Son zamanlardaki hobimiz taze yumurta amaçlı tavuk yetiştirmek. Önce biraz araştırıp etrafımı gözlemledim. Komşuların bu işi nasıl yaptıklarına baktım. Gördüm ki hiç bir şey yapmıyorlar. İyi kötü bir barınma yeri yapıp tavukları ve horozları koyuyorlar içine. Kendi yetiştirdikleri buğday ve bir de su kabı tamamdır. Hayvancıklar bütün gün her yerde gezip gezip akşamları kümeslerine toplanıyorlar. Evimizin yakınındaki ana yolda bile her an tavukların dolaştığını görebilirsiniz. Ne yazık ki bazılarını araçların ezdiği oluyor. Bazılarını da ormandan gelen aç tilkiler avlıyor. Ben bu üzücü olaylara meydan vermemek için kendi bahçemizin bir bölümünü onlara ayırdım. Yaşayacakları yaklaşık 60 metrekarelik bir alanı telle çevirtip güzel bir kümes aldım. Kümes demonte geldi. Bahçıvanla birlikte kurduk. 14 çeşit tahıl bakliyat karışımı özel bir yem aldım. Oğlum da değirmenden buğday ve kepek almış. Folluklara saman koyduk. Her şey hazır olunca tavuklarımız ve horozumuz geldi. Beş tavuk, bir horozdan oluşan sürümüz gelir gelmez yumurta vermeye başladı. Veterinerin tarifi üzerine ağızdan aşılarını verdik. Sabah karışık yem, öğlen su ile karıştırdığımız kepek, öğleden sonra da buğday yiyorlar. Marul, ıspanak, semizotu, yeşil soğan gibi sebze artıklarına bayılıyorlar. Oldukça oburlar. Günde ortalama 3 yumurta alıyoruz. Bize geldiklerinde küçüklerdi ama hızla büyüdüler. Bazen beşi de yumurtluyor. Gün aşırı ya da gördükçe eldiven giyip kümeslerini, folluklarını temizliyorum. Kendi alanlarında durmadan geziniyorlar. İşte tavuklu, horozlu hayatımız böyle..
22 Ekim 2019 Salı
Tombul Tavuklarımız ve Yakışıklı Horozumuz
Radikal bir kararla, fazla da kafa yormadan kent yaşamından kopup çam ormanının eteklerindeki köye yerleşeli neredeyse 5 yıl oluyor. Sosyal yönden zorlanıyoruz zaman zaman. Bazı ihtiyaçlarımızın giderilmesinde de sorun yaşayabiliyoruz. Burada market yok, eczane yok vs. vs. Yine de burada olmanın avantajlarının farkındayız. Temiz hava, kaliteli taze ve doğal gıdalara daha kolay erişim, harika orman yürüyüşleri, küçük bahçemizde yetişen çiçekler, cömertçe meyve veren ağaçlar bizi mutlu ediyor. Ayrıca patililerimize daha uygun bir ortam olduğu için burada olmaktan memnunuz. Gitgide çevre ile uyumlu yaşamaya evrilme hem keyifli hem de tatmin edici. Şöyle ki, kendi sebzemizi yetiştirmek, meyve ağaçlarının bakımını yapmak bir tür egzersiz yerine geçiyor. Meyvelerin olgunlaştığını görmek, taze taze tüketmek de ödül oluyor. Bir şeyler üretmenin zevki bir başka.
Son zamanlardaki hobimiz taze yumurta amaçlı tavuk yetiştirmek. Önce biraz araştırıp etrafımı gözlemledim. Komşuların bu işi nasıl yaptıklarına baktım. Gördüm ki hiç bir şey yapmıyorlar. İyi kötü bir barınma yeri yapıp tavukları ve horozları koyuyorlar içine. Kendi yetiştirdikleri buğday ve bir de su kabı tamamdır. Hayvancıklar bütün gün her yerde gezip gezip akşamları kümeslerine toplanıyorlar. Evimizin yakınındaki ana yolda bile her an tavukların dolaştığını görebilirsiniz. Ne yazık ki bazılarını araçların ezdiği oluyor. Bazılarını da ormandan gelen aç tilkiler avlıyor. Ben bu üzücü olaylara meydan vermemek için kendi bahçemizin bir bölümünü onlara ayırdım. Yaşayacakları yaklaşık 60 metrekarelik bir alanı telle çevirtip güzel bir kümes aldım. Kümes demonte geldi. Bahçıvanla birlikte kurduk. 14 çeşit tahıl bakliyat karışımı özel bir yem aldım. Oğlum da değirmenden buğday ve kepek almış. Folluklara saman koyduk. Her şey hazır olunca tavuklarımız ve horozumuz geldi. Beş tavuk, bir horozdan oluşan sürümüz gelir gelmez yumurta vermeye başladı. Veterinerin tarifi üzerine ağızdan aşılarını verdik. Sabah karışık yem, öğlen su ile karıştırdığımız kepek, öğleden sonra da buğday yiyorlar. Marul, ıspanak, semizotu, yeşil soğan gibi sebze artıklarına bayılıyorlar. Oldukça oburlar. Günde ortalama 3 yumurta alıyoruz. Bize geldiklerinde küçüklerdi ama hızla büyüdüler. Bazen beşi de yumurtluyor. Gün aşırı ya da gördükçe eldiven giyip kümeslerini, folluklarını temizliyorum. Kendi alanlarında durmadan geziniyorlar. İşte tavuklu, horozlu hayatımız böyle..
Son zamanlardaki hobimiz taze yumurta amaçlı tavuk yetiştirmek. Önce biraz araştırıp etrafımı gözlemledim. Komşuların bu işi nasıl yaptıklarına baktım. Gördüm ki hiç bir şey yapmıyorlar. İyi kötü bir barınma yeri yapıp tavukları ve horozları koyuyorlar içine. Kendi yetiştirdikleri buğday ve bir de su kabı tamamdır. Hayvancıklar bütün gün her yerde gezip gezip akşamları kümeslerine toplanıyorlar. Evimizin yakınındaki ana yolda bile her an tavukların dolaştığını görebilirsiniz. Ne yazık ki bazılarını araçların ezdiği oluyor. Bazılarını da ormandan gelen aç tilkiler avlıyor. Ben bu üzücü olaylara meydan vermemek için kendi bahçemizin bir bölümünü onlara ayırdım. Yaşayacakları yaklaşık 60 metrekarelik bir alanı telle çevirtip güzel bir kümes aldım. Kümes demonte geldi. Bahçıvanla birlikte kurduk. 14 çeşit tahıl bakliyat karışımı özel bir yem aldım. Oğlum da değirmenden buğday ve kepek almış. Folluklara saman koyduk. Her şey hazır olunca tavuklarımız ve horozumuz geldi. Beş tavuk, bir horozdan oluşan sürümüz gelir gelmez yumurta vermeye başladı. Veterinerin tarifi üzerine ağızdan aşılarını verdik. Sabah karışık yem, öğlen su ile karıştırdığımız kepek, öğleden sonra da buğday yiyorlar. Marul, ıspanak, semizotu, yeşil soğan gibi sebze artıklarına bayılıyorlar. Oldukça oburlar. Günde ortalama 3 yumurta alıyoruz. Bize geldiklerinde küçüklerdi ama hızla büyüdüler. Bazen beşi de yumurtluyor. Gün aşırı ya da gördükçe eldiven giyip kümeslerini, folluklarını temizliyorum. Kendi alanlarında durmadan geziniyorlar. İşte tavuklu, horozlu hayatımız böyle..
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Hobilerim
20 Ekim 2019 Pazar
Fıstık Ezmeli Kurabiye
Epeydir uzak kaldığım blog sayfamdan yeniden merhaba! Enfes bir tarifle belki kendimi affettirebilirim.
Bu kurabiye, yemek bloggerlerinin pek sevdiği ''tam ölçülü'' tanımlamasına çok uygun. Öncelikle söylemeliyim ki, tarif neredeyse özgün. Yani kopyalanmış bir tarif değil ama elbette malzemeler karşılşabileceğiniz diğer fıstık ezmeli kurabiye malzemeleri ile aynı.
Sözü fazla uzatmadan;
benim kurabiyemde şunlar var:
350 gr fıstık ezmesi. Ben içinde şeker olan bir fıstık ezmesi kullandım. Şekersizleri de var. Onlardan kullanacaksanız aşağıda vereceğim şeker miktarını biraz daha artırabilirsiniz.
1 su bardağından iki parmak eksik toz şeker. Esmer şeker olsaydı daha iyi olurdu. Bizde kalmamış.
800 ml. un. Dikkat ederseniz unun ağırlığını değil hacmini ölçtüm. Ölçü bardağını kullandım. 800 gr olarak anlaşılmasın!
2 çorba kaşığı buğday nişastası.
1 su bardağı sıvı yağ.
1 paket vanilya, 1 paket kabartma tozu
Yapılışı: Fıstık ezmesi, yağ ve şekeri güzelce karıştırıyoruz. Mutfak şefi (power chef) olanlar için bu işlem iki dakikada bitiyor. Daha sonra un, nişasta, kabartma tozu ve vanilyayı ekliyoruz. Unun tümünü değil de önce yarısını ekleyip, kalanını yoğurmaya devam ettikçe azar azar ilave etmekte fayda var. 800 ml un tamı tamına iyi geliyor. Hamur toparlanıp elde şekil verilecek hale gelince minik toplar yapıp tepsiye diziyoruz. Önceden ısıtılmış fırında, 170 derecede kurabiyeler çatlayıncaya dek pişiriyoruz. Ben pişirmeyi sonlandırdıktan sonra bir iki dakika daha fırında bıraktım. Kurabiyelerinizi soğumadan almaya çalışmayın. Sıcak hali ile dağılabilir. Deneyecek olanlara afiyetler olsun. Sağlıcakla kalın.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Mutfağımdan
3 Eylül 2019 Salı
Hoş geldin Lokum!
Evet, onları çok seviyorum. Yüreğimi minicik bir çocukken, evimi de yıllar önce onlara açtım . Her bireri ailenin vazgeçilmez üyeleri oldular. Çok sevildiler. Mutlu yaşamaları için elimizden geleni yaptık. Kayıpları bize büyük acılar yaşattı. Minik dışında hiç biri planlanıp evlat edinilmedi. Terk edilmiş ya da zor durumda, hatta ölmek üzere bulduklarım oldu. Kendiliğinden bize gelenler de oldu. Kısacası hikayelerini ayrı ayrı anlatsam bir kitap bile yazabilirim. Altı yıl önce doğa tutkum ve patili dostlarımız için yaşam tarzımızı değiştirip kentten köye taşındık.Yıllar yılları kovaladıkça kedilerimizle, köpeklerimizle oldukça kalabalık bir aile olduk. Bu arada yaşım ilerledi, sağlık sorunlarım arttı. Yıllardır hasta ve özel bakıma gereksinme duyan olan eşimin durumu da malum. Son günlerde patililerin bakımları, yürüyüşleri konularında zorlandığımı hissettim. Onların da iyiliğini düşünerek ''Artık bu kadar yeter'' deyip sayıyı artırmama kararı aldım.
Bu arada ciddi bir enfeksiyon geçirdim. Uzunca ve yıpratıcı bir tedaviden sonra biraz düzelir gibi olunca tekrar kısa orman yürüyüşleri yapmaya başladım. Bir kaç gün önce evden bir kaç km uzakta, dere kenarında yürürken bu ufaklığın ağlamalarını duydum. Miyavlama değil, gerçekten de ağlama gibiydi. Karşı kıyıda, dereye doğru uzanmış küçük bir kara çıkıntısında sazlıkların arasında sürekli ağlama sesi çıkarıyordu. Onu görünce yanımda köpek kızlarım olduğu için çok korktum. Çünkü oldukça sığ olan dereyi geçip ona zarar verebilirlerdi. Şükürler olsun ki sert komutlarla onları kontrol altına alıp bir dala bağladım. Ayakkabılarımla suya girip karşıya geçtim. Kucağıma alınca hiç itiraz etmedi. Tam orada bulunan köprünün devamı olan yolun kenarına bıraktım. ''Hadi annene git'' diyerek okşadım. Hızlıca köpekleri alıp evime doğru yürüdüm ama hiç huzurlu değildim. Bir de baktım ki köprüyü geçip bizi izliyor. Ne yapacağımı bilemedim. Eve ulaşmamız için ormanlık bir alandan geçmemiz gerekiyor. Eğer ufaklık geri dönemezse ormanda kaybolup tilkilere av olabilirdi. Biraz daha ilerledim, Bir dönemeçten sonra onu gözden kaybettim. İçime bir korku girdi. Köpekleri yine bir çalıya bağlayıp geri döndüm. Bir de ne göreyim, yolun kenarındaki yamaca, ormana doğru tırmanıyor. Beni fark edince durdu, çağırınca hemen geldi. Kucağıma alıp eve getirdim. Geri dönüp köpekleri aldığımda hava kararmaya başlamıştı.. Terleyip ateşimin yükseldiğini hissettim. Henüz tam iyileşmediğim için zaten yorgun ve halsizdim ama onu ormanda bırakmadığım için mutluydum. Tam dört gündür bizde. Çok mutlu, çok huzurlu ve uyumlu. İç ve dış parazit damlası yapıldı. Pazar günü veteriner kontrolüne gidecek. Diğer aşıları yapılacak. Daha adı bile yok. Şimdilik lokum diyoruz. Söylemeyi unuttum; o bir oğlan.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Bizim Patili Dostlar,
Hayvan Sevgisi
25 Haziran 2019 Salı
.Enfes Kokulu Clematisler Açmış Ama..
Doğa yürüyüşlerini çok seviyorum. Hava koşuları aşırı zorlayıcı olmazsa, her mevsimde mutlaka uzun ya da kısa yürüyüşler yaparım. Epeyce uzun süredir bunu yaptığım için buraların florasını, faunasını iyi bilirim. Yollardan, patikalardan sadece yürüyüp geçmekle kalmam; bitkileri, hayvanları inceler, fotoğraflarını çekerim. Onlarca yabani bitkiyi, endemikleri, çok ya da az bulunanları artık kolaylıkla tanıyıp adlarını, bazılarının da Latince adlarını sayabilirim. Çünkü rastladığım bitkileri mutlaka araştırır, notlar alırım. İşte doğa yürüyüşlerini çok sevmemin asıl nedeni, bu yürüyüşler sayesinde köpek kızlarımla günlük sporumuzu yaparken çevremdeki bitkileri, hayvanları tanıma olanağı bulmam.
Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim. Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak tam da clematislerin olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar , hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....
''Ama'' sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..
Yine bu yürüyüşler sırasında iki yıl önce, bizi bir dereciğe ulaştıran patika yolun bir tarafında şahane kokulu bir sarmaşığa rastlamıştım. Görüntüsü çok etkileyiciydi. Bembeyaz çiçekleri, mis gibi kokusu ile göz alıcı bir yabani bitkiydi. Fotoğraflarını çekip araştırdım, Clematis Vitalba (Akasma) olduğunu öğrendim. Aynı bitkinin kültürü de varmış. Çok özenip kültürünü satın aldım. Bahçemde yetiştirmeyi başardım ama asla o gördüğüm harika görüntüyü elde edemedim. Ertesi yıl aynı günlerde sabırsızlıkla açmalarını bekledim ancak tam da clematislerin olduğu yere moloz dökmüşler. Bir kaç cılız dal azıcık açmıştı. Çok üzüldüm... Derken bu yıl clematislerin açma zamanı sık sık oraya gittim. Bu yıl o güzelim çiçekler kendilerini biraz daha yükseğe çekmişler. İki yıl önceki görkemli halleri ile bol bol açmışlar , hem de iki ayrı yerde. Sevindim tabii ki ama....
''Ama'' sözcüğünü kullanmamın nedeni son iki fotoğraf karesinde..
Etiketler:
Antalya,
Botanik,
Doğa Bilinci,
Doğa ve İnsan,
Gezi,
Hobilerim
23 Mayıs 2019 Perşembe
Çiçekler, Kelebekler ve Tabii ki Köpek Kızlarım
Bu sabah yine ormanın eteklerindeydik. Şunun şurasında bir kaç tatlı bahar haftasından sonra ''sıcak, çok sıcak'' diye serzenişlere başlarız. Antalya'nın yazı da fenadır hani. Sıcak nemle birleşir ve adım atamazsınız evden dışarı. İşte bu nedenle bu günlerin değerini bilmek lazım. Yol arkadaşlarım can kızlarım olunca daha bir keyifli oluyor doğa yürüyüşlerimiz. Sözü fazla uzatmadan görüntülerle anlatalım. Keşke renkler kadar, kekik kokularını, kuş seslerini de paylaşabilmek mümkün olsaydı.
Ben fotoğraf çekerken uslu uslu oturdular.
Vadiye inince kekiklerin çiçek açtığını ve kelebeklerin uçuştuğunu gördük.
Pembeler kum kekikleri..
Beyazlar ise buranın meşhur bilyalı kekiği.
Ben fotoğraf çekerken uslu uslu oturdular.
Vadiye inince kekiklerin çiçek açtığını ve kelebeklerin uçuştuğunu gördük.
Pembeler kum kekikleri..
Beyazlar ise buranın meşhur bilyalı kekiği.
Çoktandır böyle net kelebek fotoğrafı çekememiştim. Turuncu kelebekler en ufak kıpırtıdan kaçıyor ama bu koyu renkliler o kadar hassas değiller. Başardığım için mutlu oldum.
Etiketler:
Botanik,
Doğa ve İnsan,
Gezi,
Hayvan Sevgisi,
Hobilerim
9 Mayıs 2019 Perşembe
Begonvilli Ev Halleri
Köpek kızlarla harika bir doğa yürüyüşü ile güne başlamak,
kır çiçeklerinin sunduğu görsel şöleni izlemek,
bazen tepeciklere tırmanmak,
eve dönünce balkonda açan çiçeklerin renkleri ile büyülenmek,
bahçede açan güllere iltifatlar etmek,

bitmeyen işler arasında kendimizi şımartmak için mutfakta fazladan zaman geçirmek,

gibi haller işte. Sırada okunacak pek çok kitap, izlenecek güzel filmler, dinlenecek harika müzikler olsa da elbette onlara da sıra gelecektir. Yeter ki sağlık olsun.
Sağlıcakla kalın dostlar..
Etiketler:
Antalya,
Begonvilli Ev Halleri,
Bizim Patili Dostlar
7 Mayıs 2019 Salı
16 Nisan 2019 Salı
Sinirli Ot, Lathyrus gorgoni
Çevremde bulunmasından büyük mutluluk duyduğum, değeri bilinesi Bitki.
Ancak çok sevdiğim doğa yürüyüşlerimde gördüğüm bitkileri tanıma isteği ile araştırıp, okuyorum. En azından çok gördüklerim hakkında doğru bilgilere ulaşmaya çalışıyorum. Şu an kaynağını aımsayamadığım yabancı bir sitede bu ot hakkında bir yazı okumuştum. Kaşıntıya, böcek ısırmasına, halk dilinde kurdeşen olarak bilinen döküntülü, kaşıntılı bir rahatsızlığa iyi geldiği anlatılıyordu. Bir kaç gün önce bahçemde ot yolarken sol el bileğimi karınca büyüklüğünde siyah bir böceğin ısırdığını hissettim. Saniyesinde kızarıklık ve çok rahatsız edici bir kaşıntı başladı. Amonyak sürmeliyim diye düşünürken yanı başımda sinir otu olduğunu gördüm. Yapraklarını ezerek yeşil öz suyunu kaşınan yere sürdüm. Beş dakika sonra kaşıntı yok aldı. Bir kaç saat sonra ise ısırılan yerde hiç bir iz kalmadı. Şimdi bu ota çok başka bir gözle bakıyorum. Başka yararları da varmış ama ben sadece yaşadığım deneyimin sonucundan eminim. Kim bilir başka ne değerli bitkiler var etrafımızda. Değeri bilinesi ve korunası bitkiler.
Son bir hatırlatma; gerçek uzmanlara danışmadan hiç bir bitkiyi tedavi amaçlı kullanmayın.. Sağlıcakla kalın.
Etiketler:
Doğa ve İnsan,
Yabani Bitkiler
30 Mart 2019 Cumartesi
Nefis Midye Böreği ile Sürpriz!
''Sürpriz'' diye başlık koydum çünkü ben oklava ile hamur açmayı bilmiyorum ve bu böreği oklava ile hamur açarak yaptım. Öyle çarşaf gibi yufkalar açmadım tabii ki.Yine de işi kotaracak kadar becerebilmek mutlu etti beni. Gerçekten de kat kat, ağızda dağılan, bol iç malzemesi ile lezzetli bir börek oldu. Denemek isterseniz işte tarifi:
Hamuru için:
Bir su bardağı su, yarım su bardağı süt, bir kahve fincanı sıvı yağ, 2 yumurta, bir tutam tuz, bit tutam karbonat, aldığı kadar un (4 su bardağı kadar alıyor)
Yufkaların arasına sürmek için bir su bardağı eritilmiş tereyağı.
İçine ben soğanla kavrulmuş kıyma, baharat ve rendelenmiş patatesten oluşan harcı kullandım. Siz dilerseniz peynirli de yapabilirsiniz.
Hamuru için verdiğim malzemeleri iyice yoğurup bir saat kadar dinlendiriyoruz. Yumurtadan biraz daha büyük bezeleri servis tabağı büyüklüğünde açıyoruz. Aralarına eritilmiş tereyağı sürerek yufkaları üst üste koyup beşerli gruplar halinde tekrar açıp oklava ile tek yufka olarak olabildiğince büyütüyoruz. Beş yufkadan oluşan tek yufkaya dönüştürülmüş yufkaları tekrar aralarına tereyağı sürerek üst üste koyup tüm yufkaları birleştiriyoruz. Sıkı bir rulo yapıp streç filme sararak buzdolabının derin dondurucu bölümünde 10-15 dakika bekletiyoruz. Böylece hamur biraz katılaşıyor. Keskin bir bıçakla enlemesine ikişer parmak kalınlığında kesiyoruz. Kestiğimiz parçaları tekrar oklava ile fazla bastırmadan çay fincanı tabağı büyüklüğünde açıp içine bolca kıymalı iç harcını dolduruyoruz. Kapatıp üzerlerine erimiş tereyağı sürüyoruz. Yumurta sürmeniz doğru olmaz çünkü midye görüntüsü veren desenlerin kapanmasını istemiyoruz. 180 derecede (önceden ısıtılmış fırında) üzerleri kızarıncaya dek pişiriyoruz. Deneyenlere afiyet olsun!
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Mutfağımdan
30 Ocak 2019 Çarşamba
Ev Yapımı Bisküvi Bir Başkadır
Her bir şeyin ev yapımı olanına pek meraklı olduğum bilinir. Geçen yıl bu bisküvi stampalarını almıştım. Dikdörtgen şeklinde olanları denemiştim. Fena da olmamıştı ama bu yuvarlak olanları neredeyse unutmuştum. Bu sabah aklıma geldi. Çok sevdiğim, gevrek, lezzetli kurabiye tarifimi bu kez bu şekilde denedim. Ev halkı çok beğendi. O halde sizlere de tavsiye edebilirim. Stampanız olmasa da olur. Kurabiyelerinizi düz yuvarlaklar halinde ya da benim de bir kaç tane yaptığım gibi ay kurabiyesi olarak da şekillendirebilirsiniz.
Malzemeler:
1 su bardağı oda sıcaklığında tereyağı, margarin ve sıvı yağ karışımı( her bireri 1/3 su bardağı, toplam 1 su bardağı olmalı)
1 su bardağı pudra şekeri
1 yumurta
3,5 su bardağı elenmiş un
1 çorba kaşığı (silme) pirinç unu
2 çorba kaşığı nişasta
Vanilya
Yapılışı:
Yağı, yumurta ve şekerle birlikte elektrikli karıştırıcıda 3-4 dakika çırpıyoruz. Un, pirinç unu, nişasta ve vanilya karışımını azar azar ekliyoruz. Hepsini aynı anda eklememek gerekiyor. Çünkü un fazla gelebilir. Benim uygulamamda unun hepsini aldı. Pürüzsüz sertçe bir hamur elde edince streç filmin arasına bezeler koyup merdane ile 2,5 cm kalınlığında açıyoruz. Bisküvi kalıpları ile ya da bir su bardağı ile kesip şekillendiriyoruz. Kış mevsiminde olduğumuz için hamuru doğrudan şekillendirebiliyoruz. Yazın bir saat kadar buz dolabında bekletmek gerekiyor. 170 dereceye ayarlanmış fırında hafifçe pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Çay Saati,
Hobilerim,
Mutfağımdan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















































