26 Mart 2018 Pazartesi

Vadimin Çiçekleri ve Kelebekleri

Köpek kızlarımla yürüyüşler yaptığım vadi şu günlerde çok renkli konuklar ağırlıyor. Enfes kır çiçekleri ile dolup taşması boşuna değil. Çünkü kelebekler ve arılar o  çiçekler için çalışıyorlar. Öte yandan onların da beslenmeleri ve çoğalmaları için o çiçeklere ihtiyacı var. Doğa işini  biliyor..

Dün ve bu sabah işi gücü bırakıp vadideki çiçekleri kelebekleri görüntülemek için  çabaladım. Çok zordu ama değdi.




















15 Mart 2018 Perşembe

Bahçeye Bir Tavşan Gelmiş

Uzunca bir aradan sonra elime tığ aldım. Bakın ilk amigurumi denemem nasıl oldu! Ben, ''Eh fena değil!'' dedim.










6 Mart 2018 Salı

Geyik Elması

Dün sabah orman yürüyüşümüzde rastladığım en muhteşem görüntü, çiçek açmış geyik elması ağaçlarıydı. Şu an bir kaç geyik elması ağacı çiçeklere bürünmüş. Geçen yıl  meyve vermiş hali ile fotoğraflarını çekmiş arşivime  koymuştum. Görsel şölene buyurun:





















13 Şubat 2018 Salı

Orman Yürüyüşlerimiz

Evimizin yakınlarında yürüyüş yapabileceğimiz bir orman olması büyük şans. Köpek kızlarımla sık sık keyifli yürüyüşler yapıyoruz. Şu günlerde papatyalar ve anemonlar kapladı dört bir yanı.





Bir de buraların endemiklerinden akyıldız çiçeği kümeleri  var ki,  görülesi güzellikte. Soğanlı bir
bitki.


13 Ocak 2018 Cumartesi

Mandalinalı Kek

Bu kek, mis kokulu mevsim keklerine güzel bir örnek. Çünkü mandalinalı, harika kabaran, pratik bir kek.






 Uzun uzun tarif vermeyeceğim. Malzemeler ve kısaca tekniğini açıklayıp  denemek isteyenlere ''kolay gelsin''  diyeceğim.
4 yumurta
2,5 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
yarım çay bardağı sıvı yağ+yarım çay bardağı eritilmiş tereyağı
1 su bardağı  şeker
1 su bardağından  1 parmak eksik mandalina suyu+rendelenmiş kabuğu (ben Kıbrıs mandalinası kullandım)

Yapılışı: Sıvıları şekerle kuvvetlice bir kaç dakika çırpıyoruz.

Kabartma tozu ve vanilya ile birlikte  elenmiş unu kaşıkla  çırpılmış sıvılara  ekleyip pürüzsüz oluncaya dek karıştırıyoruz.

Önceden  180 derece  olarak  ısıtılmış  fırında 40 dakika pişiriyoruz.

Deneyenlere afiyetler olsun.

12 Ocak 2018 Cuma

Bir Limon Hikayesi

Üç yıl önce küçük bir bahçesi olan evimizi satın aldığımız zaman bahçe hiç de iç açıcı durumda değildi. Bir kaç bakımsız meyve ağacı, iki palmiye ve iki begonvil,  adam boyu otlarla kaplı bahçede çok hüzünlü bir görüntü içindeydi. Palmiyeler  dışında  diğer ağaçların sökülüp yenilerinin dikilmesi tavsiye edildi. Ne var ki ben yaşlı ve  çok bakımsız limon ağacının sökülmesini istemedim. Nedense girişteki o ağaca kıyamadım. Bahçıvana o ağaca çok iyi bakmasını söyledim. Dibi güzelce kabartılıp  çiftlik gübresi verildi, özenle budandı. Yine de ilk yıl çok az meyve verdi. Meyveleri  sert ve susuzdu. Geçen yıl bakımını ve budamasını kendim yaptım. Bu yıl  limon ağacımız  şahane meyveler verdi.




























17 Aralık 2017 Pazar

Yağmur Sonrası Orman Yürüyüşümüz

Gece boyunca yağmur yağdı. Hava açınca Köpek kızlarımla güzel bir yağmur sonrası yürüyüşü yaptım. Tertemiz hava  ve görüntüler enfesti.  Ben anlatmayayım, buyurun birlikte  gezelim:


Bu yollarda yürüdük!



Bu vadiyi önce  yukarıdan izledik.







Sonra aşağıya indik


















Kara'cık çok mutlu oldu!
Tabii ki ben de...

13 Aralık 2017 Çarşamba

Dikenli Kabak (Rodos Kabağı) Yetiştiriyorum





Selam dostlar,
 Dün köy minibüsünü kaçırmamak için koştururken bir mahalle bakkalının önünde bir sepet dolusu bu dikenli kabakları gördüm. Rodos Kabağı, Şayot Kabağı da denilen harika bir sebze. Uzun yıllardır yememiştim. Antalya'da kızartması, cevizle ve sarımsakla yapılan çok lezzetli bir sos eşliğinde meze ya da soğuk yiyecek olarak sevilir. Tadı biraz tatlımsıdır ve sözünü ettiğim cevizli teratordaki limon ve sarımsakla çok yakışır. Annem yanına mutlaka tereyağlı sade bulgur pilavı da yapardı. İsteyene tarifini veririm sonra. Son on dakikam kaldığı için acele bir alışverişle iki tane aldım. Dikkat ederseniz biri yeşil ve taze, diğeri daha sarı ve iri. Bunlardan yeşil olanı yeriz, diğerini de dikerim diye özellikle öyle seçtim. Dikilmesine gelince; bu hemen olmuyor. Bir süre iyi ışık alan sıcak bir ortamda bekleyecek. Sonra yeşil, bir sürgün verecek. Bu sürgün en az bir karış olunca da yumuşak, çiftlik gübresi ile zenginleştirilmiş bir yere, sürgün kısmı dışarıda kalacak şekilde 45 derecelik bir açı ile gömülecek. Tahminime göre mart başlarında toprakla kavuşacak. Yaz boyunca büyüyecek. Unutmadan söyleyeyim; bu bir sarmaşık. Yani tırmanabileceği bir çardağa ya da dalları uygun bir ağaca ihtiyacı var. Ekimde çiçek açıp tam da bu mevsim yani kış başlarında meyve verecek. Şubat-Mart ayında bitki kuruyacak. Bitki kuruyup tekrar yeşererek bu döngü içerisinde uzun süre yaşamını sürdürüyor. Bütün bunları anneannemin bahçesinden anımsıyorum da unuttuğum bir şey varmış. Bu bitkiyi yetiştirmek için iki tane dikilmeliymiş. Tozlaşma olup meyve vermesi için böyle olması gerekiyormuş. Yeşil ve taze olanı çimlendirmem zor olacağından en kısa zamanda olgun ve sarı renkli bir tane daha almam gerekiyor. Kasabaya gitmek benim için epey zor olduğu için canım sıkıldı doğrusu. Bakalım bu  güzel sebzeyi yetiştirebilecek miyim?

8 Aralık 2017 Cuma

Kedi Aşkım


O sevgili varlıklar ne zamandır benim dünyamdalar? Kedilerden söz ediyorum. Doğrusu kesin bilmiyorum. Çok küçüklüğümden beri diyelim.. Anneannemin evinde değil de bahçesinde her zaman bir iki kedisi olurdu. Sarman’ı ve Fatoş’u anımsıyorum. O zamanlar  çocuk bilincimle  özenle bakılmaları gerektiğini bilmiyordum. Bunu çok sonraları öğrendim.  Sözünü ettiğim yıllarda insanlar kedi ve köpeklere çok özel bir ilgi göstermeseler de,  onlara nefret duymazlar ve acımasızca da davranmazlardı. Kediler rahattı hatırladığım kadarı ile. Zaten yaşam alanları da bugün olduğu gibi daraltılmamıştı. Trafik belası yoktu. Bahçeden bahçeye atlayıp yaşayıp giderlerdi. Şimdi yaşam alanlarını ellerinden alıp apartman denilen beton yığınlarını diktik. Kalan azıcık toprağı  betonla kaplayıp  otopark olarak kullanıyoruz.  Ötemizde berimizde yaşamaya çalışanlar ise sevilmiyor, istenmiyor. En az bizim kadar onlara da ait olan bu dünyada sinir küpü bazı insanların kolay hedefi oldular. Ne hazindir ki, çileli ve kısa yaşamlarının destekçisi olanlar da bu dışlanmadan  nasibini aldılar.  Oysa ki kedili yaşamı keşfedenler bilir, ne sevgili varlıklardır.  Onlar keyif ve huzur kaynağıdır.  En belirgin özellikleri kafalarına göre  takılmalarıdır.J Canları ne isterse onu yaparlar. Örneğin sizin onu sevmek istemeniz  önemli değildir onlar için. Eğer onlar bu isteği duyarsa yaklaşırlar. Buradaki incelik onların bir takım menfaatler için sevecen davranışlar göstermemeleri. Keşke  bu özellik insanlarda da olsa da sahte sevgi pıtırcıkları deşifre olsalar, öyle değil mi?  Bu davranış biçimi onların bencil ve nankör oldukları anlamına gelmez. Tam tersi,  hiç kimseye eyvallahlarının olmadığının göstergesidir. Bu da bana uyarJ  Onların davranışlarına , duruşlarına en çok yakışan sözcükler, asil, içten, sevimli, şirin, yaramaz, gururlu diye uzar gider. Birbirlerinden çok farklı karakterde olduklarından içlerinde arsız olanlar da yok değil hani. Bizim Nazmiş gibi. Kapıdan kovsan balkondan çıkar gelir.Yine de insanın arsızından iyidir onların arsızlığı.  Çok tatlıdırlar çoook..  İllaki, cins ya da çok güzel, renkli gözlü uzun tüylü olmaları gerekmez. Çünkü her kedinin cezbedici tarafları vardır. Sokaktan alınanlar bile eve müthiş uyumlu, harika dostlar olabilirler. Bakınız: Jane  ve Colette.
 Jane'im


Colette'im

Onları sevmek öyle sağaltıcı, öyle doyumsuz bir duygu ki,  bir kez hayatınıza  girdilerse hiç onlarsız  olamayacağınızı düşünürsünüz. Şu an bile biri minderinde kıvrılmış uyuklarken  diğeri dizlerime tırmanmaya çalışıyor  ve onları sevmeye doyamıyorum.
Biber'im

Anlayacağınız o mırıldanmalardan, miyavlardan uzak kalmama olanak yok. Bir anlamda hiç büyümeyecek çocuklarım var.  Çünkü düzenli doyurup, temizlikleri ile, aşıları ve Tanrı korusun  sağlık sorunları ile  uğraşacağım ömrüm oldukça. Hem yalnız evimi paylaştıklarım için değil, tesadüflerle karşılaştıklarım ya da yanımda yakınımda bulundukları için, yardıma ve bakıma muhtaç olanlarla da ilgileneceğim. Bu hep böyle oldu, böyle olacak..

 Pofuduk ve Yavruları

 Bütçemi denkleştirmek için kıvranırken  onların payı  hep dokunulmaz olacak. Olası sürprizlere hep hazırlıklı olacağım.

Ellerimde, kollarımda hatta yüzümde hasta bir sokak kedisinin neden olduğu  çizikler hep olacak.

Nazmiş(Geçen yıl bu günlerde zehirlemişlerdi, evde özel bakıma aldım, bu sırada bana çok tırmık attı:)

   Soğuk gecelerde  içim titreyecek, dışarıdakiler için. Ha, bir de evdeki tampon görevim  hep sürecek; yaramaz  çocuklarını korumaya alan anneler gibi. Suçlarını gizlemek için ne lazımsa yapacağım, evde huzur olsun diye. Tüm bunlara eyvallah!  Çünkü ben iflah olmaz bir kedi aşığıyım. Ne edeyim, benim sevgim  sınır, kural tanımıyor. Umarım sizlerin de yüreciğinizde bu sevgiye yer vardır. Çünkü ben bu sevgiyi  tanımayanlar için üzülüyorum.


5 Aralık 2017 Salı

Fırında Karnıbaharlı Havuçlu Somon

Çoktandır şöyle keyifli bir Begonvilli Ev  yemeği tarifi paylaşmadığımı fark ettim. Keyifli  diyorum; yapması kolay, içeriği zengin ve lezzeti de oldukça  güzel. Bugün pişirdim; haydi buyurun...


Minik parçalara  ayırdığım orta boy karnıbaharı ve küp küp doğradığım havuçları  buharda yarım saat pişirdim. Derince bir sos kabında üç yumurta, bir kahve fincanı  sıvı yağ, bir kaşık yoğurt, bir tepeleme çorba kaşığı dolusu un, tuz, karabiberden oluşan sos hazırlayıp rendelenmiş kaşar  ekledim. Buharda pişirdiğim sebzeleri  sosla  harmanladım. Lezzet versin diye bir  tutam biberiye de ekledim.  Bu tamamen  size kalmış.


Somonların  sadece bir  tarafını tavada çok az sıvı yağda bir kaç dakika  pişirdim.


Kızaran taraf üste gelecek şekilde  fırın kabına aldım.


Sosla karıştırdığım sebzeleri  balıkların üzerine yayıp, üzerine bir dilim bayat ekmeği kırıntı haline getirerek serptim. Bu  hoş bir kıtırlık veriyor. En üste biraz daha rendelenmiş kaşar ekleyip çok az zeytinyağı serpiştirdim.



200 derecede üstü kızarıncaya dek pişirdim.



Bu arada salatamız  hazırlandı.









 Denerseniz Afiyetler Olsun!