15 Nisan 2016 Cuma

Pembe Güllerin Büyüsü

Bir kaç gündür bahçede kayda değer değişiklikler oldu. Güller sayesinde bahçemiz pembe rengin  hakim olduğu romantik  bir ortama dönüştü. İlk olarak arka taraftaki sarı gül açmıştı. Sonra pembeler öyle bir boy gösterdiler ki, onlardan gözlerimizi alamıyoruz.


,






















































Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar. Yakında farklı renkteki güllerimiz ve diğer çiçeklerimizle yeniden  sizlerle olmak umudu ile tüm dostlara  güzellikler, esenlikler diliyoruz.

11 Nisan 2016 Pazartesi

Kır Çiçeklerinin Kraliçesi Karağanlar

Bir kaç gündür yürüyüş yolumuzun iki yanı bu güzel çiçeklerle dolup taşıyor. Kendileri çalı formunda olup pembe pembe açan bir Akdenizli hanımefendidir.. Adı biraz maskulen olsa da ben böyle gösterişli açan bitkilere ''hanımefendi''  derim. Tanıştırayım:  Adı, Karağan . Diğer adı ile Kaya Gülleri.  Ülkemizde endemik olarak yetişiyormuş. Bu tipik Akdenizli, Fas'dan, Fransa'ya,  Portekiz'e, hatta Kanarya Adaları'na kadar uzanan bir serüven  diye  geçiyor  kayıtlarda..






Ana yoldan  ayrılıp soldan ilk patikaya sapınca birden yoğunlukları artıyor.








Hatta boyları da  yükseliyor, başlarını gök yüzüne doğru uzatıyorlar..



Badem Kız uzaklaşmasın diye bakınırken, aynı  bitkinin beyaz çiçekli olanını görüyorum. Yaprak formları aynı olunca yakın akraba olduklarını anlıyorum.



Beyaz çiçekliler de çok zarif.






Bu güzel çiçekleri vazoda görmek isterseniz, mümkün. Uçlarında tomurcukları olan  bir kaç dal kesip vazoya koyun. Ertesi gün açmaya başlıyorlar. Epeyce de dayanıyorlar. Eğer açmış olanları toplarsanız hemen dağılıp soluyorlar.


Son bir not daha; bu bitkiye ulaşmak için Akdeniz kıyılarına gelmenize gerek yok. Kültür bitkisi olarak yetiştirilmiş. Çiçek tohumları satışı yapılan  bir sitede rastladım. Buradan reklama girer diye adres veremiyorum ama meraklısına yorum bölümünde link verebilirim.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Bu Köpeği Tanıyor musunuz Tuğba Hanım?


Sorabilmeyi çok isterdim! Bu köpeği tanıyor musunuz Tuğba Hanım?


Bu sabah köpeğimle ormana doğru yürüyüş yapıyorduk.  Fotoğrafta gördüğünüz terier cinsi köpekle karşılaştık.  Köpeğin hali  içler acısı diye nitelendirilebilir. Tasmasız, rengi kirden toprak rengine dönüşmüş, tüyleri yumak yumak olmuş, perişan durumda bir hayvancık.  Ben bu görüntülere dayanamam.  Belli ki terk edilmiş bir hayvan diye düşündüm.  Öylece  durmuş bize bakıyordu. Yanımdaki  kendi köpeğim Badem biraz agressif olduğundan ne yapacağımı bilemedim.  Bir koşu  eve dönüp Badem’i bıraktım, yanıma yiyecek, su ve  tasma alıp tekrar koşa koşa orman yoluna gittim. Bir yandan da  hala oralarda olması için  dua ediyorum. . Fazla uzaklaşmamış, onu buldum. Mamayı ve suyu bırakıp biraz geriye çekildim. Terieri olanlar bilir; (benim köpeklerimden biri de terierdir)  onların bir bakışı vardır. Başlarını yana doğru eğip sizin ne dediğinizi anlamaya çalışırlar. Bu da öyle yaptı ve beni kalbimden vurdu.  Sonra mamayı yemeye başladı. Ben biraz uzaktan izlerken veterinerimi aradım.  Durumu anlattım.  Köpeği eve kadar götürmeyi başarabilirsem gelip traşını, gerekli aşılarını yapmasını rica ettim. Sonra da yuva arayışına gireriz dedim. Muhtemelen  bu hayvancık  bana kalır diye de kaygılandım.  Çünkü evde üç köpek, iki kedi var.  Sağlık durumum da pek iyi değil.. Sağ olsun ”siz eve gidince haber verin, gelirim” dedi.  Bu arada, bilmeyenler için  belirteyim, ben bir köyde yaşıyorum. Veteriner  oldukça uzak.  Ne yazık ki tasmayı  takmayı başaramadım. Köpek korktu ve uzaklaştı.. Üzülerek eve döndüm. İki saat sonra  içime sinmedi, kendi terier cinsi köpeğim  Minik’i de alıp tekrar oraya giderken daha da yakınımıza geldiğini gördüm. Uzaktan sevdim ve Minik’le beni takip etmesi için teşvik ettim. Bahçe kapısına kadar  bizi izledi. Neredeyse başarıyorduk ama bizim  Kurt Kız ve Badem kendi  bölümlerinden havlayıp köpekçiği korkuttular. Tekrar kaçtı. Buraya kadar beni oldukça üzen bu öykü sonra daha da ilginç hale geldi. Ben  köpeği belki ürkütmeden alabilirim diye yola çıktım, köyün  genç kızlarından bir grupla karşılaştım. Köpeği  gördüler, benim yardım amaçlı izlediğimi anlayınca, o köpeği tanıdıklarını söylediler. ”Hep gelir buralara, aç aç gezer yollarda” dediler.Köpeğin  kime ait olduğunu duyunca  şaşırdım ve çok üzüldüm. Eğer doğru ise bizim köye  bir kaç kilometre uzaklıkta bulunan bir çiftliği  olan,  kırk yılda bir oraya gelen Tuğba Özay’ın köpeğiymiş. Getirip çiftliğine bırakmış ve muhtemelen  hayvanın bu  durumda olduğunu bilmiyor.  Ne diyeyim; hiç mi aklına gelmez, hiç mi merak etmez.  Emanet ettiği  insanlar nasıl bir vicdana sahip ki hayvan bu halde? Peki   sorumlu bir veterineri yok mu? Ben üç kuruşluk emekli maaşımla sorumluluğunu aldığım hayvanların her türlü veteriner hizmeti almasını sağlıyorum.  Ne aşılarını, ne sağlık kontrollerini ihmal etmiyorum. Çağırdığım zaman köye  gelen bir veterinerimiz var. Bu köpek ve varsa o çiftlikteki diğer hayvanlar kim bilir  hangi koşullardalar. Yapmayın, etmeyin, bakamayacağınız hayvanların günahına girmeyin…

6 Nisan 2016 Çarşamba

Begonvilli Ev'de İlkbahar Güncesi

Begonvilli Ev'de ilkbahar telaşı sürüyor. Elbette tatlı bir telaş bu.. Açmaya çalışan çiçekler, meyve ağaçlarının tüm dallarının rengarenk hali, arıların, karıncaların bitmez tükenmez devinimi, kuşların yuva hazırlıkları görülmeye değer.

Buraya göre oldukça sert geçen  kışın ardından önce ağaçlar, sonra da diğer bitkiler uyandılar. Her sabah renkleri, görüntüleri hatta  misler gibi kokuları ile gözümüzü gönlümüzü açmaktalar. Bahçede kuş cıvıltısından, arı vızıltısından geçilmiyor.


 Minik nektarin ağacının  pembe beyaz çiçekleri, masmavi gök yüzü ile hoş bir uyum içinde.





Palmiyeler dışında bütün ağaçlarımız  henüz minik  ama bakın nasıl da  cömertçe meyvelerle dolup taştı dalları. Kırmızı dutlar bu yıl  oldukça bol olacak belli ki..








Portakal ağacı çiçekleri o kadar güzel kokuyor ki, balkonda oturmak büyük keyif..  Ah bir de zaman olsa.



Mor salkımımızın daha ilk yılı.




Öküz gözü papatyalar palmiyelerin altını sevdiler.




Sardunyalar da açmaya başladılar.














Bodrum papatyasının  mor olanları arka bahçeyi  papatya tarlasına çevirmişti. Komşu köyün  pazarında bu rengini görünce hemen aldım. Henüz kalıcı yerine  dikmedim.




Arka bahçede üç tane gül fidanımız var. Bunlardan biri  sessiz sedasız yaprakların arasına gizlenerek açmış. Sarı olduğunu bilmiyordum. Böylelikle  sezonun ilk gülü  tüm güzelliği ile teşrif etmiş oldu.



Bu sarı papatyalar ve alttaki karede gördüğünüz gelincikler de bahçenin vahşi güzelleri.  Sarı papatyaları sabah yürüyüşümüzde yazın kuruyan bir dere yatağından sadece bir kök olarak getirmiştim. Gelincikler ise kendiliğinden çıktılar. İki yılda bakın ne hale geldiler. Özel bir bakım istemeyen, dayanıklı ve hoş görünümlü, üstelik tahminimin aksine  hemen geçmeyen çiçeklermiş. Uzun süre kalıcı olduklarını görünce bu iki kır çiçeğini bahçede peyzaj bitkisi olarak değerlendirmeye karar verdim. Önümüzdeki yıl onlar için özel  çiçek tarhları yaptırmayı düşünüyorum.










Geçen yıl bahçenin sebze bölümünde,  bahçıvanın da yardımı ile biraz domates, biber, salatalık yetiştirdik. Bahçeden sebze almanın  nasıl harika bir şey olduğunu anlatamam. Bu yıl biraz daha deneyimli olduğumuz için  yeniden kolları sıvadık. Üstelik, geçen yıl satın alınan fidelerin bazılarının lezzetsiz  cinsler olduğunu gördüğümüzden bu yıl fidelerimizi iyi cins, özel tohumlardan kendim çimlendirdim. Bu konularla ilgili harika siteler var. Onların  verdikleri bilgilerle epeyce yol aldım. Ayrıca  tohum seçimi, dikim zamanı  gibi konuları  sürekli araştırıp notlar alıyorum. Dün  biber fidelerinin bir kısmını bahçeye diktim.

















Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar. Gönlünüzce güzel günler sizlerin olsun. Sağlıcakla kalın..

26 Mart 2016 Cumartesi

Minik Minik Bahar Dokunuşları

İlkbahar kırlarda ve bahçemizde boy gösterirken, minik dokunuşlarla evimizde de yaşayalım bu güzelliği dedim. 



Tığ işi ile çiçekli kumaşlar birleşince bu neşeli bardak altlıkları ortaya çıktı. İki kat kumaş arasına elyaf koyarak çalıştım. Büyükçe bir çay tabağını kalıp olarak kullandım. Çizdiğim dairenin üzerinden zig zag ayarınının üçüncü aşamasını  1 konumuna getirip boydan boya sarma  denilen dikiş tekniğini uyguladım. Sonra da tığ işi çalışmasına geçtim. Denemek isteyene kolay gelsin.

Küçük bir not düşmeden edemeyeceğim; kocaman battaniyeler örerdim bir zamanlar. Şimdi bunlarla bile mutlu oluyorum ama yine de her denememde sıkıntı yaşıyorum. ''Önce sağlık'' diyelim..