12 Mart 2010 Cuma

Begonvilli Ev Halleri

Evimi seviyorum.
Ne köşk ne de saray benim evim; sade ve iddasız bir evceğiz işte.
Ama seviyorum evimi, binbir emeğim ve özenimi barındırıyor bizimle birlikte.
Sabahları uyanınca penceremden uzaktan da olsa denizin mavisini görürüm; bulutlarla buluşmasını seviyorum güzelim Akdeniz'in.
Öyle şanslıyım ki, bu harika görüntüyle merhaba diyorum her sabah güne. Dünyanın en güzel peyzajlarından biridir Akdeniz ve Toros Dağları'nın kucaklaşması. Pırıl pırıl günlerde, lacivert denizi, dağların kıvrımlarını izlemeyi seviyorum penceremden ve güneye bakan balkonumdan.

Evimi seviyorum; küçüktür ama derli topludur. En küçük detayları hesabederek oluşturduğum dolap çekmece vb kullanım alanları ile başarabiliyorum bunu. Balkonuma yaptırdığım dolabın özel tasarım gözleri, mutfakta binbir hile ile oluşturulan fazladan bölmeler, çekmeceler epeyce kolaylaştırdı işlerimi. Çünkü her şeyin belli bir yeri var Begonvilli Ev'de.

Her sabah kızarmış ekmek kokusunu, demlenmekte olan çayın ve kahve tiryakisi komşumdan zaman zaman bize de gelen mis gibi kahve kokularını seviyorum.

Tam da bu mevsim komşu apartmanın bahçesinde açan turunç çiçeği kokularını, çalışma masamdan eksik etmemeye çalıştığım mevsimine göre, yasemin, sümbül, nergiz, frizya ve papatya kokularını seviyorum.

Tabii ki balkonumdaki minicik yapraklı fesleğenlerin, alımlı ıtırların kokusu da bir başka, onları da seviyorum.

Sabahları pencereyi açınca duyduğum kuş seslerini, dinlenme saatlerimizde evimizden pek eksik olmayan klasik müziği ve 70 li yılların şarkılarını dinlemeyi seviyorum. Trafikten kaynaklanan gürültü, görüntü ve egzoz gazı kirliliğinden nasibimizi alsak da, evimin seslerini seviyorum.

Minik ve Jane'in Günde iki posta rutin kudurmalarını seviyorum. Dünyayı unutup hırsla birbirlerini kovalarken çıkardıkları sesleri ve deli deli koşuşturmalarını izlemeyi olmazsa olmazlarımızdan sayıyorum. Bu iki zıt karakterli hayvanın müthiş bir uyum içinde aynı evde yaşamaları ile ilgili çok ilginç gözlemlerim var. Karşıt karakter ve özelliklerine rağmen uyum içinde ve birbirlerine zarar vermeden yaşam tarzı oluşturmaları konusundaki başarılarına hayranım. Keşke insanlar da bunu becerebilseler.

Evimi seviyorum, evimde iş yapmayı bir şeyler üretmeyi de seviyorum. Bazen büyük bir cesaretle boyumdan büyük işlere giriştiğim oluyor. Boya badana işleri gibi. En son geçen yıl, çalışma odamı, koridoru ve mutfağı boyamış, çok da başarılı olmuştum. Ancak boyun fıtığı sorunum galiba izin vermeyecek bu tür işler yapmama.

Oldum olası gözü yoran, temizlerken zamanımı alan gereksiz eşya ve objelerden hoşlanmam. Ancak, mumları, dekoratif yastıkları, yerden aydınlatan lambaları severim. Bir de şişelere düşkünümdür. Sırf şişesinin dizaynı hoş diye zeytinyağı ya da şarap satın aldığım olmuştur. Sepetleri de severim. Kullanabileceğim her türlü sepeti alır, onları pastel renkli kumaşlarla süsler mutfakta, banyoda, çalışma odamda kullanırım. Yünlerim, Minik ve Jane'in oyuncakları, sabunlar ve meyveler için çeşit çeşit sepetlerim vardır. Özellikle Jane için hazırladığım pembe minderli sepeti çok seviyorum.

Camın önündeki parchwork örtülü berjerimi seviyorum. Çok sevdiğim kitaplarımdan biri de elimdeyse. Minik ve Jane'den bana kalırsa tabii ki.


Daha üretken olduğum ve çok daha fazla çalıştığım yıllarda yaptığım, duvarlarımı süsleyen yağlıboya tablolarımı seviyorum.
O zamanlar gösterdiğim sabırlı ve sistemli çalışma tempomu özlüyorum.

Kütüphanemi, çalışma masamı, mutfağımı, Minik'imi, Jane'imi, çiçeklerimi, özellikle yazın harika renkleri ile içimi açan begonvillerimi çok seviyorum; onları sevmenin ne büyük bir mutluluk olduğunu biliyor, şükrediyorum.


Komşularımı seviyorum; her karşılaşmamızda hatır sormalarını, iyi günler dilemelerini, elim kolum doluysa yardım etmelerini, Minik'in başını okşamalarını seviyorum. Ne şanslıyım komşu konusunda.

İşte Begonvilli Ev'in küçük, sade yaşamının renkleri bunlar; daha ne olsun.

11 Mart 2010 Perşembe

Begonvilli Ev Halleri

Ev halkının bilinen halleri, bizim uykucular ve patlamakta olan tomurcuklar. Balkonumuz yakında rengarenk olacak






Mutfağımda sarılar ve yeşiller

Hamsi buğulamamız yeşil soğan, maydanoz ve sızma zeytinyağı ile lezzetlendirildi. Bir de chery domatesler var tabii.


Yanında taptaze yeşilliklerle


Frizyalar öyle boldu ki pazarda. Bir demeti 1 lira, hemen çalışma masamdaki yerlerini aldılar.

Alerjik kaşıntısı olanlar bilirler. Ne büyük sıkıntıdır o kızarıklıklar ve yanmalar, aynı zamanda canınızdan bezdiren kaşıntı da eşlik eder. Özellikle son iki yıldır çok çektim alerjiden. Gitmediğim doktor kalmadı.Verilen alerji baskılayıcı hapları kullanırken rahatlasam da bıraktığım an yine başlıyordu. Ama sonunda kurtuldum o sıkıntılardan. Tavsiye edildiği zaman çok da inanmamıştım iyi geleceğine. Üç aydan beri kullandığım üzüm çekirdeği extresi iyi geldi. Plasebo etkisi var mı yok mu bilemiyorum ama şu an ne kızarıklık ne de kaşıntı var cildimde. Hem de yüzde yüz doğal bir ürün olduğu için gönül rahatlığı ile kullanıyorum bu ürünü.

Tüm dostlara sağlık ve güzellikler diliyorum.

Begonvilli Ev Halleri

Evimizde hüzün var, oysa açan turunç çiçeklerinin kokusundan söz edecektim, günlük koşuşturmalar içerisinde, farkına varılınca gülümseten küçük mutlulukları paylaşacaktım. Belki okumaktan mutlu olduğum bir kitaptan söz edecek, belki de çoktandır dinlemediğim, yıllar sonra dinleyince mutlu olduğum bir müziği sizlerle birlikte dinleyecektim. Ama dedim ya hüzün var buralarda; yaşamın gerçeklerinden biri olan o bilinen duygu, baş edeceğiz bir şekilde.

Son bir kaç gündür içimizi en çok yakan ulusal acılarımızdan biri Elazığ'da yaşanan deprem. Söylenecek çok söz var ama yapılması gereken daha da çok iş var. Yardım kampanyaları iyi gidiyor gibi ama ateş yine düştüğü yeri yakıyor, ne durumda olduklarını, neler çektiklerini dışarıdan anlamamız olnaksız. Soğukta, evsiz, anasız, babasız, evlatsız kalanların hali nasıldır kim bilir?

Şehit haberleri yine kurşun gibi yüreklerde. Bu ülke bu acılarla yaşamak zorunda mı? Bu acıyı anlatacak hiç bir sözcük yok... Haklarını ödememize de olanak yok. Işıklar içinde uyusunlar.

Turhan Selçuk üstadı da uğurlamışız. O bir ekoldü alanında. Huzur içinde uyusun.

Biografisi Burada

10 Mart 2010 Çarşamba

Maviş Anne

Henüz Maviş'in yavrularını göremedim. Çünkü daha beş günlükler ve fotoğrafta sol üst köşede görünen platformun altındalar. Her sabah ve akşam üzeri mama götürünce sesleniyorum; ''Maviş, güzel kızım, mama getirdim sana''diye.. Gelip mamasını yiyor, suyunu içip yine yavrularının yanına gidiyor. Bu sabah seslerini duydum, incecik sesleri ile vıyaklamaları duyuluyordu. Umarım sonları hayırlı olur.





Maviş’in Hüzünlü Öyküsü Burada

Hem Rahat Hem de Şıklar / Babetler

Her yaz başında üç beş tane alırım ve büyük bir keyifle giyerim. Babetlerden söz ediyorum. Hem şık hem de çok rahat oluyorlar.

Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Lanvin shoes ile yaratıldı


Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Monsoon shoes ile yaratıldı

8 Mart 2010 Pazartesi

Son Setlerim / Baharlık Giysiler

Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından FOSSIL watches ile yaratıldı


beni polyvore da bulun


Begonvilli Ev
Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Kurt Geiger shoes ile yaratıldı

Dünya Kadınlar Günü

Önce insan, sonra kadın olmanın onuru ve güzelliği tüm dünya kadınlarının olsun. Sözde değil özde güzellikler, göstermelik kutlamalar değil insanca yaklaşımlar dileğimiz.

7 Mart 2010 Pazar

Görsellik / Yeşil Güzeldir

Doğanın en göz alıcı renklerinden biridir yeşil. Huzur veren, yaşam kaynağı renklerden biridir. Yoksunluğu kuraklığı, açlığı çağrıştırır. Doğa onsuz çok eksiktir, acınasıdır.










Bunlar da benim objektifime takılan yeşiller




Oldum olası severim bu kaplumbağaları. Yeşil olanı da çok sevimli.

Mutfağımızda da hoştur yeşil




Yeşil şıklığı



Ev tekstilinde de çok severim yeşil şıklığını

4 Mart 2010 Perşembe

Maviş'imiz Anne Oldu



Buradan öyküsünü aktardığım Maviş'i anımsayacaksınız.(Sahibi ölünce ortada kalan köpeğimiz)


Maviş’in Hüzünlü Öyküsü Burada

iki gündür ortalarda yoktu. Sabah ve akşam üzerleri genellikle dolaştığı her yere baktığım halde izine rastlamamıştım. Çantamda taşıdığım konserve mamaların bir kısmını da başka sokak hayvanlarına verdim ama aklım Maviş'te kalmıştı. Dün akşam üzeri tanıdığım pet sahiplerine ve bir kaç esnafa da tembih ettim, ''eğer görürseniz bana haber verin'' diye. Akşamdan beri çok huzursuzdum. Bir yerlerde doğurmuş sıkıntı içerisinde olabilir diye. Çünkü daha bir yaşında bile değil ve etrafta da pek çok aç sokak köpeği var. Sabah erkenden yine parka gidip araştırmaya başladım. Arkadaşım Sevgi de bana katıldı ve sonunda luna parkta, Maviş'i ve yavrularını bulduk. Çarpışan arabaların platformunun altına taşımış bebeklerini. Ancak eğilerek görebildik. Üzeri yerden iki karış yükseklikte ve oldukça karanlık olan o alanda kucağında bebekleri, masmavi gözleri ile bize bakıyordu. Yavruları tam olarak seçemedim ama miniciklerdi. Mamasını koyup uzaklaştık. Artık bir süre orada barınırlar, mamalarını sularını bırakırız. Biraz büyüyüp ortaya çıktıkları zaman da onları sahiplendirmek için çaba göstereceğiz. Anneleri gibi mavi gözlü olan varsa şansları biraz daha yüksek yuva bulmak için. Bir de Maviş'in kısırlaştırılması işi var. Doğum sonrası sağlığına kavuşunca yaptırılması gerekiyor. Hayvansever duyarlı insanların yardımlarını bekliyoruz.


3 Mart 2010 Çarşamba

2 Mart 2010 Salı

Çok Zevkli Bir Aktivite / At Binme


Bu gün ata binmenin yararlarına ilişkin bir yazı okuyunca at sevdam depreşti. Bir kaç yıl önce büyük bir hevesle ders alıp ata binmeye başlamıştım ama arkası gelmemişti. Okuduğum yazıdan at binmenin gerçek bir terapi olduğunu öğrenince yeniden bir hevestir başladı. Yazıda Hippoterapy'nin eski Yunanca'da at anlamına gelen "Hippos" kelimesinden geldiğini ve atın çok boyutlu hareketini kullanan bir tedavi şekli olduğu, uygulanan metodun başarı oranının çok yüksek olduğu, Hippoterapy'de atın hastaya yarar sağlayacak hareket aktiviteleri kullanıldığı anlatılmaktaydı.


Hippoterapy ile

Kas perdesi normalize edilmekte,


Denge reaksiyonlarını geliştirmekte,


Baş ve gövde kontrolü sağlanmakta,


Koordinasyon sağlanmakta, RUHSAL GERGİNLİKLER AZALMAKTAYMIŞ..

Ayrıca bol bol kalori yaktıran bir spor.

Şimdi hafta sonları ata binebileceğim aynı zamanda Hippoterapy de uygulayan çiftlikler hakkında bilgi toplayacağım. Sizlere de bol aktiviteli bahar günleri diliyorum.