8 Ekim 2010 Cuma

Ben Şimdi Bu Moddayım

En  sevdiğim koltuğum ve el işlerim,
Dahası da var;

Dışarıda enfes bir sonbahar havası, ocakta  çayım,
(Bu arada  demlik kılıfıma  dikkat!  Geçen yıl  örmüştüm)

Mutfak masamda  nefis  sonbahar  meyveleri,
Yanımda Minik'im  ve Jane'im

Tv'de beni güldüren diziler,

7 Ekim 2010 Perşembe

Örgü Elbiseler / Sonbahar ve Kış Modası



Bu sonbaharda ve tabii ki  soğuk kış günlerinde, triko  elbiseler çok  tercih edilecek. Bir  kaç  gündür inceliyorum; hemen  hemen tüm modeller  saç örgüsü desenli  ve sıcak renklerde. Ayrıca minicik  kollar  ve  içine  streç kazak  giymeye  uygun yakalarla   kışlık  olmaya kolaylıkla  dönüştürülebilecek  giysiler.

Belli  ki, önümüzdeki günlerde yumuşacık  streç örgü elbise  ve tunikler sadeliği  ve  şıklığı birleştirerek gardroplarımızda  yerlerini  alacaklar.

Bunlar da sonbahar ve kış için hazırladığım kombinasyonlar:


Begonvilli Ev

Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından red scarves ile yaratıldı
Begonvilli Ev

Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından high heel boots ile yaratıldı

3 Ekim 2010 Pazar

Antalya'daki Hayvan Hakları Etkinliği



 Bu sabah Konyaaltı'nda  düzenlenen  etkinliğe  katıldım. Öğleye doğru. beş  on  kişi  olarak  tanımlanabilecek  sayıda  hayvansever,  Konyaaltı'nda  toplandık. Basın  açıklaması  yapıldı,  sorunlar  konuşuldu..






Sonra  da toplu olarak  Konyaaltı  Belediyesi  Sokak Hayvanları Bakım Merkezi'ne  gidildi. Eli  yüzü  düzgün , temiz  ve  bakımlı  bir  yer  ama  sokaktaki  canlarımızın  sorunları  öyle  büyük  ki...Bu  merkezler  halk  tarafından  hayvan  barınağı  olarak  algılansa  da  aslında ,  sokak  hayvanlarını  kısırlaştırma, hasta  ve  yaralı olanlara gereken  tedaviyi  verme  amaçlı  kuruluşlar. Yani  oralar  bir  toplama  ve  sürekli  barındırma  kampları  değil. Kısırlaştırılan, tedavisi  tamamlanan hayvanlardan  şanslı olanlar  sahiplendiriliyor,  diğerleri ise  sokağa  dönüyorlar. Söylediklerine  göre  alındıkları  yerlere  bırakılıyorlarmış   ama ne  kadar  bu  kurala uyuluyor bilemiyorum.. Pet  shoplardan satın  almak  yerine  buralardan  sahiplenmek,   sahipsiz  bir  hayvana   sıcak  bir  yuva  vermek,  hem  de bu  işin  ticaretini yapanları  caydırmak  açısından  önemli. Zaten  pet  shoplardaki  hayvancıkların  durumu  da  içler  acısı..




Bu  konuda  söylenecek  çok  söz,  anlatılacak  çok  sorun  var. İnsanları  daha  duyarlı  olmaya  davet  ediyor,  dünyanın  yalnız  biz  insanlara  ait  olmadığını  bir  kez  daha  anımsatmak  istiyorum. ONLARIN DA ACI ÇEKMEDEN YAŞAMAYA  HAKLARI  VAR!

2 Ekim 2010 Cumartesi

4 Ekim ''Sözde Hayvanları Koruma Günü'' Olmasın.



İnsanoğlu bir gün bencilliğinin farkına varıp hayvanların yaşama hakkına saygı göstermeyi öğrenebilecek mi? Evrenin kusursuz zincirinde bir halkadan ibaret olan insan, bir gün dünyanın sadece kendisine ait olmadığını anlayabilecek mi?

 Yarın (3 Ekim Pazar Günü) Antalya'da da sokak  hayvanları  için  bir  etkinlik  olacak. Konyaaltı Sea Lıfe Otel  önünde tüm  hayvanseverleri ve  duyarlı  kişileri  bekliyoruz. Ben  de orada olacağım. Lütfen  petlerinizi  getirmeyin. Onlar  için,  sesimizi duyurmak amacı ile toplanıyoruz. Orada  sıkıntı  yaşamalarını  ve basının  dikkatinin dağılmasını istemiyoruz.

Hayvanları Koruma Yasası olarak bilinen 5199 sayılı kanunun, acilen değişmesini istiyoruz. Hayvana yapılan şiddetin, işkencenin, idari para cezası karşılığı geçiştirilmesini istemiyoruz! Hayvanlara karşı işlenen tüm haksız fiillerin, "ceza hukuku kapsamına alınmasını", şiddet uygulayan suçluların, mahkemelerde yargılanarak gerekli cezaları almalarını istiyoruz.



Not:
İZ TV 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü onuruna, 1-4 Ekim tarihleri arasında özel bir yayın gerçekleştiriyor. ''Zehirlenerek öldürüldükten sonra çöp kamyonlarına savrularak ortadan kaldırılan köpekler; sokaklarda dans ettirilen, köpeklerle dövüştürülen, öd suları sağılan ayılar; havuzlara hapsedilerek gösteri yapmaya zorlanan yunuslar… İnsan elinden çıkma tarifsiz acılara katlanmak zorunda kalan hayvanların ne hissettiklerini hiç düşündünüz mü?
Kangalların sınırları aşan ününden sokak köpeklerinin bıçak sırtındaki yaşamına, atların rahvan adımlarından kuşların kanat seslerine, yuvalarından koparılmış şempanzelerden sürüngenlere kadar sayısız canlının kimi zaman hayranlık uyandıran, kimi zaman yürek burkan hikâyeleri İZ ekranına geliyor.
Bir yanda gözünü  kırpmadan akıl almaz işkenceleri hayvanlara reva görenler; diğer yanda onları korumak için canını dişine takan gönüllüler… Hayvanların hayatta kalma mücadelesinde, insanların merhamet terazisi belirleyici olacak. Zalimin zulmüne inat, siz de vicdandan yana ağırlığınızı koyun!'' cümleleri  ile  tanıtım yapmışlar..

Kendilerini  kutluyor,  teşekkür  ediyoruz.

Cumartesi Sabahına Yakışır / Historia De Un Amor


Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

Hem de son görüntülediğim nefis Antalya manzaraları eşliğinde..

1 Ekim 2010 Cuma

Ormanlarımızın Yok Edilmesine Seyirci mi Kalacağız?




 Her  yıl çeşitli  nedenlerle  dönümlerce  ormanımız  yok  olup  gidiyor.  Yok  ediliyor  demek  daha  doğru. Blog yazarlarından  Öykü Hanım,  yapılması  planlanan  üçüncü  köprü  ile  ilgili  olarak  bu  konuya değinmiş  iki  gün  önce. Herkesten  destek  istiyor.
 


30 Eylül 2010 Perşembe

Bu Filmi İzlediğinizde Bildiğiniz Her Şey Tepetaklak Olacak ! / Ezber



Dün gece uykum kaçtı nedense. Tv kanallarına şöyle bir göz atayım derken bir kısa film izledim.

Sonra da kamera arkası görüntüleri  verdiler. Bu filmi izlerken neler hissettiğimi anlatmam olası değil.


Vikipedi sayfasında film hakkında şöyle bir not düşülmüş:
''Sokak köpekleri yine kafeslere tıkılıyor. Kentleşmenin götürüsü nedeni ile filikalar yerine kamyonlara yükleniyor. Hayırsız Ada yerine İstanbul’un dışına ormanlık alanlara atılıyor veya kafesler içinde aç susuz yaşamaya mahkûm ediliyorlar. İnsanoğlunun doğaya karşı neredeyse 100 yıldır süren bu direnişi maalesef Ezber’e yapılmaktadır. Ölenlerin sadece “köpek” olması bu suçu işleyenlerin vicdanını rahatlatmaktadır.''

Ne kadar doğru bir saptama değil mi? Yakında (4 Ekim) Hayvan Hakları ve Hayvanları Koruma Günü kutlanacak sözümona.. Tv. bültenlerinde süslü laflar edilecek ama yine, dünyaya gelmek onların suçuymuş gibi hayvanlar cezalandırılmaya, işkence görmeye, aç susuz bırakılmaya, tecavüze, öldürülmeye maruz kalacaklar. Sokakta, ormanda pek çok can acımasızca telef olacak.Barınakların durumunu bilenler biliyor. Oralardakiler bile korkunç koşullarda yaşam savaşı vermekteler. Dünyayı diğer canlılarla paylaşarak yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bunu ne zaman idrak edeceğiz?


Ezber, 2009 yılı yapımı hayvan haklarının korunması ile ilgili bir kısa film. İnsanların sokak hayvanlarını canlandırması yöntemiyle, izleyenlerin hayvanlarla empati kurabilmesi amaçlanıyor.

Ezber, yönetmen Tolga Öztorun'un ilk kısa filmiymiş. Öztorun, Yedikule Hayvan Barınağı’nda gönüllü muhabir olarak, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü adına Yerel Hayvan Koruma Görevlisi olarak çalışmakta olan genç bir yönetmen. Yolu açık olsun.

Filmin oyuncu kadrosu tamamen hayvansever gönüllülerden oluşan harika bir kadro. Kimler yok ki:
* Sevinç Erbulak
* Emre Karayel
* Ayla Algan
* Barış Meriç
* Beste Bereket
* Bülent Şakrak
* Çetin Demir
* Demir Ülsoy
* Derya Alabora
* Emel Çölgeçen
* Evrim Ülsoy
* Füsun Erbulak
* Gizem Pilavcı
* Gülen Karaman
* Hayati Citaklar
* Irmak Ünal
* Işık Yenersu
* İlker Ayrık
* Lale Mansur
* Mehtap Bayri
* Şebnem Köstem
* Tilbe Saran
* Tuna Arman
* Zeynep Özyağcılar
Bir de minik oyuncular var, minik köpekleri oynayan. İşte onları izlerken bende olanlar oldu ve sessiz ağlamam hıçkırıklara dönüştü.

Mutlaka ama mutlaka izlenmesi gereken bir film. Çünkü çok acı bir gerçeği empati kurarak kavratıyor.





EZBER Kısa Film | EZBER Kısa Film

Begonvilli Ev Halleri

Dün  oğluşumu çok  uzak yerlere  uğurladım. İş  için  önce İstanbul'a, sonra da Hong Kong'a  uçtu.

Yolun ve  işlerin  açık olsun Sevgili Oğlum.

Sevdiklerini  uzaklara  gönderen  herkesin  kavuşmasını  diliyorum..



Ev halkının bilinen  halleri; rutin  sabah  kudurmaları  bitince  yorgun düşüp dinlenme moduna giriyorlar.




Yine İstanbul  özlemim depreşti. Oradaki  arkadaşlarımı  ve İstanbul'u özledim. Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri'ni okumaya  başladım. Eyüp Sultan'dan başlayıp Yeşilköy'e uzandım. Nostaljiden güncele  gide  gele bir gezinti  yapıyorum.

Bu  bitkiyi  komşum  gözden  çıkarmış. Cılız  ve  hastalıklı diye. Baktım  mantar ya  da böceklenme  yok. Sadece  iyi  beslenememiş ve  yeterince  ışık  alamamış  gibi  geldi  bana. İyileştirmek  umudu  ile  alıp bitki  besini içeren  sıvı  ile  tedaviye  başladık.  Camın  önünde  yeterince  ışık  da  alıyor. Bakalım kurtarabilecek miyiz?




Bu  arada  bizim  günlük ilaçlarımızı  koyduğumuz  sepetimiz  de her  gün  dolmaya  devam  ediyor.





Bugün pazarımız vardı. Pazarın en göz alıcı meyveleri  üzümlerdi.


Dün gündüz saatlerinde İz Tv'nin bir  belgeselini  izledim. Beyrut  tanıtılıyor, çok  ilginç  yerler gösteriliyordu. Bu  kanalın  belgeselleri  gerçekten övgüye değer. Ancak, ismi lazım değil  sunucu  hanımın komik şapkası, salaş  giysileri  bir  yana, sarı  elbisesinin altından görünen bordo  iç  çamaşırı  askıları beni  hayrete  düşürdü. Bu  ne  özensizlik sunucu hanım?





 Bu  motife taktığımı  düşünenler haklı. Öyle keyifle örüyorum  ki, iki  yastığı bitirdim  ama  henüz  dikip  içlerini elyafla doldurmadım. Bu hevesle örmeye devam edersem  galiba  battaniye hayalim gerçekleşecek.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Hanım Dilendi Bey Beğendi Kaban

Bakın

  ne  buldum?

 Ben  bu  motiflerden  battaniye, yastık örmeyi  tasarlarken  oldukça  hoş  bir  kaban  örmüşler.  Yoksa  tunik  mi desem?

Motifler açık seçik belli oluyor olmasına da, ben   nasıl  kabana  dönüştüğünü pek  anlayamadım.

Örneğin  kolların  takılışı  belli  değil, biraz  da  dar  gibi  geldi  bana  bu  kollar. Kol  uçlarındaki  uzantılar  neyin  nesi?

Yaka  olarak  atkı  benzeri  bir  parça  eklenmiş  ve  oldukça  havalı  olmuş  kaban.

Evet,  ben  yapılışını  pek  çözemedim  ama  fikir  verdi  yine de.  Eminim  bu  işlerden  anlayan  arkadaşlar yapılışı  ile  ilgili  tahminlerde bulunabilirler.. Bizlerle  paylaşırlarsa  sevinirim.

Bir  de bu kabana  uyumlu  kombinasyon hazırladım, bakalım  beğenecek misiniz?

Begonvilli Ev

Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından knee high heel boots ile yaratıldı

28 Eylül 2010 Salı

Hanım Dilendi Bey Beğendi / Tutacak ve Nihale




Bu  motifi  çok severim. Yastık  ve  diz  battaniyesi  yapmaya  karar  verdim  ama  önce  elim  alışsın  diye  bir  ön  çalışma  yaptım. Bu  tutacaklar  ve  nihale çıktı  ortaya. Artık  battaniyeye  başlayabilirim.

24 Eylül 2010 Cuma

Yeni Diziler / Deli Saraylı



Dizilerle  aram  hoş  değil. Çünkü hangi  kanalda  hangi dizi var  karıştırıyorum. Düzenli takip edemiyorum. Annemden  öğrendiğim  yöntemlerle  önlemler  alıp  izlesem  bile bir  iki  bölüm  sonra  sıkılıp  diziye  ihanet  ediyorum.  İyisi  mi  hiç  başlamamak. Örneğin  bütün  milletin  ayıla  bayıla  izlediği Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü  vs  benim  belleğimde ortaokul  yıllarımda okuduğum  romanlardır.  Her  birinden  bir  ya  da  iki  bölüm  izlemişimdir  ama  o  kadar.  Geçen  sezon Hanımın Çiftliği’ni  iyi  kötü izledim.  Biraz  da,  '' bu  akşam  dizi  var ! '' diye  beni  uyaran  arkadaşım  sayesinde. Bu  sezon  ona  da  bakmıyorum;  yeni  dizi  Deli Saraylı  ile  aynı  saatlere  denk  geliyorlar. Deli Saraylı,  farklı  konusu ve oyuncu  kadrosu  ile ilgimi  çekti  ve  ilk  bölümünü  ilgi  ile  izledim. Sevimli ve izlenebilir  geldi bana. Perran  Kutman  alıp  götürüyor  diziyi. Çetin Tekindor  da  öylesine. Diğer  oyuncular  da vasatın  üzerinde   oyunculuklar  sergiliyorlar.  Kostümler  hoş,  mekanlar güzel. Ancak  komedi  çizgisinde  olması  mantık  hatalarını görmeme  engel  değil. Örneğin  dizideki  İngilizlerin  neden  kendi  aralarında  bile  Türkçe  konuştuklarını  anlamış  değilim. Aksanlı  da  olsa  eni konu  Türkçe  konuşuyorlar:)  Bazı  sahneler  de  sanki müsamere  sahnesi  gibi  geldi  bana. Kızlardan birinin  kardeşi  rolüne  bürünen  çapkını  tokatlaması sahnesi,  aşçı  hizmetçi  dialogları  iğreti  kalmış. Yalnız  unutmamalı  ki,  işgal  altındaki  İstanbul’u  komedi  unsurları katarak hicvetmek  cesaret  ister. Eğer  bu  bir  komedi  dizisi  olmasaydı  kurgulamalar bu  kadar  göze  batmazdı. Burada  ise  güldürmek  için özellikle yapılmış  abartılı oyunculuklar olarak  algılanıyor.
Yine  de birbirinin  tekrarı  ya  da  yabancı  dizilerden  araklama olan  pek  çok diziden  bıkanlar  için  farklı bir  seçenek.  Gülmece  unsurları  da  hediyesi.  Perran  Kutman için bile  izlemeye  değer bence..

23 Eylül 2010 Perşembe

Sonbahar İçin Hırka

 Aşağıdaki  kombinasyonu bir  önceki paylaşımımda  görmüştünüz. Ancak  size oradaki  giysi  ve aksesuvarların fiyatlarından söz etmemiştim. Şimdi  tahmin edin  bakalım, bu  hırka kaç  lira  imiş? Tam 380 Dolar. Belki  Amerikalılar  için  makul  bir  fiyat  ama  bizler  basit  bir  hırkaya  bu  parayı  verecek  kadar  zengin  değiliz. Neyse ki  ülkemiz giyim  ve  mefruşat  konusunda  gerçekten  cennet  sayılır. Hazır  giyimde  makul fiyatlarda oldukça  kaliteli  ürünlerimiz  var. Ayrıca  elinden  dikiş  ve  örgü  gelen  çok  yetenekli  ve  becerikli  hanımlarımız da  var.  Örneğin  Örgücü Ninemiz  sevgili  Neşe Hanım,  eminim  şu  hırkayı,  aynı  güzellikte 5-6  çile  yün  ve bir  kaç  düğme  ile çok  ucuza  maledecektir.



Begonvilli Ev

Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından stiletto boots ile yaratıldı

20 Eylül 2010 Pazartesi

19 Eylül 2010 Pazar

Tüketici Olarak Haklarımızı Biliyor muyuz?


Hepimizin başına gelmiştir; bir ürünü satın alırken satıcıların size davranışları fevkalade olumludur. Ola ki sonradan aldığınız maldan ya da hizmetten memnun kalmadınız, şikayetinizi dile getirdiniz, işte o zaman durum değişir. Peki, tüketici olarak bizlerin hakları nelerdir?