23 Ocak 2014 Perşembe

Bloglardan Haber Var!

Blog dünyasının şekerlerinden deeptone kitap yazmış! Çok mutlu oldum.  Tebrikler Deep!  Henüz ben de almadım. İlk fırsatta  alacağım.

İncelemek ya da sipariş için bu linklere bakın lütfen.


http://www.kitappazarlama.com/prddet.php?pid=242632

Begonvilli Ev Halleri


Selam Dostlar,
İşte evin son hali.  Düne kadar o çok meraklısı olduğum düzenin kalıntıları vardı bu evde ama dün koptuk. Gördüğünüz gibi, bir istifçinin evi görünümünde.. Bu konuyu  daha önce detaylıca paylaşmıştım.(TIK)stokculuk-compulsive-hoarding.html Hala  toplanacak, paketlenecek çok  şey var. Ellerimdeki rahatsızlıktan dolayı seri  çalışamıyorum. Parmaklarım uyuşuyor.. Kesin kararlıyım, bundan böyle fazladan bir iğne bile olmayacak  Begonvilli Ev'de.

21 Ocak 2014 Salı

Mama desteği Kesildi:(

Fotoğraf alıntı ve neyse ki parktakiler bu durumda değiller ama oldukça açlar!

Sevgili dostlar, gider ayak, yani  büyük bir telaşın içinde iken  Ankara'daki patili dostu arkadaşımızdan bir mesaj aldım ve işi gücü bırakıp sizlere ulaştırmak istedim.
Biliyorum, bu tür  paylaşımlar sevilmiyor ama bunlar bizim  gerçeğimiz... Çok kısa ileteceğim;
Gelen üç dört paket mamadan sonra yine başa döndük. Parkta, soğukta, mama bekleyen canlar var.  Daha önceki duyurumuzda ilgilenen sevgili dostlara  yürekten teşekkürler. Önceki duyurumuzu görmemiş olabilirsiniz, ya da zamanınız, durumunuz uygun olmayabilir ama eğer şimdi uygunsanız,  ilginizi bekliyoruz..
(Tık)http://begonvilliev.blogspot.com.tr/2014/01/mama-yardmlarnz-icin-tesekkurler.html

20 Ocak 2014 Pazartesi

Veda Çiçekleri

Antalya'daki dostlara, komşulara veda zamanı geldi çattı. Daha önce kısaca söz etmiştim. Burayı çok sevmiştim ama site yaşamı bizim gibi patili dostları olanlara çok da uygun değildi. Yazları çok kalabalık oluyordu. Ayrıca çok yakına yapılan yeni seralar yüzünden git gide artan hava kirliliği, ses kirliliği ve kiracısı olduğum bu evin çok bakıma onarıma muhtaç olması bu kararı almamıza neden oldu. Artık kendi Begonvilli Ev'imize gitmenin zamanı gelmişti. Daha kırsalda, sakin, bağımsız ve doğal bir ortam minik patililerimiz ve bizim için daha iyi olacaktı. Üstelik tek evladımıza, gelinimize ve sevgili torunlarımıza daha yakın olacağız. Evet, burada özleyeceğim eski dostlarım ve bir kaç iyi komşum var. Dostluklar mesafelerle sınırlanamaz desem de üzüntü duyuyorum. Örneğin dün sevgili Nesime kucak dolusu çiçeklerle ve nemli gözlerle güle güle demeye geldi.







Sen bizim her zaman yakın dostumuz, sevgili kızımız olarak kalacaksın. Ayrıca Antalya Merkez'deki tüm akrabalarımı, arkadaşlarımı,  hayvan sever dostlarımı, özellikle Yasemin'i, Zuhal'i,  değerli veterinerimiz Murat'ı, sitedeki komşularımı çok ama çok özleyeceğim. Sık sık bizi ziyarete gelin olmaz mı...







17 Ocak 2014 Cuma

Hayvanlarınızı Çiftleştirirken İki Kere düşünün!

Hayvanınızı çiftleştirirken  iki kere düşünün! Evsiz kedileri kısırlaştırmak için çaba gösteren hayvan severleri eleştirmeden önce de öyle..

Facebook Kedigiller Topluluğundan aynen alınmıştır!

Hayvanınızı çiftleştirirken 2 kere düşünün !.. Evcil hayvanınızı çiftleştirmek istemenizin nedeni aşağıdakilerden biri mi ? 1- Bir tane yavrusunu kendim alacağım , geri kalanını dağıtırım ya da satarım .. 2- Sağlığı için mutlaka çiftleştirmem gerekiyormuş .. 3- Doğası gereği çiftleştiriyorum .. Bir kere anneliği yaşasın .. Lütfen maddeler hakkındaki bilgileri okuyun : 1- Bir hayvan çiftleştirme sonrası takribi 5-6 tane yavru doğurur .. Bu yavrulardan bir tanesini siz alırsınız .. Daha sonra geri kalanını arkadaşlarınıza , arkadaşlarınızın arkadaşlarına vs. dağıtırsınız .. Siz aldığınız yavruya ölene kadar en iyi şartlarda bakacak olabilirsiniz .. Peki diğer yavrular ..? O yavruları ömür boyu takip edemezsiniz .. Ya gezdirirken kaybederler ya sıkılıp sokağa atarlar ya götürüp barınağa terk ederler ya da isteyen birine yavruyu verirler .. Bu yavruların sonu genelde sahipsiz kalmak , sokakta çocukların elinde işkence çekmek , trafik kazası sonucu sakat kalmak , tecavüze uğramak , barınakta buz gibi taşlarda hayatta kalma mücadelesi vermek , ve ölmektir .. Bu kedilerin şanslı olanları hayvan severler tarafından kurtarılır ve sözleşme ile iyi yuvalara sahiplendirilir .. Ama ya görmediklerimiz ..? Onların kaderini yüklenmeye ve onların günahına girmeye hazır mısınız ..? Bir kedi için daha evinizde yer varsa neden yuva bekleyen sahipsiz yavrulardan bir tanesinin hayatını kurtarmıyorsunuz ..? Yavruları satmayı düşünüyorsanız ; onların ticaretini yapabileceğiniz bir eşya olmadığını unutmayın .. Hayvanlar Allah’ın can verdiği ve yarattığı , bizim gibi duyguları olan canlılardır ve kesinlikle satılamazlar .. 2- Sağlığı için çiftleştirmeniz gerektiği mi söylendi ..? Peki size hayvanınız için en sağlıklısının çiftleştirmeden kısırlaştırmak olduğu da söylendi mi ..? Kedinizi ya da köpeğinizi dişi ise adet döneminden önce , çiftleştirmeden kısırlaştırırsanız ölümcül ve riskli olan kanser gibi hastalıkları engellemiş olursunuz .. (Lütfen sayfa altında kısırlaştırma hakkında verilen bilgileri okuyun ..) Kedilerde kısırlaştırma yaşı kemik gelişimi tamamlandıktan sonradır .. ( 7 - 8 Aylık) 3- Hayvanlarda aile bağları yoktur .. Onlar için çiftleşmek hormonal ve içgüdüsel bir şeydir .. Eğer etik kavramları olsaydı kendi çocukları ya da akrabaları ile çiftleşmezlerdi .. Bu nedenle dişi bir kedi doğurmadığında , insanlar gibi keşke bir kere doğum yapsaymışım diye düşünmez ve pişman olmaz ve eksikliğini de hissetmez .. Tabii ki kısırlaştırırsanız adet de görmeyeceği için hormonları dengelenmiş olacaktır .. Doğa kısmına gelince ... Hangi köpek ya da kedi doğasına uygun yaşıyor ..? Sizce bu hayvanların doğasında buz gibi betonlar içinde , yemek ve su bulamadıkları sokaklarda dolaşmak , vızır vızır geçen araçların altında kalmak , insanlar tarafından dövülmek ve işkence görmek , barınaklarda hapis hayatı yaşamak vs. var mı ..? Maalesef hayvanların yüzde doksanı ya da belki daha fazlası bu şekilde yaşıyorlar.. Daha önce barınağı ziyaret etmediyseniz lütfen size en yakın ya da en çok ihtiyaç duyulan barınağa gidin .. Kısırlaştırmanın günah olduğunu düşünüyorsanız ; doğup da hayatları boyunca korku ile yaşamaları , kötü şartlar altında hayatta kalmaya çalışmaları , sebepsiz yere acı içinde ölmeleri günah değil mi..? Bu şartlarda yaşamalarındansa hiç doğmamaları daha iyi değil mi ..?

16 Ocak 2014 Perşembe

Badem'e Geçici Bir Yuva Arıyoruz!



Tam iki yıl önce Badem'in yürek burkan hikayesini sizlerle paylaşmıştım.Badem'in Yürek Burkan Hikayesi Burada

Ama sonradan yaşadıkları bunları aratacak şeylerdi. Badem, apartman komşularının baskısı ile geçici özel bir barınakta yaşadı. Orada dövüldüğü anlaşılınca  parkta bakılmaya çalışıldı. İki yıl boyunca çekmediği çile kalmadı. Parkta göz kulak olmaları için rica ettiğim lunapark işletmecileri dün aradı. Çok şikayet aldıklarını, park  yönetimi tarafından baskı  gördüklerini söylediler. Onu parka bırakmak zorunda kalan arkadaşım Yasemin  kısa bir süre önce anjiyo oldu ve evinde apartman komşularının baskısı altında üç köpeğe ve bir kaç kediye bakıyor. Hepsi de  yaşlı, hasta, bakıma  muhtaç hayvanlar. Dün onunla da konuştum. Evin bu durumunun sağlığı için son derece sakıncalı olduğunu söyledim ama bana  şu soruyu sordu:''Ne yapayım?''
Badem'i ben almayı çok  düşündüm ama yaşadığım sitede bir kaç  hayvana izin verilmiyor. Minik ve kedileri biliyorsunuz. Komşularımla çok iyi anlaştığım halde daha uzak olanlarca sırf baktığım  hayvanlar yüzünden sık sık hedef gösteriliyorum. Aslında burada mutlu olsak da  başta bu nedenle, bağımsız bir ev edinmek için çabaladım. Pek çok zorluğa  rağmen buraya bir buçuk saat uzaklıkta bir ev aldık. Daha doğrusu yasal işlemleri çözmeye çalışıyoruz. Çünkü bu ev  Alman bir çifte ait. Tam olarak süreyi bilemesem de  yakın bir zamanda  taşınacağız. İşte o zaman ilk işim Badem'i parktan almak olacak. Bu süre içerisinde Badem'e geçici bir yuva arıyoruz. Sevgili dostlar, korku ve panik içindeyim. Fazla kaygılandığım geceler ellerimdeki uyuşmalar artıyor. Badem parkta dövülüyor, istenmiyor. Ona biz taşınıncaya dek  sahip çıkacak bir aileden haber bekliyorum.

14 Ocak 2014 Salı

Mama Yardımlarınız İçin Teşekkürler




İstanbul'dan Ayşegül Hanım, Ankara'dan Selim Bey, Kerem Bey ve 
http://shingetsununpisilidukkani.blogspot.com  adresli blogun  yazarı,

Sizlere yürekten teşekkürler.

Bir kaç gün önce Ankara'dan bir dostun yardım isteyen sesini duydunuz. Bu kışta kıyamette, parkta, aç kalan köpeklere tek başına bakmaya çalışan genç bir  hanımın sıkılarak, üzülerek bana yansıttığı çaresizce seslenişini duyurmuştum size.

İşte bu dostlar ilgilenmişler ve aramışlar. İmkanları elverdiğince yardımlarını ulaştırmışlar. Ayşegül Hanım'ı tanıyorum. 

Hobi Pazarım adlı bloğun yazarı. http://hobipazarim.blogspot.com/2013/12/yatak-ortusu.html

Selim Bey'i ve Kerem Bey'i ise tanıyamadım.  Bize yazarlarsa kendilerini tanımaktan onur duyarım.
Her iki dosta da selam ve sevgiler bizden. Sokakta yaşam savaşı veren canlar adına...
Daha önceki  duyurumuzu görmemiş olanlar için çağrımızı yineliyelim:
glyasci@hotmail.com

Tel: 05438163402
Hadi, arayın lütfen. Küçük de olsa bir katkınız olursa seviniriz. Bebek köpekler de var mama bekleyen.
Emin olun yapacağınız  en küçük  yardım bile çok makbule geçecektir. Duyarlı yüreklerinize şimdiden teşekkürler..
Ayrıntılar burada:Ayrıntılar Burada(Tık)

Not: Bana mama yardımında bulunanların isimleri geldikçe alttaki listeye ekleyeceğim. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

Yukardakiler dışında:
Eda Pehlivan

13 Ocak 2014 Pazartesi

Minik ve Kediler

Yaşlı, huysuz ama bir o kadar da tatlı köpekcik Minik'in en güzel özelliği kedilerle olan dostluğu. ''Kedi(ler) ile köpek dost olur mu?'' diye merak edenler varsa:
Minik ve Jane

Minik ve Jane

Minik ve Jane

Minik ve bebekler

Minik ve Nazmiş

Minik ve İpek

Minik ve Jale

Minik ve Jale

Minik ve Biber

Minik ve Colette

Minik ve Biber


Minik ve Jane

Minik ve Nazmiş

Minik ve Jane

Minik ve Nazmiş

9 Ocak 2014 Perşembe

Yardımınıza İhtiyaç Var!

Bu soğuk kış günlerinde bir de açlık çekiyorlar!


Benim değerli hayvan sever dostlarım! Ankara'dan bir dost iletisi aldım;
Tıpkı sizler gibi, yüreği  onların sevgisi ile dolu ancak imkanları  kısıtlı bir hanım zor durumda olduğunu  söylüyor.
Yaklaşık 50 kadar sokak köpeğine ve kedisine bakmaya çalışan, gerekince tedavileri için çaba gösteren bu arkadaşımız mamasız  kaldığını anlatmak zorunda kalmış. Soğuk, sokaktaki diğer tehditler bir yana, o canların en büyük sıkıntısı olan açlık gerçekten de yürek burkan bir durum. Ne yazık ki ülkemizde  sokak hayvanları ile ilgili köklü ve insani çözümler üretilemediği için biz hayvanseverlere büyük işler düşüyor. Altından kalkabiliyor muyuz? Ne yazık ki ''Hayır''. Yine de elimizden geldiğince dayanışma içinde olmak, böyle sıkıntılarda bir parçacık da olsa katkıda bulunmak  bizlerin  görevi, öyle değil mi? Arkadaşımız  sadece mama desteği istiyor.  Kendisi ile iletişim kurup ayrıntıları öğrenebilirsiniz:

glyasci@hotmail.com

Tel: 05438163402
Hadi, arayın lütfen. Küçük de olsa bir katkınız olursa seviniriz. Bebek köpekler de var mama bekleyen.
Emin olun yapacağınız  en küçük  yardım bile çok makbule geçecektir. Duyarlı yüreklerinize şimdiden teşekkürler..

7 Ocak 2014 Salı

Hit the road Jack! Ray Charles

Yeni yetmelerin ''Ne eski moda kadınsın!'' demelerine aldırmadan nostalji sokaklarında yürümeye devam ediyorum:))
Bu kez konumuz müzik.
Ah ne güzel şarkıdır o!
'' Hit the road Jack!''
Sevgili Ray'in piyanosunun başında, yarışmaların  pek sevilen deyimi ile  notaları hissederek, yani şarkıyı yaşayıp yaşatarak söylediği ve dört zenci hatunun bülbüller gibi şakıdığı vokalleri ile hiç bıkmadan dinlediğim bu  güzel blues hep  en sevdiklerim listemde olacak.
Ray Charles zaten müzik severlerin gönlünde taht kurmuş biri. Görmeyen müzisyenlerin farklı bir duyarlılığı oluyor. Bu büyü enstürmanında ve sesinde var. Ray Charles hakkında (tık)

2003'deki son konserinde

Gelelim şarkıya; güçlü bir ritmi olan düet şarkının oldukça komik sözleri var. Terkedilen adamın sitemleri ve geri döndürme çabaları ve kadının yanıtları komik bir dille  şarkıya söz olmuş.
1961 yılında ritm ve blues kaydı dalında Grammy ödülü almış.  O günlerde  tüm zamanların en iyi 500 şarkısı  listesine de girmiş.
Bu keyifli şarkıyı birlikte dinleyelim:

6 Ocak 2014 Pazartesi

Stand by me (Benimle Kal)

Şarkıdan mı söz edeyim, filmden mi? Bilemiyorum...
Ah o film, elbette o şarkısız olamazdı..

Hadi 1986'ya gidelim. Film Stphen King'in ''Ceset'' adlı öyküsünden uyarlanmış bir gençlik filmi. Dolayısıyla sonradan  yıldız olan bir çok oyuncunun ilk gençlik dönemlerindeki hallerini görebilirsiniz bu filmde. Örneğin john Cusack, Kiefer Sutherland  gibi.
Ama....  biri var ki...  Erken göçüp giden River  Phoenix. Yetenekse yetenek, yakışıklılıksa yakışıklılık. ''Acaba yaşasaydı nerelere gelirdi, ah be hayat!!'' dedirtiyor..

http://tr.wikipedia.org/wiki/River_Phoenix

Neyse, kısaca filmden söz etmek istiyorum; bu film  son zamanlarda suyu çıkartılan gençlik aşklarından söz etmiyor. Baş rollerin  çocuklar tarafından kotarılmış  olmasından mıdır bilmem ama çocuk aşklarının sömürüldüğü vıcık filmlerden değil işte. Geriye kalan  yaşama dair her şeye bir güzel giydiriyor bu film. Ebeveyn ilişkilerinden arkadaşlığa, kötü alışkanlıklara, korkuya..  Hiç abartmadan, edebi ya da şiirsel olma kaygısı duymadan, o çocuksu  samimiyeti  hissettirebilen bir film.  Bu hüzünlü filmi izleyip de eski güzel, saf arkadaşlıkları anımsamamak olası değil.
Emeği geçenlere ve ve  E. King'in muhteşem parçasına saygı benden...

2 Ocak 2014 Perşembe

Begonvilli Ev Halleri

Bakın 2014'ün ilk günleri bizde nasıl geçiyor:

Dün esaslı bir temizlikten sonra bugün dinlenme günü desem de, inanmayın..

Yine de sizlerle  dinlenme anlarını paylaşacağım.
Bizim evde şömine yok ama dert değil. Odayı güzelce ısıttıktan sonra TV'de 429. kanal açılır. Orada  o kadar  güzel  müzikler var ki.. Hem de fonda bu harika şömine görüntüsü ile.  Fotoğrafta pek net görünmese de sanki odada gerçek bir şömine varmış gibi, kor halindeki odunların, kıpır kıpır alevlerin  görüntüsü içinizi ısıtıyor.
Müzikler ise gerçekten çok hoş.  Örneğin şu an  bayıldığım Tony Bennett Stranger in Paradise'i seslendiriyor.
Merak edenler için:http://www.youtube.com/watch?v=jzA8gwfJr9I

 Biz bu harika müzikleri dinlerken fırındaki elmalı ve kakaolu kekler kabarıyor. Kokusu da enfes doğrusu.
Kısaca tarif edeyim: 3 yumurta , 1 çay fincanı şeker, bir çay fincanı eritilmiş tereyağ ve  sıvı yağ karışımı, çırpma teli ile karıştırılır Diğer bir  kapta   1,5 bardak un, kabartma tozu, tarçın, kakao vanilya karışımı birlikte elenerek iyice karışmaları sağlanır. Sıvı karışımla birleştirilir, bir fincan iri dövülmüş fındık ve minik küpler halinde doğranmış  1 elma da eklenir ve  minik kek kağıtlarına paylaştırılır. 175 derecede pişirilir. Afiyet olsun!



Bu arada bizim  yumoşlardan uykucu olanı öyle ilginç yatma pozisyonları sergiliyor ki...


Yukarıdaki karede uykucu Yumoş'un kafası nerede dersiniz? Pembe burnunu görebildiyseniz tahmin edebilirsiniz:)

Bu da anne tarifi ile  pişirilen kabak tatlısı. Ben biraz koyu kıvamlı sevdiğim için tencerede  pişirilen  tatlı  fırında bir beş dakika koyulaştırılıyor.

Begonvilli Ev  halkını güldüren ama aslında içimizi acıtan karikatürlerden biri:

Ve son olarak  dostlara bir soru:
Sizce bu evin Begonvilli Ev olma olasılığı var mı? İçinize ne doğuyor?
Eğer olursa minik patililerimiz için çok iyi olacak. Şu an yaşadığımız site  yaşantısının bazı zorlukları var onlar için.
Tüm dostlara sevgiler, selamlar Begonvilli Ev'den..

31 Aralık 2013 Salı

Nice Mutlu Yıllara!


Yeni yılda tüm dileklerinizin gerçekleşsin. Yaşamınız güzelliklerle dolsun..

26 Aralık 2013 Perşembe

Çocuklar Mutlu Olmalı!


Her çocuk mutlu olmayı hak eder. Bu günlerde daha sık düşünür oldum onları, daha doğrusu geleceklerini.. Belki de her şeyden çok önemsememiz gereken sevgili varlıkları.

24 Aralık 2013 Salı

Bu Memleket Arpalık mı?


Arpalık deyimini bilenler çoktur. Bilmeyenler de bir zahmet  tıklayıp öğrensinler. http://tr.wikipedia.org/wiki/Arpal%C4%B1k_Maa%C5%9F%C4%B1  Başlangıçta iyi niyetle  bahşedilen bir ayrıcalık diyebiliriz ama çok suistimallere açık olduğu  zamanla zaten ortaya çıkmış. Haksız kazanç, başkalarının emeğini, yerini yurdunu  sömürme, hak etmediği halde gelir elde etme ortamlarını ve fırsatlarını  anlatan  bir sözcük olmuş.
Kısacası, Osmanlı'dan kalma bu uygulama tarihe gömülse de uzantıları kanserli tümör gibi memleketi sarmış  durumda. Makam ve yetki sahibi olan insanlar bu durumlarını eğer kişisel çıkarları için kullanmakta sakınca görmüyorlarsa, dahası yolsuzluklarla yakın bağlantıları varsa bu onların memleketi arpalık olarak görme  zihniyetleri ile yakından alakalı. Öyle inanmışlar ki yaptıklarının suç olmadığına, kendilerini savunma şekilleri, ''yüzsüzlüğün bu kadarı da olmaz!'' dedirtiyor.

20 Aralık 2013 Cuma

Bu şekerler de üşüyor!

Hadi bakalım, bir iki çile yün, bir çift şiş ile işe koyulun. En fazla iki günde bitireceğinize eminim. Keşke ben de örebilseydim..

18 Aralık 2013 Çarşamba

Bir Zamanlar Yerli Malları Haftası Kutlanırdı, Gerçek Anlamda


''Yerli malı, yurdun malı, her Türk onu kullanmalı!'' benzeri dizelerden oluşan şiirleri anımsayacaksınız.

12-18 Aralık günleri arasında, heyecanla, mutlulukla kutlanırdı. Daha sonra adı Tutum Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirilmişti.  Amaç yurdumun ürettiği eşsiz ürünlerin değerinin bilinmesi bilincini küçük yaşlarda aşılayabilmekti. Kendi emeğimizin karşılığını bularak değerlendirilmesi gerektiğini, ona buna muhtaç olmadan yaşamanın ancak böyle olabileceğini öğretmekti miniklere. Son zamanlarda  kutlanmaz olmuş. Kutlansa bile anlamını  yitirmiş.



Anneler  tatlı bir telaşla hazırlık yapardı. ''Bizim çocuk  Yerli Malı  Haftası'nı kutlayacakmış'' diye  bir koşu manava bakkala gidilirdi. Her zaman alınamayan muz, kestane bile alınır, mısırlar patlatılır, meyvesi ile, kuru yemişleri ile mis gibi anne  kurabiyesi ile  güzel bir paket hazırlanır ve ''arkadaşlarınla paylaş olur mu çocuğum!'' diye tembihler edilirdi. İlla yerli malı olsun diye titizlenmeye gerek yoktu zaten, her şey yüzde yüz  kendi ürünümüzdü. Maksat bu düzeni  sürdürebilmekti.. Sınıftaki kutlamada yenilir içilirken, yerli mallarımızın  ve yerli üretimin sadece bu ürünlerden ibaret olmadığı açıklanır, fabrikalarımızdan, madenlerimizden söz edilirdi. Öz kaynaklarımızın  titizlikle korunması gerektiği miniklere anlatılırdı. Bir de tutumlu  ve çalışkan olma  konusu vardı. Buna  dair  öyküler anlatılır, kıssadan hisseler çıkartılır, tutumlu olduğunu kanıtlamaya çalışan çocukların öyküleri ve örnek davranışları alkışlanırdı..

Son zamanlarda unutturulmaya çalışıldı ve bakın neler oldu: Rusya'dan buğday, Ukrayna'dan Mısır, İran'dan meyve, Fransa'dan arpa, Yunanistan'dan pamuk, Meksika'dan nohut alır olduk. Ta Amerikalardan fındık bile aldık. İspanya'dan, İtalya'dan bakla, ıspanak bakla geldi. Arjantin'den muz zaten  hiç yadırganmaz oldu. Tarımda  bunlar olurken  sanayide, Çin'e, ABD'ye, Azerbaycan'a muhtaç olduk. İthal et rezaletlerini de unutmayalım. Enerjide bile  dışarıya bağımlı hale geldik yıllardır. Ürünleri tek tek yazsam sayfa dolup taşacak. Oysa ki hepimiz biliyoruz ki, tüm  bu ürünler ülkemizde yetişiyor, sanayi ürünleri ise üretiliyordu.

Peki neler oldu da Türk parasının Türk  toprağında kalması  engellendi? Haydi hep birlikte düşünelim bunu..

11 Aralık 2013 Çarşamba

Begonvilli Ev'de Kış Halleri

Dün  kaldığımız yerden devam ediyoruz;
Biraz da ev hallerimizi anlatalım.

 Elimizin altında, battaniyelerimiz, eldivenlerimiz,
Sıcak su torbalarımız  hazır..
 Henüz yılbaşı hazırlığımız yok ama  bloglarda ve Pinterest'de çok cici yılbaşı dekorları görünce  özendim doğrusu. Biraz havaya girmek için  bu çerezlikleri ve mumları  aldım.



 İnekli fincanım kış için tasarlanmış. Sıcak içecekler  soğumuyor.

 Dışarıda bozulmaya yüz tutan çiçekleri birer birer pencere önüne alınca böyle minik bir botanik bahçem oldu.


Her yıl bir hevesle  yılbaşı dekoruna çok yakıştırdığım Atatürk çiçeği alırım. Ne yazık ki hep kururlar. Bu güzel çiçekler komşumun bahçesindeler. Bunları görünce bir özendim ki sormayın. 

Bu minnoşlar var ya; Pofuduk'un yavrularından ikisi. Ne yapıp edip dalıyorlar içeriye. Diğerleri hazırladığım  kedi evlerindeler. Şimdi bunlar torpilli mi? diyeceksiniz. Değiller aslında,  sadece fazla açıkgözler.. Keşke  tümünü alabilsem... 

Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar tüm dostlara..