Hello Kitty Japonya'da oluşturulan ve uluslararası çapta popüler olan ünlü bir animasyon çizgi film gösterisi.
Bu küçük kedi kız, özellikle kediseverler tarafından öylesine sevildi ki, tüm dünyada hayranları oldu ve bu popülarite Tayvan'da bir işletmecinin işine yaradı.
Çok şirin bir otelin ve restorantın adına ve dekorasyonuna ilham kaynağı oldu.
11 Ocak 2012 Çarşamba
10 Ocak 2012 Salı
ACİL! Perşembe Günü Uyutulacakmış, Yaşaması Size Bağlı!
ACİL! Perşembe Günü Uyutulacakmış, Yaşaması Size Bağlı!
İSTANBUL-TEŞVİKİYE
Perşembe Gününe Randevu Alınmış,Uyutulacakmış!!!!!
Pirecan, Yavruyken çok yaşlı bir hanım, ve yine yaşlı olan oğlu tarafından yaralı halde bulunarak tedavi ettirilmiştir. Ancak arka ayakları büyük oranda felç ve tuvaletini kimi zaman eve yapmak zorunda. Şimdi 18 aylık olan Pirecan'ın yaşlı koruyucuları taşınmak zorundalar ve ona artık bakamayacaklar. Sahiplendiremeyeceklerini düşündükleri için uyutmanın tek çözüm olduğunu sanıyorlar. Birkaç gün içinde acil yuva bulunamazsa ölecek!!! Lütfen yardım edin!!! ve lütfen verilen iletişim numarasını rahatsız etmek amaçlı ya da uygunsuz zamanlarda aramayın yaşlı ve ne yapacağını bilmeyen bu insanlara sadece yardım elinizi uzatın... Lütfen ve çok acil!!! İLETİŞİM: 0531 595 30 80 - MEHMET HALUK SÖNMEZOCAK Not: Haber ilgili kaynaktan alınıp,değiştirilmeden paylaşılmıştır.
Not:Bu duyuru Twitter'dan alınmıştır.
İSTANBUL-TEŞVİKİYE
Perşembe Gününe Randevu Alınmış,Uyutulacakmış!!!!!
Pirecan, Yavruyken çok yaşlı bir hanım, ve yine yaşlı olan oğlu tarafından yaralı halde bulunarak tedavi ettirilmiştir. Ancak arka ayakları büyük oranda felç ve tuvaletini kimi zaman eve yapmak zorunda. Şimdi 18 aylık olan Pirecan'ın yaşlı koruyucuları taşınmak zorundalar ve ona artık bakamayacaklar. Sahiplendiremeyeceklerini düşündükleri için uyutmanın tek çözüm olduğunu sanıyorlar. Birkaç gün içinde acil yuva bulunamazsa ölecek!!! Lütfen yardım edin!!! ve lütfen verilen iletişim numarasını rahatsız etmek amaçlı ya da uygunsuz zamanlarda aramayın yaşlı ve ne yapacağını bilmeyen bu insanlara sadece yardım elinizi uzatın... Lütfen ve çok acil!!! İLETİŞİM: 0531 595 30 80 - MEHMET HALUK SÖNMEZOCAK Not: Haber ilgili kaynaktan alınıp,değiştirilmeden paylaşılmıştır.
Not:Bu duyuru Twitter'dan alınmıştır.
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
9 Ocak 2012 Pazartesi
Dekorasyonda yeni trend
Takip ettiğim dergilere ve sitelere göre dekorasyonda yeni trendler tamamen rahatlama üzerine kurulu... Göz yormayan mobilya, aksesuvar ve renklerin kullanıldığı mekanlarda huzur ve sıcaklık yalınlıkla birleştirilmiş.
Ba yıl dımmm!!!!
Ba yıl dımmm!!!!
Etiketler:
Dekorasyon
8 Ocak 2012 Pazar
Huzura Davetlisiniz!
Ben davet etmiyorum, eşsiz güzelikte tabloları ile dört değerli sanatçı sizleri huzura ve dinginliğe davet ediyor..
Laruent Parceluer
Marylin Simandle
Eleanor Pollen
William Berra
Laruent Parceluer
Marylin Simandle
Eleanor Pollen
William Berra
Etiketler:
Resim Sanatı
7 Ocak 2012 Cumartesi
Blog Fotografium, Canon 600D Hediye Ediyor!
Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D Kit, Manfrotto 055XProb tripod ve Kata123Go-30 fotoğraf çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bol şanslar!
6 Ocak 2012 Cuma
11 Yaşında hamile!
Bu sayfa ağlama duvarına döndü, bağışlayın..
Yazmayacaktım ama içim elvermedi. Olayın fotoğrafını koymaya da içim elvermedi..
Bu sosyal bir yara. 15-16 yaşındaki çocuk gelinleri duyuyorduk ama bu kadarına da pes doğrusu. Sapıklığın kılıf uydurulmuş hali.
Olayı düşününce çok boyutlu olduğunu görüyoruz. 11 yaşındaki çocuğun etrafında bir suçlular sarmalı var.. Başta koca kisvesi altındaki tecavüzcü, 11 yaşındaki kız çocuğunun annesi, babası yani ailesi, tecavüzcünün ailesi, suç duyurusunda bulunmayan hastane çalışanları, hastane polisi, olayı bilen konu komşu, akraba vs... Bizzat suçu işleyenler kadar olmasa da tanık olup görmezden gelen herkes suçlu..
Etiketler:
Memleketimin Halleri,
Sosyoloji,
Yaşamdan
Nergis Kokulu Anılar
Her yıl bu günlerde mis kokulu nergisler açınca hüzünlenirim..
Dünyanın en pahalı parfümlerini kıskandıran o enfes koku benim yüreğimi sızlatır.. Kokladıkça içimde ince bir hüzün özleme dönüşür, yıllar öncesine alır götürür beni.
Henüz yeni evliyiz. Dağ başı diyebileceğimiz bir yerde, bir baraj inşaa ediliyor. Şantiye yakınlarında küçük bir yerleşim yeri oluşturulmuş. İşçilerin ve teknik personelin aileleri ile yaşadıkları bir yer. Lojmanlarda oturan ailelerin çocukları için bir de prefabrik okul yapılmış. İşte biz de eşimle o okulda öğretmenik yapıyoruz. Bize de o minicik 60 metrekarelik lojmanlardan biri verildi, ilk evimiz, ilk yuvamız...
Eşimin ailesi 15-16 km uzaklıkta çok şirin bir köyde yaşıyor. Bir hafta sonu sabah uyanmakta acele etmediğimiz için epeyce geç kalktık. Öğleye yakın bir saatte kim bilir hangi nedenle dışarı çıkınca, kapının önündeki bir kaç basamaklı taş merdivende eşimin babasının oturduğunu gördüm. Elinde bir demet nergisle bekliyordu. O anki mahcubiyetimi, üzüntümü anlatamam..
''Babacığım, siz ne zamandan beri bekliyorsunuz? Neden zile basmadınız?'' deyince,
o asil gülümsemesi ile yanıt verdi:
''Ben biraz erken davranmışım, sabah sabah rahatsız edececeğim diye hayıflandım ama görmeden de dönüp gitmek istemedim, bekledim'' dedi..
Belli ki barajda çalışan bir köylüsü hafta sonu mesaisine gelirken, ''amca seni de götüreyim, çocuklarını görürsün'' demişti..
O gün birlikte bol bol sohbet edip güldük, eğlendik. Akşam üzeri çok ısrar ettiğimiz halde evimiz çok küçük diye yatıya kalmadan gitti. Diğer akrabalardan duyduğuma göre benim ısrarla kalmasını istememden sonsuz mutluluk duyarmış..
Nergis mevsimi boyunca köyden demet demet nergislerim gelirdi. Ben de ''babacığımın nergisleri'' diye sevip koklardım.
Ölümü de kişiliğine yakışır şekilde oldu. Bir cuma günü namaza gitmek üzere hazırlanırken fenalışıp kalp krizinden vefat etmiş. Yanında bulunan farklı kişilerden duyduğuma göre o gün bir kaç kez ''küçük gelinimi çok özledim'' demiş.
Ben de seni özlüyorum babacığım..
Yaşamı boyunca hiç kimseyi incitmemiş olan bu zarif, ince ruhlu insanı çok özlüyorum. Huzur içinde uyusun.
Dünyanın en pahalı parfümlerini kıskandıran o enfes koku benim yüreğimi sızlatır.. Kokladıkça içimde ince bir hüzün özleme dönüşür, yıllar öncesine alır götürür beni.
Henüz yeni evliyiz. Dağ başı diyebileceğimiz bir yerde, bir baraj inşaa ediliyor. Şantiye yakınlarında küçük bir yerleşim yeri oluşturulmuş. İşçilerin ve teknik personelin aileleri ile yaşadıkları bir yer. Lojmanlarda oturan ailelerin çocukları için bir de prefabrik okul yapılmış. İşte biz de eşimle o okulda öğretmenik yapıyoruz. Bize de o minicik 60 metrekarelik lojmanlardan biri verildi, ilk evimiz, ilk yuvamız...
Eşimin ailesi 15-16 km uzaklıkta çok şirin bir köyde yaşıyor. Bir hafta sonu sabah uyanmakta acele etmediğimiz için epeyce geç kalktık. Öğleye yakın bir saatte kim bilir hangi nedenle dışarı çıkınca, kapının önündeki bir kaç basamaklı taş merdivende eşimin babasının oturduğunu gördüm. Elinde bir demet nergisle bekliyordu. O anki mahcubiyetimi, üzüntümü anlatamam..
''Babacığım, siz ne zamandan beri bekliyorsunuz? Neden zile basmadınız?'' deyince,
o asil gülümsemesi ile yanıt verdi:
''Ben biraz erken davranmışım, sabah sabah rahatsız edececeğim diye hayıflandım ama görmeden de dönüp gitmek istemedim, bekledim'' dedi..
Belli ki barajda çalışan bir köylüsü hafta sonu mesaisine gelirken, ''amca seni de götüreyim, çocuklarını görürsün'' demişti..
O gün birlikte bol bol sohbet edip güldük, eğlendik. Akşam üzeri çok ısrar ettiğimiz halde evimiz çok küçük diye yatıya kalmadan gitti. Diğer akrabalardan duyduğuma göre benim ısrarla kalmasını istememden sonsuz mutluluk duyarmış..
Nergis mevsimi boyunca köyden demet demet nergislerim gelirdi. Ben de ''babacığımın nergisleri'' diye sevip koklardım.
Ölümü de kişiliğine yakışır şekilde oldu. Bir cuma günü namaza gitmek üzere hazırlanırken fenalışıp kalp krizinden vefat etmiş. Yanında bulunan farklı kişilerden duyduğuma göre o gün bir kaç kez ''küçük gelinimi çok özledim'' demiş.
Ben de seni özlüyorum babacığım..
Yaşamı boyunca hiç kimseyi incitmemiş olan bu zarif, ince ruhlu insanı çok özlüyorum. Huzur içinde uyusun.
4 Ocak 2012 Çarşamba
Gerçekten de İçiniz Rahat mı?
Haber Burada(tık)
''Riskler anlatılmıştı'' diyorsunuz. Yani siz sorumlu değilsiniz. Buna yürekten inanıyor musunuz? Evet, hiç bir hekim hastasının başına böyle şeyler gelmesini istemez. Hem vicdani hem de meslek onuru ile ilgili bir konudur bu ama istemese de ihmaller, yanlışlar olmuyor mu? Olunca da ''riskler anlatılmıştı'' cümlesine sığınmak sizi gerçekten huzurlu kılıyor mu?
Olayın sorumlusu doktorların bu soruları yanıtlamasını çok isterdim...
Olay burada, Akdeniz Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde oluyor. 19 yaşında bir genç kız obezite hastası. Bir türlü veremediği kilolarından kurtulmak için mide küçültme operasyonu geçiriyor. Dikişleri tutmuyor ve ikinci ameliyat. Sonuçta da felç oluyor, bilincini kaybediyor. Annesi perişan. Doktor ihmalinden söz ediyor, doktorlarını suçluyor. Bir başka uzman dr. tv'de açıklama yapıyor: Bu tür ameliyatlar sonrasında hastaların kanser ameliyatı sonrası bakımı ile eşdeğer bir bakım görmesi gerektiğini söylüyor. Belli ki bu kızcağız bu özel bakımı görmemiş. Ben hastanenin şu anki koşullarını bilmiyorum ama üç yıl önce eşim orada belfıtığı ameliyatı olmuştu. İlgi ve bakım konusunda sınıfta kaldılar benim gözümde. Ayrıntıları anlatırsam bana hak verirsiniz. O zaman çok uzar bu yazı.. Ama emin olun operasyon sonrası çok sıkıntı yaşadık, ameliyatı yapan doktora ulaşmakta da çok güçlük çektik. Taburcu olurken sormam gereken çok önemli konuları asistan doktorlara sordum.
Hasta yoğunluğu savunmalarının temeli. Ne var ki söz konusu insanların hayatı.. Hastanenin durumunu bildiğim için düşünmeden edemiyorum;
Gerçekten hiç bir ihmalleri ya da yanlışları olmadığına inanarak mı söylüyorlar bunları:
''Riskler anlatılmıştı'' demeleri onları vicdanen rahatlatıyor mu?
Etiketler:
Sağlık,
Ülkemin halleri,
Yaşamdan
Bloggerlerin Dikkatine!
Begonvilli Ev kadar emek vermemiş olsam da, tığ işleri ile ilgili diğer bloğum ''Crochet at Begonvilliev'' de benim için önemli.. Henüz yeni olmasına karşın oldukça ilgi gördü ve beğenildi. Oradaki paylaşımlarımı severek yapıyor, dünyanın her yerinden üretken insanlarla tanışıyorum.
Ancak bugün bir sorun yaşadım. Bloğuma bir türlü giremedim. Her şeyi doğru yazdığıma emin olmak için dikkatlice kontrol ettim ve hatasız yazdığım halde sayfama giremedim. Zorunlu olarak ''şifremi unuttum'' bölümündeki yönlendirmeleri izledim. Ne var ki, bu konuda yardım alabilmem için daha önce verdiğim ikinci mail adresini de ''kayıtlarımızdaki ile eşleşmiyor'' diye kabul etmediler..Güvenlik sorusu seçeneğini izlemek istedim ama soru olarak seçtiğim cümlenin yanıtı da reddedildi. Kısacası, göz göre göre çok sevdiğim bloğumu kaybettiğimi düşündüm. Üstelik bu blog için satın aldığım ''İnlinkz bağlantı hizmeti'' nin daha bir yılı vardı. Gerçi o hizmeti başka bir blogda da kullanabilirim ama ben özellikle elişi bloğum için almıştım o link bağlantı hizmetini.. Çok üzüldüm. Son bir kez daha, vermiş olduğum ikinci mail adresini denedim ve nasıl olduysa bu kez kabul edildi ve ''o mail adresine yeni şifre için yönlendirme bilgileriniz gönderilmiştir'' mesajını aldım. Gerçekten de şifre kurtarma işlemleri için yönlendirmeleri göndermişler. Gerekenleri yapıp yeni şifremi aldım; denedim açıldı. Rahatladım ama sizlere tavsiyem şu:
Blog sayfanızı açarken verdiğiniz ikinci mail adresinizi, güvenlik sorunuzu ve yanıtını mutlaka kaydedin.. Benim durumuma düşerseniz, şifre kurtarma işlemlerini dikkatlice yapın, verdiğiniz bilgiler reddedilirse tekrar deneyin. Sanırım sistemde de sorunlar var.. Ben yaşadım, umarım siz yaşamazsınız..
Etiketler:
blogspot
Geçmiş Olsun Cemal Usta!
Derya Baykal'ın programından tanıdığımız sempatik ve çok başarılı aşçı Cemal Türkan, bir aracın kendisine çarpması sonucu ağır yaralanmış. Şu an yoğun bakımda ...Acil şifalar diliyoruz. Dualarımız sizinle Sevgili Cemal Usta!
Crochet at Begonvilliev'de Yeni Koleksiyonumuz!
Crochet at Begonvilliev(tık)'de birlikte oluşturacağımız yılın ilk tığ işleri koleksiyonu için katılımlarınızı bekliyorum. ''Add your link yazısına tıklayınca boş alanları doldurup eklemek istediğiniz resmi ekleyebilirsiniz. Koleksiyona eklediğiniz resimlere tıklanınca sizin sayfanız görüntülenecektir. Lütfen daha önceki koleksiyonlara eklediğiniz resimleri tekrar eklemeyin.
Katılımcılara teşekkürler!
Etiketler:
Crochet,
Diğer bloglarım
3 Ocak 2012 Salı
TÜRKİYE TANITIM FİLMİ
Yabancılar bizim gibi tatillerini nerede geçireceklerine son anda karar vermezler. Aylar önceden karar verilip planlanır her şey.
İşte bu yüzden ben de ülkemin tanıtım filmini şimdiden paylaşıp katkıda bulunayım dedim..
İşte bu yüzden ben de ülkemin tanıtım filmini şimdiden paylaşıp katkıda bulunayım dedim..
2 Ocak 2012 Pazartesi
Ne yapayım, öyleler işte!
Yolda, sokakta ya da herhangi bir yerde gördüğünüz hiç tanımadığınız insanlar size itici gelebilir mi?
Evet.. Bu mümkün..
Utanıp suçluluk duymamıza gerek yok. Herkes yaşayabilir bu duyguyu..
Ben, bana itici gelen bir kaç durum ya da davranış biçimini düşündüm; belli başlıları beş başlıkta toplandı.. Açılımları var tabii ki .. Azıcık azıcık söz edeceğim detaylardan.
Belli insanları yani A... Hanım, ya da B.. Bey diye tanıdığım herhangi birini kesinlikle düşünmüş değilim. Hatta kadın erkek ayrımı gibi olacak belki ama bazılarını kadınlarda görünce daha da rahatsız olduğum görüntüler, davranışlar.. Çünkü hemcinslerimin zarafetine yakıştıramıyorum, ne edeyim... Başta da belirttiğim gibi hiç tanımadığım insanlarda görünce istemeden antipati duyduğum durumlar.
Birincisi; durakta, yolda sokakta sigara içen, sonra da izmariti fırlatıp atanlar.. Daha bu sabah Güllük'te bir fotoğrafçının önünde muhtemelen oranın çalışanı genç kadın dükkan önünde içtiği sigarayı kaldırıma fırlatıverdi.. Beterin beteri var derler ya; yere kendine ait daha tiksindirici şeyler atanları da görüyoruz ne yazık ki.. Bunu daha çok erkekler yapıyor.. Bu birinci maddemizin yelpazesi iticilerle başlayıp iğrençlere kadar gidiyor.
İkinci iticiler, banyo yapma alışkanlığını yeterince edinemeyenler. En çok dolmuş ve otobüslerde karşımıza çıkıyorlar. Hele bir de yaz mevsiminde iseniz yandınız.. Bunlar da iticilerin iğrençlere kayan bölümü..
Üçüncü iticiler, saç sorunu olan insanlar. Kellerden söz etmiyorum. Saçı olmayanlar hiç de itici değil..Eğer, saçsız kısmı kapamak için kalan saçlarını uzatıp o bölüme yapıştırmaya çalışarak kendilerini komik hale sokmuyorlarsa, tuhaf peruklar takmıyorlarsa, doğal halleri ile itici bulmuyorum. (Bana göre)İtici olanlar kendi tercihleri ile o hale geliyorlar. Saçlarını ten renklerine uygun olmayan renklerde boyatanlar, boyatıp da bir süre sonra saçıyla ilgilenmekten vaz geçip kafasında renk karmaşası yaratan, görüntü kirliliği oluşturan insanlar bunlar. Bir de saçlar kirli ise...
Dördüncü iticiler, otuz yıl öncenin modası uzun tırnakları ile her şeye ellerini uzatan, örneğin ekmekleri mıncıklayan, meyveleri didikleyen tipler. Bazen küçük çocukların yanaklarını da sıkıştırırlar. Çocuklar dehşetle bakar o upuzun tırnaklı ellere..
Beşinci grup ikiye ayrılıyor; 1. Yaşından büyük görünmeye bayılıp henüz 17- 20 - 22 yaşlarında olduğu halde 40-50 yaşındaki kadınlar gibi giyinip makyaj yapan, örneğin gözlerini kat kat rimelden zor açan, bir tel bile beyazı olmadığı halde güzelim saçlarını boyayan genç kızlar..2. Yaşından küçük görünme kaygısı ile olgun ve dolgun haline rağmen genç kız kılığında dolaşanlar.
Bu iki grubun da hali içime dokunuyor, ne yapayım... Bu grubun açılımında kesif taklit parfümlüler, kuaförde şımarıkça davrananlar, dikkat çekmek için gereğinden çok konuşanlar vs. var ama listeyi uzatmanın da anlamı yok..
Herkesin iticiler listesi vardır. Benim ilk aklıma gelen bunlar..
Etiketler:
Ülkemden İnsan Manzaraları,
Yaşamdan
1 Ocak 2012 Pazar
Roberto Bernardi'nin Yağlı Boya Tabloları
''2012'nin ilk yazısı ne olsun?'' diye fazla düşünmedim. Sanatla ilgili bir paylaşım oldu; eh, ne diyelim, sıkıntılarla, sorunlarla dolu bir yıl değil de, sanatla güzelliklerle geçecek bir yıl olsun, arkası çok gelsin:)
Ben de yeni tanıdım bu sanatçıyı. O bir ressam..
Diğerlerinden farkı şu:
Onun yapıtları günümüzün hiper realite akımını tam anlamıyla temsil ediyor. Dahası görenleri hayretlere düşürüyor(muş)! Ben reprodüksiyonlarını görünce inanamadım.
Aslında bir fotoğrafla, çizilen ya da boyanan bir resmi ayırdetmek çok da zor değil ama Roberto'nun yağlıboya tablolarında şöyle bir duruyorsunuz! ''Yok bu resim olamaz, kesin fotoğraf '' diyorsunuz.. Ama fotoğraf değil, her nasıl yapıyorsa yağlıboya resim hepsi.
İşte bazıları:
Ben de yeni tanıdım bu sanatçıyı. O bir ressam..
Diğerlerinden farkı şu:
Onun yapıtları günümüzün hiper realite akımını tam anlamıyla temsil ediyor. Dahası görenleri hayretlere düşürüyor(muş)! Ben reprodüksiyonlarını görünce inanamadım.
Aslında bir fotoğrafla, çizilen ya da boyanan bir resmi ayırdetmek çok da zor değil ama Roberto'nun yağlıboya tablolarında şöyle bir duruyorsunuz! ''Yok bu resim olamaz, kesin fotoğraf '' diyorsunuz.. Ama fotoğraf değil, her nasıl yapıyorsa yağlıboya resim hepsi.
İşte bazıları:
Etiketler:
Resim Sanatı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)