Ev dekorasyonunda bazı renklerin beyazla buluşması harikalar yaratır. Temizlik ve ferahlık duygusunu da birlikte getirir beyaz renk yaşam alanlarına. Çabuk kirlenme riski varmış gibi olsa da, üzerinde kir ve lekelerin daha çok göze çarpmasısıdır beyazın suçlanma nedeni.
İşte en sevdiğim ve beyaza en çok yakıştırdığım renk kombinasyonları
Turkuaz; büyülü bir renk. Mavinin ve yeşilin enfes buluşması. Güzelim Akdeniz'in hakim rengi. Umudun ve sonsuz güzelliklerin çağrıştırıcısı. Türk Yeşili de denen turkuaz, camgöbeği renginin hafifçe yeşil tonudur. Renk, turkuaz taşının rengi sebebiyle bu ismi almıştır. Türk'ün Fransızca'daki karşılığı olan Turquoise'dan gelir. İngiliz argosunda Turkuaz deyimi Karayip sularına işaret eder. Sığ oldukları için günışığında bu renge bürünür. Renk bilimcilere göre canlandırıcı ve serinletici psikolojik özellikleri bulunmaktaymış. Fizyolojik olarak ağrı kesici özelliği bile olduğu söylenir.
En güzel tonu denizlerdedir Bu da benim objektifimden; Akdeniz'in Kemer sahilleri. Turkuazın en güzel tonu nedense mavimsi çıkmış bu fotoğrafta.
Turkuaz takılar, en sade giysiye bile gizemli bir şıklık katar, öyle değil mi?
Dekorasyonda da hoş ve rahatlatıcıdır turkuaz
Mutfağınıza şıklık katar
Doğada en güzel turkuaz tonlarını taşıyanlardan biri de vakur tavuskuşlarıdır Ve bir de bu harikulade görünümlü bitkiler
Turkuaz dış cephe boyalı evler oldukça göz alıcıdır Pembeyle, yeşille maviyle çok hoş kombinasyonlar oluşturur
Haftalar sonra bu öğleden sonra, yeniden keyifli bir film izleme fırsatını buldum ve Digitürk kanallarından bir film seçtim; Stella. Bu filmi seçmemdeki en büyük etken hayranı olduğum, bayıldığım Bette Midler'in oynadığı bir film olmasıydı.
Bette Midler Hakkında Bilgi İçin Burayı Tıklayın Yönetmen : John Erman
Senaryo : Olive Higgins Prouty, Robert Getchell
Oyuncular : Bette Midler, John Goodman, Trini Alvarado, Stephen Collins, Marsha Mason
Filmin Türü : Drama
Orijinal Adı : Stella
Yapım Yılı : 1990
Yapım Ülkesi : ABD
Orijinal Dili : İngilizce
Filmin Süresi : 109 dakika
Konusu bildik sayılabilecek ve bizim Yeşilçam filmlerinde bol bol suyu çıkarılmış bir ana kız öyküsü. Ne var ki Amerikan tarzı yaşam ile pek bir renklenmiş. Örneğin anne bir barmaid ve dünyayı umursamaz tavırlı bir o kadar da dediğim dedik bir kadın. Müşterilerden biri olan yakışıklı doktora önce yüz vermese de birliktelik ve hamilelik durumları olur. Doktor üzerine düşeni yapacak ve evlenme teklifinde bulunacaktır ama gururlu Stella kabul etmediği gibi kızının yetiştirilmesi için tüm sorumluluğu üstlenir. Maddi destek de istemez. Kızı Jenny'i kendi başına yetiştirmeye karar verir. Kızı ile ilişkileri zaman zaman gerginleşse de sımsıcak bir bağ vardır aralarında. Stella, kızının kendisininki gibi bir hayatı olmaması için her fedakarlığı yapar..
Bette'nin harika oyunculuğu ile (diğer oyuncuların da hakkını yememek lazım)çok hoş film kareleri oluşmuş ve özellikle finaldeki kızının düğününü izleme sahnesi unutulacak gibi değil. Kısacası çok sevdim bu filmi. İzlemeyenlere öneririm.
Shakespeare ve Agatha Christie'den sonra kitapları dünya dillerine en çok çevrilen İngiliz yazar olan, kahramanları Afacan Beşler ve Gizli Yediler'in Harry Potter'den bile daha çok okunduğu söylenen Enid Mary Blyton, kitaplarını başkalarına yazdırmak ve eserlerinde ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı yapmakla suçlandı.
Buna rağmen doksan dile çevrilen kitapları 400 milyondan fazla sattı. Bu kadar ün ve bu ünün sağladığı para, doğal olarak eleştiriler de getirmeye başladı.Bazı eleştirmenler onun kelime dağarcığının çok kısıtlı olduğunu, başaramadığı için doğa ve karakter betimlemelerinden ısrarla kaçındığını ve özellikle çocukları edebi değeri yüksek kitapları okumaktan alıkoyduğunu öne sürdüler. İddialardan biri de kahramanları olan çocuklara zencefilli kurabiye yedirip zencefilli gazoz içirerek, İngiltere'de ve Amerika'da çocukların bu ürünlere üşüşmesini sağladığı yolundaki söylemlerdi. Enid Blyton güya kurabiye ve gazoz üreticileri ile önceden anlaşarak yüklü paralar alıyordu. Kitapları birer reklam pazarlama aracıydı. Ayrıca Maskeli Beşler serisinde sık sık canlandırdığı deniz kenarı manzaralarını anlatırken, İngiltere'nin güney kıyısındaki bir tatil yeri olan Bournemouth'u esas alıyordu. O güne dek kendi halinde sıradan bir sayfiye yeri olan kasaba bir anda büyük bir üne kavuşmuştu. Çocuklar, tıpkı hayranı oldukları Afacan Beşler gibi Bournemouth kıyılarında tatile çıkmak, kamp yapmak istiyorlardı. Bölgenin sakin sahilleri bir anda motellerle, kamp yerleri ile dolup taşmıştı. Blyton'un Afacan Beşler kitaplarındaki köpek Pafi'ye sık sık yedirdiği balık lezzetli mamaların üreticileri ile bazı anlaşmalar yaptığı da öne sürüldü..
Doğrulanamayan parasal ilişkiler, kitaplarında para karşılığı gizli reklam yaptığı iddiaları, arazi spekülasyonları, kitaplarını başka yazarlara yazdırttığı söylentileri, ırkçılık ve cinsel ayrımcılık gibi ciddi savlar, bu gün hala Blyton'un etrafında dönüp duruyor.
Bunca esrarengiz olayı elbette en iyi şekilde Afacan Beşler ile Gizli Yediler çözebilirdi ama ne yazık ki, Enid Mary Blyton'ın 28 Kasım 1968'de bir alzheimer hastası olarak ölümünden sonra onlar da esrarengiz bir şekilde ansızın ortadan kayboldular. Arkalarında bir zencefil kokusu bırakarak..