21 Kasım 2014 Cuma

Begonvilli Ev'de Kış Halleri

Kışa adım adım yaklaşırken Begonvilli Ev'de farklı telaşlar yaşanıyor. Örneğin sık sık elektrik kesilmeleri nedeni ile kalorifere alternatif olarak bir soba kuruldu. Akşamları sobayı yakıyoruz, kızların minderlerine kurulup soba keyfi yapmaları görülmeye değer.
 



Yaz boyunca bahçede ya da terasta çay keyfi olmazsa olmazımızdı. Artık soba başında çay içmeyi seviyoruz.
Susamlı, tuzlu çıtır kurabiyenin tarifi kandil simidi tarifi ile aynı. Yalnızca şekli farklı.


Bahçemizde en güzel gelişen bitkilerden biri de kasımpatılar oldu. Bakın nasıldılar ve şimdi nasıllar:



 


Sukulentin farklı bir türü balkonumda çiçek açtı.  Çiçekleri de yaprakları da çok zarif.



Bu minik güller bahçemden. Bodur gül diye adlandırılıyor.




Eşim okurken sık sık beğenilerini belirttiği için o bitirir bitirmez başladım. Gerçekten de güzel kotarılmış, belgesel tadında, zaman zaman da yürek burkan bir yapıt. Kaleminize ve yüreğinize sağlık Gürsel Bey!
 



Begonvilli Ev'den şimdilik bu kadar. Tüm dostlara sevgiler, selamlar..

16 Kasım 2014 Pazar

Safranlar

Sevgili ormanımın sürprizleri devam ediyor.
Yağmurdan sonra çeşit çeşit soğanlı bitkiler boy göstermeye başladılar. Patika yolun kenarlarında bu zarif çiçekleri görünce, önce ne olduklarını anlamadım. Çiğdem ya da zambak türü bir şeyler olduğunu düşündüm. Fotoğraflarını çektim ve araştırdım. Safran olduklarını öğrendim.
Safran bitkisini tanımak için (tık)


 




 
 
 
 

7 Kasım 2014 Cuma

Şimdi Lale, Sümbül ve Nergis Soğanlarını Dikmenin Tam Zamanı!


Aşırı yağışlardan ve fırtınadan sonra harap olan bahçemize yeniden el atmamız gerekiyordu. Bahçede beni en çok üzen, tomurcuklarla dolu kasımpatıların yerle bir olmasıydı. Begonvillerimiz de çok zarar gördüler. Yine de pes etmek yok! Canlı kalabilen bitkilerimizin bakımını yaptık. Yeni kasımpatı fideleri almak için gittiğim çiçek serasında artık geç olduğunu, şimdi soğanlı bitkilerin tam zamanı olduğunu öğrendim.

 ''Aman zamanını geçirmeyin!'' diye de  tembihlediler. Çünkü bu bitkilerin ilkbaharda çiçek açmaları için  soğanlarının  toprak altında soğuk  bir dönem geçirmeleri gerekiyormuş.









 Bu bilgiyi öğrenince hemen işe giriştim.

Önce sevdiğim renklerde lale, sümbül ve nergis soğanları aldım. Bir marketler zincirinde bunların uygun fiyatlı ve oldukça kaliteli olanları var.


Geçen yıl mevsimi geçince söküp garajda sakladığım soğanları da çıkardım.


Sonra bahçemde onları dikebileceğim yerleri kararlaştırdım. Soğanlı bitkiler yarı gölge  yerleri seviyorlarmış!  Bir de mis kokulu sümbülleri ve nergisleri bahçe katının verandasına yakın  dikmeyi uygun  gördüm. Güzel kokularını duymak için.

Renklerine göre gruplar yapmayı da ihmal etmedim. Sümbül ve nergis  soğanlarının bir kısmını onlara uygun saksılara dikmek için ayırdım. Uygun saksı, genişçe ve yayvan olanlar. Derin saksılarda güzel  görünmüyorlar.

Sonra da toprağı hazırladım. Hafif kumlu geçirgen ve gevşek toprak ideal olanı. Laleler için toprağı kabartıp biraz çiftlik gübresi ve torf karıştırmak gerekiyor. Saksılara da  aynı karışımı  doldurup paketlerin üzerindeki talimatlara  uygun olarak  diktim ve  suladım. Toprakları kuruyunca zaman zaman sulayıp diplerini  dikkatlice kabartacağım. Artık gerisi doğaya kalmış. Bakalım  bahçemde bu harika renkler ve kokular olacak mı?

5 Kasım 2014 Çarşamba

Sevgili Ormanımdan Bir Sürpriz Daha



Daha önceki yazılarımda, kızlarımla yaptığım orman yürüyüşlerimizde beni şaşırtan hoş sürprizlerden söz etmiş, fotoğraflarını paylaşmıştım.
Örneğin kuytu bir köşede bulduğum yabani karanfiller, enfes görünümlü kırmızı orman meyveleri, kokinalar ve vahşi orkideler gibi.  Bunları farklı zamanlarda, farklı köşelerde bulup görüntülemiştim.

Ancak bu seferki daha da şaşırtıcı oldu.  Çünkü hiç ummadığım bir bitkiyi ummadığım bir yerde  gördüm.

Bakın bu kocaman kayanın gözenekli dokusu kimlere ev sahipliği yapıyormuş?


Şimdi daha yakından bakalım:








 

Kaya parçasının üzerinde, daha önce çiçekçilerden ve yapı marketlerden satın aldığım sukulentlerin aynısını görünce ne kadar şaşırdığımı tahmin edersiniz.  Çünkü kayanın oyuklarında gözle görülür toprak bile yoktu. Kayanın sadece  doğu ve  kuzey doğusunda olduklarını gördüm. Işık ve ısı durumu ile ilgili olsa gerek.

Özenle ve dikkatle ulaşabildiğim üçünü aldım. Kökleri kopmadan çıktı. Bir saksıya diktim. Bir belgeselde bu tür ilginç bitkilerden örnek almanın onların korunmasına  katkıda bulunacağını  duymuştum.






Ertesi gün yani bu sabah biraz daha araştırmaya karar verdim. Belki farklı sukulentler  de vardır diye.. Ormanın kıyısında ve içinde benzer yapıda kayalar olduğunu gördüm. Ancak hiç birinde sukulentlere rastlamadım. Bazı eğrelti türleri, minik mantarlar vardı ama ilginçtir ki koca ormanda başka sukulentli kaya yoktu.



Ormandaki gözlem ve araştırmalarımız sürecek..





2 Kasım 2014 Pazar

Fırtına ve Yağmurdan Sonra

Çayımızın normale dönmüş hali

Yazılı ve görsel basından izlemiş olmalısınız. Burada, son yılların en fazla yağış alan günlerini yaşadık. Öyle ki, yağmurlar sele dönüştü. Aşırı yağışlara bir de fırtına ve hortum eşlik edince ilçe merkezinde ve yakın köylerde evler, iş yerleri, bahçeler, tarlalar çok zarar gördü. Kısacası yaşam bir süre felç oldu. Telefon ve internet ağları da etkilendi. Sık sık elektrik kesintileri oluyor. Şimdi bile sistem düzgün çalışmıyor. Bu nedenle yazamadım. Bir kaç gündür yağmur durdu. Hava yumuşadı. Yaşam yavaş yavaş normale dönmekte. Bakalım önümüzdeki günlerde ne olacak..

20 Ekim 2014 Pazartesi

Elveda Sonbahar

Gündüzler kısalmakta.

Ortalık daha bir kış.

Sevgili ormanım artık üşütüyor.

Kızlar bir kaç gecedir kulübelerinde uyumayı tercih ediyorlar. Tam olarak kışlıklar çıkarılmasa da çoraplar, hırkalar çıktı bir yerlerden. Doğanın muhteşem döngüsü sürerken;

''Sonbahardan anı olsun bu güzellikler'' diyerek bastım deklanşöre.


Bu enfes görünümlü orman meyvelerinden, evimizin yakınındaki ormanda bol bol var. Ancak büyük olasılıkla zehirliler. ''Yeme de seyret!'' diye buna denir. Göz alıcı kırmızı renkleri ile gerçek bir görsel şölen.





Sonbaharda en çok sevdiğim şeylerden biri de bal kabaklarıdır. Bizim bahçede uzunca formlu olanlardan vardı. Bu kabak, hafta sonunda konukları olduğumuz kuzenlerin bahçesinden.  Tadının da görünüşü kadar nefis  olacağını umuyorum.




Keyfi kaçmış güz güllerimiz.

Yine  de iyi dayandılar.



Sabah yürüyüşünde, savrulan yapraklardan bir kaçını alıp çantama atıverdim.



Palamut meyvelerini de çok seviyorum.. Onlardan da topladım bir kaç tane.


Güle güle sonbahar.. Mevsimlerin en hüzünlüsü ve en yüreğime dokunanı,  güle güle!

19 Ekim 2014 Pazar

Komşu Köylerde Hafta Sonu


Bu pazar, yakın köylerde yaşayan eşimin kuzenlerine davetliydik. Günün bir bölümünü bu sevimli evde ve güzel bahçesinde geçirdik.





Bahçedeki ağaçlar, meyveler, sebzeler ve çiçekler o kadar güzeldi ki...

 Kuzenlerin ve eşlerinin güler yüzleri, konuk severlikleri de eklenince  harika bir gün geçirdik.

















Öğleden sonra  diğer kuzenin köyüne  gitmek için bu yollardan geçtik.
Ve
biraz daha otantik olan ikinci köye ulaştık. Orada bol bol  hayvan görüp sevdik.  Bahçelerin tadını çıkardık.





Dalından  meyve toplama, ev yapımı enfes zeytin, reçel, peynir  gibi yiyeceklerin tadına bakma şansımız oldu. Kış gelmeden yinelemek dileği ile döndük. Umarım bir gün bu köylere yolunuz düşer.