7 Nisan 2009 Salı

İkinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanlardan / Boyalı Kuş / Çıplak ve Ölü

1 Eylül 1939, saat 05:00... Almanya, Polonya sınır birliklerini havadan bombalamaya başlar. Yaklaşık bir saat sonra Alman Panzer Birlikleri Polonya sınırını geçerler. İşte böyle başlar İkinci Dünya Savaşı.
Polonya Ordusu, yüksek komuta heyetini kaybetmesine karşın direnişe devam eder. Varşova`da Hitler`in ordusuna karşı bir savunma başlamıştır. Hitler, direnişi kırma emrini verir. Dört gün, dört gece Varşova bombalanır. Kent yerle bir edilir. Ancak buna rağmen Varşova direnir. 28 Eylül`de yiyecek ve cephane stokları tükenen direnişçiler, teslim olurlar. Polonya birlikleri de 5 Ekim`e kadar direndikten sonra teslim olurlar. Polonya`nın işgali Avrupa`nın yaşayacağı unutulmaz vahşetin başlangıcı olacaktır. 1940`da Almanya, Norveç`e saldırır ve bütün Avrupa`yı, Amerika`yı, Afrika`yı, Uzakdoğu`yu saracak olan ateş yanmaya başlar.
2 Eylül 1945`de Japonya`nın teslim olmasıyla sona erer savaş.

Dünyanın yaşadığı en acımasız, en unutulmaz savaş olan İkinci Dünya Savaşı, 56 milyondan fazla insanın yaşamını yitirdiği, yüz milyonlarca insanın yaralandığı, kentlerin haritadan silindiği ve `soykırım` kavramının hayatımıza girdiği bir savaş olarak tarihe geçti. Ancak, dünya yaşadığı bu felaketten ders almadı. Ders alınsaydı, hala savaşlar devam eder miydi?…

Yaşandı; her savaş gibi derin izler bıraktı insanlık tarihinde. Savaşın bitiminden sonra , başta Amerika olmak üzere bir çok ülkede savaş sırasında yaşananları anlatan pek çok roman yazıldı. Bunlardan Nobel edebiyat ödülleri alanlar, sinemaya uyarlananlar oldu.

Ben de bu romanlar içinde en çok tanınan ve sevilenleri araştırdım ve pek çok yapıt arasında iki roman seçtim şimdilik. Daha sonraki günlerde, başka örnekler de vereceğim, İkinci Dünya Savaşı'nı anlatan ünlü romanlara.

The Painted Bird(Boyalı kuş):


Jerzy Kosinski’nin romanı. İkinci Dünya savaşı sırasında Orta Avrupalı bir ailenin küçük çocuklarını uzak bir köye göndermeleri ile başlar. Bir çocuğun gözü ile savaşın korkunç baskısı ve yaşadığı tüm korkunç olaylar çarpıcı bir şekilde anlatılmaktadır. Çocuklara kesinlikle okutulmaması gereken bir roman.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BURAYI TIKLAYIN




The Naked and the Dead(Çıplakve Ölü




DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BURAYI TIKLAYIN


Norman Mailer ’ın
romanı.. Türkiye’de pek az tanınan; ancak, son altmış yılın Amerikan yazınının dev temsilcilerinden biridir Norman Mailer. Yirmibeş yaşında iken yazmış bu romanını ve bir anda dünyanın en iyi romancıları arasına katılmasına neden olmuş bu olağanüstü roman.
Pasifik çıkartması sırasında Amerikan askerlerinin çektiği büyük acıları ve korkuları dile getirir. Japonlar'ca ele geçirilen Anopopei adasına düzenlenen büyük saldırı, romanın ana konusudur. Ama savaşın boşunalığı, pek az romanda bu kadar ustaca anlatılmıştır.
Keyifli okumalar.



4 Nisan 2009 Cumartesi

Ürettiklerimden / Mutfağım İçin Paspas, Mutfak Önlüğü, Tutacaklar



Bu mutfak önlüğünün benzerini daha önce dikip sizlerle paylaşmıştım. Baktım ki daha kumaşım var, bir tane daha diktim ve bu kez etek kısmını da aplikelerle süsledim.


Bu tutacakları ne zamandır yapmak istiyordum; böylece mutfak önlüğümün takımı tutacaklarım oldu.

Bu paspası mutfağım için 4,5 mm. kalınlıktaki tığ ile ve akıllı yün diye adlandırılan iple ördüm. Yün dendiğine bakmayın, yüzde seksen akrilik, yüzde yirmi yün olan bir ürün bu. Oldukça kalın ve paspas için ideal.


Şımarık Jane de çok sevdi yeni paspası ve hemen konu mankenliğine soyundu.

Begonvilli Ev'in Mutfağından / Turunç Reçeli





Turunç meyvesini gördünüz mü? Portakal, limon, mandalina, greyfurt gibi meyvelere turunçgiller dendiğini bilirsiniz. İşte bu aileye adını veren ancak meyvesi yenmeyen bir Akdenizlidir turunç bitkisi. Portakala benzeyen meyveleri yenmese de Antalya'da çok sevilir turunç ağaçları. Çünkü harikulade kokusu olan çiçekleri vardır ve meyvesinin kabuklarından yapılan turunç reçeli adeta Antalya'nın sembolü reçellerden biridir. Birazcık uğraştırır ama inanın sonuç onca emeğe değer. Artık ne yazık ki evlerde pek yapılmasa da , Antalya'nın yerlisi ailelerde geleneksel bir reçeldir ve kahvaltılık olmaktan ziyade, ikramlıktır. Turunçgillerin yetişmediği yerlerde yaşayan eşe dosta götürülebilecek en hoş hediyeliktir.Ben de yapımını anneannemden ve annemden öğrendiğim bu güzel reçelin tarifinin unutulmaması dileği ile sizlerle paylaşıyorum. Antalya'dan sevgilerle..


Ben 3kg turunç ile yaptım reçelimi. Ölçülerimi de 3kg turunç için veriyorum.
3kg turunç(turunçlar sayılacak ve orta boy her 10 turunç için 1kg toz şeker)
3 kg toz şeker
1 orta boy limon


İşte taptaze turunçlarımız. Dalından yeni koptuğunu söyledi pazarcı teyzemiz. Çok da sevindi, tarifini sizlerle paylaşacağıma.Turunçlarımızı güzelce yıkıyoruz; az sonra kabuklarını rendelemeye başlayacağız.


Turunçların kabuklarının parlak yüzeyleri matlaşacak şekilde, rendenin en ince tarafı ile rendeliyoruz. Görünümleri güderi gibi olmalıdır.

Rendeleme işi bitince turunçların kabuklarını boylamasına kesiyoruz.Benim turunçlarım orta büyüklükte olduğu için bir turunçtan altı ya da yedi kabuk dilimi çıkardım.Kabukların içlerini, yani beyaz etli kısımları keskin bir bıçakla hafifçe alarak, kıvırıp rulo yapıyor ve yorgan ipi denilen kalın pamuklu iplere kalınca bir iğne kullanarak diziyoruz ve kolye gibi sıkıca bağlıyoruz.

İpe dizdiğimiz turunç kabuğu rulolarını üzerini örtecek kadar su ilave ederek haşlıyoruz. Haşlanma süresi yirmi dakika kadar. Elinizle kontrol ederek hafifçe yumuşadığını görünce altını söndürebilirsiniz. Daha sonra turunç kabuklarını suda bekleterek tatlandırma işlemine geçeceğiz. Kabukların acılığı geçinceye dek yaklaşık üç gün boyunca her sabah suyu süzülüp değiştirilmeli. Son gün bu işlemi iki kez yaptım.


Üç gün boyunca arada bir suyu süzülüp değiştirilerek suda bekletilen rulo turunçların iplerini keserek çıkartıyoruz ve suyunu iyice süzüp üzerine toz şeker dökerek orta ateşte kaynatıyoruz. Kaynama süresi yaklaşık 45 dakikadır. Altı söndürüleceğine yakın bir limon suyu sıkılarak, limon kabukları ile birlikte ilave edilir.




Artık reçelimiz hazır. Mis gibi kokuyorlar ve görünümleri de çok güzel. Afiyet olsun.

Christian Adam / Si Tu Savais Combien Je T'aime




Haydi yine 70' li yılların başına gidelim. Bizim yaşlardakiler çok iyi anımsarlar; Fransızca romantik şarkılar pek bir sevilirdi.1973 yılında Christian Adam, J.L. Drion ve J.Donder tarafından yaratılan bu yapıt, 1974 yazının en sevilen slow şarkısıydı.

Romantik şarkıcı Christian Adam, tam 1970'li yıllara ait bir kılıkta, romantik bakışlarla uzaklara dalıp gidermiş gibi pozlarla görünüyordu 45'lik plağının kapağında.

Ana duygusu ve sözleri son derece basit olsa da, ne hoş bir şarkıdır, öyle değil mi? Derin bir özlem ve aşk acısı anlatan tipik Fransız şarkısı ülkemizde de dillerden düşmemişti.

Son günlerde tv. de oldukça popüler bir yemek yarışmasının bu haftaki jenerik müziği olarak duyunca gülümsedim ve tekrar dinleyince sizlerle de paylaşmak istedim. Keyifli dinlemeler..
İsmet
Get this widget | Track details | eSnips Social DNA


Meraklısı için aşağıda şarkının sözlerini de veriyorum. Altında Türkçe çevirisini de bulacaksınız.

SI TU SAVAIS COMBIEN JE T'AIME

Si tu savais combien je t'aime
Tu comprendrais que déjà
Sans toi tous les jours sont blêmes
Sans toi il n'est plus de joie
Si tu savais ce qu'est ma peine
Lorsque tu es loin de moi
Et l'amour qui se déchaîne
Rien que d'entendre ta voix

Tant de désirs me font rêver
Et ton sourire me laisse espérer
Le grand amour la folle ivresse
De mourir au plaisir de tes caresses

(NAKARAT)

Regarde moi au fond des yeux
Ne vois-tu pas qu'ils sont malheureux
Il suffirait que tu sois mienne
Quel bonheur en mon cœur quoi qu'il advienne

Si tu savais combien je t'aime
Comme c'est bon d'être amoureux
Car la vie n'est plus la même
Quand on peut la vivre à deux

SENİ NE ÇOK SEVDİĞİMİ BİLSEYDİN

Seni ne çok sevdiğimi bilseydin
Zaten anlayacaktın ki
Sen olmayınca günler çok hüzünlü
Sen olmayınca neşe yok
Eğer bilseydin duyduğum acıyı
Sen benden uzaktayken
Ve aşkın kopup dağıldığını
Sesini duyabilsem hiç olmazsa...

Nice arzu bana hayal kurdurur
Ve gülüşün bana ümit verir
Büyük aşk,
Okşayışlarının zevkinden ölmenin
Çılgın sarhoşluğu

Gözlerimin içine bak
Görmüyor musun üzgün olduklarını
Ah, sen benim ol yeter
Kalbimde ne mutluluk
Sonrası ne olursa olsun

Seni ne çok sevdiğimi bilseydin
Aşık olmanın güzel olması gibi
Çünkü hayat artık aynı değil
Onu ikimiz (birlikte) yaşayabilecekken...