25 Ağustos 2011 Perşembe

Ardıç Kuşu



Doğadaki herhangi bir canlıyı biraz yakından inceleyecek olursanız; türünün devamı için hatta  diğer canlılar için mucizevi yeteneklerle  donatılmış olduklarını  görüp hayranlık ve şaşkınlık duyabilirsiniz.

Ardıç kuşu da böyle bir  canlı. Güzel, zarif ardıç kuşları, ardıç ağaçlarının tohumlarını  yiyorlar ve doğanın inanılmaz,  detaycı  bir süreci başlamış oluyor.

Tohumlar ardıç kuşunun sindirim sisteminde  özel bir işlem görüyor  ve  çimlenme  yeteneği kazanıyor. Artık ayrıntıları bilemiyorum ama bu işlem  yalnızca  ardıç kuşunun  sindirim sisteminde  gerçekleşebiliyormuş. Daha  sonra doğal yollarla  tohumlar belki de kilometrelerce  uzaklara  bırakılıyor ve  çimleniyor. Kuşların  yutmadığı  tohumlar ise çimlenme yeteneğine  sahip olamıyor..

Ne  kadar  şaşırtıcı değil  mi? O  güzelim  ardıç ormanlarının oluşabilmesi  için  mutlaka  ardıç  kuşlarına  ihtiyaç var.. Bir canlı  türü  yok  olunca  ona  bağlı  olarak ortaya çıkan zincirleme  yıkımları açıklayan  bir  örnek  bu  durum. Türlerin çeşitliliğinin,  yaşam halkalarının  kopmaması  için çok  gerekli olduğunun  kanıtı...



22 Ağustos 2011 Pazartesi

Crochet / Mutfakta Sarı, Beyaz, Yeşil Şıklığı

Açılmamış  cam konserve kavanozlarını buzdolabında saklamaya gerek yok ama ışıktan korunmaları da lazım.

Bu  tür  kavanoz kılıflarını Flickr'da görmüştüm. Çok dekoratif  ve sevimli geldiler bana. ayrıca  fazla  büyük olmayan çiçekler için vazo olarak da kullanmışlar.

Ben de deneme amaçlı bir tane örüverdim.  Renk olarak  kahvaltı takımımın renklerini seçtim.





19 Ağustos 2011 Cuma

Tığ İşi Demlik Kılıfı / Crochet Tea Cosy

Geçtiğimiz pazartesiden beri kuduz aşısı oluyorum; ilk üç gün çok ağır grip benzeri bir durum yaşadım. Yüksek ateş, kas ağrıları ve aşırı halsizlik... Dün ilk kez kendime geldim. Baş ağrım geçmiş. Biraz ev işi yaptım ama çabuk yoruldum. Evde battaniyelerden kalan yünler var. Şöyle basit ama cici bir şeyler öreyim de oyalanayım dedim. İşte bu şirin demlik kılıfı ortaya çıktı. Sokak hayvanları için üretilenlere katıldı..Bakalım beğenecek misiniz?







18 Ağustos 2011 Perşembe

Şeker Gibi Bir Blog / Berfukus


Henüz arasmıza yeni katıldı. O hayvansever ve dost canlısı bir hanımefendi. Bugün kedilerini tanıtmış; öyle tatlılar ki.. Bunca üzüntümün arasında o güzellikleri görmek moral verdi. Sizlerin de tanımasını istedim.
Berfukus Burada

Sıdıka'ya Yuva


Sevgili Arkadaşım Colette’in Sayfasında Okudum (Tık!)

Bu  güzeller güzeli tekir kızın adı Sıdıka. Ailesi  onu çok seviyor sevmesine ama geçerli bir nedenle onu yeniden sahiplendirmek zorundalar. Sıdıka'ya yuvanızı açabilecek durumdaysanız hiç düşünmeyin, onun yeni ailesi olun. İlgileniyorsanız lütfen burayı tıklayın

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Sözün Bittiği Anlar / Yeter Artık!!!


Acı bir gün ve yıl dönümü...

Canımızdan can alan kayıplar, yok olan  umutlar, yok  edilen hayatlar..
Henüz  bir  ay önce, 14 Temmuz günü  ülke gözyaşlarına boğulmuştu, 20 asker şehit olmuştu. Göz  yaşları kurumadan  yine  aynı acı.. Aynı söylemler.  Değişen bir şey yok....

1999 -17 Ağustos depreminin  acı  anıları,  hala  böyle  bir  durumla  karşılaşılırsa  önemli  bir  yol  alınamamış  olmanın  ezikliği, utancı...  Yine  de  deprem  konusu şu  an  için  ikinci planda..

Kısacası, ölüm hem  de en  en kalleşinden..''Vatan sağ olsun!'' söylemleri  iyice  sinirime dokunmaya başladı açıkçası.. Evet  vatan  sağ  olsun elbette ama  acizliğin , çaresizliğin  bu  söylemlerle örtülmeye  çalışılması  yaraları sağaltmıyor...


15 Ağustos 2011 Pazartesi

İnsanı mutlu edecek bir hikaye bu !


Perihan Mağden’in, Midillili Rita’yı kurtarışının hikâyesidir!


Ve herkese örnek olmalıdır bence.

Perihan Mağden, geçen hafta birkaç gün için Midilli’ye gitmiş.

Kaldığı otelin civarında arka ayakları tutmayan, ön ayaklarıyla kendini sürükleyerek yürümeye çalışan, kir pas içinde terrier kaniş karışımı küçük bir köpekle karşılaşmış. Oteldekiler birkaç haftadır köpeğin civarda dolaştığını, ihtimal ki, sokağa atılmış bir ev köpeği olduğunu, sokaklardaki hayata, arabalara, trafiğe yabancı olduğu için de kendini koruyamayıp bir arabanın altında kalmış olabileceğini söylemişler.

Kehribar rengi gözleri varmış bu küçük köpeğin, insana derin derin bakıyormuş.

Kafka, “Bütün soruların cevapları bir köpeğin gözlerinde gizlidir” demez mi zaten!

Perihan Mağden, köpeği odasına çıkarmış, yara bere içinde olan bacaklarını temizlemiş, mama vermiş, daha da önemlisi sevmiş onu. Köpecik, sokaklardaki tedirgin hayatında kimbilir ne zamandır güven duygusu içinde derin bir uyku çekememiş olmalı ki, saatlerce uyumuş, uyumuş.. uyanmış mama yemiş, tuvalete çıkmış, yine uyumuş.

Derken dönüş günü yaklaşmış.

Perihan Mağden’in yüreği elvermemiş, iki ayağını kullanamayan köpeciği tekrar sokaklara bırakmaya.

Onu Türkiye’ye getirmeye karar vermiş.

Ama sadece karar vermek yetmez tabii bir köpeğe ülke değiştirtmeye. Ona önce bir ad vermiş, Ritademiş. Sonra resmî makamlara başvurulmuş; bir gün içinde bütün aşıları yapılmış ve gerekli izinler alınıp, kâğıtları hazırlanmış Rita’nın.

Sonra ver elini Türkiye.

Midilli-Ayvalık arası feribotta bir sorun çıkmamış da, Ayvalık-İstanbul arası otobüsler uyuşturulmadan hayvan taşımaya izin vermiyormuş.

Perihan Mağden, kıyamamış Rita’nın uyuşturulmasına; atlamışlar Ayvalık’tan bir taksiye, Bandırma’ya gidip feribota binmişler. Rita öyle uyumlu, öyle sessiz, öyle keyifliymiş ki.. ve müteşekkir bence.

Yeni evine yerleşir yerleşmez, önce bir veterinere muayene ettirilmiş Rita. Röntgen çekilmiş. Zeytinburnu Veteriner Kliniği’nin muhteşem hekimlerinden Murat İlgün, Rita’nın doğuştan kalça çıkığı rahatsızlığı olduğunu, sakat doğunca sokağa bırakılmış olabileceğini söylemiş; oysa hemen ameliyat edilse, sakat kalmazdı demiş. Artık Rita’nın ameliyat edilmesi imkânsızmış. Ama o çok akıllı bir köpek olduğu için ön ayaklarıyla kısmen de olsa sorununu çözmüş, proteze ihtiyacı yokmuş.

Rita şimdi çok mutluymuş. El üstünde tutulduğu yeni evini, yeni annesini, hatta evin ilk göz ağrısı Pamuk’u (biraz asabi bir köpekmiş Pamuk) bile çok sevmiş.

Perihan Mağden’in soğuk kış gecelerinde, ısınmaları ve uyumaları için içeri aldığı üç sokak köpeği vardır bir de. Rita’nın onlara ne tepki göstereceği şu anda biraz muamma; ama kimbilir ne acılar çekmiş, bir başına, aç susuz aylarca sokakta yaşamış ve arka ayakları çalışmayan bir köpek yavrusu olarak hayatta kalmayı başarmışsa, onlara da anlayışla yaklaşacaktır bence.

İnsanı mutlu eden bir hikâye bu.

Bu yüzden de nadir rastlanır bir hikâye.

Daha sık rastlanan, tatile çıkarken bırakacak yer bulamadıkları için, dağda bayırda hayvanlarını terk edenlerin, veya çocuklarını kıramayıp yazlıklarda edindikleri hayvanları, kışlıklara dönerken sokaklara bırakanların hikâyeleridir.

Yüksel Aytuğ, pazar günkü (Sabah Günaydın) yazısında, yazlıklarda çocuklarını eğlendirmek için aldıkları hayvancıkları, –Ramazan nedeniyle– kışlıklarına erken dönerken sokaklara terk edenleri anlatıyor: “Şimdilerde yazlıkların sokaklarında kaderine terk edilmiş bahtsız kuçuların, kadersiz pisilerin hüzünlü yüzleri dolaşıyor.
Onlar ki, ana-babaların çocuklarına yaz ayları boyunca 'eğlenmeleri' için alınmış kova-kürek, şnorkel-palet, şezlong-şemsiye gibi görülmüşler.
Yaz bitince kışlığa götürülmeye gerek duyulmayan eşyalar gibi terk edilmişler” diyordu.

Köpek ya da kedi.. aklımızın, çıkarlarımızın sokaktaki kurbanları; açlığa, susuzluğa, işkencelere, itlaflara terk edilmiş can’lar.. belki bir gün bizi affederler, ama acaba biz bir gün kendi zalimliğimizi affedebilecek miyiz!

Perihan Mağden’in bu sorumlu ve duyarlı davranışını, bu can kurtarma eylemini örnek almamız umuduyla...

Not:Taraf Gazetesi'nden alıntı

Karakolda Ayna Var

  Maalesef  bu sabah  hem yaralandık hem de karakolluk olduk. Öykümüz  sözde hayvanseverlere  ibretlik bir  öykü.

Bu sabah Minik'le yürüyüşümüzü tamamlamak üzereyken bir apartmanın arka bahçesinden  aniden fırlayan iri, sahipli bir köpeğin  saldırısına uğradık. Köpek  bir  anda duvarı  atlayıp Minik'i  altına  aldı. Korkunç  sesler  çıkararak parçalamaya çalıştı. Bu arada  ben  Minik'i kurtarmaya çalışıyordum.  Sabahın  altı buçuğunda yürüyüşe  çıkanlar, temizlik  işçileri  ve  balkonlara  koşan  insanlar  vardı ama yaklaşamıyorlardı. Çaresizce çığlıklar  atan  bir  kadın  ve çırpınan  minicik  bir köpek düşünün. Zavallı  yavrumun  çığlıkları  ile  çok  zor  anlar  yaşadım. Genpa çalışanlarından  bir adamcağız  hortumla  tazyikli  su  sıkarak  bir  şekilde  Minik'i   almayı  başardı  ama küçük  bir  kan  gölü  olmuştu,  Minik de ben  de şoka  girdik. O  sırada  köpeğin  sahibi  koşarak  geldi, '' kaçmış ya,  kaçmış!! deyip  köpeğini  aldı  gitti. Bize ''nasılsınız,  durumunuz  ne?''  demeden....

Yardımsever  bir  hanım  veterineri aradı, veterinerimiz  gelip  ilk  müdahaleyi  yaptı,  ilaçlarını  verdi.  Eve  geldik  ve olayın  bu  şekilde  kapanması bana  doğru  gelmedi. Çünkü  o  köpeğin  sahibini uzaktan  tanırım. Yaşadığı  apartmanın  arka  bahçesini sarmaşıklarla  çevirmiş,  bir  takım  iri  köpekleri  hangi  amaçla  barındırıyorsa  orada tutan,  doğru  dürüst bakımlarını yapmayan,  egzersiz  ve  gezdirme  gibi  gereklilikleri yerine  getirmeyen  bir  insan. Zavallı  hayvanlar  o  bahçede yarı  aç,  bakımsız, psikopat  hayvanlara  dönüşmüş durumdalar. Saldırgan  olan  hayvanı  bağlamadan  tutan  bir  insanın  çevresini  mutlaka  tellerle ya  da  yüksek  duvarlarla  çevirmesi  gerekirken  bahçeye  öylece bırakıyor.Bunları  veterinerim  de  doğruluyor  çünkü kliniğin  tam  karşısında ..  Sonuçta  bu  sabah  kurban  bizdik. Başkaları  da tehlikede  olduğu  için  durumu  adli makamlara  iletmem  gerektiğini  düşündüm. Minik  için  rapor  alıp  karakola  suç  duyurusuna  gittim. Memur  Bey  çok  ilgilendi,  benim  de az da  olsa yaralandığımı ,  bunun  önemli  bir  delil  olduğunu,  bu  yüzden  Adli  Tabip'ten  rapor almam gerektiğini söyledi.  Şimdi  rapor almak  üzere  Adli Tabip'e gidiyorum..

Minik hala şokta...



11 Ağustos 2011 Perşembe

Tığ İşi Battaniye ve Kağıt Mendil Kutuları

Bu sıcaklarda ağır aksak giden tığ işi çalışmalarımız sonuçlandıkça seviniyorum.


Henüz  yazın  ortasında olsak da bu  kışı bahar çiçekleri ile karşılayacağız.


9 Ağustos 2011 Salı

Datça Hurması ve Yok Edilen Doğal Güzelliklerimiz




Dün İzTv'de bir belgeselde izledim.
Datça Hurması Dünya’da sadece Girit Adası, Datça, Bodrum ve Kumluca’da doğal olarak yetişen Türkiye'nin tek doğal hurma türüymüş. Sürekli bir yer altı suyuna ihtiyaç duyan, meyvelerinin küçük olması ve meyve salkımlarının dik durumda bulunmasıyla diğer hurma türlerinden ayrılan bu nadide tür, en çok Datça'da karadan yolu olmayan, kuzeyi tepeciklerle çevrili bir koyda bulunuyormuş. Görüntüler cennet gibiydi.

Ne var ki, Datça Hurması'nı tanıtan uzmanın anlattıkları içimi acıttı. Bu güzel ağaçlar insanların yerleşim alanlarını genişletmesi ile hızla yok oluyormuş. Yani kıyılar yağmalandıkça, başka bir deyişle bir yere insanlar el atınca, doğal güzelliklerimiz de yok oluyor. Bunun geri kazanımı da mümkün değil. Çünkü türler yok oluyor, yapılaşma doğanın canına okuyor...

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Fabian Perez Tabloları ve Luna


Fabian Perez'in tango figürleri ağırlıklı tablolarını sever misiniz? Ya Brezilya'nın altın sesi Alessandro Safino'yu? İşte ikisi bir arada.

''Dur Bakalım! Ben de İnsanım'' diyebilmek

Çok  beğenerek izlediğim bir blogda rastladım;
Psikolog Marshall Rosenberg’in bir yazısı paylaşılmış; sözü edilen durumun ne kadar vahim olduğunu fark ettim.
Psikolog Marshall Rosenberg diyor ki: Bize iyi çocuk, iyi anne ve baba olmak öğretildi. Eğer bu iyi şeylerden biri olacaksak, o zaman depresyonda olmaya da alışmamız lazım. Depresyon “iyi” olmanın ödülüdür.
Şöyle ki;
İyi olabilmenin bedelleri var. ‘’Aman  başkaları üzülmesin, kırılmasın, kimseyi  hayal kırıklığına uğratmamalıyım’’ diye diye  arzularını, özlemlerini içine gömen, enerjisini  ve çabalarını  başkaları  için kullanan,  bu yüzden de duygusal ve fiziksel olarak  yıpranan insanlara dönüşüyoruz.  Bir  anlamda kendini feda  etmiş insanlar haline geliyoruz. Üstelik bu durum fazlasıyla destek görüyor ve alkışlanıyor.
Başkalarını üzmek  elbette tercih edilen bir durum değil.Belki de, iyilik meleği  değil öncelikle kendimiz olmamızın ,  kendimizi ifade  ederek  görev  ve sorumluluklarımızı  daha mantıklı  bir bakış açısı  ile ele almanın  zamanı çoktan gelip geçiyor olabilir.
Tabii ki, kendi  isteklerimizi dile  getirirken kırıcı, incitici ve sert olmak zorunda değiliz. Bizim de isteklerimiz, özlemlerimiz, haklarımız olduğunu  yumuşak ama kesin bir tavırla  dile getirmemiz  pek çok sıkıntıyı aşmamıza yardım edebilir. Ne dersiniz?

KAYNAK SİTE ZAMAZİNGO BURADA

7 Ağustos 2011 Pazar

Bugün Bunları Seçtim

 Bu enfes şezlonga uzanıp günbatımını izlemeli..

Ve bu  müziği dinlemeli.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

5 Ağustos 2011 Cuma

Buna Can Dayanır mı?



Afrika’da, başta Somali olmak üzere, Etiyopya, Kenya, Eritre ve Cibuti'yi kasıp kavuran büyük kuraklık ve neticesindeki açlık, bir insanlık dramına dönüştü. Hayırsever halkımızın yardım elini dünyanın dört köşesine ulaştıran Türk Kızılayı, şimdi de Afrika’ya insani yardım ulaştırabilmek için bir kampanya başlattı. Türk Kızılayı internet sayfası üzerinden "Afrika İnsani Yardım" menüsünü kullanarak elektronik işlemle;

Tüm bankalarda bulunan Türk Kızılayı bağış tahsilat sistemi ve bağış hesaplarına,
168 Türk Kızılayı ücretsiz danışma ve bağış hattından;
Tüm GSM operatörlerinde 2868 'e boş mesaj atarak bağışta bulunabilirsiniz.
Bağışlarınızın takibini Kızılay'ın web sitesinden, bağış ekranı butonundan, bağışçı sorgulamadan T.C. kimlik numaranız veya bağışçı kodunuzu girerek takip edebilirsiniz. KIZILAY’IN Web sitesi burada
Bağışlar ile ilgili daha fazla bilgi almak için; 0312 4302300/1463-1468-1464-1466

TURKCELL, VODAFONE VE AVEA tüm hatlardan“ACLIK” yazıp 5777`ye SMS göndererek, 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Marmara Ereğlisi ve Yeni Çiftlik Barınakları Köpeciklerine Acil Mama Yardımı Çağrısı

Dün sabah yola çıktılar..Yolları açık olsun ! BURAYI TIKLAYIN



HAYTAP “Trakya İmdat Turu” ekibiyle sorunlarını yerinde görmek ve yetkililere iletmek üzere gittiğimiz barınaklarda çok zor koşullarda yaşam mücadelesi veren ve yalnızca sınırlı sayıda gönüllünün emeği ve mama desteği ile yaşayabilen canlar için çok acil mama desteğine gereksinim var !

Bu gün itibarıyla mama stoklarının tükendiğini gördüğümüz barınakların sorunlarının çözümü için atılan adımlar sonuç verene kadar gönüllü arkadaşlarımıza destek olun.

Mama yardımını ulaştırabileceğiniz adres:

Sevin Asma