11 Ocak 2012 Çarşamba

Hello Kitty Otele ve Restoranta hoş geldiniz:)

Hello Kitty Japonya'da oluşturulan ve uluslararası çapta popüler olan ünlü bir animasyon çizgi film gösterisi.

Bu küçük kedi kız, özellikle kediseverler tarafından öylesine sevildi ki, tüm dünyada hayranları oldu ve bu popülarite Tayvan'da bir işletmecinin işine yaradı.

Çok  şirin bir otelin ve restorantın  adına ve dekorasyonuna ilham kaynağı oldu.
















 

10 Ocak 2012 Salı

ACİL! Perşembe Günü Uyutulacakmış, Yaşaması Size Bağlı!

ACİL! Perşembe Günü Uyutulacakmış, Yaşaması Size Bağlı!




İSTANBUL-TEŞVİKİYE
Perşembe Gününe Randevu Alınmış,Uyutulacakmış!!!!!

Pirecan, Yavruyken çok yaşlı bir hanım, ve yine yaşlı olan oğlu tarafından yaralı halde bulunarak tedavi ettirilmiştir. Ancak arka ayakları büyük oranda felç ve tuvaletini kimi zaman eve yapmak zorunda. Şimdi 18 aylık olan Pirecan'ın yaşlı koruyucuları taşınmak zorundalar ve ona artık bakamayacaklar. Sahiplendiremeyeceklerini düşündükleri için uyutmanın tek çözüm olduğunu sanıyorlar. Birkaç gün içinde acil yuva bulunamazsa ölecek!!! Lütfen yardım edin!!! ve lütfen verilen iletişim numarasını rahatsız etmek amaçlı ya da uygunsuz zamanlarda aramayın yaşlı ve ne yapacağını bilmeyen bu insanlara sadece yardım elinizi uzatın... Lütfen ve çok acil!!! İLETİŞİM: 0531 595 30 80 - MEHMET HALUK SÖNMEZOCAK Not: Haber ilgili kaynaktan alınıp,değiştirilmeden paylaşılmıştır.
Not:Bu duyuru Twitter'dan alınmıştır.

2012 Eurovision Temsilcimiz Can Bonomo




Henüz fazla tanınmayan Can'ı merak edenlere

9 Ocak 2012 Pazartesi

Dekorasyonda yeni trend

Takip ettiğim dergilere ve sitelere göre   dekorasyonda yeni trendler tamamen rahatlama üzerine kurulu... Göz yormayan mobilya, aksesuvar ve renklerin kullanıldığı mekanlarda  huzur ve sıcaklık yalınlıkla birleştirilmiş. 
Ba yıl dımmm!!!!










8 Ocak 2012 Pazar

Huzura Davetlisiniz!

Ben davet etmiyorum,  eşsiz güzelikte tabloları ile dört değerli sanatçı  sizleri huzura ve dinginliğe davet ediyor..

Laruent Parceluer


Marylin Simandle


Eleanor Pollen

William Berra

7 Ocak 2012 Cumartesi

Blog Fotografium, Canon 600D Hediye Ediyor!



Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D Kit, Manfrotto 055XProb tripod ve Kata123Go-30 fotoğraf çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.



 Bol şanslar!

6 Ocak 2012 Cuma

11 Yaşında hamile!


Bu sayfa ağlama duvarına döndü, bağışlayın..

Yazmayacaktım ama  içim elvermedi.  Olayın fotoğrafını koymaya da  içim elvermedi..

Bu  sosyal bir yara. 15-16 yaşındaki çocuk gelinleri duyuyorduk ama bu kadarına da pes doğrusu.  Sapıklığın kılıf uydurulmuş hali.

Olayı düşününce çok boyutlu olduğunu görüyoruz. 11 yaşındaki çocuğun etrafında bir suçlular sarmalı var.. Başta koca kisvesi altındaki  tecavüzcü,  11 yaşındaki kız çocuğunun  annesi, babası  yani ailesi, tecavüzcünün ailesi,  suç duyurusunda bulunmayan hastane çalışanları, hastane polisi,  olayı bilen konu komşu, akraba vs... Bizzat suçu işleyenler kadar olmasa da  tanık olup görmezden gelen herkes suçlu..

Nergis Kokulu Anılar

Her yıl bu günlerde mis kokulu nergisler açınca hüzünlenirim..

Dünyanın  en  pahalı parfümlerini  kıskandıran o enfes koku benim yüreğimi sızlatır.. Kokladıkça  içimde ince  bir  hüzün  özleme  dönüşür,  yıllar  öncesine alır  götürür beni.

Henüz  yeni evliyiz.  Dağ başı diyebileceğimiz  bir yerde, bir baraj inşaa ediliyor.  Şantiye yakınlarında küçük  bir yerleşim yeri oluşturulmuş.  İşçilerin ve teknik personelin aileleri ile yaşadıkları  bir yer. Lojmanlarda  oturan ailelerin çocukları için bir de prefabrik okul yapılmış. İşte biz de eşimle o okulda  öğretmenik yapıyoruz. Bize de o minicik  60 metrekarelik  lojmanlardan biri  verildi, ilk evimiz, ilk yuvamız...

Eşimin ailesi  15-16 km  uzaklıkta çok  şirin bir köyde yaşıyor. Bir hafta sonu sabah uyanmakta  acele etmediğimiz için epeyce geç kalktık. Öğleye yakın bir saatte kim  bilir hangi nedenle  dışarı çıkınca, kapının önündeki  bir kaç basamaklı  taş merdivende eşimin babasının  oturduğunu  gördüm. Elinde  bir demet nergisle bekliyordu. O  anki  mahcubiyetimi,  üzüntümü  anlatamam..
''Babacığım,  siz ne zamandan beri bekliyorsunuz? Neden zile basmadınız?''  deyince,
 o  asil  gülümsemesi ile yanıt verdi:
''Ben biraz erken davranmışım, sabah sabah rahatsız edececeğim diye hayıflandım  ama  görmeden  de  dönüp gitmek istemedim, bekledim'' dedi..
Belli ki  barajda çalışan bir  köylüsü hafta sonu mesaisine  gelirken, ''amca  seni de götüreyim, çocuklarını görürsün'' demişti..

O  gün  birlikte  bol  bol sohbet edip güldük, eğlendik. Akşam üzeri  çok ısrar ettiğimiz halde evimiz çok küçük diye yatıya  kalmadan gitti.  Diğer  akrabalardan  duyduğuma  göre  benim  ısrarla kalmasını istememden  sonsuz  mutluluk  duyarmış..

Nergis mevsimi  boyunca köyden  demet  demet nergislerim  gelirdi. Ben  de   ''babacığımın nergisleri'' diye  sevip koklardım.

Ölümü  de  kişiliğine yakışır  şekilde oldu.  Bir  cuma  günü  namaza gitmek üzere hazırlanırken  fenalışıp  kalp krizinden vefat etmiş. Yanında bulunan farklı kişilerden duyduğuma  göre o  gün bir kaç kez  ''küçük gelinimi çok özledim'' demiş. 

Ben  de seni özlüyorum babacığım..
Yaşamı boyunca hiç kimseyi incitmemiş  olan  bu  zarif,  ince  ruhlu insanı çok özlüyorum. Huzur içinde uyusun.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Gerçekten de İçiniz Rahat mı?


Haber Burada(tık)
''Riskler anlatılmıştı''  diyorsunuz.  Yani siz sorumlu değilsiniz.  Buna yürekten inanıyor musunuz?  Evet, hiç bir hekim hastasının başına böyle şeyler gelmesini istemez.  Hem vicdani hem de meslek onuru ile ilgili bir konudur bu ama istemese de  ihmaller, yanlışlar olmuyor mu? Olunca da ''riskler anlatılmıştı''  cümlesine sığınmak sizi gerçekten huzurlu  kılıyor mu?
Olayın sorumlusu doktorların bu soruları yanıtlamasını çok isterdim...

Olay burada, Akdeniz Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde oluyor. 19 yaşında bir genç kız obezite hastası.  Bir türlü veremediği kilolarından kurtulmak için mide küçültme operasyonu geçiriyor. Dikişleri tutmuyor ve ikinci ameliyat.  Sonuçta da felç oluyor, bilincini kaybediyor. Annesi perişan. Doktor ihmalinden söz ediyor, doktorlarını suçluyor.  Bir başka  uzman dr. tv'de açıklama yapıyor: Bu tür ameliyatlar sonrasında hastaların kanser ameliyatı sonrası bakımı  ile eşdeğer bir bakım görmesi gerektiğini söylüyor.  Belli ki bu kızcağız bu  özel bakımı görmemiş. Ben hastanenin  şu anki koşullarını bilmiyorum ama üç yıl önce eşim orada belfıtığı  ameliyatı olmuştu. İlgi ve bakım konusunda  sınıfta kaldılar  benim gözümde. Ayrıntıları anlatırsam  bana hak verirsiniz.  O zaman çok uzar bu yazı.. Ama emin olun  operasyon sonrası çok  sıkıntı yaşadık, ameliyatı yapan doktora ulaşmakta da  çok güçlük çektik. Taburcu olurken sormam gereken çok önemli konuları asistan doktorlara sordum.
Hasta yoğunluğu savunmalarının  temeli.  Ne var ki  söz konusu insanların hayatı.. Hastanenin durumunu bildiğim için  düşünmeden edemiyorum;
Gerçekten hiç bir ihmalleri ya da yanlışları olmadığına inanarak mı söylüyorlar bunları:
''Riskler anlatılmıştı''  demeleri onları vicdanen rahatlatıyor mu?

Bloggerlerin Dikkatine!



Begonvilli Ev kadar emek vermemiş olsam da, tığ işleri  ile ilgili diğer bloğum ''Crochet at Begonvilliev''  de benim için önemli.. Henüz yeni olmasına karşın  oldukça ilgi gördü ve beğenildi. Oradaki paylaşımlarımı severek yapıyor, dünyanın her yerinden üretken insanlarla tanışıyorum.

Ancak bugün  bir sorun yaşadım.   Bloğuma  bir türlü giremedim. Her şeyi doğru yazdığıma emin olmak için  dikkatlice kontrol ettim ve hatasız yazdığım halde  sayfama giremedim. Zorunlu olarak ''şifremi unuttum'' bölümündeki  yönlendirmeleri izledim. Ne var ki, bu konuda yardım alabilmem için daha önce  verdiğim  ikinci mail adresini de ''kayıtlarımızdaki ile eşleşmiyor'' diye kabul etmediler..Güvenlik sorusu seçeneğini izlemek istedim ama soru olarak  seçtiğim cümlenin yanıtı da reddedildi.  Kısacası, göz göre göre  çok sevdiğim bloğumu kaybettiğimi düşündüm. Üstelik  bu blog  için satın aldığım  ''İnlinkz bağlantı hizmeti'' nin daha bir yılı vardı. Gerçi o hizmeti başka bir  blogda da kullanabilirim ama ben özellikle elişi bloğum için  almıştım o link  bağlantı hizmetini.. Çok üzüldüm.  Son bir kez daha, vermiş olduğum ikinci mail adresini denedim ve  nasıl olduysa bu kez kabul edildi ve ''o mail adresine  yeni şifre için yönlendirme bilgileriniz gönderilmiştir''  mesajını aldım.  Gerçekten de  şifre kurtarma  işlemleri için  yönlendirmeleri  göndermişler. Gerekenleri yapıp yeni şifremi aldım;  denedim açıldı. Rahatladım ama sizlere  tavsiyem şu:
Blog sayfanızı açarken  verdiğiniz ikinci  mail adresinizi, güvenlik sorunuzu ve yanıtını mutlaka kaydedin.. Benim durumuma düşerseniz, şifre kurtarma işlemlerini dikkatlice yapın, verdiğiniz bilgiler  reddedilirse tekrar deneyin. Sanırım sistemde de sorunlar var.. Ben yaşadım, umarım siz yaşamazsınız..

Geçmiş Olsun Cemal Usta!


Derya Baykal'ın programından tanıdığımız sempatik ve çok başarılı aşçı Cemal Türkan, bir aracın kendisine çarpması sonucu ağır yaralanmış. Şu an yoğun bakımda ...Acil şifalar diliyoruz. Dualarımız sizinle Sevgili Cemal Usta!


Crochet at Begonvilliev'de Yeni Koleksiyonumuz!





Crochet at Begonvilliev(tık)'de birlikte oluşturacağımız yılın ilk tığ işleri koleksiyonu için  katılımlarınızı bekliyorum.  ''Add your link yazısına tıklayınca  boş alanları doldurup eklemek istediğiniz resmi ekleyebilirsiniz.  Koleksiyona eklediğiniz resimlere tıklanınca sizin  sayfanız görüntülenecektir. Lütfen daha önceki koleksiyonlara eklediğiniz resimleri tekrar eklemeyin. 
Katılımcılara  teşekkürler!

3 Ocak 2012 Salı

TÜRKİYE TANITIM FİLMİ

Yabancılar bizim gibi tatillerini nerede geçireceklerine son anda karar vermezler. Aylar önceden karar verilip planlanır her şey.

İşte bu yüzden ben de ülkemin tanıtım  filmini şimdiden paylaşıp katkıda bulunayım dedim..

2 Ocak 2012 Pazartesi

Ne yapayım, öyleler işte!


Yolda, sokakta ya da herhangi bir yerde gördüğünüz hiç tanımadığınız insanlar  size itici gelebilir mi?

Evet.. Bu mümkün..

Utanıp suçluluk duymamıza gerek yok.  Herkes yaşayabilir bu duyguyu..


Ben, bana  itici gelen bir kaç durum ya da davranış biçimini düşündüm;  belli başlıları beş başlıkta toplandı..  Açılımları  var tabii ki .. Azıcık azıcık söz edeceğim detaylardan.

Belli insanları   yani   A...  Hanım, ya da  B.. Bey diye  tanıdığım herhangi birini kesinlikle düşünmüş değilim. Hatta  kadın erkek ayrımı gibi olacak belki ama bazılarını  kadınlarda görünce daha da rahatsız olduğum görüntüler, davranışlar.. Çünkü  hemcinslerimin zarafetine  yakıştıramıyorum, ne edeyim...  Başta  da belirttiğim gibi  hiç tanımadığım insanlarda görünce istemeden antipati duyduğum  durumlar.

Birincisi; durakta, yolda sokakta sigara içen, sonra da izmariti  fırlatıp  atanlar.. Daha bu sabah Güllük'te bir fotoğrafçının önünde  muhtemelen oranın çalışanı genç kadın dükkan önünde  içtiği sigarayı kaldırıma fırlatıverdi.. Beterin beteri var derler ya; yere kendine ait  daha tiksindirici şeyler atanları  da  görüyoruz  ne yazık  ki.. Bunu daha çok  erkekler yapıyor..  Bu   birinci maddemizin yelpazesi  iticilerle başlayıp  iğrençlere  kadar gidiyor. 

İkinci iticiler,  banyo yapma alışkanlığını yeterince edinemeyenler. En çok dolmuş ve otobüslerde karşımıza çıkıyorlar.  Hele bir de yaz mevsiminde iseniz yandınız.. Bunlar da  iticilerin iğrençlere kayan  bölümü..

Üçüncü iticiler, saç sorunu olan insanlar.  Kellerden söz etmiyorum. Saçı olmayanlar  hiç de itici değil..Eğer,  saçsız kısmı kapamak için kalan saçlarını  uzatıp o bölüme yapıştırmaya çalışarak kendilerini komik  hale sokmuyorlarsa, tuhaf peruklar takmıyorlarsa, doğal halleri ile   itici bulmuyorum. (Bana göre)İtici olanlar kendi tercihleri ile  o hale geliyorlar.  Saçlarını  ten renklerine  uygun olmayan renklerde boyatanlar,  boyatıp da bir  süre sonra saçıyla ilgilenmekten  vaz geçip kafasında  renk karmaşası yaratan, görüntü kirliliği  oluşturan insanlar  bunlar. Bir de saçlar  kirli  ise...

Dördüncü iticiler,  otuz  yıl öncenin  modası uzun tırnakları ile her şeye ellerini uzatan,  örneğin  ekmekleri mıncıklayan, meyveleri didikleyen tipler.  Bazen  küçük çocukların yanaklarını da  sıkıştırırlar.  Çocuklar dehşetle bakar o  upuzun tırnaklı ellere..

Beşinci  grup  ikiye ayrılıyor; 1. Yaşından  büyük görünmeye bayılıp henüz 17- 20 - 22 yaşlarında olduğu halde 40-50 yaşındaki kadınlar  gibi giyinip makyaj yapan, örneğin gözlerini kat kat rimelden zor açan, bir tel bile beyazı olmadığı halde  güzelim saçlarını  boyayan  genç kızlar..2. Yaşından küçük görünme  kaygısı ile olgun ve dolgun  haline rağmen genç kız  kılığında dolaşanlar.
Bu iki grubun da hali  içime dokunuyor, ne yapayım...  Bu  grubun  açılımında  kesif taklit parfümlüler, kuaförde şımarıkça davrananlar,  dikkat çekmek için gereğinden çok  konuşanlar vs.  var ama listeyi uzatmanın da  anlamı yok..

Herkesin iticiler listesi vardır. Benim ilk aklıma gelen bunlar..

1 Ocak 2012 Pazar

Roberto Bernardi'nin Yağlı Boya Tabloları

''2012'nin ilk yazısı ne olsun?'' diye fazla düşünmedim.  Sanatla ilgili bir paylaşım oldu; eh, ne diyelim, sıkıntılarla, sorunlarla  dolu bir yıl değil de, sanatla güzelliklerle geçecek bir yıl olsun, arkası çok gelsin:)

Ben de yeni tanıdım bu sanatçıyı.  O bir  ressam..

Diğerlerinden farkı şu:

Onun yapıtları günümüzün hiper realite akımını tam anlamıyla temsil ediyor. Dahası görenleri hayretlere düşürüyor(muş)!  Ben reprodüksiyonlarını görünce inanamadım.

Aslında bir fotoğrafla, çizilen ya da boyanan bir resmi ayırdetmek çok da zor değil ama Roberto'nun  yağlıboya tablolarında şöyle bir duruyorsunuz! ''Yok bu resim olamaz,  kesin  fotoğraf '' diyorsunuz.. Ama fotoğraf değil, her nasıl yapıyorsa  yağlıboya resim hepsi.

İşte  bazıları: