Üç farklı türün göz alıcı kırmızılı güzelleri:
15 Aralık 2014 Pazartesi
Sevgili Ormanımın Kırmızıları
Kırmızıyı kış mevsiminde bir başka severim. En çok da yılbaşı konseptine yakışır bu enerji dolu sımsıcak renk. Hele doğada rastlayınca gözlerimi alamıyorum. Dün sevgili ormanımda gördüklerim gibi.
Üç farklı türün göz alıcı kırmızılı güzelleri:
Üç farklı türün göz alıcı kırmızılı güzelleri:
Etiketler:
Antalya,
Botanik,
Sevgili Ormanım
12 Aralık 2014 Cuma
Bahçemdeki Tırtıl Aslında Ne imiş? Güzeller Güzeli Kırlangıçkuyruk
Sevimli tırtılın ne olduğunu(türünü) belirleyen site burada(TIK)
Bir süre önce birini bahçemde, diğerini de ormanda bulduğum bu iki güzel tırtılın fotoğraflarını sizlerle paylaşmıştım.
Daha sonra bu fotoğrafları, canlı türlerini belirleyen uzmanlarca kurulmuş bir siteye gönderdim. Tür hemen belirlendi:
Saptanan tür: Kırlangıçkuyruk (Papilio machaon)
Kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Etiketler:
Doğa ve İnsan
11 Aralık 2014 Perşembe
Çay Saati İçin
Aşırı yağışlı günlerden sonra nihayet güneş yüzünü gösterdi. Şu an pırıl pırıl güneşli, mis gibi çam kokulu bir hava var dışarıda. Oldukça kısalan gündüzler yaz günleri gibi uzun çay keyifleri yapmamıza izin vermese de güneşi görünce bir öğleden sonra çayı çekiyor çanımız.
Bugün sizlere Begonvilli Ev'den iki tarifim var. Gerçi tv. de öyle çok mutfak içerikli yayınlar var ki, çok da iyi tariflere rastlamak olası.. Yine de ev mutfağında denenmiş tarifler bir başka diyorsanız, buyrun efendim:
Kısaca tarifi şöyle:
5 yumurta, 1 bardak rendelenmiş bal kabağı, 2,5 bardak un, 1 su bardağı şeker, yarım su bardağı sıvı yağ, 1 paket kabartma tozu, tarçın, 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz (fındık da olur)
Önce sıvılar ve şeker çırpılır. Sırasıyla rendelenmiş kabak, ceviz ve elenerek kabartılmış un eklenip şöyle bir karıştırılıyor. Çok fazla karıştırmak az kabarma nedeni ama hamur topaksız ve homojen olmalı. Bekleyince lezzetlenen bir kek bu. Pişme sıcaklığı ve süresi:180 derece-45-50 dakika. Denerseniz afiyet olsun.
Bugün sizlere Begonvilli Ev'den iki tarifim var. Gerçi tv. de öyle çok mutfak içerikli yayınlar var ki, çok da iyi tariflere rastlamak olası.. Yine de ev mutfağında denenmiş tarifler bir başka diyorsanız, buyrun efendim:
İlk tarifimiz tuzlu, susamlı, tereyağlı bir kurabiye. Hani şu lezzetli kurabiyelerden söz ederken ''ağızda dağılıyor'' derler ya, işte öyle. Ayrıca fırında pişme sırasında kavrulan susamın kattığı lezzet de bir başka.
İki yumurta(Birinin beyazı ayrılıp üzeri için kullanılıyor), yarım çay bardağı sıvı yağ, yarım çay bardağı eritilmiş tereyağ, bir çay kaşığı dolusu mahlep, çok az tuz, bir çay kaşığı karbonat, bir çorba kaşığı sirke, iki bardak kadar elenerek kabartılmış un.
Yapılışı şöyle:
Diğer malzemelere, elenerek havalandırılmış un eklenir. Yoğurulur. Unun tümünü aynı anda değil de azar azar katmak gerekiyor. ''Yani aldığı kadar un '' tabiri bu tarifin püf noktası. Un fazla gelirse çatlak çatlak oluyor ve şekil vermek zorlaşıyor. Az gelirse de yağlı bir hamur oluyor. Ben en kolay şekil olan minik topları tercih ettim. Üzeri için, yumurta beyazına batırıp iki çeşit susam serptim.Benim fırınımda kurabiyeler 200 derecede 40-45 dakikada pişiyor. Denerseniz afiyet olsun.
Kekimiz ise, yabancılarda çok popüler olan balkabaklı kek. Rendelenen bal kabağı oldukça sulu olduğu için tutucu olarak yumurta sayısı fazla ama kesinlikle yumurta kokmuyor.
Kısaca tarifi şöyle:
5 yumurta, 1 bardak rendelenmiş bal kabağı, 2,5 bardak un, 1 su bardağı şeker, yarım su bardağı sıvı yağ, 1 paket kabartma tozu, tarçın, 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz (fındık da olur)
Önce sıvılar ve şeker çırpılır. Sırasıyla rendelenmiş kabak, ceviz ve elenerek kabartılmış un eklenip şöyle bir karıştırılıyor. Çok fazla karıştırmak az kabarma nedeni ama hamur topaksız ve homojen olmalı. Bekleyince lezzetlenen bir kek bu. Pişme sıcaklığı ve süresi:180 derece-45-50 dakika. Denerseniz afiyet olsun.
Etiketler:
Begonvilli Ev Halleri,
Mutfağımdan
8 Aralık 2014 Pazartesi
Benim Güzel Doğa Okulum, Sevgili Ormanım
Kentin göbeğinden buralara gelince neler oldu bir bilseniz sevgili dostlar.. Olabildiğince doğayla iç içe olmak, kuşunu, çiçeğini, börtüsünü böceğini yaşamımızın bir parçası yapmak aklıma gelirdi de, küçük bir ormanın benim için bir doğa okulu olacağı aklıma gelmezdi.
Şöyle ki;
her sabah, hava koşulları izin verdikçe aksatmadan köpek kızlarımla çıktığım yürüyüşler başlangıçta etrafı biraz tanımak, kızlarımın yürüyüş ve egzersiz gereksinmelerini karşılamak amaçlıydı.
Zamanla anladım ki, bu yürüyüşler benim için çocukluğumdan beri çok sevdiğim doğayı yakından tanıma olanağı sağladı. Ağaçları, çalıları, kuşları, sincapları, çeşit çeşit orman bitkilerini gördükçe hayretler içinde kaldım. Kıştan bahara geçtik, yazı, sonbaharı yaşadık. Bu süreç boyunca sevgili ormanımdaki değişikliler, bana yaptığı sürprizler inanılmazdı. Gördüğüm her çiçekle yeni bir dünya keşfetmiş gibi oluyordum. Bu keyfi anlatabilmem pek olası değil ama bir kaç fotoğrafla belki bir fikir verebilirim.
Ama şimdi biliyorum.Çünkü araştırdım ve öğrendim. Kendileri Bir adaçayı türü olup adı da ''Salvia horminum Blue'' imiş. Türkçe adı: Boyalı Mavi Adaçayı.
Hayıtları az çok tanıyordum ama onlar hakkında pek de fazla bilgim yoktu. Örneğin mine çiçeğigillerden, tıbbi bir bitki olduklarını, sadece mor değil pembelerinin de olduğunu bilmiyordum. Sevgili ormanımda yakından görünce araştırıp öğrendim.
Sukkulentlerin doğada kayaların kucağında yaşadığını bilmezdim. Sevgili ormanımda gördüm ve öğrendim..
''Bu ne muhteşem bir çalı!'' diyerek gözlerimi alamadığım, renklerine ve yaprak formuna aşık olduğum bitkinin ne olduğunu sizlere sormuştum. Püren olduğunu bir okurum söyledi. Daha sonra araştırıp Latince adı Manipuliflora olan Erica Otu ya da Püren hakkında pek çok bilgi edindim. Örneğin hafif acımtrak olan balının değerli olduğunu, tıpta kullanıldığını öğrendim. Ayrıca kedi kızlarım pürene bayıldılar. Bunu da görerek öğrendim Sevgili ormanıma gidip bu bitkiyi bulmasaydım bu güzelliği tanımayacaktım.
İlkbaharın başından yaz ortalarına dek bir halı gibi yayılan bu neşeli sarışınların hindiba çiçekleri olduğunu öğrendim. Çam ormanının eteğinde sarının yeşile çok yakıştığını gördüm.
Pembelere bayıldım,
Beyazların zerafetine hayran kaldım
İşte bazıları:
Şöyle ki;
her sabah, hava koşulları izin verdikçe aksatmadan köpek kızlarımla çıktığım yürüyüşler başlangıçta etrafı biraz tanımak, kızlarımın yürüyüş ve egzersiz gereksinmelerini karşılamak amaçlıydı.
Zamanla anladım ki, bu yürüyüşler benim için çocukluğumdan beri çok sevdiğim doğayı yakından tanıma olanağı sağladı. Ağaçları, çalıları, kuşları, sincapları, çeşit çeşit orman bitkilerini gördükçe hayretler içinde kaldım. Kıştan bahara geçtik, yazı, sonbaharı yaşadık. Bu süreç boyunca sevgili ormanımdaki değişikliler, bana yaptığı sürprizler inanılmazdı. Gördüğüm her çiçekle yeni bir dünya keşfetmiş gibi oluyordum. Bu keyfi anlatabilmem pek olası değil ama bir kaç fotoğrafla belki bir fikir verebilirim.
Göz alabildiğince yayılan bu enfes güzellikteki mor bitkinin ne olduğunu bile bilmiyordum o tarihlerde(Nisan 2014)
''Bu ne muhteşem bir çalı!'' diyerek gözlerimi alamadığım, renklerine ve yaprak formuna aşık olduğum bitkinin ne olduğunu sizlere sormuştum. Püren olduğunu bir okurum söyledi. Daha sonra araştırıp Latince adı Manipuliflora olan Erica Otu ya da Püren hakkında pek çok bilgi edindim. Örneğin hafif acımtrak olan balının değerli olduğunu, tıpta kullanıldığını öğrendim. Ayrıca kedi kızlarım pürene bayıldılar. Bunu da görerek öğrendim Sevgili ormanıma gidip bu bitkiyi bulmasaydım bu güzelliği tanımayacaktım.
Ve başka sarışınlar tanıdım. Dikenli çalıların bu kadar güzel görünebileceğini bilmezdim. Bunu da sevgili ormanımdan öğrendim
Papatyaların bir çok türü olduğunu görerek öğrendim.
Yukarıda görüldüğü gibi doğanın çok güzel renk kombinasyonları yaptığını gördüm.
Kırmızıları görmezden gelemezdim. Çoook güzellerdi.
Ve ille de mor. Güzelim morun doğada bu kadar hoş formlarda bulunduğunu bilmiyordum ve tabii ki bu çiçekleri araştırdım. Bu zarif çan çiçeklerinin Campanulla Stellaris olduğunu öğrendim.
Dokunamadığım dikenli çalıların arılar için çok iyi bir bal özü kaynağı olduğunu öğrendim.
Kiminin rengi, kiminin kokusu, kiminin yaşama azmi beni fazlası ile etkiledi.
Tüm bu anlattıklarım dışında söz etmek ve tanıtmak istediğim öyle çok bitki var ki.. Çoğunun ne olduğunu bilmiyorum. Bir şeyler öğrendikçe merakım daha da artıyor. Her sabah ''acaba bugün yeni bir şeyler görecek miyim?'' diye heyecenla gidiyorum ve etrafıma öyle bir dikkatle bakıyorum ki, gözümden hiç bir şey kaçmıyor.
Yanımda mutlaka köpek kızlarım olduğu için bu fotoğrafları çekerken zorluklar yaşıyorum. İstediğim kalitede görüntüler yakalayamıyorum. Yine de paylaşılabilecek nitelikte epeyce fotoğrafım olmuş.
Daha sevgili ormanımda yaşayan hayvanlardan söz edemedim. Sincaplar, kelebekler, ötücü kuşlar, ilk aklıma gelenler. Ormanın florası kadar zengin bir faunası da var. Ayrıca bitkilerle hayvanların yaşam döngüsündeki dayanışmaları da ayrı bir konu.
Eğer sabırla okuduysanız özellikle renkli yazarak vurguladığım ''öğrendim'' sözcükleri dikkatinizi çekmiş olmalı. Oysa bu harika doğa okulunda daha öğrenilecek çook şeyler var. Anlayacağınız dostlar, bende bu merak ve doğa sevgisi varken ve sürprizlerle dolu sevgili ormanım yanı başımda iken, benim daha çok araştırmam ve öğrenmem lazım.
Sağlıcakla kalın!
Etiketler:
Antalya,
Botanik,
Doğa Bilinci,
Doğa ve İnsan,
Fotoğrafçılık,
Gezi,
Patili Dostlar
3 Aralık 2014 Çarşamba
Antalya Engellilerin Sesi Sanat Tiyatrosu İlginizi Bekliyor
Sevgili Dostlar,
Bir kaç gün önce telefonla bana ulaştılar. Bugün de e-maillerini aldım. 28 Aralık günü saat 17.00'de sahnelenecek oyunlarını şöyle tanıtıyorlar:
''ENGELLENEMEYENLER
ADLI GÖSTERİMİZDEKİ OYUNCULARIMIZIN ÇOĞUNLUĞU BEDENSEL ENGELLİ OLUP
GÖSTERİMİZ BEDENSEL ENGELLİ ARKADAŞLARIMIZIN YARARINA DÜZENLENMEKTEDİR.
BİLİYORSUNUZ Kİ; GÜNÜMÜZDE ENGELLİLER GÜNLÜK YAŞANTILARINDA BİRÇOK
SIKINTILARLA KARŞI KARŞIYA KALMAKTADIRLAR. AMACIMIZ BU OYUNDAN ELDE
EDİLECEK GELİRLERLE; ONLARA TEKERLEKLİ SANDALYE, ZİHİNSEL ENGELLİLERE
BEZ YARDIMI, SPOR YAPAN ENGELLİLERİN TESİS İHTİYAÇLARI, SPOR
MALZEMELERİ, ULAŞIM HİZMETLERİ, OKUYAN ENGELLİLERE BURS YARDIMI VE
TİYATRO OYNAYAN BÜTÜN ENGELLİ OYUNCULARIMIZA MADDİ YARDIM YAPILMAKLA
BİRLİKTE ENGELLİ ARKADAŞLARIMIZIN ÖNÜNDE Kİ ENGELLERİ KALDIRMAKTIR.
SİZİN
GİBİ DUYARLI VE ENGELLİYE DESTEK VEREN KİŞİLERİ DE ARAMIZDA GÖRMEKTEN
GURUR VE MUTLULUK DUYACAĞIZ. DAVETİYELERİMİZ KİŞİYE ÖZEL OLUP SADECE 50
TL’DİR. ÖDEMENİZİ ADRESİNİZE GELECEK GÖNÜLLÜ KURYEMİZE BİLETİNİZİ TESLİM
ALIRKEN GERÇEKLEŞTİRİYORSUNUZ.
ENGELLİ ARKADAŞLARIMIZA GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ DESTEKLERDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDER, ENGELSİZ GÜNLER DİLERİZ.''
OYUNUN ADI: ENGELLENEMEYENLER
OYUNUN TARİHİ: 28.12.2014 PAZAR/ SAAT : 17:30
OYUNUN YERİ: ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ/ 100.YIL BULVARI ATATÜRK KÜLTÜR PARKI CAM PİRAMİT YANI -PERGE SALONU / ANTALYA
OYUNUN KONUSU: ENGELLİLERİN YAŞAMINDAKİ ZORLUKLARI KOMEDİ TEMASI İLE SKEÇ HALİNDE SUNMAK.
Antalya'da yaşayan dostlar, başka söze gerek olmadığını düşünerek başlığı yineliyorum:
Antalya Engellilerin Sesi Sanat Tiyatrosu İlginizi Bekliyor..
Her türlü bilgi için www.essat.org
Etiketler:
Antalya,
Sosyal Etkinlikler
2 Aralık 2014 Salı
Kedi Nanesi (mi acaba?)
Bugün size üç bölümden oluşan bir Begonvilli Ev öyküsü sunacağım..
İlk bölüm:
Üyesi olduğum tohum ve fide satışı yapan bir siteyi dolaşırken ''kedi nanesi'' olarak adlandırılan bir bitkiye rastladım. Hatta bir kaç çeşidi olduğunu gördüm. Özelliklerini, yetiştirme koşullarını okudum. Benim gibi bahçe ve kedi sever biri için harika bir bitki. Tanıtım fotoğrafında bitkinin lavantaya benzer çiçeklerini koklayan sevimli kedi resimleri vardı. Hemen sipariş verdim.
Derken efendim, sevgili ormanımda köpek kızlarımla sabah yürüyüşü yaparken çiçek açmış bu muhteşem çalıyı gördüm. Oya gibi çiçeklerinin yanısıra çok hoş bir kokusu vardı. İlk görüşte aşık oldum. Keçilerin her gün katur kutur yediği çalılardan biri olduğu için bir kaç dal aldım. Bu öykümüzün ormanla ilgili olan bölümü. Yani ikinci bölümdü.
Gelelim öykümüzün üçüncü bölümüne;
Bu bölümde birbiri ile hiç ilgisi yok sandığım iki bölümü birleştiren ip uçlarını göreceksiniz:
Eve gelip güzel çiçeklerimizin bir kaç kare fotoğrafını çekmek isterken bakın neler oldu:
Bizim kedi kızlar ortaya çıktılar, çiçeğe bir ilgi, bir ilgi sormayın..
Bu haylazım, canım Colette'im. Pek ele avuca sığmaz kendileri. Özgür takılır, Fotoğraf çektirmekle falan işi olmaz. Yine de çiçeğin büyüsüne kapıldı ve fotoğrafını çekmeme aldırmadı.
Bu da ağırbaşlı kızımız Jane Hanımefendi. Önce bir güzel kokladı, sonra da çiçeklerle poz verdi:)
Şimdi öykümüzü şu sorularla sonlandırayım; acaba benim ormanda tesadüfen bulduğum ve kedi kızlarımın bayıldığı bu bitki, bir kültür bitkisi olan kedi nanesi ile akraba mı? Ya da benzer içerikte kokuya ve özelliklere sahip bir başka bitki mi? Yaprak formu, sitede tanıtılan kedi nanelerine benzemese de çiçekleri andırıyor. Umarım bu yazıyı bitkilerden anlayan ya da bu konuda uzman olan biri okur da bizleri bilgilendirir.
Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar tüm dostlara..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nepeta
İlk bölüm:
Üyesi olduğum tohum ve fide satışı yapan bir siteyi dolaşırken ''kedi nanesi'' olarak adlandırılan bir bitkiye rastladım. Hatta bir kaç çeşidi olduğunu gördüm. Özelliklerini, yetiştirme koşullarını okudum. Benim gibi bahçe ve kedi sever biri için harika bir bitki. Tanıtım fotoğrafında bitkinin lavantaya benzer çiçeklerini koklayan sevimli kedi resimleri vardı. Hemen sipariş verdim.
Derken efendim, sevgili ormanımda köpek kızlarımla sabah yürüyüşü yaparken çiçek açmış bu muhteşem çalıyı gördüm. Oya gibi çiçeklerinin yanısıra çok hoş bir kokusu vardı. İlk görüşte aşık oldum. Keçilerin her gün katur kutur yediği çalılardan biri olduğu için bir kaç dal aldım. Bu öykümüzün ormanla ilgili olan bölümü. Yani ikinci bölümdü.
Gelelim öykümüzün üçüncü bölümüne;
Bu bölümde birbiri ile hiç ilgisi yok sandığım iki bölümü birleştiren ip uçlarını göreceksiniz:
Eve gelip güzel çiçeklerimizin bir kaç kare fotoğrafını çekmek isterken bakın neler oldu:
Bu haylazım, canım Colette'im. Pek ele avuca sığmaz kendileri. Özgür takılır, Fotoğraf çektirmekle falan işi olmaz. Yine de çiçeğin büyüsüne kapıldı ve fotoğrafını çekmeme aldırmadı.
Şimdi öykümüzü şu sorularla sonlandırayım; acaba benim ormanda tesadüfen bulduğum ve kedi kızlarımın bayıldığı bu bitki, bir kültür bitkisi olan kedi nanesi ile akraba mı? Ya da benzer içerikte kokuya ve özelliklere sahip bir başka bitki mi? Yaprak formu, sitede tanıtılan kedi nanelerine benzemese de çiçekleri andırıyor. Umarım bu yazıyı bitkilerden anlayan ya da bu konuda uzman olan biri okur da bizleri bilgilendirir.
Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar tüm dostlara..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nepeta
Etiketler:
Bahçecilik,
Begonvilli Ev Halleri,
Botanik,
Doğa ve İnsan
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









































