13 Ekim 2009 Salı

Sonbaharımı Taçlandıran Gezi / Küçükkuyu ve Kaz Dağları


Sonbaharın en güzel günlerinde kısa da olsa güzel bir tatil yapma şansım oldu. Kuzeybatı'da Ege'nin başladığı yer olarak bilinen Çanakkale'nin Küçükkuyu Beldesi'ni ve çevresini gezip gördüm. Harika havasını kokladım, gün doğumlarını, gün batımlarını izleyip doğa ile iç içe yürüyüşler yaptım. Dünyanın en lezzetli zeytin yağı ile yapılmış yemeklerini tadıp köylerdeki taş evlerin mimarisine hayran kaldım. Cana yakın insanları ile sohbetler ettim. Anlatılacak çok şey var ama görmeyenler için en iyisi oraları gezip görmek. Özellikle büyük ve kalabalık kentlerde yaşayanlar için çok ideal bir dinlenme yeri.




Küçükkuyu'da deniz


Küçükkuyu'da gördüğüm hayvan dostlarımız..Belirtmeden geçemeyeceğim; sayıları çok fazla. Yani sokaklar, özellikle sahil kedi köpek dolu. Çoğu da aç ve deli gibi yiyecek arıyorlar. Bir çoğu ana yola çıkıp eziliyor ve ne yazık ki, yazın bakılıp sezon sonunda terkedilme durumu burada çok görülen bir durummuş. İçim sızladı ve yaşadığım tek olumsuzluk bu hayvancıkları bu durumda görmek oldu..





Güneşin doğuşu

Ve gün batımları


Anlaşılan denize hayran kalan yalnız ben değilmişim:)


Zeytinler ve zeytinlikler
Doğa ile iç içe uzun yürüyüşler yapmak için ideal bir yer Küçükkuyu
Çetmi'ye gitmek için tırmandığımız dağ yolu.

Kaz Dağları'nın harikulade florası






Muhteşem Çetmi evleri.






Yeşilyurt(Eski adı Çetmi) Köyü'nde Han Cafe'ye rastlamak hoş bir sürpriz oldu. Öğle saatlerinde acıkınca nefis otlu böreklerini yemek ve o hoş ortamda dinlenmek güzeldi.İşletmenin zarif sahibesi Saniye Hanım'a teşekkürler..



Belki tüm bu güzellikleri evime taşıyamadım ama, nefis kekiğini, zeytinyağını, yöresel peynirlerini, zeytinyağını, eriştesini, kurutulmuş domateslerini ve unutulmaz anılarımı getirdim.

En güzeli de orada sevdiğim insanlarla birlikte olmamdı. Bana bu güzellikleri yaşatan sevgili dostlara yürekten teşekkürler.

3 Ekim 2009 Cumartesi

Son Okuduklarımdan / Edebiyat ve Patates Turtası Derneği / Annie Barrows, Mary Ann Shaffer




Elizabeth Gilbert'in kitap hakkında yazdıklarını okuyunca, ben de bu kitabı okumaya karar verdim. Okuyunca da pişman olmadım. Bakın ne demiş Elizabeth;

''En son ne zaman böylesine zekice yazılmış, bu kadar keyifli bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Her şey o kadar gerçek ki, kurgu bir roman okumakta olduğumu unuttum. Karakterler öyle harika çizilmiş ki hepsini arkadaşlarım ya da komşularım sandım. Ne olur bu kitabı kendinizden esirgemeyin. Ben herkesin mutlaka okumasını tavsiye ediyorum.”
Elizabeth Gilbert(Ye Dua Et, Sev'in yazarı)

Kitapta anlatılanlara gelince;

Yıl 1946 , yer Londra ve henüz İkinci Dünya Savaşı travması atlatılmaya çalışılıyor. Yazar Juliet Ashton yeni kitabı için konu bulma arayışındadır. Juliet hiç karşılaşmadığı bir adamla tesadüfen mektup arkadaşı olur.(Ayrıntıları kitabı okuyunca öğreneceksiniz)

Juliet yeni mektup arkadaşı ile yazışırken kendini Guernsey Edebiyat ve Patates Turtası Derneği'nin üyeleri içinde bulur. Çünkü mektup arkadaşının en yakın dostları bu grubun üyeleridir. Almanlardan korunmak amacı ile kurulmuş bu derneğin üyelerinin her birinin ilgi çekici bir hayat öyküsü vardır. Juliet bu kez derneğin etkileyici, sevgi dolu üyeleriyle mektuplaşmaya başlar. Kimi çiftçi, kimi frenolog kimi edebiyat sever olan bu insanların mektupları Juliet'e bambaşka bir dünyanın kapılarını açacak, dinlediği öyküler belki de yaşamını tamamen değiştirecektir.

Keyifli okumalar..