Onlar her sabah benim yolumu gözlüyorlar. Her birinin karakteri farklı. Utangaçı, kavgacısı, korkağı, sevdireni, sevdirmeyeni ne ararsanız var. Örneğin bu iri siyah kedicik içlerinde en korkağı. Görüntüsünün tam tersi çok alıngan ve ürkek. Duygusal kediciğimi bir başka seviyorum.:)
Bunlar da duvarda bekleyen koro kedilerim. Aslında sekiz taneler. Beni uzaktan görünce konser başlıyor, mama faslına geçinceye kadar sürüyor.
Bu korku ve savunma pozisyonunun nedeni var; bakın kim geliyormuş?
Ona da mama verdim ama yemedi nedense. Yüzündeki mutsuz ifadeyi görüyor musunuz?
Bunlar da okulun yanındaki çöp konteynerı grubu.
Mamalarını yerken sık sık etrafı kollamaları, her an birileri tarafından taşla ya da tekme ile kovulacakları korkusunun sonucu..
Bir sokak ötede bir grup kedicik daha var beni bekleyen ama onları görüntüleyemedim. Çünkü zaman ilerledi ve etraf kalabalıklaştı. Dikkat çekmek istemiyoruz. İşte böyle, her sabah bu ritüel yineleniyor.
Onların yaşam alanlarını yok ettik. Bahçeli evleri yıkılıp yerlerine etrafı betonla çevrili ucube apartmanlar yapıldı. Üstelik onların varlığından rahatsız olup uzaklaştırmak hatta yok etmek için ne lazımsa yapıldı. Onların da yaşama hakkı olduğunu düşünen duyarlı insanlar ise pek onaylanmıyor ne yazık ki.. Bu canlar, açlıkları ile hastalıkları ile yaşam mücadelesi verirlerken hiç olmazsa ilgilenen insanlara tepki gösterilmesin.
22 Ekim 2010 Cuma
18 Ekim 2010 Pazartesi
Tığ İşi Battaniye / Crochet Blanket
Başladığımda hiç bitmeyecek gibiydi.
Sık sık ne kadar ördüğüme bakıyordum, Jane de gelip '' hadi bitir artık'' der gibi poz veriyordu.
Ve işte mutlu son .
Sık sık ne kadar ördüğüme bakıyordum, Jane de gelip '' hadi bitir artık'' der gibi poz veriyordu.
Ve işte mutlu son .
Etiketler:
Dekorasyon,
Elişleri,
Hobilerim,
Ürettiklerimden
17 Ekim 2010 Pazar
Ev Dekorasyonunda En Çok Yapılan Yanlışlar
Pek çoğumuz evimizi dekore ederken ya da eşyalarımızı yenilerken profesyonel bir yardım alma olanağına sahip değiliz. Gördüğüm kadarı ile ülkemizde dekoratörler ve iç mimarlar üst gelir düzeyindeki insanlara bir de otel vb işletmelere hizmet veriyorlar. Bu işin uzmanı olmasak da bazı noktalara dikkat ederek rahat, zevkli ve huzurlu bir ev dekorasyonu oluşturabiliriz.
Evimiz bizim en özel yaşama alanımız. En çok rahat etmemiz gereken, bizi mutlu eden ortamlar olmalarını hepimiz isteriz ama bazen öyle yanlış seçimler yaparız ki, hem rahat olmayan hem de gözümüzü yoran bir ev olur onca emeğimizin, harcamamızın sonucu.
Benim gördüğüm en sık yapılan yanlışlardan söz etmek istiyorum;
En çok rastladığım, tarz karmaşası durumu. Yani eski ile yeniyi, klasikle moderni anlamsız biçimde karıştırma. Bunu daha çok eski eşyasını elden çıkarmaya kıyamayan insanlarda görüyorum. Yeni alınan mobilya ya da mefruşat öncekileri tamamlamayacak bir tarzda oluyor. Ortaya uyumsuzluklar çıkıyor. Kısacası tarzınızı belirlemeli, eklemeleri yaparken ya daha öncekileri elden çıkarmayı göze almalı , ya da yenileri, öncekilere uygun seçmeye çalışmalıyız. Örneğin klasik mobilyalarla modern perdeler (ya da tersi) uyum sağlamaz.
Renklerde tamamlayıcılık ve bütünlük olmalı. Renk karmaşası en çok yapılan yanlışlardan biri.
Tek düzelik de, sık rastlanılan bir hata. Bunu önlemenin yolu desenli ve düzü yerinde kullanabilme..Örneğin desenli halılar, düz renk mobilyalarla tamamlanmalı. Ya da tersi, mobilya kumaşları desenli ise halılar düz olmalı. Desenli halı ile birlikte, desenli mobilya göz yorucu ve zevksizlik örneği olur. Tümünün düz olması ise tek düzelik ve ruhsuzluk getirir ortama..
Bu üç halı da yukarıdaki oturma grubuna uygun, tekdüzelikten uzak seçimler.
Evimizi dekore ederken en çok yaptığımız yanlışlardan biri de abartılı ve fazla doldurulmuş odalar. Biblolar, gereksiz sehpalar, resimler...
Bu bir kolaj. Müthiş görünse de , böyle bir odada yaşadığınızı düşünün ; hiç pratik değil ve gerçekten çok yorucu.
Evimiz bizim en özel yaşama alanımız. En çok rahat etmemiz gereken, bizi mutlu eden ortamlar olmalarını hepimiz isteriz ama bazen öyle yanlış seçimler yaparız ki, hem rahat olmayan hem de gözümüzü yoran bir ev olur onca emeğimizin, harcamamızın sonucu.
Benim gördüğüm en sık yapılan yanlışlardan söz etmek istiyorum;
En çok rastladığım, tarz karmaşası durumu. Yani eski ile yeniyi, klasikle moderni anlamsız biçimde karıştırma. Bunu daha çok eski eşyasını elden çıkarmaya kıyamayan insanlarda görüyorum. Yeni alınan mobilya ya da mefruşat öncekileri tamamlamayacak bir tarzda oluyor. Ortaya uyumsuzluklar çıkıyor. Kısacası tarzınızı belirlemeli, eklemeleri yaparken ya daha öncekileri elden çıkarmayı göze almalı , ya da yenileri, öncekilere uygun seçmeye çalışmalıyız. Örneğin klasik mobilyalarla modern perdeler (ya da tersi) uyum sağlamaz.
Renklerde tamamlayıcılık ve bütünlük olmalı. Renk karmaşası en çok yapılan yanlışlardan biri.
Tek düzelik de, sık rastlanılan bir hata. Bunu önlemenin yolu desenli ve düzü yerinde kullanabilme..Örneğin desenli halılar, düz renk mobilyalarla tamamlanmalı. Ya da tersi, mobilya kumaşları desenli ise halılar düz olmalı. Desenli halı ile birlikte, desenli mobilya göz yorucu ve zevksizlik örneği olur. Tümünün düz olması ise tek düzelik ve ruhsuzluk getirir ortama..
Bu üç halı da yukarıdaki oturma grubuna uygun, tekdüzelikten uzak seçimler.
Evimizi dekore ederken en çok yaptığımız yanlışlardan biri de abartılı ve fazla doldurulmuş odalar. Biblolar, gereksiz sehpalar, resimler...
Bu bir kolaj. Müthiş görünse de , böyle bir odada yaşadığınızı düşünün ; hiç pratik değil ve gerçekten çok yorucu.
Bu konuda abartıya kaçarsak başımıza öyle bir iş açılır ki, hem ruhumuz daralır, hem de temizlik ve bakımları bizi çok yorar. Beni en çok rahatsız edenler imitasyon çiçekler. Aşırı derecede antipati duyuyorum onlara. Hatta boyanmış bir konserve kutusuna dikilmiş sardunyayı en pahalı yapay çiçeğe tercih ediyorum.
Etiketler:
Dekorasyon
12 Ekim 2010 Salı
Bu Vahşete '' Dur ! '' Demeliyiz
Tv'de izlediğim zaman dehşet içinde kaldım. İzmir'de sokak kedisini tekmeleye tekmeleye öldürmüşler.
Videosunu da buldum ama içim buraya koymaya elvermedi.
Bunu yapanlar insan kılığında dolaşan yaratıklar. Yaptıkları üç beş kuruş para cezası ile geçiştirilecek, suça ve şiddete eğilimli insanlar da ders almayacaklar. Çünkü mevcut yasalara göre hayvanlara yapılan işkencenin cezası çok yetersiz.
Lütfen Bir İmza da siz atın.
Bu konuyu yalnızca, ''yapan cezasını çekmeli'' olarak da düşünmüyorum. Elbette suç olduğuna göre ceza da olmalı ama işin bir de sosyal boyutu var. Böylesine şiddete eğilimli, işkenceden zevk alan gençler, çocuklar nasıl bu hale geliyorlar? Hangi modeller etkili oluyor da bu derece canavarlaşabiliyorlar?
Bu çocuklar nasıl anne babalarca yetiştiriliyorlar? Eğitim sistemimizde defoları onarıcı gerçekten etkili yöntemler neden yok? Sadece kızıp cezalandırmakla sorunu çözebilir miyiz? İşte asıl bu konularda kafa yorup gereken önlemler alınmalı.
İnsana ya da hayvana yapılması çok da farketmiyor. Çünkü bu davranışlar kişilik bozukluğunun sonuçları. İnsana da rahatlıkla yapıldığını görüyoruz.
Etiketler:
Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları
Evde Köpek Var !
Daha önce kedili evlerden örnek fotoğraflar paylaşmıştım. Bunlar da köpekli evler:
Bunlar da köpekcikleri çok sevenler için:)
Bunlar da köpekcikleri çok sevenler için:)
11 Ekim 2010 Pazartesi
Julie And Julia
Dün gece ilk kez blog dünyası ile ilintili bir film izledim. Filmin odak noktası Fransız Mutfağı. Yani hem yemek pişirmeyi ve yemeyi sevenlere, hem de bloggerlere ilham verecek bir film.
Meryl Streep ve Amy Adams’ın oynadığı “Julie & Julia” gözlere, ve gönüllere hitap ediyor. Fransız yemeklerinin başrolde olduğu sahneler, bunları pişirme ve tatma isteği uyandırıyor. Bu filmi izledikten sonra hiç olmazsa bir tarif denememek imkansız.
Filmdeki her iki kadın kahraman da gerçek yaşamdan alınmış karakterler. Julie Powel otuzuna adım atmış, sevdiği bir eşe rağmen, sıkıcı ve sıradan yaşamı olan bir genç kadın. Yaşamına anlam katacak bir uğraşı arayışında iken çocukluğundan beri hayranı olduğu , yemek kitabı yazarı Julia Chıld’ın tariflerini belli bir süre içinde deneyip , açtığı blog sayfasında okurları ile paylaşmaya başlıyor. Başlangıçta, hepimizin yaşadığı durumlar; ilgisizlik, okunmama, izlenmeme, farkedilmeme..Hatta eşi ile dertleşirken söylediği bir söz var; ‘’Sanki yazılarımı ve emeğimi kocaman bir boşluğa atıyorum’’ diyor. Blog yazarı olarak bu duyguyu yaşadığımız olmuştur. Sonrası çok iyi gelişiyor. İzleyiciler, yorumcular, hatta ilgilenen yayınevleri Julie’nin dünyasını değiştiriyorlar.

Amy AdamsFilmi izledikten sonra internetten bir Julia Chıld tarifi bulmak ve pişirmek isteyeceksiniz. Haydi kolay gelsin..
Etiketler:
Sinema
9 Ekim 2010 Cumartesi
47.Altın Portakal Film Festivali (09-14 Ekim 2010)
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle, Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın organize edeceği 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 09 – 14 Ekim 2010 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşuyor.
Altın Portakal, uygulamadaki aksamaları ve başarıları ile, sinema dünyasında neden olduğu kırgınlıkları, aldığı eleştirileri ve övgüleri ile kısacası eğrisiyle, doğrusuyla Türk Sineması'nın yüzakı etkinliklerden biri.
Basından izlediğim kadarı ile bu yıl da bir krizle başladı, Boşnak asıllı Sırp yönetmen Emir Kustirica'nın katılımı tartışmaların nedeni. Öte yandan belediyesi CHP' de olan Antalya'da düzenlenen Altın Portakal'a katılacağı için protesto edilen yönetmenin dört ay önce belediyesi AKP'de olan Bursa'daki festivalde krallar gibi karşılandığını biliyoruz. Şimdi sormak lazım, Kusturica'nın Sırp kimliği şimdi mi aklınıza geldi?
Son olarak Kültür ve Turizm Bakanı festivale katılmayacağını açıklamış. Kustarica ise şu an şehrimize gelmiş bulunuyor.
Öyle görünüyor ki bu yıl festivale katılan film ve sanatçılardan çok politik tartışmalar gündemde olacak. Oysa biraz festival filmlerinden söz etmek istiyordum. Artık bir sonraki yazımızda...
Altın Portakal, uygulamadaki aksamaları ve başarıları ile, sinema dünyasında neden olduğu kırgınlıkları, aldığı eleştirileri ve övgüleri ile kısacası eğrisiyle, doğrusuyla Türk Sineması'nın yüzakı etkinliklerden biri.
Basından izlediğim kadarı ile bu yıl da bir krizle başladı, Boşnak asıllı Sırp yönetmen Emir Kustirica'nın katılımı tartışmaların nedeni. Öte yandan belediyesi CHP' de olan Antalya'da düzenlenen Altın Portakal'a katılacağı için protesto edilen yönetmenin dört ay önce belediyesi AKP'de olan Bursa'daki festivalde krallar gibi karşılandığını biliyoruz. Şimdi sormak lazım, Kusturica'nın Sırp kimliği şimdi mi aklınıza geldi?
Son olarak Kültür ve Turizm Bakanı festivale katılmayacağını açıklamış. Kustarica ise şu an şehrimize gelmiş bulunuyor.
Öyle görünüyor ki bu yıl festivale katılan film ve sanatçılardan çok politik tartışmalar gündemde olacak. Oysa biraz festival filmlerinden söz etmek istiyordum. Artık bir sonraki yazımızda...
Etiketler:
Kültür ve Sanat Etkinlikleri,
Sinema
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















İşte gerçek Julıa Chıld
