15 Temmuz 2017 Cumartesi

On Yumurta Kaç Öğretmen Eder?


Öyküyü, Facebook'ta  Antalya Kitap Grubu adlı grubumuzda bir hekim arkadaş paylaşmış.  Çok duygulandım. Siz de duygulanın bakalım;


ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER ?! ;
Daha ilkokuldayım. Evde telefon çaldı. Koştum, açtım. Babamın okul arkadaşı Kerim amca. O da babam gibi öğretmen. Çocukluğumuzun öğretmenleri işte… İki söz arasında hemen birkaç soru, her fırsatta öğretmenliği yaşıyor ve yapıyor. Telefonda hemen sınav başladı....
-Zafer, İstiklâl Marşımızı kim bestelemiştir?
- Zafer, Konya’nın plakası kaç?
Hepsini yanıtlıyorum.
Ardından o zaman bana çok garip gelen bir soru geliyor:
-Zafer, ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER?
Şaşırıyorum.
- O nasıl soru Kerim Amca?
Kerim Amca telefonda uzun uzun gülüyor. “Bak,” diyor. “Okulun akıllısı Zafer. Yanıtını bilmediğin bir soru buldum işte. Şimdi telefonu babana ver. Sonra da babana sor. O sana yanıtını verir.”
Babamla Kerim Amcamın telefon görüşmesi bitince, babama soruyorum:
- Baba, Kerim Amcam sordu. On yumurta kaç öğretmen eder?
Babam da gülmeye başlıyor. Ardından, gülerek başlayan, ama bittiğinde ikimizin de gözyaşlarıyla yıkanan aşağıdaki öyküyü anlatıyor:
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinin yaklaşık yirmi kilometre güneyinde yan yana iki orman köyü vardır. Boşnakköy ve Armutlu.
Her iki köyde de hayat zor, insanları yoksuldur.
1950 yılının güneşli bir Temmuz sabahında, bu iki köyün en çalışkan iki öğrencisi Ali ve Kerim, birkaç yıl içinde öğretmen okullarına dönüşecek olan Köy Enstitüsü sınavına katılmak için ilçe merkezine yola çıkarlar. Tabii yürüyerek.
Ali’nin elinde küçük bir sepet ve sepetin içinde on tane yumurta var. Evde para olmadığından, annesi ilçede satıp, sınav için lâzım olacak kalem, silgi gibi ihtiyaçları alması için bu on yumurtayı, biraz kendi evinden, biraz da komşulardan toplayarak Ali’ye vermiş.
Kerim’in ailesi daha da fakir olduğundan, Kerim’de o da yok. Yaklaşık yirmi kilometre yolu yürüyerek ilçe merkezine ulaşıp, hemen bir bakkala giriyor ve on yumurtayı satarak bir kalem ve bir silgi alıyorlar. Kalemi de, silgiyi de ikiye bölerek paylaşıyor ve sınava giriyorlar.
İkisi de başarmıştır. Ancak bilmedikleri bir şey var. Sınav iki gün. Bu iki küçük köylü çocuk, sınava girip akşama köylerine dönmeyi düşünürken, şimdi Hükümet Konağı'nın önünde, neredeyse ağlamaklı geceyi nerede geçireceklerini bilmeden, bir aşağı, bir yukarı yürümekte…
Cadde üzerindeki evlerden birinde, bu iki köylü çocuğa merakla bakan bir kadın onları eve çağırır. Durumu öğrenince onları doyurur. Akşama eşi de işten gelir ve çocukları o gece misafir ederler.
İkinci gün de sınav başarılıdır. Birkaç ay sonra Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsüne kayıt ve ardından şanla şerefle geçen otuz yılı aşkın öğretmenlik yaşamı…
Babam, öykünün sonun şöyle bağladı:
BAK OĞLUM, KÖYDEN ON YUMURTAYLA ÇIKAN İKİ ÇOCUĞUN ÖĞRETMEN, SUBAY, MÜHENDİS, MİLLETVEKİLİ HATTA CUMHURBAŞKANI OLABİLDİĞİ YÖNETİME CUMHURİYET DENİR !!!???...

4 yorum:

  1. Çok hoş bir hikayeymiş:)))

    YanıtlaSil
  2. Sevgili öğretmenim, benim rahmetli babam da köy enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Bize kendi sınıfları için sıra yapabilmek için marangozluk dersi gördükleri, tohum vb bilgiler için tarım dersi gördüklerini anlatırdı. Köye gidince en itibarlı yere öğretmenin oturduğunu söylerdi. Köylülerin her konuda öğretmenler danıştığı, onlarınsa öğretmene yoğurt, süt, yumurta getirdiklerini çok duygulanarak anlatırdı. Bence köy enstitülerinin kapatılması eğitim sistemini çok negatif yönde etkilemiş.Okul müdürü olduğunda odasına gitmemizi yasaklamıştı. Din derslerine girer, herkese 5, bana 4 verirdi. Kendi çocuklarına torpil yapıyor densin istemezdi. O yüzden yokluğu bana çok koyuyor. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babanız nur içinde yatsın. Onlar çok değerli insanlardı. Bilgi, beceri, genel kültür olarak çok donanımlı, üretken ve çalışkan insanlardı. Çok emekleri vardır köylerimizin kalkınmasında. Ne var ki ülkenin kalkınması, insanların bilinçlenmesi bazı yönetimleri rahatsız etti. İnsanlar ne kadar az bilirse, onları sömürmek o kadar kolaydır. İşte bu yüzden kaldırdılar Köy Enstitülerini.

      Sil

Beğeni ve görüşleriniz benim için çok değerli. Yürekten teşekkürler.