.
Mor salkımımızın daha ilk yılı.
Öküz gözü papatyalar palmiyelerin altını sevdiler.
Sardunyalar da açmaya başladılar.
Bodrum papatyasının mor olanları arka bahçeyi papatya tarlasına çevirmişti. Komşu köyün pazarında bu rengini görünce hemen aldım. Henüz kalıcı yerine dikmedim.
Arka bahçede üç tane gül fidanımız var. Bunlardan biri sessiz sedasız yaprakların arasına gizlenerek açmış. Sarı olduğunu bilmiyordum. Böylelikle sezonun ilk gülü tüm güzelliği ile teşrif etmiş oldu.
Bu sarı papatyalar ve alttaki karede gördüğünüz gelincikler de bahçenin vahşi güzelleri. Sarı papatyaları sabah yürüyüşümüzde yazın kuruyan bir dere yatağından sadece bir kök olarak getirmiştim. Gelincikler ise kendiliğinden çıktılar. İki yılda bakın ne hale geldiler. Özel bir bakım istemeyen, dayanıklı ve hoş görünümlü, üstelik tahminimin aksine hemen geçmeyen çiçeklermiş. Uzun süre kalıcı olduklarını görünce bu iki kır çiçeğini bahçede peyzaj bitkisi olarak değerlendirmeye karar verdim. Önümüzdeki yıl onlar için özel çiçek tarhları yaptırmayı düşünüyorum.
Geçen yıl bahçenin sebze bölümünde, bahçıvanın da yardımı ile biraz domates, biber, salatalık yetiştirdik. Bahçeden sebze almanın nasıl harika bir şey olduğunu anlatamam. Bu yıl biraz daha deneyimli olduğumuz için yeniden kolları sıvadık. Üstelik, geçen yıl satın alınan fidelerin bazılarının lezzetsiz cinsler olduğunu gördüğümüzden bu yıl fidelerimizi iyi cins, özel tohumlardan kendim çimlendirdim. Bu konularla ilgili harika siteler var. Onların verdikleri bilgilerle epeyce yol aldım. Ayrıca tohum seçimi, dikim zamanı gibi konuları sürekli araştırıp notlar alıyorum. Dün biber fidelerinin bir kısmını bahçeye diktim.
Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar. Gönlünüzce güzel günler sizlerin olsun. Sağlıcakla kalın..
Buraya göre oldukça sert geçen kışın ardından önce ağaçlar, sonra da diğer bitkiler uyandılar. Her sabah renkleri, görüntüleri hatta misler gibi kokuları ile gözümüzü gönlümüzü açmaktalar. Bahçede kuş cıvıltısından, arı vızıltısından geçilmiyor.
Minik nektarin ağacının pembe beyaz çiçekleri, masmavi gök yüzü ile hoş bir uyum içinde.
Palmiyeler dışında bütün ağaçlarımız henüz minik ama bakın nasıl da cömertçe meyvelerle dolup taştı dalları. Kırmızı dutlar bu yıl oldukça bol olacak belli ki..
Portakal ağacı çiçekleri o kadar güzel kokuyor ki, balkonda oturmak büyük keyif.. Ah bir de zaman olsa.
Mor salkımımızın daha ilk yılı.
Öküz gözü papatyalar palmiyelerin altını sevdiler.
Sardunyalar da açmaya başladılar.
Bodrum papatyasının mor olanları arka bahçeyi papatya tarlasına çevirmişti. Komşu köyün pazarında bu rengini görünce hemen aldım. Henüz kalıcı yerine dikmedim.
Arka bahçede üç tane gül fidanımız var. Bunlardan biri sessiz sedasız yaprakların arasına gizlenerek açmış. Sarı olduğunu bilmiyordum. Böylelikle sezonun ilk gülü tüm güzelliği ile teşrif etmiş oldu.
Bu sarı papatyalar ve alttaki karede gördüğünüz gelincikler de bahçenin vahşi güzelleri. Sarı papatyaları sabah yürüyüşümüzde yazın kuruyan bir dere yatağından sadece bir kök olarak getirmiştim. Gelincikler ise kendiliğinden çıktılar. İki yılda bakın ne hale geldiler. Özel bir bakım istemeyen, dayanıklı ve hoş görünümlü, üstelik tahminimin aksine hemen geçmeyen çiçeklermiş. Uzun süre kalıcı olduklarını görünce bu iki kır çiçeğini bahçede peyzaj bitkisi olarak değerlendirmeye karar verdim. Önümüzdeki yıl onlar için özel çiçek tarhları yaptırmayı düşünüyorum.
Geçen yıl bahçenin sebze bölümünde, bahçıvanın da yardımı ile biraz domates, biber, salatalık yetiştirdik. Bahçeden sebze almanın nasıl harika bir şey olduğunu anlatamam. Bu yıl biraz daha deneyimli olduğumuz için yeniden kolları sıvadık. Üstelik, geçen yıl satın alınan fidelerin bazılarının lezzetsiz cinsler olduğunu gördüğümüzden bu yıl fidelerimizi iyi cins, özel tohumlardan kendim çimlendirdim. Bu konularla ilgili harika siteler var. Onların verdikleri bilgilerle epeyce yol aldım. Ayrıca tohum seçimi, dikim zamanı gibi konuları sürekli araştırıp notlar alıyorum. Dün biber fidelerinin bir kısmını bahçeye diktim.
Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar. Gönlünüzce güzel günler sizlerin olsun. Sağlıcakla kalın..
Etiketler:
Bahçecilik,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Hobilerim,
Süs Bitkileri,
Yaşamdan
26 Mart 2016 Cumartesi
Minik Minik Bahar Dokunuşları
İlkbahar kırlarda ve bahçemizde boy gösterirken, minik dokunuşlarla evimizde de yaşayalım bu güzelliği dedim.
Tığ işi ile çiçekli kumaşlar birleşince bu neşeli bardak altlıkları ortaya çıktı. İki kat kumaş arasına elyaf koyarak çalıştım. Büyükçe bir çay tabağını kalıp olarak kullandım. Çizdiğim dairenin üzerinden zig zag ayarınının üçüncü aşamasını 1 konumuna getirip boydan boya sarma denilen dikiş tekniğini uyguladım. Sonra da tığ işi çalışmasına geçtim. Denemek isteyene kolay gelsin.
Küçük bir not düşmeden edemeyeceğim; kocaman battaniyeler örerdim bir zamanlar. Şimdi bunlarla bile mutlu oluyorum ama yine de her denememde sıkıntı yaşıyorum. ''Önce sağlık'' diyelim..
Etiketler:
Crochet,
Elişleri,
Evimiz İçin,
Hobilerim
23 Mart 2016 Çarşamba
Bu çiçekleri tanıyor musunuz?
Sarı, minik çiçekleri ile demetler halinde bahçemi dolduran bu çiçekler sizce nedir?
Biraz daha yakından bakın!
Arıların bayıldığı, gelinciklerle olağanüstü bir renk şöleni oluşturan bu çiçekler, bir peyzaj bitkisinin çiçekleri değil..
Aslında kış boyunca bize enfes sebzeler veren, işlevini tamamlayan, haftalar önce sökülmesi gereken bir bitki. Ancak çiçek vermeye başlayınca kelebeklerin ve arıların ilgi odağı olduğunu gördüm. Sökmeye kıyamadım.
Evet, ne olduğunu söylüyorum; sonbaharda ekip kış boyunca yediğimiz brokoliler bunlar..
Gelinciklerin arkasında çok hoş görünüyorlar. Domates, biber fidelerinin dikilmesine az kaldı. O gün gelinceye dek yaşasınlar istedim.
Tüm dostlara Begonvilli Ev'den selamlar. Sağlıcakla kalın...
Etiketler:
Bahçecilik,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Beslenme alışkanlıkları
12 Mart 2016 Cumartesi
Gelincikler İçinde Bahçe Pikniği
Bu sabah yürüyüşten dönünce bahçenin bir köşesinde açan gelincikler çok hoş göründüler gözüme.
Bir yandan da mutfakta pişmekte olan ekmeğin kokusu geliyordu. ''Bugün neden bahçede piknik yapmıyoruz ki'' dedim kendi kendime
.
Hava o kadar güzeldi ki...
Veee...
Renkler, görüntüler böylesine güzel olunca bahçe için harcadığım onca emek boşa gitmiyor diye sevindim doğrusu..
Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar. Sağlıcakla kalın..
Etiketler:
Antalya,
Bahçem,
Begonvilli Ev Halleri,
Botanik,
Yaşamdan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























































