Reklamlarla ilgili yazacağım hiç aklıma gelmezdi.
Her kanalda zırt pırt karşımıza çıkan, istesek de istemesek de seyretmek zorunda kaldığımız reklam kuşakları, o kanalları ayakta tutan gelir kapısı ama bazen çekilmiyor. Çoğu kez zaplıyorum, yine de izlemekte olduğumuz yayını kontrol amaçlı dönünce ucundan kıyısından izliyoruz.
Reklam deyip geçmeyelim; hepsi ince hesapların, uzun araştırmaların sonucu oluşturulmuş yüzlerce kısa filmcik. Bazıları yani pek azı sanat yapıtı kıvamında olsa da, pek çoğu bıktırıcı, yavan hatta aptalca telkinler içeren ürünler. Yine de en iticisi bile belirlenen hedef kitlelere ulaşıyor besbelli. Kısacası o reklamı sevsek de sevmesek de ürün gözümüzün yani beynimizin içine sokuluyor. Kim bilir, bir reklamın itici olması da bir taktik olabilir. Önemli olan ürün akılda kalsın. Zaten bir araştırmada kötü reklamla da iyi satışlar yapılabildiği ortaya çıkmış.
Beni rahatsız eden ise ürün kalitesi - reklam kalitesi tutarsızlıkları. Yani kötü bir ürün ilginç reklamlarla empoze edilebiliyor ya da tam tersi oluyor. İyi bir ürün reklamla itici geliyor. Bazı reklamlar bende ters etki yaratıyor, ne edeyim.. Örneğin ''büyüdüm, büyüdüm'' sözleri ile başlayan cıngılla tanıtılan sütten tiksindim. Reklam öyle itici geliyor ki, ürünün kalitesini düşünmüyorum bile.. Bana göre bir başka itici reklam da bir kediciği mıncık mıncık şekilden şekle sokan adamın yaptığı telefon hattı reklamı. ''O telefonu senin kafanda kırmalı!'' dedirten bir reklam bu benim için.. İticiler listem baya kalabalık. Eti Tutku Alkışlarla Yaşıyorum, Benim O vs. vs. İzlerken içim kalkıyor, zap zup yapmaktan parmaklarım ağrıyor. Kadın bağı reklamları da abuk subuk reklamlar. Allah aşkına söyleyin, bu ürünü reklama göre seçen kadın var mıdır? Bir de yaşlılar için alt bezi reklamları çıktı. Kadıncağız alt bezini giyip pür neşe gezmeye tozmaya gidiyor. Gerçekçiliği tartışılır. Oğlu en iyi Maykıl olan ailenin tanıttığı ürünün hedef kitlesinin nasıl insanlar olduğunu tahmin edin bakalım.. İşte düşünce şekilleri bu. Hele bir ilaç reklamında o güzel bebeciklere, güya annelerinin ilgisini çekebilmek için ''bu burun tıkanacak'' dedirten müthiş yaratıcılık, iticilik sıralamasına tepeden dalış yaptı bana göre. Görüyorsunuz ki eleştiri olarak da olsa bana da yazdırdılar ya da ima ettirdiler ürün adlarını. Şüphe yok, reklamlar birer tuzak. Uzak olan da olmayan da kapsama alanlarında bir şekilde.
Diğer yandan görüntüsü, müziği ve oyunculukları ile muhteşem kareler sunan reklamlar da var. Çok büyük bütçelerle ve büyük emeklerle, müthiş oyunculuklarla kotarılmış reklam filmleri. Tabii ki paralar ürünün tüketicilerinden kat be kat çıkıyor, o ayrı konu. Bu yazı uzadıkça uzayacak diye bir başka zaman söz edeceğim onlardan da.. Şu kadarını söyliyeyim ki sayıları çok çok az diğerlerine göre. Yine ''Ah, kapitalizm, sen neler yaptırırsın insanlara'' diyorum.