15 Aralık 2011 Perşembe

Tebrikler Beşiktaş!!!




Sevgili eşimi sevince boğdu:)  


 Galatasaraylı olsam da ben de sevindim, yürekten kutluyorum!

UEFA Avrupa Ligi E Grubu'nda temsilcimiz Beşiktaş, İngiltere'nin Stoke City takımını İnönü Stadı'nda devirerek grup lideri olarak bir üst tura çıkmayı başardı.

MAÇIN GOLLERİ İÇİN TIKLAYIN

Crochet at Begonvilliev'de yeni koleksiyonumuz: Demlik kılıfları, tutacaklar ve altlıklar



Tığ işi  demlik kılıflarınızı, tutacak ve altlıklarınızın fotoğraflarınızı
crochet at Begonvilliev(tık)  adlı bloğumu ziyaret ederek ''add your link'' butonundan ekleyebilirsiniz.  Fotoğrafınıza tıklanınca sizin  sayfanız görüntülenecektir.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Dizi bağımlısı bir toplum olduk!




Aslında içinde bulunduğumuz durumu anlatacak daha  başka sözcükler  var ama ben ''bağımlılık'' sözcüğünü tercih ettim.

Evet, biz yediden yetmişe dizi bağımlısıyız.  Çoğu insan işinden gelip ya da ev işlerini düzenleyip belli bir saatte beklediği diziyi seyretmek amacıyla televizyon başına geçmektedir. Hatta yapılacak sosyal toplantılar ya da arkadaş toplantıları bile bu dizilere göre düzenlenmekte.

Kendimce şöyle değerlendiriyorum bu dizi konusunu;

İnsanlar yaşamlarındaki boşlukları ve eksiklikleri dizilerle doldurmayı tercih ediyorlar. Özellikle büyük şehirlerde, apartman yaşamında,  komşularını tanımadığı, birbiri ile selamlaşmadığı ve birbirine şüphe ile baktığı bir yaşam tarzı içinde, yalnızlık duygusu ile kendilerini oyalamak ve sosyal ilişkilerden kaçmak için böyle bir yol izliyor olabilirler. Bir de dizilerde hep daha mükemmel hayatlar izleniyor, böylelikle izleyiciler kendi hayatlarındaki eksiklerin farkına varıp, bir şekilde izledikleri karakterlerle özdeşleşiyorlar.  Sanıyorum onların yerine  kendilerini koyarak  tatmin oluyorlar.

Ne var ki, reel dünyadan  kopma derecesinde dizi düşkünü  olmamız düşündürücü. Popüler dizilerin popüler oyuncularını,  canlandırdıkları karakterle tanıyıp, dizideki  kişi sanacak kadar yüzeysel algılayan  insanımız  var. Geçenlerde Tv'de  bir programın konuğu olan Selçuk Yöntem anlatıyordu: Birisi  cebine bir  not bırakmış. ''Eşiniz sizi aldatıyor. Haberiniz olsun!'' diye. Bir an şoke olmuş tabi.. Sonra durum anlaşılmış. Akıllı izleyici dizideki durumdan etkilenip uyarmak istemiş  Adnan'ı. Gerçekle dizinin ayrımında değil adamcağız..

O kişler, sevdiği dizideki özellikle başrol karakterinin  her şeyi doğru yaptığına kendini inandırıyor ve  aksi durumlarda huzursuz olup müdahale gereği duyuyor. O mektubu  verme şansı olmasaydı içi içini yiyecekti.

Elbette  dizi sektörü de bir iş kapısı. Yüzlerce binlerce insan ekmek yiyor. Yurt dışında  da iyi bir  dizi pazarımız oluşmuş. İyi güzel de diziyi dizi olarak algılayıp değerlendiremeyen, hayatının  baş köşesine koyan, üretmek, yaşamını daha güzel hale getirmeye çabalamak  yerine, ifrat derecesinde tv dizisi izleyen, gördüklerini zavallıca taklit etmeye çalışan insanımızı ne yapacağız?

Dün alışveriş sırasında  gördüm ve ''yok artık!'' dedim. O kadar çok gördüm ki onlardan; vitrinlere yazıp koymuşlar:

Hürrem yüzüğü geldi!!

Bihter parfümü!

Feriha kolyesi burada!

Ne diyeyim, Allah akıl fikir versin. Bu acınası taklitçilik ruhu, daha  çook fırsatçıların çıkmasına neden olur.

Dönüşte  kuaföre  uğrayıp saçımı kestirdim. Oradaki sohbetlerin değişmez konusu da popüler dizilerdi. İnsanlar eni konu dizilerdeki  olaylar  ve  karakterler için  dertlenip, durumun  ne olacağını merak ediyorlar.. Keşke kendi yaşamları ve ülkeleri ile ilgili sorunlar konusunda da biraz duyarlı olsalar..


Evet bence dizi izlemek bağımlılık yaratıyor. Tıpkı diğer bağımlılıklar gibi..Sorunlardan kaçmak, kendine farklı bir dünya kurmak, insan ilişkilerindeki sorunlarıyla baş edebilmek, yalnızlıktan kurtulmak için bağımlı olunabiliyor. Sonuçta da kendini geliştiremeyen, okumayan, üretmeyen, taklitçilikle mutlu olan  sığ insanlardan oluşan bir toplum olmamız  kaçınılmaz..

13 Aralık 2011 Salı

12 Aralık 2011 Pazartesi

Ülkemde neler oluyor?



Bu yazı başlığı, bir gazeteci edası ile atılmış bir başlık değil sevgili okurlar. Yani neler olduğunu aktarmak amacı ile yazmadım. Tam tersi  olup biteni  izleyip bu uygulamaların  bizleri nereye götüreceğini bilememenin verdiği kaygıyı anlatan bir  başlık bu...

Şimdi yine soruyorum; '' Ülkemde  neler oluyor?''

2012'de okullarda  zorunlu Arapça dersleri başlatılıyormuş. Bilen varsa  söylesin, bu  gerekli mi? Gerekli ise  yararı ne olacak?  Ulusça  tek  eksiğimiz  Arapçayı iyi bilmememiz mi?

Ya  din görevlisi olarak atanacak derin dini bilgisi olan melleler (mollalar)  konusuna ne diyorsunuz? Az önce ana haber bültenlerinde  açıkladılar. 1000 kişilik  bir kadro açılmış ve bu  kadrolara yeterli dini bilgisi olan  kişiler, sınavla!!! atanacaklarmış. Gereğinden fazla İmam Hatip lisesine sahip bir ülkede bir  de alaylı din adamları devlet  kadrolarında  çalışacaklar.  Bunun  mantığını, gerekçesini anlayan varsa  lütfen bana da anlatsın.

Bir  de  Atatürk'ün emri ile kurulan ve  bu güne dek Meclis'in koruma görevini  yapan Muhafız Taburu'nun  artık gerekli olmadığına karar verilmiş. Bundan böyle bu görevi Muhafız Taburu askerleri  değil de polis  ve özel güvenlikçiler yapacaklarmış. Böyle bir  birimin  şimdiye dek  görevini  en iyi şekilde yapması bir yana sembolik  olarak da  bir ağırlığı olduğunu düşünüyorum. Layıkı ile kutlanmayan Cumhuriyet Bayramı'ndan sonra  bu tür  değişiklikler beni  çok rahatsız etti  doğrusu..Atatürk'ün  bıraktıklarının izlerini  silme çabası gibi algılamam gereksiz bir  kuruntu mu dersiniz?

Lütfen  siz  söyleyin, bu olanların  amacı  nedir? Ben  anlayamıyorum  doğrusu..

11 Aralık 2011 Pazar

HAYTAPSHOP

HAYTAPSHOP Pazartesi günü açılıyor

HAYTAP EVİ – HAYTAP arabasından sonra

HAYTAP dükkanımız da hizmete giriyor




Bu arada önemle belirtelimki Haytapshop tamamen bağımsız profesyonel bir şirket tarafından idare edilecek. Yani Haytapshop ile ilgili sıkıntılarınız ve talepleriniz için  0216 444 1 750 telefon numarasını ya da haytapshop web sitesindeki iletişim bilgileri ile ulaşacaksınız. Tüm fatura- kargo teslimat  işlemleri merkezi Ataşehir- Kadıköy Istanbul adresinde bulunan arkadaşlar tarafından yapılacak.
Elde edilecek gelirin bir kısmı HAYTAP iktisadi işletmesine aktarılacak.
Sadece Haytap orjinal ürünleri değil , aynı zamanda evcil hayvanlarınız için bir çok ürünü de bu siteden gerek kapıda ödemeli gerek banka havalesi yoluyla satın alabileceksniz. Önümüzdeki aydan itibaren kredi kartı sistemi de devreye girecek.
Yakın zamanda buranın ciddi bir gelir getirmesini , Haytap’ın kazandığı  bu paralarla siz üye dernek ve temsilcilere daha fazla destek olacağını umut ediyoruz.
Önümüzdeki 6 ayı Haytapshop’u marka yapmak ve tanıtmak yanında satışları olabildiğince buraya yönlendirmemiz gerekiyor ki oluşan cirodan aldığımız pay da yükselsin.
Ahmet Kemal Şenpolat
HAYTAP Başkanı



10 Aralık 2011 Cumartesi

Begonvilli Ev Halleri

Begonvilli Ev halkı sevgilerini gönderiyor sizlere:
Gördüğünüz gibi keyifler yerinde.
Çorap örüyorum. Tabii ki kimsenin başına değil. Yılbaşı dekorumuz için sevimli çoraplar..
 



Bilin bakalım bu şirin kutuların içinde ne varmış?


Vitrinde görünce ''mutlaka almalıyım'' dedim. Çok şirin ama öyle değil mi?


Alışveriş dönüşü eşimin siparişi için kuruyemişçiye uğradım, uğramaz olaydım. Bir kaç kilocuk verdim diye sevinirken yukarıdaki muhteşem lezzeti ikram etti. ''Almasam'' dedim  ama bir parça kesip uzatmıştı çoktan. Derken ağzıma atar atmaz  tüm  kararlılık yok oldu. ''Bir kilo, yok abartmayayım hadi yarım olsun, tartın lütfen'' deyip aldım rejim bozan  nefis cevizli sucuğu. 

Sonra Minik'i kapıp bir park turu yapıverdik..  Hepinize keyifli hafta sonları..


8 Aralık 2011 Perşembe

Omara Portuondo

Ona bayılıyorum.  Küba'nın Edit Piaf'ı diye de biliniyor.



İki gün önce Küba'nın yaşayan efsane grubu Buena Vista Social Club ile birlikte İstanbul'da sahne aldılar ve ben de çatır çatır çatladım hasedimden.. Şaka bir yana çok isterdim canlı canlı dinlemeyi. Üşenmeyip ''Müzik'' etiketli  eski yazılarıma bakarsanız bu  1930 doğumlu, tam  60 yıldır müzik yapan ve Latin müziğinin  kraliçesi olan hanımefendiye  olan hayranlığımı göreceksiniz.
Özellikle ''Quizas Quizas'' i  ondan dinlemek çok keyifli.  konserde  5 bin kişi şarkılarına eşlik ettiğini okudum. Beşbinbirinci kişi olmak vardı..



Haydi değişiklik olsun,  bir de  İbrahim Ferrer ile düetini paylaşalım. Keyifli dinlemeler..
 

7 Aralık 2011 Çarşamba

Fetih 1453


Merakla beklediğim film şubatta vizyona giriyormuş.
Faruk Aksoy'un üç yıldır üzerinde çalıştığı  yapım bugüne kadar çekilmiş en yüksek bütçeli yerli sinema filmi olma özelliği taşıyor.

 Fetih 1453, 17 Şubat'da vizyona giriyor.
Ayrıntılı Bilgi Burada

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethini konu alan  Fetih 1453'ün ilk tanıtım videosu yayınlandı.

Fetih 1453'ün bütçesi 17 milyon dolar. Bunun 10 milyon doları  sadece İstanbul'un fethi sahnesine harcanmış. 25 bin figüran ve 2 yıllık çekim süresi. Toplamda belki 3dk olacak 5 günde çekilen bir dövüş sahnesi.
Filmde 3 adet gerçek boyutlu gemi yapılmış, surlar inşa edilmiş. Kostümlere 44 bin metre kumaş harcanmış. Mancınıklar inşa edilmiş.
Fragmanını gördüm, tek kelime ile muhteşem sahneler..

Belirtmeden geçemeyeceğim; bu güne dek bazı yabancı yapımları izlerken(Örneğin Braveheart) sahnelerin  etkileyiciliği karşısında büyülenip ''bizde  yapamıylar'' dediğim olmuştu ama bu filmin fragmanını izlerken çok daha iyisinin yapıldığını gördüm. Bir de sinemada izlesem neler hissedeceğim kim bilir...
Buradan İzle

El örgüsü elmalar

Ben de  U Knit Me da gördüm.


Bu sevimli elmalar acaba nasıl örülüyor? ''Çok zor olmalı!'' diyorsanız :
Yapılışı burada:
 Twins' Knitting Pattern MiniShop

Cam Sanatı

Cam, kırılganlığı dışında pek çok alanda kusursuz bir malzeme.

Harika bir dönüşüm ürünü..

Bin yıllardır biliniyor ve kullanılıyor.(Şimdiye değin arkeolojik kazılarda bulunan en eski cam ürün M.Ö. 5500 yıllarına ait olup, Mısır'da bulunmuş)

Usta ellerde klasik ya da modern formlarda sanata dönüşüyor.






4 Aralık 2011 Pazar

Muhteşem Çay Sofraları

Bugün sizlere zarif çay sofraları kurmak istedim.
Nasıl mı?
Fotoğraf sanatçısı Elena Tatulyan'ın muhteşem fotoğrafları ile ...