10 Ağustos 2010 Salı

Begonvilli Ev Halleri / Sıcak Çooook Sıcak!

Minik'le Jane'in perişan  halleri.


Mama  yemiyorlar, oynamıyorlar, öylece yatıyorlar.  Karınlarını  açıp  yatmak  serinleme  yöntemleri  olsa  gerek...

Bu  sıcakta yemek  pişirme  işini  bile  asgari  düzeyde  yapıyorum,  değil  ki fırın  yakıp kurabiye  pişireceğim..Bu  nefis  kuarabiyeler semtimizin ev  yapımı pasta  börek  ve  kurabiyeler  satan  kahvaltı  salonundan. Ayrıca  her  türlü  mezeyi  de  taptaze  olarak  alabilirsiniz  oradan. Hülya  Hanım'dan  aldığım  her  ürün  gibi  bunlar  da  nefis.




Korkunç  sıcaklara  rağmen  bir  şeyler üretmeye  çalışıyorum. Patchwork çalışmalarım  ağır  aksak  devam  ediyor. Parçalar  hazır,  birleştirilip örtüye  ve yastığa  dönüştürülecekler.




8 Ağustos 2010 Pazar

Sözleşmeli Öğretmen'in Hazin Ölümü

Ahmet Fazlı Elçi, henüz 44 yaşındaydı... Çorlu'da bir lisede sözleşmeli öğretmendi. Yaz tatilinde maaş alamadığı için 40 TL karşılığı okulda hamallık yapıyordu. Üstelik hava çok sıcaktı. Dün, yığıldı kaldı. Kalp krizi geçirmişti. O öldüğü için haber oldu. Ama yaşadığı dram ölmeseydi bile Türkiye için büyük ve kara haberdi.

Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'nde Atatürk Çok Programlı Lisesi'nde ücretli öğretmenlik yapan evli ve 2 çocuk babası Ahmet Fazlı Elçi , okula gelen kitapları hamallık yaparak taşıdığı sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Ülkemizde daha kim bilir ne Ahmet Öğretmenler var. Hala eğitimin demirbaşları olan öğretmenlerin sorunları çözülmemiş. Onca öğretmen adayı atama için çırpınıyor. Sözleşmeli öğretmenlerin durumu ise ayrı bir sorun. Yaz tatilllerinde maaş alamadıkları için canları pahasına her işi yapıyorlar, bu olayda olduğu gibi. Milli Eğitim Bakanı ise sorunlarını dile getirmeye çalışan sözleşmeli öğretmenleri adeta azarlar bir üslupla ''memnun değilseniz sözleşme imzalamasaydınız!'' diyor.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Çok Şirin Bir Yastık



Teşekkürler Twelve Crafts Till Christmas!

3 Ağustos 2010 Salı

Kumaş Alışveriş Çantası

Artık  naylon poşet  kullanımına son!  Bu  alışveriş  çantalarını  dikmek  kolay  ve  zevkli. Şimdilik  bir  tane  diktim  ama  bir  kaç  tane  daha  dikip  market  alışverişlerimde kullanacağım.

1 Ağustos 2010 Pazar

Begonvilli Ev Halleri

Antalya'nın en sıcak günleri. Günlük işlerimizi güçlükle yapıyoruz . Psikolojik çöküntü yaşamak  işten  bile  değil. Yine  de '' biraz  gayret''  diyorum  kendime;'' haydi  bir  şeyler  yap!''Bu  mandal torbasını  buldum netten(adres flickr com.) dün  akşam  ve bir  tane  de  ben  dikeyim  dedim

İşte bu  da benim  az  önce diktiğim. Dantel,  komşum  Melahat   Teyze'nin hediyesi.


 Korkunç  sıcaklara rağmen Benjamin'imin  keyfi  yerinde, yaprakları pırıl  pırıl  ve boy  attı epeyce. Acı  biberlerim  de sıcağa  çok  öfkeliler,  kızardılar:)


 Yeni  kitaba  da  başladım  bu  ara..Cecilia Samartin'in Yitik Dünya  adlı romanı. İki  aydır  okunacaklar  listesindeydi,  sırasını bir  kaç  kez  kaptırdı  ama  belli  ki  çok  çabuk  bitirilecek. Jane de kareye  girmezse  olmaz. Meraklı  kedi:)

 Bu  Lucky, kuzenim Hülya'nın oğluşu. On  aylık,  çok  tatlı  bir Golden. Ankara'dan  misafir  geldiler. Bir  akşam  bize  de  konuk  oldular.  Minik  hiç  hoşlanmadı  bu  durumdan. Uzaktan  baktı  ve  ara  sıra  hırladı.)

30 Temmuz 2010 Cuma

Polyvore'de Bir Birincilik Daha!

Bu setle ''2items sets'' adlı yarışmada birincilik ödülü  aldı  Begonvilli Ev.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Sandaletsiz Yaz Geçer mi?

''Geçmez'' diyorsanız şu modellere  bir  göz  atın.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Bahçe ve Teraslar İçin

Bu  tekerlekli  sehpa ve  açık renklerin  ağırlıklı  olduğu  köşe terasınıza  muhteşem  bir hava  katıyor. Özellikle  yastıklar çok  iç  açıcı. Ayrıca  çizgili seçenekler  de  çok  şık.

25 Temmuz 2010 Pazar

Kedili Evler

 Bu  da  Begonvilli Ev'in  kedisi Jane.

Evini bir kedi ya da köpekle paylaşmayanlar, onlarla yaşamanın eziyetli olduğunu düşünürler. Oysa ki biraz dikkat ve özenle çok da zor değildir petlerle yaşamak. Üstelik dünyanın en içten sevgilerini ve dostluklarını tadarsınız.
Beğenerek izlediğim design*sponge adlı blog sayfasında kedili evlere ait fotoğraflar gördüm. Öyle şirin ve sevimliler ki..



23 Temmuz 2010 Cuma

Ah Şu Ünlüler! / Mel Gibson'un Dramı



Avustralya asıllı, ABD'li aktör, yönetmen ve yapımcı Mel Gibson tartışmasız Hollywood'un en popüler oyuncularından biri olmuştur. Mad Max film serisi, Cehennem Silahı serisi, hem rol aldığı ve yönettiği Oscar ve Altın Küre ödüllü Cesuryürek filmi tüm dünyada büyük hayran kitleleri oluşturmuştur.


MEL GİBSON HAKKINDA DAHA FAZLASI BURADA

Nicole Kidman, Cate Blanchett ve O, Avustralya'nın övünç kaynağı oldular alanlarında.

Amaa, ünlü olmak, büyük başarılara imza atmak, popülarite, her zaman mutluluk vermiyor insanlara. İşte Gibson'un yaşadıkları;

Ünlü aktör, uğruna 470 milyon dolar tazminat ödeyerek eşinden boşandığı eski sevgilisi Oksana Grigorava ile yaşadığı yıpratıcı ilişki yüzünden psikolojik tedavi görüyormuş. Güya ırkçı ve dayakçı tutumları varmış Gibson'un, ne derece doğru bilinmez.

Bu yüzden daha önce peşinde olan yapım şirketleri de artık onu istemiyorlarmış. Bir yandan maddi sıkıntılar diğer yandan iş bulamama psikolojik dengesini alt üst etmiş.

Ama bence Mel Gibson'un sinema dünyasındaki sorunları daha önceye dayanıyor. Oscarlı oyuncu ve yönetmenin kaderi bir filmle değişmeye başlamıştı.

Anımsayacaksınız, 2004 yılında Hz. İsa'nın hayatını anlatan bir filme imza atmıştı. Aslında Gibson'un sanat kariyeri bu filmden sonra zorlanmaya başlamıştı. Filmde Yahudilerin Hz.İsa'ya yaptıkları zulüm ve baskı anlatılıyordu. Filmin konusu duyulduğu andan itibaren Yahudi lobisi harekete geçmiş önce senaryoda değişiklik yapılmasını istemişler, ardından da filmin gösterime girmesini engellemek için çalışmışlardı. O film için hayal kırıklığı yaşasalar da sonrası için hedeflerine ulaşmışlardı. 6 yıldır Mel Gibson'un çektiği yada oynadığı bir filmi hatırlıyor musunuz? Gişe rekorları kıran çok izlenen... Ve ilginçtir Hz İsa filmi dünyada ses getirmesine rağmen Oscar'a da aday gösterilmemişti.

Şimdi başa dönersek, uğruna 28 yıllık eşten büyük bir servet harcayarak ayrıldığı yarı yaşındaki bir manken sevgili ile olan anlaşmazlıklar ve kariyerinde yaşadığı sarsıntılar var. Son zamanlarda düştüğü maddi sıkıntılar da sevgilisi ile ilişkilerinin bozulmasında etken olmalı. Ne diyelim; ünlü ve zengin olmak kalıcı değil, kolay hiç değil. Üstelik sıradan insanların fırsatını bulsalar alasını yapacakları ama ünlüler yapınca daha bir tiksinç gelen çarpık çurpuk ilişkiler nice yetenekli, ünlü sanatçıyı yerle bir etmedi mi?

Ah Mel Gibson! O muhteşem filmlerin aklıma geldikçe üzülüyorum doğrusu. Keşke hiç olmasaydı bunlar.

Aplike Bebek Yorganı

Hamaratlık günlerimde ürettiğim aplike bebek yorganı biraz eprimiş de olsa hala güzel. Desenleri yabancı bir dergiden aşırmıştım. Tamamen el işi. Sergide epeyce insan toplamıştı başına, bu yorgan.


Bu Set Yeşim İçin

Uçuşan kumaşlarla dikilmiş elbiseler, şapkalar, feminen ayakkabılar, abartısız takılar. İşte senin için bu giysileri uygun buldum. Umarım beğenirsin. Sevgiler, selamlar Begonvilli Ev'den.

Begonvilli Evmoda trendler & stiller - Polyvore

Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Arden B tops ile yaratıldı

22 Temmuz 2010 Perşembe

Sevgili Kızım Jane, Seni Çok Özledim!

Benim güzel gözlü pamuk kızım. Mırıldanmalarını, kucağıma atlayışını, kibar kibar mama yiyişini çok özledim.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Öykü'ye, Lou'ya, Buket'e Sevgimle:)

Bu setleri sizler için hazırladım. Zevklerinize uyar ya da uymaz ama ben çok sevdim ve zevkle seçtim her öğeyi. Tüm güzellikler sizinle olsun. Sizleri seviyorum genç arkadaşlarım.


Begonvilli Evmoda trendler & stiller - Polyvore

Begonvilli Ev, Begonvilli Ev tarafından Armani Jeans pants ile yaratıldı

Hitap Şekillerimiz / Sen-Siz Karmaşası

Çok mu zor biraz nazik olmak?

Toplumsal yaşamda , insanların birbirine hitap şekilleri ve davranışları çok önemli. Saygısızca yapılan hitaplar ve tavırlar yaşam kalitemizi dolaylı da olsa etkiliyor. Hakettiğiniz saygıyı görmemek moral bozucu oluyor, değersizlik duyguları empoze ediliyor insanlara. Nasıl mı? Örnekleri pek çok çevremizde. Davranış bilimci olmaya gerek yok bunu gözlemlemek için.

Özellikle şu sen- siz karmaşası..Toplum olarak kimlere sen, kimlere siz diye hitap etmemiz gerektiğini bilmiyoruz. 24 yaşındaki memur kız 67 yaşındaki emekliye ''Teyze sen git, işlemini tamamla öyle gel!''diyor. Evet sabır isteyen bir işi var ama o işin sorumluluğunu üstlenerek o masaya oturmuş, insanlara hizmet verirken nasıl davranacağını, kime nasıl hitabedeceğini bilmeli.

Sağlık ocağında kan almakla görevli hemşire ''aç kolunu!'' diye emir cümleleri ile ve ''sen'' hitap şekli ile konuşmamalı. Yeterli görgüsü ve doğru davranma yeteneği yoksa, tamamen kendi hatası değil elbette. Yaptığı işin eğitimini alırken bunlar da eğitiminin bir parçası olmalıydı. Bir kaç dakika önce hastayı kendisine yönlendiren doktor ona ''siz'' diye hitap ediyorsa alt kadrodakilere de bu işin doğrusu öğretilmeli. Gerçi hastalarına ''sen'' diye hitap eden küçümser tavırlı hekimler de yok değil ama hemşire ve hastabakıcılarda daha yaygın bir davranış az önce örnek olarak verdiklerim.

Olumlu örnekler de var. Geçen yıldan beri Antalya'da minübüs şoförlerinin konuşma ve davranışlarında farkedilir bir değişiklik oldu. Sanırım turistik bir kent olduğumuz için belediyece ve meslek odalarınca uyarıldılar ya da eğitildiler. Herkese ''hanımefendi'' ya da ''beyefendi'' diye ve ''siz''hitap tarzı ile sesleniyorlar. Bir ara kıyafet ve traş durumları da aşırı itinalı idi. Biraz gevşeme olsa da hitap şekilleri hala düzgün.

Öte yandan,''sen''diye hitap edilecek insanlara ''siz'' demek gereksiz bir resmiyet ve ukalalık olabilir. Bunun ayrımını iyi yapmalı. Çok yakınlarımıza ''siz'' demek(örneğin anneye, babaya, eşe)bana pek hoş gelmiyor. Aristokrasi özentisi, yapay bir saygı olarak görüyorum. Yine de gerçekten öyle terbiye almış, aile geleneğinde böyle bir durum olanlara saygı göstermek lazım.

Bunun dışında, yaşlı tonton teyzenin ya da amcanın gençlere ''sen''diye hitabı batmıyor pek.

Yeni tanışılan birine hemen ''sen''demek tuhaf ve gereksiz geliyor bana. Özellikle yukarıda verdiğim örneklerdeki gibi, işi gereği ilk kez karşılaştığı ya da ara sıra görse bile sadece o ortamda karşılaştığı, dışarıda görünce selam bile vermeyeceği insanlara ''sen'' diyen memurlara, görevlilere çok ama çok sinirleniyorum.

Ayrıca sosyal yaşamda samimi olmak adına ''sen'' derseniz insanlara, pek de yakınınız olmadıkları halde adları ile hitap ederseniz bir de, bir süre sonra yüz göz olma olasılığınız var. Benim tercihim, esnafla ya da iletişim içinde olduğumuz hizmet sektöründe çalışan insanlarla her zaman saygılı bir uslupla, yani ''siz''hitap şekli ile ve ''bey, hanım'' ünvanları ekleyerek konuşmak. Örneğin Şoför Bey, Eczacı Hanım vs. daha uygun bana göre. Eğer ismini kullanabilecek kadar bir yakınlığım varsa bile isminden sonra, hanım, bey ünvanlarını kullanıyorum.

Kısacası, tanımadığımız ya da yeni tanıştığımız insanlara sosyal konumu ne olursa olsun ''sen'' diye hitap edilmesini hoş bulmuyorum. Karşısındaki insanı aşağılar ses tonu ve tavırlar da varsa eşliğinde, hiç affedilir yanı yok demektir o insanın benim gözümde. Biraz nezaket lütfen!